12 Eylül zindanları

12 Eylül zindanları

'Teslim olmak için bir dakikanız var'

Türkiye'yi 12 Eylül'e götüren süreçte, olaylar çığrından çıkmıştı... Polis bile ikiye ayrılmıştı. Pol-Der'li polisler 'Toplum Polisi Merkezi'ni işgal edince, Sıkıyönetim Komutanı Recep Ergun olaylara bizzat müdahale etti.

EMİN PAZARCI- TAKVİM 

12 Eylül zindanları

BAŞLARKEN

Aradan tam 30 yıl geçti. O gün 10 yaşında olanlar, bugün 40'ına gelip dayandı. Onlar bile 12 Eylül Darbesi'ni ve Türkiye'yi ihtilale sürükleyen süreci kitaplardan okuyarak öğrendi. Ak Parti Grubu'nda Başbakan'ın gözünden süzülen yaşlar, unuttuğumuz 12 Eylül'ün yeniden tartışılmasına yol açtı. O günlerle ilgili çok şey söyleniyor, farklı değerlendirmeler yapılıyor. Zaman zaman da kulaktan dolma bilgilerle yorumlarda bulunuluyor. Durum bu olunca, dönemin daha iyi anlaşılabilmesi için, o günleri yaşayanların 12 Eylül sayfasını yeniden açması gerekiyor. İşte biz de bunu yaptık! Arşivleri karıştırıp, hafızamızı tazelediğimizde önümüze inanılmaz olaylar çıktı. Biz bile kendi kendimize sormadan edemedik:

- Türkiye bunları gerçekten yaşadı mı?

Gerçekten de öncesi ve sonrasıyla 12 Eylül dönemi "yaşanmış masallar" gibi! Bu yazı dizisinde, bugün masal gibi gelen inanılmaz gerçeklerle karşı karşıya kalacaksınız. Kimi bölümlerde tüyleriniz diken diken olacak, kimi bölümlerde gözleriniz dolacak. Biz, "12 Eylül Zindanları" yazı dizisi ile sizlere o büyük dramın öncesi ve sonrasından bazı kesitler sunacağız. İlgi ile okuyacağınızı düşünüyoruz.

12 Eylül zindanları

Türkiye'nin dört bir yanında sıkıyönetim uygulanıyordu. Hükümet, şehirlerin güvenliğini tamamen askere teslim etmişti. Buna rağmen, anarşi ve terör azalacağına her geçen gün daha da artıyordu. Artık olaylar iyice çığırından çıkmıştı... Polis bile iki ayrı parçaya bölünmüştü. Ülkücü polisler "Pol-Bir", Marksist polisler ise "Pol-Der" adında bir dernek kurmuşlardı.

12 Eylül zindanları

Emniyet mensupları, içeride birbirleriyle çekişirken, dışarıda da sempati duydukları tarafa yardım ediyorlardı. Polisin içinden bile eylemlere karışan isimler çıkıyordu. Vatandaş, polise güvenemez olmuştu.

12 Eylül zindanları

Ankara'da bugünkü Çevik Kuvvet'in bulunduğu yerde o günlerde "Toplum Polisi Merkezi" vardı. 12 Eylül İthilali'ne 2,5 ay kala, Toplum Polisi Merkezi karıştı. Solcu polisler isyan bayrağını çektiler. İçeride son derece garip işler oluyordu. Bina, bir polis merkezinden çok, işgal edilmiş üniversiteyi andırıyordu. Ülkenin güvenliğinden sorumlu polisler, kendilerine tahsis edilen bir devlet binasını işgal etmişlerdi.

12 Eylül zindanları

KATLİAM YAŞANACAKTI

Devlet otoritesi tamamen yok olmuştu. Devletten maaş alan silahlı güçler, devlete kafa tutuyorlardı. Yasa dışı örgüt militanı gibi davranıyorlar, işgal ettikleri binada sloganlar atıyorlardı.Üstelik, iyice pervasızlaşmışlardı. İçeri giriş-çıkışı engellemek için kapıya bir panzer yerleştirdiler. Aracın kapılarını kilitleyip, anahtarını aldılar.
Binanın içinden sloganlar yükselmeye başladı: - Kahrolsun faşistler, kahrolsun faşistler.
Yaşananlar inanılır gibi değildi. Türkiye'de ilk olarak böyle bir tablo ile karşılaşılıyordu. Merkezin çevresindeki halk panik içindeydi. Devletin polisi, devlete isyan halindeydi. Polislerin sabah başlayan eylemi öğle saatlerine kadar devam etti. Öğleden sonra da çevre iyice hareketlenmeye başladı.
Askerler, Toplum Polisi Merkezi'nin çevresini sardılar. Cadde ve sokaklara, aralarında kariyerlerin de bulunduğu pek çok araç mevzilendi. Kısa sürede merkez tamamen kuşatıldı. Dışarısı askeri birliklerin, içerisi ise polisin kontrolündeydi.

12 Eylül zindanları

Kuşatma tamamlandıktan birkaç dakika sonra, Toplum Polisi Merkezi'nin önünde siyah Chevrolet marka makam aracı belirdi. İçinden 3 yıldızlı bir korgeneral indi. Araçtan inen şahıs, Ankara Sıkıyönetim Komutanı Recep Ergun'du. Olay o kadar vahimdi ki, paşa bizzat el koyma ihtiyacı hissetmişti.
Ergun, ilk olarak kapıdaki panzerin çekilmesi emrini verdi.

12 Eylül zindanları

Askerler, ellerindeki çelik halatın bir ucunu panzere, diğer ucunu da kariyere bağladılar. Koca panzer bir anda fırlatılıp atıldı. Korgeneral Recep Ergun da eline megafonu alıp, Toplum Polisi Merkezi'ne sert bir ses tonuyla seslendi:

- Size sadece 1 dakika zaman tanıyorum.
Aklınızı başınıza toplayın. Ananızı, babanızı, çocuklarınızı düşünüyorsanız, hemen bu eyleme son verin.

Komutanın bu çağrısı ile birlikte bütün askerler ellerindeki tüfeklerin namlusuna mermi sürmeye başladılar. Çevreyi sinir bozan çelik sesleri sardı. Şehrin göbeğinde büyük bir çatışma çıkacağını düşünen vatandaşlar, evlerinin korunaklı bölgelerine çekilip, yerlere yattılar.

Aradan 45 saniye geçmedi ki, çağrı sonuç verdi, Pol-Der'li polislerin eylemi sona erdi.
Bütün toplum polisi teslim alındı ve silahları toplandı. Eğer polis direnecek olsaydı, bir katliam yaşanacaktı. Olay kamuoyundan gizlendi. Çevredeki vatandaşlar hariç, bu başkaldırıdan kimsenin haberi olmadı. Toplum Polisi Merkezi de o günden sonra bir albayın emrine verildi.

12 Eylül öncesi yaşanan bu olay, gerçekten inanılır gibi değildi. Devletin iki silahlı gücü karşı karşıya gelmiş, büyük bir çatışmanın eşiğinden dönülmüştü.

BİZE ULAŞIN