Gündemden Başlıklar-14/01/2009

VADİ'DE İSRAİL'İN İZLERİNE DEVAM

Türkiye ile İsrail arasında krize neden olan Kurtlar Vadisi dizisinin bugün yayımlanacak bölümlerinde yine İsrail ve Mossad'a göndermeler var. Geçen hafta yayımlanan bölümde dizinin en önemli karakterlerinden Memati'nin çocuğunun İsrail Konsolosluğu'ndan kurtarılması sahnesinde, Polat Alemdar tarafından vurulan güvenlik görevlisinin kanlarının İsrail bayrağına sıçraması sahnesi İsrail'de tepkilere neden olmuştu.

YİNE İSRAİL VAR
İsrailli ajanlarının çocuk kaçıran insanlar gibi gösterildiğini savunan İsrail basını diziye tepki göstermişti. Bugün yayımlanacak 76. bölümde de yine dizinin en önemli karakterlerinden birisi olan ve 73. bölümde ilaç verilerek uyutulan dizideki eski müsteşar Büyük İskender'in yeniden hayata döndürülmesi için Mossad ajanlarının harekete geçmesi işleniyor. İsrail ajanlarının İskender'i kullanmak için harekete geçmeleri Polat Alemdar, Memati ve Abdülhey'e iletiliyor. Kurtlar Vadisi Pusu dizisinin yapımcısı ve senaristleri önceki akşam geç saatlere kadar toplantı yaptı.

AYNEN DEVAM

Toplantıda dizinin formatında herhangi bir değişiklik yapılmaması kararı çıktı. Dizideki sahneyi gerekçe gösteren İsrail Dışişleri Bakan Yardımcısının, Türkiye Büyükelçisi'ni Meclis'teki bürosuna çağırarak alçak bir koltuğa oturtarak yaptığı diplomatik rezalete imza atan İsrail'e "Doğruları söylemeye ve yanlışları teşhir etmeye devam edeceğiz" mesajı verildi.

(Erhan ÖZTÜRK / HABER MERKEZİ)

 

EMNİYETTEN 'LASTİK' AÇILIMI

Cizre'de toplumsal olaylarda lastik yakılmasının önüne geçmek isteyen emniyet, ilçedeki 'başıboş' lastikleri para karşılığı toplamaya başladı.

Şırnak'ın Cizre ilçesinde Şubat ve Mart aylarında ilçede sık sık toplumsal olayların yaşanması emniyet müdürlüğünün yeni kararlar almasına neden oldu. İlçe Emniyet Müdürlüğü, toplumsal olaylarla mücadelede çığır açacak yeni kararıyla emniyete lastik getiren her çocuğa lastik başına para ödemeye başladı. Emniyet bu yolla Cizre'de yaşanan olaylarda ve Nevruz Bayramı'ndaki gösterilerde ateş yakılmasının önüne geçmek istiyor. Emniyetin, mahalle, cadde ve ara sokaklarda bulunan 'başıboş' lastikleri emniyete getirilmesine para ödeyeceğini duyan Cizreli çocuklar ilçede 'lastik hareketi' başlattı. Karar yeni duyuldu ama Cizreli çocuklar emniyetin bahçesini şimdiden lastiklerle doldurdu. Emniyet, getirilen küçük lastiklere 1, orta boylara 2 ve büyük lastiklere de 3 TL ödüyor.
(Abidin YEL / CİZRE SABAH)

ÖNDE TACİRLER, ARKADA ZEHİRLER

Edirne'de bir TIR'da ele geçirilen 228 kilo eroin Edirne Adliye'sine 15 çuval içinde taşındı. Eroin ile birlikte gözaltına alınan 9 zanlı da adliyeye götürüldü. Türkiye'den Almanya'ya gitmek üzere Kapıkule Sınır Kapısı'na gelen Y.T'nin idaresindeki 33 E 2148 plakalı çekici ve 22 ARD 71 plakalı dorse, Edirne Kaçakçılık İstihbarat ve Narkotik Gümrük Muhafaza Müdürlüğü ekiplerince, risk kriterleri çerçevesinde arandı. Yapılan aramada TIR'ın dorsesinde, 'zula' tabir edilen özel bölmede 430 paket içerisinde 228 kilo 396 gram eroin ele geçirildi.

