Düzlüğe çıkıldı sıra sınıf atlamada

Düzlüğe çıkıldı sıra sınıf atlamada

Türkiye’ye ekonomik ve sosyal maliyeti çok yüksek olan 12 Eylül darbesi ile PKK’nın saldırılarıyla başlayan 1980 ve 90’lı yıllar, 2001’de siyasi istikrarsızlığın getirdiği tarihi krizle tamamlandı. Tek parti iktidarı ile orta gelir sınıfına yükselen Türkiye, 2023 için artık ilk 10’u hedefliyor

  • Ekonomi
  • Cumartesi 30.04.2017
1980 askeri darbesinin ardından 1983'te yapılan seçimleri kazanarak hükümeti tek başına kuran Turgut Özal ile birlikte Türkiye ekonomisi liberalleşme yolunda önemli mesafeler kat etti. 1991 yılına kadar süren tek parti iktidarı ile altyapı, yatırım ve istihdam konularında reformlar yapılmaya çalışılsa da, daha sonra 2002 yılına kadar sürecek siyasi istikrarsızlığın Türkiye'ye faturası ağır oldu.

TERÖR 300 MİLYAR DOLARA MALOLDU
1991-2002 arasında kimi zaman ömürleri 3 ay olan 11 hükümet iş başına gelirken, bölücü terör örgütü PKK'nın 1985'te başladığı saldırılarını artırması ile Türkiye, adeta abluka altına alındı. Bu süreçte Fatih Sultan Mehmet Köprüsü ve Güneydoğu Anadolu Projesi gibi önemli projeler de hayata geçirilirken, Türkiye'ye yaklaşık 300 milyar dolarlık fatura çıkaran terörle mücadele, ekonomide kalıcı istikrarı ve büyümenin önünü kesti. 1994 yılında önemli bir kriz yaşayan Türkiye ekonomisi, en büyük darbeyi 2001'de yaşadı. Dönemin Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in, Milli Güvenlik Kurulu'nda rahmetli Başbakan Ecevit'e fırlattığı anayasa kitapçığı, Türkiye'de gecelik faizleri yüzde 7 bin 200'e kadar çıkardı. 20'ye yakın bankanın batmasına neden olan, Türkiye'nin milli gelirinin neredeyse üçte birini götüren bu krizin ülkeye hesaplanabilen maliyeti yaklaşık 260 milyar TL olarak gerçekleşti.

2002 SEÇİMİ DÖNÜM NOKTASI OLDU
Türkiye'de siyasi istikrarsızlığı bitirip, ekonomik ve toplumsal kalkınmanın fitilinin ateşlendiği seçim Kasım 2002'de gerçekleşti. Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti) zaferle çıktığı seçimin ardından, Türkiye'de büyük bir dönüşümü başlattı. Bankacılık sisteminin yeniden yapılandırılması ve güçlendirilmesi ekonominin dönüm noktası oldu. Gerçek işlevine dönen ve mali bünyesi sağlamlaştırılan sektör, dünyayı sarsan 2008 küresel krizinin Türkiye'yi teğet geçmesinde başrolü oynadı. Dünyanın en önemli küresel oyuncuları, Türkiye'de banka alarak sektöre giriş yaparken, sanayi sektöründe önemli dönüşümlere imza atıldı. Özellikle teknoloji konusunda büyük yatırımlar yapılırken, KOBİ'ler ekonominin adeta can damarı haline geldi. AK Parti iktidarı ile birlikte 2002-2016 yılları arasında üç kattan fazla büyüyen Türkiye ekonomisinde gayrisafi yurtiçi hasıla 230 milyar dolardan 852 milyar dolara çıkarken, kişi başı gelir de 3 bin 500 dolardan 10 bin dolara yükseldi. Enflasyonun yüzde 30'dan tek haneye, kamunun borçlanma faizinin yüzde 70'lerden 10'nun altına indiği bu dönemde, doğrudan yabancı sermaye girişi 187 milyar dolarla 1923-2002 arasındaki rakamın 13 katına ulaştı.

MEGA PROJELER HIZ KESMEDİ
2002'de bütçe giderlerinin yüzde 43'ü faize giderken, 2017'de ise bu oran yüzde 9'un altına indi. AK Parti iktidara geldiğinde toplanan her 100 liralık verginin 86 lirası faiz ödemesi için kullanılırken, bu rakam da 11 liraya düştü. 2002 yılında bütçe giderlerinin yüzde 43'ü faiz harcamalarına giderken, bu oran 2017'de yüzde 8.9'a kadar indirildi. İstikrarla birlikte faiz harcamalarındaki azalış 600 milyar lirayı geçti. Kamu maliyesini düzelten Türkiye, istikrarın sağladığı avantajla çok önemli altyapı yatırımlarını da hayata geçirdi. Yavuz Sultan Selim Köprüsü, Marmaray, Avrasya Tüneli, Ovit Tüneli, Osmangazi Köprüsü gibi bir çok proje tamamlandı. Dünyanın en büyüğü olacak Yeni Havalimanı'nın da ilk fazının 2018'in ilk çeyreğinde açılması bekleniyor.

HEDEF: İLK 10'A GİRMEK
Kendisine giydirilmek istenen kefeni adeta yırtıp orta gelirli ülke sınıfına yükselen Türkiye, 2023'te dünyanın en büyük ilk 10 ekonomisi arasına girmeyi hedefliyor. Bunun için de 2 trilyon dolar milli gelir, kişi başı 25 bin dolar gelir ve 500 milyar dolar ihracat hedefleniyor. 15 Temmuz'daki hain darbe girişimini bertaraf eden halkın, 16 Nisan'da yapılan Anayasa değişikliği referandumunda verdiği 'evet' oyu ile siyasi istikrarın kalıcı hale gelmesi Türkiye'nin hedeflerine ulaşmasında önemli rol oynayacak.
BİZE ULAŞIN