Kilis'e 7 milyar dolarlık yatırım

Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Nihat Ergün, enerji sektörünün geleceğiyle ilgili önemli açıklamalarda bulundu.

Mehmet NAYIR - Global Enerji

Türkiye'nin güneşi ABD'lileri cezbetti. Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Nihat Ergün, enerji sektöründe uluslararası firmalardan ICA International Capital Alliance şirketinin, Kilis'e Güneş Enerjisi Panel Fabrikası ve Güneş Tarlası yatırımı konusunda yatırım yapacaklarına dair kararları olduğunu belirterek, "Kilis OSB Yönetiminden arsa talebinde bulundular. Kilis'te ilk aşamada 200 MW kapasiteli güneş enerji tarlası kuracaklar, ki bunun yatırım bedeli 700 Milyon Dolar. Bu üretim kapasitesini de 3-4 yıl içerisinde 2000 MW'a kadar yükseltmeyi planlıyorlar. 2000 MW'lık bir yatırımın toplam yatırım tutarı yaklaşık 6-7 Milyar Doları buluyor ve daha da önemlisi bu güneş tarlalarının tamamı Kilis'de üretilecek %100 yerli güneş panelleri kullanılarak yapılacak" dedi.

Son dönemde Bakanlığınız enerji sektöründe özellikle akaryakıt sektöründeki sayaç denetimleri ile gündeme geldi. Bu alandaki çalışmalarınız nasıl ilerliyor? Denetim sonuçlarını paylaşır mısınız?

Firmalar arası rekabet gücünün yükseltilmesi ve haksız rekabetin önlenmesi amacıyla Bakanlık olarak yürüttüğümüz en önemli görevlerimizin başında piyasa gözetimi ve denetimi faaliyetleri geliyor. Yaptığımız bu faaliyetleri çok önemsiyoruz. Çünkü denetim faaliyetlerinin bizim açımızdan en önemli sonuçlarından birisi, bu faaliyetlerin doğrudan tüketicilerimizin can ve mal güvenliği ile ilgili olması.
Bu bağlamda Bakanlığımız, akaryakıt ve LPG istasyonlarında kullanılmakta olan sayaçları, yıllık denetim planı, periyodik, ani, çapraz ve ihbar/şikâyet üzerine denetliyor. 2012 Ocak-Ağustos döneminde akaryakıt ve LPG istasyonlarında yapılan denetimlerde; 58.931 adet akaryakıt ve LPG sayacının damga ve miktar kontrolleri yapılmış, 1.686 adet sayaçta aykırılık tespit edilmiştir. Söz konusu aykırılıklara ilişkin 2.278.554 TL parasal cezai işlem uygulandı.
Bugün itibariyle ülkemizde mevcut 12.411 lisanslı akaryakıt istasyonu ve bu istasyonlarda bulunan toplam 168.668 adet akaryakıt sayacı bulunmaktadır. 2012 yılı sonu itibariyle bu sayaçların 77.977 adedinin (ki bu rakam toplam sayaçların yüzde 46'sına denk gelmektedir) denetlenmesi planlanlıyoruz.
Mevcut 9.593 lisanslı LPG istasyonu ve bu istasyonlarda bulunan toplam 20.111 adet LPG sayacı bulunmakta olup, 2012 yılı sonu itibariyle bu sayaçların 8.403 adedinin ki bu rakam toplam sayaçların yüzde 41'ine denk gelmektedir denetlenmesi planlanmaktadır.
Mesela, 07-11 Mayıs 2012 tarihleri arasında 42 il, Bakanlığımız Merkez Teşkilatı personeli ile İl Emniyet Müdürlüğü ve İl Jandarma Komutanlığına ait toplam 145 personel ve 59 denetim aracı ile İstanbul ili ve ilçelerinde faaliyet gösteren toplam 731 akaryakıt ve LPG istasyonunun tamamının denetimi gerçekleştirtirdik.