7 MİLYONLUK ZEHİR

Eroinle birlikte, Edirne, İstanbul ve Mersin'de düzenlenen eş zamanlı operasyonda yakalanan, sürücü Y.T ile birlikte 9 zanlı, işlemlerinin tamamlanmasının ardından Edirne Adliyesi'ne götürüldü. Operasyonda ele geçirilen 228 kilo 396 gram ve piyasa değeri 7 milyon 250 bin TL olan eroin de 15 çuval içerisinde görevlilerce adliyeye taşındı.

(Ercan BİTTİ / EDİRNE SABAH)

KOMİSYONDA GDO TARTIŞMASI

TBMM Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonunda, Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar (GDO) ve ürünlerine ilişkin düzenlemeleri içeren Biyogüvenlik Kanunu Tasarısı benimsendi.
AK Parti Trabzon Milletvekili Cevdet Erdöl başkanlığında toplanan Komisyon, tali komisyon olarak Biyogüvenlik Kanunu Tasarısını ele aldı.

CHP Ankara Milletvekili Tekin Bingöl, tasarının sadece GDO'lu ürünlerin ithalatına yönelik olduğunu savundu. GDO'lu ürünlerin insan ve çevre sağlığı üzerindeki etkilerine yönelik araştırmaların henüz tamamlanmadığına dikkati çeken Bingöl, fareler üzerinde yapılan bir deneyde 4. jenerasyonda kısırlık meydana gelebileceğinin tespit edildiğini anlattı.

MHP Kırıkkale Milletvekili Osman Durmuş, GDO'lu ürünlerin Türkiye'ye sokulmadan önce biyogüvenilir olduğunun tespit edilmesi, bu tespitin Türkiye'de yapılacak araştırmalarla da teyit edilmesi gerektiğini söyledi.

Uluslararası kartellerin çok güçlü olduğuna dikkati çeken Durmuş, ''Hükümet ne yaparsa yapsın 2 büyük firma, ürünlerini Türkiye'ye sokacak. Bunu engellemeye Hükümetin gücü yetmez'' dedi.
Hayvanlara GDO'lu yemlerin yedirilmesi halinde hayvan eti tüketen insanların da GDO'lu yemlerden etkilenebileceğini belirten Durmuş, ''Genetiği değiştirilmiş tohum ithal edilmemeli. Tohumlar asla gen modifiye olarak ihtal edilmeli, eğer ithal edilecekse üzerinde GDO'lu olduğuna yönelik işareti, etiketi, güvenilir olduğu bilgileri olmalı. GDO'lu her ürün incelenmeli, 5-10 yıllık etkileri araştırılmalıdır'' diye konuştu.

CHP Adıyaman Milletvekili Şevket Köse, GDO'lu ürünlerde düzenleme yapılması için geç kalındığını, bu konunun şimdiye kadar ihmal edildiğini savundu.

Köse, GDO'lu ürünlerle ilgili tüketicilerin bilgilendirilmesi, hangi ürünlerin ithaline izin verildiği ve bu ürünlerin etkilerini içeren bilgilerin sanal ortamda yayımlanması gerektiğini söyledi.

MHP Tokat Milletvekili Reşat Doğru, son dönemlerde cilt ve alerjik hastalıklarda artış olduğuna dikkati çekerek, bu hastalıkların gıda kaynaklı olduğunu ileri sürdü.

Hazır gıda, meyve suyu, bisküvi ve kolalı içecekler gibi birçok gıdada nişasta bazlı tatlandırıcı kullanıldığını kaydeden Doğru, Türkiye'de kullanılan şekere oranla yüzde 15'inin tatlandırıcı olduğunu, bu oranın Avrupa ülkelerinde yüzde 2 olduğunu kaydetti.

Tatlandırıcı kullanılan gıdaların etkilerine yönelik araştırma yapılması gerektiğini belirten Doğru, GDO'lu ürünlere ilişkin yasal düzenleme yapılmasında da geç kalındığını sözlerine ekledi.

''KENDİ TOHUMUMUZU ÜRETMEMİZ LAZIM''

MHP Karaman Milletvekili Hasan Çalış ise GDO'lu ürünlerin başında soya, patates, mısır, kanola gibi ürünlerin geldiğini belirterek, bu ürünlerin sağlığa etkileri üzerinde süratle çalışma yapılması gerektiğini ifade etti.

