Rekabet olmasa Mercedes fiyatına Murat 124'e binerdik

Dışa açılma ile birlikte rekabetin geliştiğini söyleyen Sanayi Bakanı Nihat Ergün, böylece daha kaliteli ürünün daha ucuza alındığını belirtti

Türkiye,1980'li yıllardan itibaren önemli bir değişim ve dönüşüm sürecine girerek, dışa açık rekabetçi bir ekonomi modeli benimsemiştir. Ülkemiz, kapalı bir modelle iktisadi gelişmenin olamayacağı gerçeğiyle 1980'li yıllarda tanışmıştır. Türkiye'nin seçtiği ve geri dönüşü olmayan bu yol, rekabetçi, dışa açık ve piyasa ekonomisi modelidir. Özellikle 1980`li yıllardan sonra rahmetli Turgut Özal`ın başlattığı rekabetçi bir model olmasaydı, biz bugün hala Murat 124`e, Mercedes fiyatına biniyor olacaktık. Yeni ürünler ve yeni modeller önümüze çıkmazdı.

'OLUMSUZ İMAJ YIKILDI'
1980'li yıllarda başlatılan ihracata dayalı kalkınma stratejisi neticesinde dış ticaretimiz önemli bir ivme yakaladı. 1980'li yıllarda, sanayimiz ağırlıklı olarak iç talebe yönelik, seri üretime dayalı ve kalite seviyesi nispeten düşük bir üretim yapıyordu. Dış pazarlara açılma ihtiyacı, sanayi üzerinde kalite baskısını artırmış, teknoloji kullanımını yaygınlaştırmış, markalaşma, tasarım, inovasyon gibi kavramlara yönelik genel bir bilinç oluşmasına zemin hazırlamıştır. Zira sadece yurt dışına ürün ihraç etmek için değil, dışarıdan gelen ürünlerle iç piyasada rekabet edebilmek açısından da kalite gereksinimi ortaya çıkmıştır. Bu zaman diliminde gerçekleştirdiğimiz belki de en büyük değişim ve dönüşüm, dış ülkelerde Türk malları ile ilgili oluşmuş olan olumsuz imajı yıkmış olmamızdır. Bugün gelinen noktada, Türk malı denince, akıllara kalite, güvenlik, tasarım, dayanıklılık gibi unsurlar gelmektedir. Ayrıca ihracatımızda orta ve ileri teknoloji ürünlerin payı da artmıştır. Bugün 170 farklı ülkeye 7 binin üzerinde ürün ihraç eden Türkiye, Avrupa'nın en büyük otobüs ve buzdolabı üreticisi ve en büyük çimento ihracatçısı olmanın yanı sıra, seramik üretiminde dünya, çelik üretiminde ise Avrupa üçüncüsüdür. Bugüne dek ne gelişme olduysa, Türkiye`de özel sektör eliyle olmuştur. Gerçek gelişme böyle olur. Ama şartlar devletin de bazı işler yapmasını zorunlu kılar, kılabilir, kılmıştır da.

DEVLET BİSKÜVİ ÜRETMEZ

Devlet patiska üretecek değil ya. Devletin bisküvi, ayakkabı fabrikası olur mu? Artık devletin rolü değişti. Devletin kimsenin yapamadığı işleri yapması gerekir. Devlet genel güvenliği sağlasın, rekabeti korusun, eğitim ve sağlık hizmetleri versin, müteşebbisin önünü açsın, özel sektörün önünü açsın. Biz bunu benimsiyoruz. Müteşebbis güç, Türkiye`nin en büyük zenginliğidir. Gelinen noktada zorlu bir mücadele sonucunda ulaştığımız ekonomik ve siyasi istikrarı, reel sektörün dönüşümünü hızlandıracak mikro reformlarla da destekleyeceğiz. Bakanlığımızın hazırladığı Sanayi Strateji Belgesi, Türkiye'nin dünyanın en büyük 10 ekonomisinden biri olması ve Avrupa ve Avrasya bölgesinin üretim ve teknoloji üssüne dönüşmesinde hepimiz için çok önemli bir yol haritası olacaktır. Sabah Gazetesi de, Türkiye'nin son 25 yılında yaşadığı bu büyük değişim ve dönüşüm sürecine yakından tanıklık etmiş ve bunu halkımıza objektif ve başarılı bir şekilde aktarmıştır. Bu sürece pozitif katkı yapması nedeniyle Sabah Gazetesi'ni gönülden kutluyor, daha nice 25 yıllar diliyorum...

BİZE ULAŞIN