Türkiye'deki tüm bayileri denetliyor musunuz? Denetim sonucu standartlara aykırı bulduğunuz istasyonlara hangi yaptırımları uyguluyorsunuz? Bu yıl ne kadar ceza kestiniz?

Sektörde faaliyet gösteren akaryakıt ve LPG istasyonları, hem Bakanlığımız hem de İl Müdürlüğümüz personeli ile yine altını çiziyorum periyodik, ani ve çapraz denetimler şeklinde yıl içerisinde denetim boşluğu oluşturmayacak şekilde planlanarak denetleniyor.
Mesela bu yıl içerisinde Bakanlığımız koordinasyonunda LPG standart ve kalitesinin belirlenmesi kapsamında, 16 Temmuz 2012 - 11 Ocak 2013 tarihleri arasında 25 haftayı kapsayan 55 ilde 197 LPG dolum ve depolama tesis ve rafinerilerinde denetim başlatıldı. Bugün itibariyle 14 ilde 52 tesiste denetim gerçekleştirildi.
Yine benzer şekilde akaryakıt standart ve kalitesinin izlenmesi amacıyla Bakanlığımız koordinasyonunda 34 ilde bulunan 106 tesiste planlı bir denetim gerçekleştirildi.
Bu kapsamda, ilk 8 ay içerisinde toplam 238 standart ve kalite denetimi gerçekleştirildi.
Söz konusu denetim sonucu alınan numuneler gerekli işlem yapılmak üzere yetkili laboratuvarlara TÜBİTAK, ODTÜ-PAL, vb. gerçekleştirildi. Bu laboratuvarlardan gelen sonuçlara göre gerekli işlemler yapılacak. Bu üzerinde hassasiyetle durulan bir konu

Kaçak akaryakıtla mücadele konusunda Bakanlığınız ekipleri de marker denetimleri yapıyor. Bakanlığınız hangi çalışmaları yapıyor?

Bakanlığımız ve EPDK arasında imzalanan işbirliği protokolü ve 3516 sayılı Ölçüler ve Ayar Kanunu kapsamında petrol ve LPG piyasasında standart dışı ürün ve/veya kaçak akaryakıtın önlenmesi amacıyla; Lisans denetimi, Ulusal Marker denetimi, Kaçak tüp dolumuna yarayan aparatların denetimi, Akaryakıt ve LPG sayaçlarının miktar denetimi, Akaryakıt ve LPG sayaçlarının damga denetimi, Tesislerde sigortasız işçi çalıştırılıp çalıştırılmadığına dair denetimler yapılmakta.
Bu denetimler, daha önce de belirttiğimiz gibi Bakanlığımız Metroloji ve Standardizasyon Genel Müdürlüğü koordinasyonunda denetlenecek ile komşu çevre il müdürlüğü personeli ve araçlarının geçici olarak o ilde görevlendirilmesi sonucu, İl Jandarma Komutanlığı ve İl Emniyet Müdürlüğü personeli ile birlikte organize bir şekilde gerçekleştirilmekte.
Bu denetimlerin yanısıra, yine kaçak akaryakıtın önlenmesi amacıyla kamu kuruluşlarca alınan akaryakıt ve bayilik lisans sahiplerinin tesislerinde marker denetimleri İl Müdürlüklerimiz tarafından gerçekleştiriliyor.

Örneğin bu yıl kaç adet marker denetimi yaptınız? Kaçında aykırılık tespit edildi? Be tür işlemler yaptınız ?

2012 yılının ilk 8 ayında Genel Müdürlüğümüz koordinasyonunda yapılan çapraz denetimler ile 81 il müdürlüğümüz marifetiyle toplam 14.497 adet marker denetimi gerçekleştirildi. 88 adet denetimde aykırılık tespit edildi.
Bildiğiniz gibi akaryakıt istasyonu ve kamu alımlarında marker denetimleri sonucunda tespit edilen aykırılıklarda, idari işlem olarak İl Müdürlüklerimiz tarafından tespit edilen kaçak akaryakıta el koyuyoruz ve İl Özel İdaresine teslim edilmektedir. Parasal cezai işlem konusuna gelince, tespit edilen kaçak akaryakıt ile ilgili cezai işlemler EPDK tarafından uygulanıyor.

