2001'in meyvelerini son krizle topladık

Yapı Kredi Genel Müdürü Açıkalın, 2008'deki krizi sorunsuz atlatan Türk bankacılığının krizi en iyi yönetenlerden biri olarak öne çıktığını söyledi

Açıkalın, bankacılık sisteminde gelinen noktanın daha iyi anlaşılabilmesi için 1980'lerden bu yana değişimin yakından bilinmesinin önem taşıdığını belirtiyor. 80'li yılların finansal serbestleşme çabalarına sahne olunan yıllar olduğunu söyleyen Açıkalın, bu dönemde birbiriyle rekabet eden kurumların faaliyet gösterdiği kurumsal bir yapının oluşturulmasından çok yeni finansal piyasaların kurulması ve yeni enstrümanların kullanıma sunulmasına odaklandığına dikkat çekiyor. Bu stratejinin finansal sistemde bankaların ağırlığını daha da arttırdığını düşünen Açıkalın "TL'nin konvertibl hale dönüştürülmesi, sermaye hareketlerindeki kısıtlamaların kaldırılması, teknolojik gelişmelerin yakından takip edilip hızla uygulamaya geçilmesi, yabancı bankaların piyasaya girişleri, Türk bankacılık sisteminin aracılık işlevinde 1990'a dek oldukça önemli bir etki yarattı" diyor. Açıkalına göre 1990'lı yıllar Türk bankacılık sisteminde problemlerin birikerek büyüdüğü bir dönem. Bu sürecin bir sonucu olarak bankacılık sektöründe yapısal zayıflıklarla karşı karşıya kalındı. Açıkalın bu zayıflıkları şöyle sıralıyor: "Özkaynak yetersizliği, küçük ölçekli ve parçalı bankacılık yapısı, rekabeti bozucu etkiler yaratan yüksek kamu bankalarının ağırlığı, düşük aktif kalitesi, piyasa risklerine aşırı duyarlılık, yetersiz risk yönetimi ve saydamlık eksikliği..." Açıkalın'a göre Kasım 2000 ve Şubat 2001 krizleri bankacılık sisteminde düzenleyici ve denetliyici otoriteye odaklanılmasını sağladı. Açıkalın, "Kasım 2000 krizinde likidite ve ödemeler risklerinin, daha ağır etkiler yaratan Şubat 2001 krizinde ise kur ve kredi risklerini realize eden sistem, ciddi bir yeniden yapılanma süreci içine girdi" diyor bankacılık sektörünün her bölümünde bu sürecin işlediğine dikkat çekiyor. Kamu bankalarının finansal ve operasyonel açıdan yeniden yapılandırılması tamamlanarak özelleştirme çabaları başlatıldığını, TMSF bünyesindeki bankaların çözümlenmesinin yanında yaşanan krizlerden olumsuz yönde etkilenen özel bankaların da sağlıklı bir yapıya kavuşturulmasının sağlandığını söyleyen Açıkalın, 2000'li yıllarda sektörün daha etkin ve rekabetçi yapıya sokan düzenlemelerin yapıldığına işaret ediyor. 2008 ortalarında başlayan tüm dünyada olduğu gibi Türkiye'nin de yakından hissettiği küresel krizde Türk bankacılık sektörünün iyi bir tablo çizdiğini düşünen Açıkalın "Özellikle yapısal zayıflıklarını 2001 krizinden sonra gideren bankacılık sektörü, o dönemden bu yana basiretli bankacılık prensiplerinden ayrılmamasının meyvelerini topladı. Bilançosunda sorunlu finansal varlıklar barındırmayan Türk bankaları, güçlü sermaye yapısı ve likidite pozisyonu ile yaşadığı sorunlara karşın krizi en iyi yöneten finansal sektörlerden biri olarak öne çıktı" diyor. 1944'te Türkiye'nin ulusal çaptaki ilk özel bankası olarak kurulan Yapı Kredi Bankası'yla ilgili de Açıkalın, özellikle son 25 yılda gerçekleştirdiği ilklere bakıldığında aslında bir anlamda sektörün bugününü şekillendiren kilometre taşlarını da görülebileceğini söylüyor. Açıkalın, Yapı Kredi'nin sektördeki ilklerini şöyle sıralıyor:
1967'de Türk bankacılık sektöründe ilk bilgisayarı kullanımı.
1984'te Türkiye'nin ilk online işlem yapıldı
1991'de ilk telefon bankacılığı...
1986'da uluslararası sermaye piyasalarında bono ve sertifikaları satılan ilk Türk bankası ünvanını elde etti.
Türk tüketicisini bireysel kredi, kredi kartları, hesap erişim kartları, para çekme makineleri ile tanıştırdı.
Kurumsal bankacılık hizmetlerini de 1985'te başlatan ilk banka. Türkiye'nin önemli çok şubeli bankalarından biri olan Yapı Kredi'nin bu yıl da 60 şube açmayı planladığını kaydeden Genel Müdür Faik Açıkalın, bankada 17 bini aşkın personel, 2009 sonu itibariyle 838 şubeleri olduğunu hatırlatıyor.

BİZE ULAŞIN