Yarım asır sonra Ara Güler’le aynı yerde

İstanbul'u en iyi o çekti. Fotoğraflarına şehrin ruhunu nakış gibi işledi. Ara Güler demek İstanbul demekti. Usta'nın yarım asır önce çektiği fotoğraflar, İstanbul'a, bu şehrin kadim tarihine dair çok şey söylüyor. İstanbul Modern'de açılacak Ara Güler sergisinden ilham alıp Usta'nın fotoğraflarının izini sürdük. Onun yarım asır önce deklanşöre bastığı yerleri bulduk, aynı yerden bu sefer biz İstanbul'un 2019'daki ruhunu yakalamaya çalıştık.

Yarım asır sonra Ara Güler’le aynı yerde

Gazetede oturuyoruz, kar yağıyor İstanbul'da, yazı işleri dedi ki 'Ara, bir karlı İstanbul fotoğrafı çek de kapak yapalım.' 'Tamam' dedim, aldım makineleri çıktım. Yürüyorum valilikten aşağı doğru, aklımda var fotoğraf. Sirkeci tarafındaki keşmekeş içinden bir fotoğraf çıkartacağım. Biraz yürüdüm, sonra bir tramvay geliyordu, atladım tramvaya. Tramvayın arkasına geçtim, bakıyorum dışarıya. Arkamızdan da bir tramvay geliyor. Derken bizim tramvay bir atlı arabanın yanından geçti.

Yarım asır sonra Ara Güler’le aynı yerde

'Tamam' dedim, şimdi bu arabacı arkadaki tramvayı beklemeden arabayı yola çıkaracak. Aynısı oldu; adam tramvayın önüne geçti ve at ile arabasını çekiyor. Ben tabii ki başladım çekmeye, arka arkaya çekiyorum. Sonra 'tamam' dedim yakaladım fotoğrafı. Kapak oldu sonra o fotoğraf Hayat Mecmuası'na. Şimdi benim en sevdiğim fotoğraflardan biridir." Ara Güler, 1956 yılında Sirkeci'de çektiği o meşhur fotoğrafının hikayesi böyle anlatmıştı. Aradan 63 yıl geçti. Bugün Hamidiye Caddesi üzerinde ne tramvay çalışıyor ne de atlı arabalar var. Ama Sirkeci'nin o kendine özgü keşmekeşi hâlâ devam ediyor. Ara Güler'in İstanbul fotoğraflarının sırrı da biraz burada gizli. Usta şehrin ruhunu hemen hemen her fotoğrafında yakabilmiş. Bu ruhu kadrajda görmekten ziyade duyumsarsınız. Bunun için o fotoğraflar hiçbir zaman eskimez... Öte yandan fotoğrafa sinen o ruh eskimese bile şehir yerinde durmuyor. 1950'lerin 1960'ların İstanbul'uyla günümüz İstanbul'u arasında çok fark var... İstanbul Modern'de üç gün sonra, 29 Mayıs'ta açılacak 'İki Arşiv, Bir Seçki: Ara Güler'in İzinde İstanbul' başlıklı sergiyle, ustanın fotoğrafları üzerinden şehrin yıllar içerisindeki değişiminin izi sürülecek. Onun ikonik İstanbul fotoğraflarının yanı sıra az bilinen eserleri de sergide yer alacak. İstanbul Modern ve Ara Güler Müzesi işbirliğiyle ile hazırlanan sergiyle eş zamanlı olarak kent ve kolektif bellek üzerine çeşitli söyleşi ve programlar da düzenlenecek. Pazar SABAH olarak bu sergiden ilham alıp Usta'nın izinden gidelim dedik. Sergide yer alan eski İstanbul fotoğraflarından bir kısmının şimdiki halinin peşine düştük... Değişimi de gözlemledik, Usta'nın fotoğraflarına nakşettiği İstanbul ruhunu da...

Yarım asır sonra Ara Güler’le aynı yerde

ORTAKÖY-1964

İstanbul'da Boğaz havası almak için gidilmesi gereken ilk akla gelen yerlerden biridir Ortaköy. 90'lardan sonra yıldızı iyice parlayan semt artık günün hangi vakti gitseniz kalabalık oluyor.

Yarım asır sonra Ara Güler’le aynı yerde

Kimi kafelerde çayını yudumluyor kimi restoranlarda yemeğini yiyor. Bize sadece Boğaz havası yeter diyenlerse kıyıdaki banklarda otuyor. 1964'te Ara Güler bu fotoğrafı çekerken insanlar yine Boğaz havası soluyordu, yine gelip gemileri izliyordu ama Ortaköy şimdiki kadar kalabalık değildi.

Yarım asır sonra Ara Güler’le aynı yerde

KARAKÖY-1958

Ara Güler'in en bilinen ikonik fotoğraflarından biri. İki sandalcı Haliç'in başındaki sahilde arkalarına vapur dumanlarından kapanmak üzere olan Yeni Cami'yi almış muhabbet ediyor. 61 yıl sonra aynı yerdeyiz. Ama ne o sandalcılar var ne de o fotoğrafta görülen Galata Köprüsü...

Yarım asır sonra Ara Güler’le aynı yerde

Yeni Galata Köprüsü biraz daha sağda kaldığı için kadrajımıza giremiyor. Fakat şöyle bir deniz havası almaya çıkan belki de balık ekmek yemeye giden iki arkadaş aheste aheste önümüzden geçiyor.

Yarım asır sonra Ara Güler’le aynı yerde

ŞEHZADEBAŞI-1958

Veznecilerden İstanbul Üniversitesi'ne giderken 16 Mart Şehitleri Caddesi üzerindeki Bozdoğan Kemeri'ni, bir dönem bu üniversitede okumamış, bu yolu epey arşınlamış olmasaydım zor bulurduk. Usta, 1958'de deklanşöre basarken cadde ne kadar işlekse şimdi de o kadar işlek.

Yarım asır sonra Ara Güler’le aynı yerde

Çünkü öğrenciler boş bırakmıyor... Kemer ve cadde üzerindeki evler restore edilmiş. Sokak olduğu gibi duruyor. Ama Arnavut kaldırımlarının yerini asfalt almış. At arabasının geçtiği yoldansa arabalar gidiyor. Tabii bir de moda anlayışımız değişmiş.

BİZE ULAŞIN