Yeni kurulan Akaryakıt Kaçakçılığı ile Mücadele Koordinasyon Kurulu üyesi oldunuz. Türkiye'nin kaçak akaryakıt sorununu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Ülkemiz coğrafi açıdan stratejik ve önemli bir konuma sahiptir. Enerji konusu ekonominin en önemli konularının başında yer almakta. Bu kapsamda, Türkiye'nin en önemli konularından birisi de ekonomik alanda akaryakıt kaçakçılığı ile mücadele.
Kaçak akaryakıt ile mücadele için 2006 yılında Bakanlığımızın da içinde bulunduğu "Akaryakıt Kaçakçılığı ile Mücadele Kurulu" oluşturulmuştu.
Bilindiği üzere, akaryakıt kaçakçılığı ile ilgili mücadele, toplumun tüm taraflarını ilgilendiren bir eylem planı. Devletten vergi kaçırmak suretiyle kamuya ekonomik olarak zarar vermesinin yanısıra, piyasaya sunduğu standart dışı ve kalitesiz akaryakıtı ile hem tüketici can ve mal güvenliğine hem de çevreye zarar veren yasa dışı bir faaliyet. Bu nedenle akaryakıt kaçakçılığı konusunda devletin tüm birimleri ve toplumun tüm kesimleri ile birlikte mücadele etmek toplumsal bir sorumluluk.
Bakanlığımız, akaryakıt kaçakçılığı ile etkin mücadele etme kapsamında merkezden planlanan denetim programlarının yanısıra 81 İl Müdürlüğümüz marifetiyle denetimler yapmakta ve yapılan denetimler sonucunda kamunun otoritesi petrol piyasasına etkin bir şekilde hissettirilmektedir.

Geçtiğimiz günlerde Bakanlığınız, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ile TÜBİTAK arasında enerji alanında işbirliği protokolü imzalandı. Bu protokolle hangi hedefleri gerçekleştirmeyi düşünüyorsunuz?

Evet, sorunuzda da belirttiğiniz gibi geçen ay içerisinde Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ile bir Protokol imzaladık. Bakanlığımız, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ve TÜBİTAK arasında 13 Ağustos günü imzalanan Protokolün temel amacı enerji alanında dışa bağımlılığımızı azaltmak, teknoloji transferi ve ticarileşme mekanizmaları yoluyla yerli sanayiye enerji alanında yeterlilik kazandırmaktır.
İmzaladığımız bu Protokol ile; enerji alanında yürütülecek çalışmaların ilgili kurumlar arasında koordineli ve bütünleyici bir şekilde yürütülmesi, ticarileşmeye yönelik büyük ölçekli projeler ile teknoloji transferi gerektiren durumlarda işbirliğine gidilmesi hedefleniyor.
Protokol çerçevesinde 10 yıllık vizyonla kurulacak stratejik işbirliği ile TÜBİTAK, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'nın ihtiyaç duyduğu Ar-Ge faaliyetleri, tasarım, geliştirme, test ve doğrulama, dokümantasyon, eğitim ve danışmanlık çalışmaları ile yurt dışına bağımlılığı azaltmaya yönelik çalışmalarda Bakanlığa destek verecek.
Protokol kapsamında Türkiye'de etkin olarak yapılamayan ve büyük maliyetlerle ithal edilen teknoloji ya da hammaddeleri içeren işbirliği alanları belirlendi. Bu alanlardaki stratejik Ar-Ge çalışmalarıyla uzun vadede enerji hammadde ve teknoloji ithalatında en az yüzde 20'lik yerlileşme hedefleniyor.
Belirlenen işbirliği; termik ve hidroelektrik santral tasarım ve rehabilitasyonları, nükleer santral yerli üretim teknolojileri, akıllı şebeke teknolojileri, yenilenebilir enerji üretim ve yönetimi, temiz kömür teknolojileri ile alternatif yakıt ve araç teknolojileri alanında olacaktır.

