Tarihimiz geleceğe taşınıyor

Yüzyıllardır tarihe tanıklık eden eserlerimiz Milli Saraylar İdaresi Başkanlığı tarafından restore ediliyor. Dünya standartlarında gerçekleştirilen restorasyon çalışmalarında ortaya çıkan tarihi sırlar herkesi heyecanlandırıyor. Pazar SABAH tarihi restorasyon yolculuğunu yerinde inceledi.

Tarihimiz geleceğe taşınıyor

Yüzyıllardır tarihe tanıklık eden eserlerimiz Milli Saraylar İdaresi Başkanlığı tarafından restore ediliyor. Dünya standartlarında gerçekleştirilen restorasyon çalışmalarında ortaya çıkan tarihi sırlar herkesi heyecanlandırıyor. Pazar SABAH tarihi restorasyon yolculuğunu yerinde inceledi

Tarihimiz geleceğe taşınıyor

Zamanın sadece biz insanları mı yıprattığını düşünüyorsunuz? Yaşlanmak sadece insanlara mı mahsus? Eşyaların eskimesi de bir nevi yaşlanmak değil midir? Evet, tıpkı bizim gibi eşyalar da zamanla olgunlaşıyor. Bizim saçımıza aklar düşerken bir halının renkleri soluyor. Yüzümüz kırışıklarla dolarken bir tablonun yüzeyini çatlaklar kaplayabiliyor. Ancak teknoloji insanlar için ilerliyor ve yaşlılığın izlerini yok etmek için yeni yöntemler bulunuyor.

Tarihimiz geleceğe taşınıyor

Zamanla oluşan hastalıklarımızdan uzman doktorlar sayesinde kurtulup hayatımıza kaldığımız yerden devam edebiliyoruz. Bu durum eşyalar için de mümkün. Türkiye'de de artık tarihi eserleri bir doktor gibi itinayla restore eden muhteşem ekipler var.

Tarihimiz geleceğe taşınıyor

Milli Saraylar İdaresi Başkanlığı restorasyona ihtiyacı olan tarihi eserlerimizi teker teker tespit etmiş ve şu günlerde yurdun birçok yerinde alanında uzman ekipler pek çok eseri gelecek kuşaklara aktarabilmek için restore ediyor. Asırlık eserlere dokunan bu eller onların zaman içinde yok olmasını engelleyip ata yadigarlarını yeni kuşakların da görebilmesi için onarıyor.

Tarihimiz geleceğe taşınıyor

Biz de restore edilen bu eserlerin izini sürdük ve Milli Saraylar'ın başlattığı İkinci Abdülhamit tarafından yaptırılan 120 yıllık halının, Dolmabahçe Sarayı'nın en gösterişli yerlerinden biri olan Süfera Salonu'nun ve Sait Halim Paşa Yalısı'nda 150 yıldır asılı olan Çölde Av adlı tablonun restorasyon süreçlerini yerinde izledik. Dünya standartlarında bir çalışama yürütülüyor. Özel teknikler ve işini itinayla yapan ekipler işlerinin başında. Ekipler restorasyon çalışmalarını sürdürürken ilginç olaylarla da karşılaşıyor. Süfera Salonu'nun 160 yıldır ilk kez yerinden oynatılan parkelerinin altından esrarengiz bir şişe çıkıyor.

Tarihimiz geleceğe taşınıyor

Ortaya çıkan ahşap bir kirişin mimari sırrı ekibi hayrete düşürüyor. Bekçi Yunus'un yüzyıllık notu duygu dolu anlar yaşatıyor. Sait Halim Paşa Yalısı'nda çıkan yangından hasar almadan çıkan efsunlu tablo ve Türkiye'nin en büyük halısının hikayesi hepimizi etkiliyor. Bugün Beşiktaş'tan Mısır'a Sarıyer'den Hereke'ye giderek tarihe tanıklık etmiş eserlerimizin gün yüzüne çıkan sırlarını ve Milli Saraylar'ın dünya standartlarında gerçekleştirdiği restorasyon süreçlerinin detaylarını öğreneceğiz.

Tarihimiz geleceğe taşınıyor

TÜRKİYE'NİN EN BÜYÜK HALISI

Bundan yaklaşık 130 yıl önce sarayların halılarının dokunduğu Hereke Halı ve İpekli Dokuma Fabrikası'nda hummalı bir çalışma var. İkinci Abdülhamid'in emri ile 468 metrekarelik devasa büyüklükte bir halı dokunuyor. Bu halı İstanbul'un Beşiktaş semtinde bulunan Yıldız Şale Köşkü'nün Tören Salonu'na serilecek. Halının şemasını saray ressamı Emil Meinz çiziyor. Ancak halı ebatlarının büyük olması nedeniyle var olan fabrikada dokunamıyor.

Tarihimiz geleceğe taşınıyor

Fabrikanın hemen yanına bu halının dokunması için bir yer inşa ediliyor ve özel bir tezgâh yapılıyor. Halı 20 kişi tarafından dokunarak tam 10 yılda tamamlanıyor. Türkiye'nin en büyük halısı, Alman İmparatoru II. Wilhelm'in ziyareti için 1897'de yaptırılan Yıldız Şale Köşkü'nün tören salonuna serilerek kullanıma giriyor. İşte bu halı 120 yıldır o salonda tarihe tanıklık ediyor.

BİZE ULAŞIN