En iyi bildiğim işi yapıyorum keyifliyim

Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Ersoy, 33 yıldır sektörün en önemli isimlerinden biri. Yılların turizm duayeni. Şimdi üstlendiği görev ise ağır, beş aydır tecrübelerini siyasete aktarmaya başladı.

En iyi bildiğim işi yapıyorum keyifliyim

Güzel bir pazar sabahı neşe dolu bir eve konuk oldum. Kapıda kırmızı balonuyla oynayan dört yaşındaki Aslan Can tarafından karşılandım. Hemen arkasından evin zarif hanımı Pervin Ersoy sıcacık, kocaman bir gülümsemeyle göründü. Ve ardından son derece yakışıklı bir bey geldi; 11 yaşındaki Mehmet Reşat... Pazar sabahı bu güzel ailenin evine konuk olma nedenim çiçeği burnunda Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Ersoy'la sohbet etmekti. Bakan da gelince aile tablosu tamamlandı. Ev ortamında olunca bürokratik sınırların yerini sıcak bir sohbet aldı. Yıllardır işadamı olarak tanıdığımız Mehmet Ersoy'un, beş aylık bakanlık tecrübesini, yaşadıklarını, masanın diğer tarafında oturmanın avantajlarını ve dezavantajlarını konuştuk. Sohbetimiz vaatler ve hedeflerden çok, başkanlık sisteminin ardından göreve gelen ve bu görev kendisine de sürpriz olan birinin yaşadıklarını anlamak üzerineydi.

En iyi bildiğim işi yapıyorum keyifliyim

- Siyasete alıştınız mı?

- Zaten iş odaklı biriyim. 1985'ten beri turizmin içindeyim. Bakanlıktaki görev ve sorumluluklarımın yarısı da turizmle ilgili. Kendimi bildim bileli yaptığım işi yapıyorum. Ve en önemlisi bana, "Şöyle olsa daha iyi olurdu" dediğim şeyleri düzeltme şansı, yetkisi verildi. Bu yüzden keyifle yaptığım bir iş. Fiziki yorgunluğu hissetmiyorum bile. Zaman zaman bu konuda ailem de, arkadaşlarım da beni eleştirir; zaman mefhumum yoktur. İş odaklı olduğum için, hedefe nasıl ulaşırız, nasıl gerçekleştiririz, yeni hedef nasıl buluruz diye düşünürüm. Genç yaştan beri, hatta çocukluğumdan beri bildiğim tek iş bu. O işi daha iyi yapmam için fırsat verildi, ben de bütün bilgi ve birikimimle bunun için gayret ediyorum.

En iyi bildiğim işi yapıyorum keyifliyim

- Bakanlık listeleri açıklandığında isminiz epey sevinçle ve umutla karşılandı. Sektöre hakimolmanız çok önemli bir veriydi. Bu teklifi bekliyor muydunuz?

- Siyasetçi değilim. Çok fazla Ankara'ya gidip gelmişliğim bile yoktu. Başkanlık sistemiyle, böyle bir yönetim tarzına geçileceği söyleniyordu zaten. Ama bana teklif edildiğinde sürpriz oldu. Bu, sistemin yarattığı umut ve sevinç aslında. Başkanlık sistemine geçmeseniz, bizim gibi isimleri görmek mümkün olmazdı. Devlet Başkanı arkanızda durmazsa da bir şeylere imza atma şansınız yok. Dışardan bakınca bir ivme görülüyorsa, bunun sırrı Devlet Başkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın desteği. O arkamızda durmasa, tamamen yabancı olduğunuz bir yapıda, böyle bir organizasyonu gerçekleştirme şansınız yok. Başarı tek başına gelmiyor, işi biliyor olmak başarıyı getirmiyor.

En iyi bildiğim işi yapıyorum keyifliyim

- Alman Lisesi mezunusunuz. Alman ekolüyle yetişmek size ne kattı?

- Alman Lisesi bana çok şey kattı. Alman iş disiplinini orada kazandım. Ama asıl siyasetin temeli orada bünyeme kazındı. Okul başkanı seçilmiştim. Bu seçim yoluyla demokratik yönetim tarzı nedir, seçim nedir hepsini öğrendim. Bir kabine kurar gibi ince ince çalışmak gerekiyordu. Tüm öğrencilere seçilmek için konuşmalar yaptım, sınıfları gezdim, oy istedim. Seçimle geldikten sonra çok geniş yetkileriniz oluyor. Yönetici olmayı da orada öğrendim. Öğrenci başkanıyken görevimin adı bakanlık değildi ama benzerdi. Dış ilişkiler, spor aktiviteler gibi bölümler bana bağlıydı. Aslında CEO'luk yöneticileri yönetme sanatı. Almanlar kadar Japonlar da iş disiplini konusunda çok çarpıcı. Japonya seyahatimde fark ettim, kurallara çok dikkat ediyorlar, aşırı hassaslar, disiplinliler.