Türkiye büyük bir teşvik paketi hazırladı. Teşvik yasasının çıkmasının ardından özellikle enerji sektöründe ciddi yatırım atağı görüyoruz. Yurtdışı temaslarınızda yabancı yatırımcıların Türk enerji sektörüne yatırım ilgisini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Türkiye ekonomisi, her geçen yıl büyüyor. Bu büyümeye enerji talebindeki artış da eşlik ediyor. Bugün dünyada Çin'den sonra en büyük enerji talep artışı olan ülke Türkiye'dir. Yapılan projeksiyonlarda 2011 yılı sonu itibariyle yaklaşık 230 milyar KWh olan elektrik tüketimimizin 2023 yılında 500 milyar KWh'a ulaşması bekleniyor. Demek ki, 2023'de elektrik tüketimimiz, bugünkü tüketimimizin yaklaşık 2 katının üzerine çıkacak gibi görünüyor.
İthalatımız içinde enerjiye dayalı hammadde ile makine ve ekipmanlar ağırlıklı bir yer tuttuğu için, bu alana yönelik yapılacak her bir yatırım bizim için çok değerlidir. Bu nedenle bu alana yönelik yatırımların teşvik edilmesi gerekiyor. Bu kapsamda, enerji sektöründeki teşvikler konusuna gelince, bu sektöre yönelik yatırım ve Ar-Ge teşvikleri olmak üzere iki farklı teşvik alanı söz konusudur. 2005 yılında yasalaşan 'Yenilenebilir Enerji Kanunu' kapsamındaki yenilenebilir enerji kaynaklarına dayalı üretim tesislerinde kullanılan mekanik, elektro-mekanik gibi aksam ve parçaların yurt içinde imal edilmiş olması halinde, bu tesislerde üretilerek iletim veya dağıtım sistemine verilen elektrik enerjisi için, Kanunda belirtilen miktarlarda fiyatlara ilave yapılmaktadır. Yine bunun yanında Yeni Teşvik Kanunu kapsamında, enerji sektörü için makine ve ekipman üreten yatırımlar desteklenmektedir. Enerji sektörüne yönelik Ar-Ge teşviklerine gelince, bu konuda Bakanlığımız San-Tez Programıyla birlikte, KOSGEB ve TÜBİTAK kurumlarımız tarafından da önemli Ar-Ge teşvikleri verilmekte.

Peki, bu kadar çeşitli teşvikler ve aynı zamanda da büyük bir enerji ihtiyacımız söz konusu olduğuna göre, yerli ve yabancı yatırımcıların bu alana ilgisi nedir?

