Hıncal Uluç sordu, İskender Aruoba yerli otomobili anlattı

Her kafadan bir ses çıkıyor. Yerli otomobilin "tarifi" var mı?

Var Hıncal Ağabey; 1919 da Paris'te kurulan ve hâlâ dünya otomobil endüstrisini temsil eden OICA (Uluslararası Motorlu Vasıta Üreticileri Organizasyonu / Organisation Internationale des Constructeurs d'Automobiles) ki bizim Otomotiv Sanayi Derneği OSD de üyesidir; otomobil üretimi ile montajı farkını söyle anlatıyor "Komple yerli İmalat (CBU-Completely Built-up) o ülke imkânları ile montaj ise diğer ülkede üretilen CKD (Tamamen parçalanmış) veya yarı parçalanmış vasıtaların (SKD) bir araya getirilip tekrar monte edilmesi ile olur."
"O ülke imkânları" derken en başta "çizim masasını" anlamak gerek. Her türlü endüstriyel ürün hayata önce bir "kişinin kafasında" sonra da "çizim masasında" başlar. O ülke insanları çizim masasına "hâkim" iseler ürün yerli olur. İsterse Tüm parçalarını İthal etsinler, hatta çizim esnasında yabancı teknolog kullansınlar, fark etmez, yerli üründür. Bunun tam tersi de var; İstersen bir otomobilin tüm parçalarını o ülkede yap ve o ülkede monte edip bir "otomobil" yap. Çizildiği, yani doğduğu ülkeye aittir.
Onun için Başbakanın "yerli otomobil" söyleminden sonra ortaya çıkan ve "Hükümet istesin Türk otomobilini biz yaparız!" diyen yabancı marka CEO'ları aslında ülke insanımıza karşı ciddi bir saygısızlık yapıyorlar. Bu en hafif Türkçe tabiri ile bizi enayi yerine koymaktır.

Peki, Türkler yerli otomobil yapabilirler mi?


Hem en iyisini yapabilirler, tarihte de yaptılar. Devrim otomobili yerli otomobildir. Hem Türkler tarafından çizildi, yani hem teknoloji hem sermaye yerli idi.
Anadol A1 İngiliz malı idi ancak Anadol STC ve Anadol Böcek yerli otomobildir. Otosan cesaret edip devam etse idi Anadol, Hyundai'den 5 yıl önce dünya markası olurdu.
Bunların dışında ülkemizde dün yapılmış olan ve bugün yapılmakta olan otomobillerin tümü "monte edilen" otomobillerdir.
Bu teknoloji 30 yıldır bizde var.

Ancak "satabilirler mi?" İşte bunu derin düşünmek gerek.

BİZE ULAŞIN