- Türklerin çalışma disiplinini nasıl tanımlarsınız?

- Bizim vatandaşımızın, özellikle yöneticilerimizin şöyle bir özelliği var; en baştaki kişinin işini doğru yaptığını göstermesi gerekiyor. Biz Türklerde körü körüne bir disiplin yok, mantık var. Eğer yönetici olarak işinizi iyi yaptığınızı gösterirseniz, altınızdaki ekip size saygı duyuyor ve bağlanıyor. İş yapma biçiminize ve size saygı duyarsa peşinizden geliyor. Baştaki insan oraya mirasla da gelebilir, atanabilir de... Sonuçta alttaki kişiye işinizi iyi yaptığınızı göstermeniz şart! Benim iş hayatından öğrendiğim bu.

En iyi bildiğim işi yapıyorum keyifliyim

ÇALIŞIP KAZANMAK ZORUNDAYDIK

- Siz de mutfaktan yetişen birisiniz. Babanız varlıklı biri ama işe tur rehberliğinden başlamışsınız... İkiz kardeşinizle öğrencilere turlar düzenleyerek ticarete girmişsiniz...

- Evet, Türkiye'de öğrenci turlarını ilk düzenleyenleriz. Babam varlıklıydı ama kimseye hak etmediği kadarını vermezdi, yeteri kadar verirdi. Hep çalışıp kazanmak zorundaydık. Kendisi de sıfırdan, kuruşları biriktirerek başlamış biri. Bol kepçe dağıtan bir karakter değildi. Bunun da bize iş hayatında çok faydası oldu. Bize bu konuda sayısız dersler vermiştir. Bu derslerden sonra sonra bırakın A, B planlarını, Z planına kadar yaparım. Tüm olasılıklara göre yedek plan hazırlarım. İşimi şansa bırakmamaya çalışırım.

- Bakanlık koltuğuna oturmadan önce eminim defalarca turizm sektörünün sorunları üzerine kafa yormuşsunuzdur. Neydi o en önemli sorunlar?

- Türkiye'ye bir turizm varlığı ve hazinesi olarak bakarsanız eğer, Türkiye dünya üzerindeki en zengin hazineye sahip. Bizim petrolümüz turizm. Sadece yeteri kadar çıkarmamışız. Şimdi yapılması gerekeno. Türkiye'nin turizmden elde ettiği gelirler hak ettiğinden çok daha düşük bir seviyede. Sahipolduğumuz eşsiz varlıkları istediğimiz şekilde değerlendiremiyoruz. Bunun için gerekli olan tüm dinamiklere sahibiz esasında. Benim amacım sektörün tüm paydaşlarını ortak bir hedefe odaklayarak harekete geçirmek. Bunu elbirliği ile başaracağımıza inanıyorum.

En iyi bildiğim işi yapıyorum keyifliyim

- Türkiye'nin doğusuna yöneldiniz ilk olarak. Bir dizi gezi gerçekleştiriniz. Önce bir fizibiliteçalışması mı yapıyorsunuz?

- Evet, bir şeyi yapmadan önce yerinde gözlemlemek isterim. Özellikle önemli işlerde, kulaktan duyma bir şekilde, kağıt üzerinde karar vermem. O işin içine girmek isterim. Yerinde gözlem, doğru karar almak için şart!

- İlk kez gördüm dediğiniz yerler vardı...

- Mardin'e ilk kez gittim. Artık çok sık giderim. Doğu ve Güneydoğu Anadolu, kültürel ve arkeolojik değerleriyle inanılmaz bir turizm potansiyeline sahip. Orada bir hazine yatıyor. Benim diyen birçok turizm ülkesinde bir Mardin yok! Buralar çok değerli, ufak bir itmeyle harekete geçecek potansiyele sahip.

- Bu zamana kadar oraları ihmal etmişim diye geçirdiniz mi içinizden?