Teşvik Kanunu kapsamında 2011 yılında enerji sektöründe 18 yabancı 196 yerli olmak üzere toplam 214 teşvik başvurusu yapılmış, bu başvurularda öngörülen toplam yatırım tutarı yaklaşık 15,5 Milyar TL, öngörülen istihdam ise 4.647 kişidir. 2012 Ocak-Temmuz döneminde ise, 6 yabancı 114 yerli olmak üzere toplam 120 teşvik başvurusu yapılmış, bu başvurularda öngörülen toplam yatırım tutarı yaklaşık 7,2 Milyar TL, öngörülen istihdam ise 2.069 kişidir. Bu rakamlar oldukça iyi ve sevindirici rakamlardır. Ancak bu rakamları yeterli bulmak da mümkün değildir.
Yine enerji sektöründe uluslararası firmalardan ICA International Capital Alliance şirketinin, Kilis'e Güneş Enerjisi Panel Fabrikası ve Güneş Tarlası yatırımı konusunda yatırım yapacaklarına dair kararları var. Kilis OSB Yönetiminden arsa talebinde bulundular. Kilis'te ilk aşamada 200 MW kapasiteli güneş enerji tarlası kuracaklar, ki bunun yatırım bedeli 700 Milyon Dolar. Bu üretim kapasitesini de 3-4 yıl içerisinde 2000 MW'a kadar yükseltmeyi planlıyorlar. 2000 MW'lık bir yatırımın toplam yatırım tutarı yaklaşık 6-7 Milyar Doları buluyor ve daha da önemlisi bu güneş tarlalarının tamamı Kilis'de üretilecek %100 yerli güneş panelleri kullanılarak yapılacak.
Ayrıca, Kilis'e güneş enerji paneli yatırımı yapacak olan ICA GROUP OF TURKEY yeni bir yatırım kararı daha alarak HİNDİSTAN'a yapmayı düşündükleri 200 Milyon Dolar tutarındaki yatırımı Kilis Organize Sanayi Bölgesinde yapmaya karar vermiş bulunmaktadır. Köylerde ve kanalizasyon ve arıtma sistemi bulunmayan yerlerdeki evsel atıkların içme suyuna dönüştürülmesine ilişkin ICA (ABD) şirketi, yapacakları yatırıma ilişkin arsa talep başvurusunda bulunmuştur. ICA şirketiyle birlikte bu tür küresel şirketlerin, enerji ihtiyacı yüksek olan ülkemizi değerlendireceklerini ve bu alanda yatırımların artacağını düşünüyorum.

"Alternatif Enerjili Formula Araç Yarışları" düzenliyor. Sizde güneş enerjisi ve borla çalışan aracı kullanarak tanıtımını yapmıştınız. Türkiye enerjisinin yüzde 60'ını ithal ediyor. Çalışmalar nasıl ilerliyor. Borla çalışan araçları yollarda görebilecek miyiz?

