"Birçok ülke sizi model alıyor"

Dünya Ticaret Örgütü Başkanı Pascal Lamy, Sabah'ın 25'inci yılı için yazdı. Dünya Ticaret Örgütü Başkanı Lamy, Türkiye'nin ihracatının 25 yılda 13 kat artmasının ve ülkenin yaşadığı dönüşümün kazara olmadığını dile getirdi.

Türkiye ekonomisi son 25 yılda dikkate değer kazanımlar yaşadı. Son 20 yılda Türkiye'ye çok sayıda ziyaretler gerçekleştirdim. Bugün dünyanın en büyük 18'inci ekonomisinin meydana gelişinde yaşanan ekonomik dönüşümüne şahit oldum. Ticaret, bu dönüşümün içindeki itici güçlerin başında geliyor ve bu yüzden Türkiye'nin ticari faaliyetlerdeki büyük artış hızını elde etmesine hiçbir zaman şaşırmadım. Yakından takip ettiğim Türkiye'nin 1985 yılından bu yana ekonomik verimliliği 4 buçuk kat artarak, gayri safi yurtiçi hasılası 2009'da yaklaşık 700 milyar doları buldu. Aynı dönemde Türk ihracatının yaklaşık 13 kat artarak 102 milyar dolara çıktığına, ithalatın 12 kat daha arttığına tanık olduk. Son 10 yılda Türk ihracatı yılda ortalama yüzde 20 büyüyerek global pazarda önemli bir konum elde etti. Burada Türk girişimcilerin çabalarını da gözardı etmemek gerek. Türk girişimcilerin katma değerli ürünlere daha fazla
yönelmesi Türkiye'nin ihracat kompozisyonuna çok olumlu katkılarda bulundu. Dikkat çeken bir başka
nokta ise Türk ihracatına en fazla katkıyı sağlayan tekstil ve giyim endüstrisinin dış piyasadaki etkisi.
Bu sektörlerin ihracata verdiği canlılık gözardı edilemez boyutta.

PROFİLİNİZ YÜKSELDİ

Bugün,Türkiye'de lokomotif olarak misyon üstlenen en büyük ihracat sektörlerinin başında 40 milyar dolar ile makina ve ulaşım araçları, 18 milyar dolar ile otomotiv ürünleri, 17 milyar dolar ile demir ve çelik geliyor. 1985 yılında hizmet ihracatı 2.8 milyar doları bulurken, turizm, ulaşım ve finansal servislerdeki
muazzam kazanımlarla Türkiye, 2009'da 32 milyar dolarlık bir hizmet ihracatı gerçekleştirdi. Türkiye'nin
bu alandaki fırsat ve potansiyeli ileriki yıllarda çok daha verimli bir şekilde kullanacağına inanıyorum. Ticaretteki muazzam yükseliş, uluslararası ekonomik sahnede Türkiye'nin profilini de yükseltti ve ülkedeki yaşam standardının daha üst seviyelere çıkmasında lokomotif bir güç oldu. Bahsettiğim bu çarpıcı dönüşümlerin hiçbirisi kazara olmadı. 1980'lerin ortalarında, dönemin Başbakanı Turgut Özal, dünya ekonomisiyle entegrasyonu sağlayacak ticari açılımlar için bir dizi ekonomik reformlar
dizisi başlattı. Sonuçlar kendini hemen gösterdi ve ihracat hızla bir şekilde yükselmeye başladı. Küresel ekonomiye entegre olmak için ciddi adımlar atan Türkiye, doğrudan yabancı yatırımlar için de cazip bir merkez haline geldi. 1985'te doğrudan yabancı sermaye girişinin aşağı yukarı 70 milyon
doları bulduğu Türkiye'de 2007'ye gelindiğinde net sermaye akışı 22 milyar doları aştı. Bugün Türkiye, ekonomik büyüme ve kalkınmaya paralel olarak daha fazla yatırım ve teknoloji transferini de kendine doğru çekiyor. Türkiye'deki hızlı değişimin en güzel örneklerinden bir tanesi de 1985 yılında her 100 vatandaşa yalnızca 4.3 telefon hattı düşerken bugün nüfusunun üçte birinden fazla bir kesimin internet kullanıcısı olması ve bu konudaki başarılı alt yapı çalışmaları.
Türkiye, 1995'te kurulan Dünya Ticaret Örgütü'ne üye olan ülkelerin başında geliyor. Dünya Ticaret Örgütü (WTO), küresel ticaret sistemine entegrasyon konusunda Türkiye'yi desteklemiş ve ticaret alanının genişlemesinde güçlü bir platform sağlamıştır. Türkiye, WTO'nun bir üyesi olarak 21. yüzyılda ticaretin kurallarının belirlendiği ve küresel ticaretin konuşulduğu Doha Kalkınma Raund'u masasında önemli bir sandalyeye sahip. Türkiye, WTO'nun çözüm sistemine erişiminde önemli bir konumda bulunuyor ve ticari konularda kendi haklarını korumak için kendi yetkilerini elinde bulunduruyor.
Organizasyondaki lider ülkelerden bir tanesi olan Türkiye, yoksul üye ülkelere sağladığı destekle önemli
bir misyon da üstleniyor. Bunun en somut kanıtlarından bir tanesi Birleşmiş Milletler tarafından
2011'de az gelişmiş ülkeler için düzenlenecek olan konferansa Türkiye'nin ev sahipliği yapacak olması.
Türkiye bugün çok sayıda ülke tarafından model olarak alınıyor ve gelişimi yakından takip ediliyor.

ROTANIZDAN ŞAŞMADINIZ


Türkiye'nin son 25 yılda ekonomi alanında attığı adımlar hiçbir zaman tamamen düz ya da engelsiz olmadı. 1990'lar ve 2000'lerde resesyon ve ekonomik krizler yaşanmış olmasına rağmen bu engellerin hiçbiri Türkiye'yi belirlediği rotadan alıkoymadı. Türkiye'deki ekonomik gelişiminin küresel etkileri kadar Türk toplumu üzerindeki yansımalarını da rahatlıkla gözlemleyebiliyorum. Büyüme ve kalkınma yolunda atılan somut adımların hepsi, Türkiye'nin dünya ekonomisi ile bütünleşmede ne kadar doğru bir karar aldığının göstergesi. Üretim kapasitesi ve hızlı gelişimi ile birlikte Türkiye her geçen gün dünya ekonomisinde daha hayati bir rol üstleniyor. Gelecek 25 yılda daha güçlü bir Türkiye ve daha
güçlü bir Dünya Ticaret Örgütü dileğiyle...

BİZE ULAŞIN