Ancak okullu olduk

Okuma Yazma Seferberliği'ne biz de katıldık. 80'lik teyzelerle aynı sınıfta derslere girdik. Kimi makus talihini kırmak için burada, kiminin amacı ise okuma yazmayı öğrenip Facebook'a girmek…

Ancak okullu olduk

Pazar Sabah-Olkan Özyurt

Kimi 80 kimi 77 yaşında ama 32'sinde olan da var. Ağırlıklı kadınlar. Onlar Turkuvaz Medya Grubu'nun önayak olduğu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve eşi Emine Erdoğan'ın başlattığı okuma-yazma seferberliğine katılan yurttaşlarımız. Büyükşehirde yaşayabilmek için kendilerince pratik çözümler bulmuşlar. En çok hastanelerde ve otobüse binerken zorluk yaşamışlar. Okuyamasalar bile çocuklarını okutmuşlar. Okuma-yazma seferberliği ile makus talihini kırmaya çalışan insanların derslerine katıldık. Hem de 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü'nde. Onların hikayeleri çileli ama hayalleri gerçekçi...

Ancak okullu olduk

68 yaşındaki Semahat Kahraman adını tahtaya yazarken yılların acısını çıkartırcasına kaleme bastırıyor. Heceleyerek adını yazdıktan sonra "İşte oğlum, özgürlük bu" diyor. Beyoğlu Belediyesi'nin Piri Paşa Semt Konağı'nda okuma-yazma seferberliği kapsamında açılan kursa gelen 15 kadın da onu onaylıyor.

Ancak okullu olduk

Semahat Hanım'ın adını yazabilmeyi, özgürlük olarak tanımlaması ilk başta şaşırtıcı gelebilir ama o ve onun gibi kadınların hikayesini dinleyince en doğru tespitin bu olduğunu anlıyorsunuz.
Turkuvaz Medya Grubu'nun önayak olduğu Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve eşi Emine Erdoğan'ın başlattığı okuma-yazma seferberliğine katılan binlerce kadından sadece biri Semahat Hanım... Ama onun durumunda olan insanların sayısı hiç de az değil. Türkiye'de büyük bir çoğunluğu kadın olmak üzere 2 milyon 784 bin 257 kişi okuma yazma bilmiyor. İlk planda seferberliğe 100 binin üzerinde yurttaş başvurmuş. Bu sayının daha da artması bekleniyor. Hedef okuma yazma bilmeyen herkesi okuryazar yapmak. Peki bu mümkün mü?

Ancak okullu olduk

SEFERBERLİK ONLARI CESARETLENDİRİYOR

Şöyle açıklayalım; 2008'de 4 milyon 863 bin 414 kişi okuma yazma bilmiyordu. Kampanyalarla bu rakam 10 yılda yarıya indirildi. Zaten sistematik bir şekilde belediyeler, Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı Halk Eğitim Merkezleri düzenledikleri kurslarla, tespit ettikleri insanlara okuma yazma öğretiyorlar.
Yeni başlatılan okuma-yazma seferberliğiyle bu çalışmaların yoğunlaştırılması ve insanların bu seferberliğe katılması için cesaretlendirilmesi hedefleniyor. Cesaret önemli. Çünkü çoğu çileli hayatlar sürmüş bu insanların cesaretlendirilmeye ihtiyaçları var.
Mesela, Beykoz'da doğan Semahat Hanım Müge Anlı'nın programını izleyince cesaretlenip Beyoğlu Belediyesi'nin okuma-yazma kurslarına katılma kararı almış. "Çamaşıra koş, pazara koş, ev işleriyle uğraş... 'Hayat böyle geçmez' dedim kendi kendime. Bilgi yok ki, bir şey okuyup öğrenemiyorsun. Bir de yetim olduğum için korkuyla, kaygıyla büyüdüm. Hayata tam karışamadım. Bazı şeylerden geri kaldım. Şimdi açıldım, içim gençleşti. Dünyam değişti" diyor.

Ancak okullu olduk

OTOBÜSE NASIL BİNİLİR BİLMEZDİM

Fadime Kiraz (56) da Müge Anlı'nın programıyla cesaretlenenlerden. Görme engelli babasının gözü olduğu ve hep onunla dolaştığı için okula gidememiş. "20 yaşımdayken İstanbul'a geldim. Para nedir, otobüse nasıl binilir hiç bilmiyordum. Eşim okutmak istedi beni. Kalem defter aldı, olmadı. Müge Anlı'nın programı cesaretlendirdi beni de. Şimdi bir an önce eve gidip yazı yazmak, kitap okumak istiyorum" diyor Fadime Hanım.
Bu insanlar aslında hep hayatımız içindeydi. Kimimizin annesi, kimimizin babaannesi, kardeşi, teyzesiydi... Ama hayata tam karışamadıkları için kendilerini göstermediler...
Günlük hayatlarını bir şekilde sürdürebilecek kadar çeşitli pratikler geliştirmişler ama otobüse binmek, hastaneye gitmek, hatta sokağa çıkmak hep dert olmuş onlar için.

Ancak okullu olduk

Sivaslı olan ve uzun yıllar İstanbul'da yaşayan Madımak Bahçe (51) "Dedem babama 'Kız kısmı okumaz, eğer kızlarını okutursan hakkımı helal etmem' deyince babam da köy yerinde okula göndermedi beni" diye başlıyor söze. Sonra İstanbul'a gelmiş ve hayatı büyük sıkıntılarla geçmiş. "Ah oğlum ah" diyor ve anlatıyor: "Hastaneye gitmek ne büyük çileydi benim için. Dua ederdim Allah'a, 'Hasta edip hastaneye düşürme beni' diye."

Ancak okullu olduk

UTANÇ İÇİNDE GEÇTİ HAYATIM

60 yaşındaki Menevşe Civoğlu ailesinin feda ettiği kadınlardan biri. Erzincanlı, köyde büyümüş. Zaten sekiz yaşına gelene kadar köyde okul yokmuş. Okul açılınca babası "Çobanlık yapacaksın" diye okula göndermemiş. Menevşe Hanım "Yedi kardeşiz, altısı okudu. Ailem beni feda etti. Okuyamamak içime taş gibi oturdu" diyor. Fakat iki oğlunu da okutmuş. "Oğlum" diyor, "Utanç içinde yaşıyorsunuz. Bir gün eve kurye geldi. İsmimi yazıp imza atmamı istedi. 'Siz yazın' dedim. Genç bir oğlan, baktı yüzüme. Diyemiyorsun ki oğlum okumam yazmam yok diye. Nasıl utandım... Hep böyle geçti hayat işte. Artık kursa geleceğim günü iple çekiyorum."

Ancak okullu olduk

Genel olarak 50 yaş üzerinde insanlar bu kurslara gelenler. Bunun için 32 yaşındaki Gülden Çatalbaşı dikkatimizi çekiyor. O, sorunlu bir ailede büyüdüğü için okula gidememiş:
"Üç evladım var. Telefonuma gelen mesajları bile oğlum okuyordu. Bir gün 'Anne sana gelen mesajları hep ben mi okuyacağım? Sen de okumayı öğren artık' dedi. Bu sözü içime oturdu ve o an karar verdim, eşim de destekleyince geldim buraya. Eskiden evden dışarı çıkınca karanlık bir yolda gidiyormuşum gibi gelirdi. Şimdi okuyorum, biliyorum, artık hayat korkutucu değil, aydınlık benim için."

BİZE ULAŞIN