Dünya Bor rezervlerinin yüzde 70'inden fazlasına ve aynı zamanda da büyük bir güneş potansiyeline sahip olan Türkiye'de, Bor ve güneş enerjisi üzerine çalışılan projelerin sayısı her geçen gün artmaktadır.
Mesela sorunuzda geçen, Bakanlığımız ilgili Kuruluşu TÜBİTAK ve Ulusal Bor Araştırma Enstitüsü (BOREN) bünyesinde yürütülen bir Proje kapsamında, Sodyum Borhidrürlü Yakıt Pilli bir aracı test ettik. Sodyum Borhidrür Yakıt Pilli Araç Projesi 2009 yılı aralık ayında BOREN desteğiyle başladı. Proje kapsamında araç üzerine entegre Borhidrür'den hidrojen üreten sistem geliştirildi ve yine araç üzerinde bulunan yakıt piline beslenerek aracı sürmek için gerekli enerji üretildi.
Söz konusu bu Proje kapsamında hidrojen üretim sistemi kendi üzerinde çalışan sistem Türkiye'de ilk defa denenmiş ve bu ilk prototip yol testlerinde de başarılı olmuştur. Proje kapsamında araca uygun yakıt depolama, gaz yıkama, hidrojen üretim reaktörünün tasarımı ve üretim katalizörlerinin sentezi yapıldı. Üretilen katalizör Proje kapsamında özel olarak sentezlendi. Sistem başlangıç anından itibaren 3 dakika içinde tam kapasitede gaz üretimine başlamakta ve üretilen gaz 3 kW'lık yakıt pilini sürekli olarak çalıştırabilmektedir. 3 kW'lık yakıt pili sistemi proje kapsamında özel olarak tasarlanmıştır.
Proje kapsamında geliştirilen aracın kendisi tamamen yerli yapımdır. Araç içerisinde 20 beygirlik elektrik motoru bulunmaktadır. Bu motor proje için özel olarak yaptırılmıştır ve tamamen yerlidir. Aracın maksimum hızı 80 km/saat ve yine aracın menzili 100 km olarak ölçülmüştür. Araç 1 kg Borhidrür ile 35 km yol gidebilmektedir. Aracın menzilini ve hızını arttırmak için yapılan çalışmalar ise devam etmektedir.
Doğrudan Sodyum Bor Hidrürlü Yakıt Pili Üretimi ve Entegrasyonuyla ilgili Türk patent Enstitüsü'nden patent de alındı.
Günümüz elektrikli araçlarda lityum iyon piller kullanılıyor. Ancak bu piller araç içerisinde fazla yer kaplıyor ve hacmine göre düşük verimde enerji sağlıyor. Yapılan araştırmalar bor kullanılan yakıt pillerinin mevcut pillere nazaran birçok avantajı olduğunu gösteriyor. Bor içerikli pillerdeki verimliliğin oldukça yüksek değerlerde olması, elektrik üretim sürecinde hareketli hiçbir parça bulunmaması nedeniyle gayet sessiz çalışması, düşük hacimli ve uzun ömürlü olması ve motorlardaki gaz emisyonlarının da oldukça düşük olması diğer pillere göre bor yakıtlı pillerin önemli avantajları arasındadır.
Bor içerikli bu yakıt piller, farklı bir alternatif olarak karşımızda duruyor. Yerli otomobil üretimi için girişimde bulunacakların üretim aşamasında bu konuya yönelik de Ar-Ge çalışmaları yapmaları gerekiyor. Geliştirilecek bu piller sadece otomotiv sanayinde değil, savunma sanayinde de kullanılabilir. Özellikle, Türk Silahlı Kuvvetlerinin arazide kullandıkları ağır bataryalar yerine daha hafif ve daha fazla enerji veren bu pillerin kullanılması mümkündür.
Bu ve benzeri alanlara yönelik yapılan tüm çalışmalardan amacımız Türkiye'yi, teknolojiyi takip eden değil, belirleyen bir ülke haline getirmektir. Kendi potansiyelimizi açığa çıkaracak bu tür yenilikçi projeler, bizim için son derece değerlidir, anlamlıdır. Bakanlık olarak her zaman teknolojik gelişmenin, araştırma ve geliştirme faaliyetlerinin ve de yüksek katma değer oluşturan projelerin destekçisi olduğumuzu da hatırlatmak istiyorum.

Türkiye'nin elektrik tüketimi her yıl yüzde 10'un üzerinde artıyor. Enerji Verimliliği konusunda, Bakanlık olarak ne tür uygulamalarınız var ve bu alanda sanayicilere teşvikler veriyor musunuz?