- Yok. Türkiye'nin başına planlı ve organize birçok dert açıldı. Bunları düzeltmeden oraya kimse el atamazdı. Atsak da fayda sağlamazdı. Artık gerekli ortam oluştu, bu fırsatı kaçırmamak lazım. Bu bölgelere pozitif ayrımcılık yapılması gerekiyor. Çünkü ticareti oraya hızlı bir biçimde getirip, tabana yayılmış bir hale getirmek şart! Bölge halkı turizmden para kazanacak hale gelmeli. O zaman orada sağlanan huzur ve güven ortamı kalıcı olacak. Batıdaki yatırımcı arkadaşlara da söylüyorum, ülkemizin doğusunu gözardı edip batıda huzurlu yaşayamaz kimse. Sağlıklı, huzurlu, güvenli bir Türkiye istiyorsak ülkemizin sınırları içindeki her yeri aynı seviyeye yavaş yavaş getirmek gerekiyor.

En iyi bildiğim işi yapıyorum keyifliyim

BÜYÜK LEGOLAR YAPIYORUM, GOLF SPORUNU İLERLETECEĞİM

- Ankara'da nasıl bir yaşamınız var?

- Ankara'da çok sade bir yaşamım var. Sabah sekiz buçuk gibi makama geçiyorum. Ailem burada İstanbul'da, orada tekim. Orası iş odaklı bir yer. Saat mefhumum olmaması açından iyi oldu.

- İşadamı olarak sizi tanıdığımızda stil olarak daha renkli biriydiniz. Şimdi lacivertler ve takım elbiseler ağırlıkta sanırım...

- Aslında hiç takım elbise giymezdim. Sadece kırk yılın başı Ankara'ya giderken giyerdim, şimdi gardırobun yüzde 90'ı takım elbise oldu. Kravat, takım elbise sanırım en radikal değişiklik oldu hayatımda. Hafta sonu çocuklarla spor halime dönebiliyorum.

- Aileniz alıştı mı tempoya?

- Eşim zaman zaman gezilerime katılıyor benimle. Hatta o da bazı gözlemler yapıyor. Türkiye'yi çok geziyor. Bana bazı notlar iletiyor.

- Boş vakit bulup ilgilenebildiğiniz, yapmaktan keyif aldığınız şeyler var mı?

- Kafa boşaltmak için lego yaparım. Üstelik büyük boyutlarda olur. İş hayatındayken en büyük zevklerimden biriydi. Şimdi golfü geliştireceğim. Çünkü uluslararası ilişkilerde çok faydalı bir araç olduğunu gördüm. Bakan da olsanız, iş adamı da olsanız mesele kafa boşaltmak. Çünkü insanın zihni yoruluyor.

En iyi bildiğim işi yapıyorum keyifliyim

ÇOK UMUTLUYUM HERKES ÖZGÜVENİNE KAVUŞSUN

- Ülkemiz son birkaç yılı, terör tehdidi, organize suçlar, ekonomik manipülasyonlarla geçirdi. Ama her seferinde ayağa kalkmayı bildik. Bu açıdan çarpıcı ve benzersiz bir toplumuz sanırım...

- Şunu belirtmekte fayda var, herkesin kendine özgüveni olsun! Türkiye inanılmaz zengin bir ülke. Birkaç dolar operasyonuyla, terör faaliyetiyle batırılacak bir ülke değil! Gördünüz işte her denemede düştüğümüz yerden kalkıyoruz. Başkanlık sistemiyle artık kararlar kalıcı biçimde veriliyor. Bundan sonra kimsenin bu tür denemelerde başarılı olacağını düşünmüyorum. Artık Türkiye'nin kalıcı tedaviyle, üstüne koyarak gideceğine ve dalgalanmalara izin vermeyeceğine inanıyorum. Artık dalgakıranlar yaparak gidiyoruz. Herkes umutlu olsun ve özgüvenine kavuşsun. Turizmde zaten yatırım iştahı geri geldi. Gerekli ortam oluştuğunda, tekrar yatırıma geçmek için bekliyorlar. Yurt dışından yatırımcılar temasa geçmeye başladı. Projeleri geliştiriyoruz ve 2019'dan sonra roadshowlar'a çıkacağız. 2019'un üçüncü, dördüncü çeyreğinde yabancı yatırımcıları davet edecek projeleri gerçekleştirmiş olacağız. Göreceksiniz çok talipli çıkacak.

- Devlet Başkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın sizinle temaslarında önem verdiği başlıklar neler?

- Beni atamadan önce de benimle özellikle kültür üzerine konuştu, kültür başlığında yapılması gerekenler hakkında çok detaylı konuştu.

BİZE ULAŞIN