Bakanlık olarak enerji verimliliği konusunda, enerji ile ilgili ürünlerin çevreye duyarlı tasarım gereklerine dair çerçeve Eko Tasarım Yönetmeliği ve 12 adet uygulama tebliğini yayımladık. Söz konusu Yönetmelik ve Tebliğlerin temel amacı, ürünlerin üretiminden bertarafına kadarki yaşam döngüsü içerisinde çevreye zarar vermeyecek yada en az zarar verecek şekilde tasarlanmasıdır. Bu da daha çok ürünlerin verimliliğini arttırmak suretiyle o ürünlerin çalışması için kullanılacak elektrik enerjisini düşürerek elektrik üretimi sırasında atmosfere salınan sera gazı (CO2, v.s) miktarını düşürmek şeklinde uygulanmaktadır.
Söz konusu Çerçeve Yönetmelik kapsamında, Enerji Etiketleme Yönetmeliği ve Uygulama Tebliğlerini de yayımladık. Bu tebliğler kapsamında buzdolabı, çamaşır makinası, bulaşık makinası, klima, çamaşır kurutucuları, fırın, televizyon, ev tipi ampul, flüoresan gibi ürünlerin enerji verimliliği sınıflarının, ürün üzerine iliştirilen bir enerji etiketi yolu ile tüketiciye bildirilmesi amacı ile tüketicilerin verimli ürünleri tercih etmelerini sağlanmaktadır. Aynı zamanda bu tebliğ ile üreticilerin de daha verimli ürün üretmeleri konusunda rekabet etmelerini sağlamak amaçlanmaktadır.
Ayrıca Bakanlık olarak enerji verimliliği konusunda çok önemsediğimiz bir konu da, elektrik motorlarında verimliliğin sağlanmasıdır. Ülkemizde üretilen elektriğin yaklaşık yarısı sanayi, sanayi sektöründeki elektriğin ise yaklaşık üçte ikisi motorlar tarafından tüketilmektedir. Bu da sanayide yüksek verimli motor kullanımının, enerji maliyetinin düşürülmesinde çok önemli olduğunu gösterir. Yüksek verimli motorların kullanımı aynı zamanda sera gazları salımında da ciddi azalmalara sebep olmakta ve enerjide dışa bağımlılığın azaltılmasında katkı yapmaktadır. Ortalama bir motor, satınalma maliyetine eşdeğer enerjiyi 2 ayda tüketmektedir. Tipik bir motor ortalama 20 yıl olan çalışma ömrü boyunca satın alama maliyetinin 50 katından fazlasını tükettiği enerjinin maliyeti olarak ödetir. Yani tipik bir motor ortalama 20 yıl olan çalışma ömrü boyunca satın alma maliyetinin 50 katından fazlasını tükettiği enerjinin maliyeti olarak ödetir. Ancak, fabrika yöneticilerinin büyük çoğunluğu bunun farkında değildir ve motor alırken standart ve yüksek verimli motorların ilk maliyetindeki az bir farka (genellikle %10 – %25 arası) tamah edip ileride bunun kat kat fazlasını ilave enerji maliyeti olarak ödemektedirler.
İşte biz bu bağlamda yine Çerçeve Yönetmelik kapsamında uygulamaya aldığımız Elektrik Motorları İle İlgili Çevreye Duyarlı Tasarım Gereklerine dair Tebliği 2012 Şubat ayında yayımladık. Bu Tebliğin yürürlüğe girdiği 2012 Nisan ayından itibaren motorların verimi, bu Tebliğin ekinde belirtilen verim seviyesini karşılamak zorundadır. Bu verim seviyesi AB standartlarına uygun olup, bu tebliğ kapsamında yer alan motorlar, ürün güvenliği açısından CE işareti de taşımak zorundadır. Ayrıca, yine kademeli olarak elektrik motorlarında verim seviyelerini daha da yukarılara çekmek için, 2015 ve 2017 yıllarında yine bu Tebliğ ekinde verilen sınırlara yükseltilmesi de zorunluluk haline getirilmiştir.
Bakanlığımız ayrıca UNDP tarafından uygulanan, Küresel Çevre Fonu (GEF) tarafından finanse edilen ve Enerji Bakanlığının yürütücüsü olduğu Enerji Verimli Ürünlerin Piyasa Dönüşümü Projesinin (EvüDp) ana paydaşlarındandır. Bu Projenin amacı, Türkiye'deki kullanılan verimsiz ev aletleri ürünlerinin, verimli olanları ile değiştirilerek evlerde kullanılan enerji miktarının düşürülmesini sağlamaktır.
Enerji verimliliği konusunda Bakanlık olarak verdiğimiz teşvikler konusuna gelince, bu konuda üreticilerimiz kendi işyerlerinde enerji verimliliği sağlayacak projelerle Bakanlığımız San-Tez Programına başvurduklarında ciddi oranlarda destek alabilmektedirler. Bununla birlikte, Bakanlığımız ilgili Kuruluşlarından KOSGEB ve TÜBİTAK tarafından da enerji verimliliği konusunda ortaya konulan projelere destek ve teşvikler verilmektedir.Sanayicilerimizi bu verdiğimiz teşviklerden yararlanmaya davet ediyorum.

Kaynak: Global Enerji

BİZE ULAŞIN