Çalış, ''Ülkemizde ürün planlaması iyi yapılmadığından, yetiştirme imkanı bulduğumuz ürünleri dışarıdan GDO'lu bir şekilde almak zorunda kalıyoruz. Ülkemizi küresel kartellerin pazarı haline getirmememiz lazım'' diye konuştu.

AK Parti İstanbul Milletvekili Mehmet Domaç da bazı uzmanların manav önlerinde GDO'lu olmayan ürünler üzerinden şov yaptıklarını belirterek, bu tür tartışmaların konuyu bilimden uzaklaştırdığını söyledi.
''GDO'lu ürünleri, halk düşmanı olarak gösteremeyiz'' diyen Domaç, araştırma ve geliştirme faaliyetleri için yatırım yapan firmaların, sağlığa zararlı ürünler üretmeleri halinde batmayı göze alamayacaklarını savundu.

AK Parti Kahramanmaraş Milletvekili Cafer Tatlıbal ise GDO'lu ürünlerden tohum üretme şansı bulunmadığını belirterek, üreticilerin en fazla parayı tohuma ödediğine dikkati çekti.

Hibrit tohumlarının ithal edildiğini ve pahalı oluşu nedeniyle üretim maliyetini artırdığını kaydeden Tatlıbal, ''Kendi tohumumuzu üretmemiz lazım. Bilimi yakalayıp, ihtiyacımız olan tohumun üretimine bir an önce başlamalıyız'' diye konuştu.

Komisyonda, görüşmelerin tamamlanmasının ardından tasarı benimsendi. Komisyon, görüşlerini rapor haline getirerek, tasarının esas komisyonu olan Tarım ve Köyişleri Komisyonuna sunacak.

(AA)

MUHTARLARA ÖDENEK GÜNDEMDE

MHP Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı, muhtarlara aylık brüt asgari ücret tutarı kadar ödenek verilmesini öngören kanun teklifi hazırladı.

TBMM Başkanlığına sunulan teklifin gerekçesinde, muhtarların seçimle iş başına gelen ve halka en yakın olan kamu görevlileri olduğu vurgulandı.

Köy ve mahallelere idari hizmetlerin sunulmasında, yerel hizmetlerin götürülmesinde ve vatandaşın birçok sorunun çözülmesinde, muhtarların önemli görevler üstlendiği anlatılan gerekçede, şunlar kaydedildi:

''Aldıkları aylık ödenekleri günümüz şartlarında yeterli olmaması nedeniyle, halen sayıları 53 bini bulan köy ve mahalle muhtarlarımız geçim mücadelesi vermektedir.Muhtarlara verilen aylık ödenek, muhtarlık görevinin yürütülmesi için zorunlu olan internet, elektrik, telefon, kırtasiye, temsil, ağırlama ve diğer
harcamaları karşılamaya yetmediğinden, muhtarların aile bütçelerine ilave yük getirmektedir. Ayrıca, muhtarların birçoğu sosyal güvenlik primini yatıramadığından, sosyal güvenceden yoksun duruma düşmüşlerdir''

Kanun teklifine göre, köy ve mahalle muhtarlarına brüt asgari ücret tutarı kadar aylık ödenek verilecek. Bu ödenek, muhtarlıkların bulunduğu yerleşimbiriminin idari yapısı ve nüfusu gibi kriterleri ayrı ayrı veya birlikte dikkate almak suretiyle İçişleri Bakanlığının teklifi üzerine, bir katına kadar farklı olarak belirlemeye Bakanlar Kurulu yetkili olacak.
(AA)

ÖRTÜLÜ ÖDENEK SORUŞTURMASI

Ergenekon savcılarının yürüttüğü örtülü ödenek soruşturması kapsamında 4 kişi, Beşiktaş'ta bulunan İstanbul Adliyesi'ne getirildi. Şahıslar, hakim ve savcıların giriş yaptığı protokol kapısından içeri alındı.

(CİHAN)

İŞTE SAVCIYA SMS'Lİ TEHDİT MESAJLARI

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Seferberlik Bölge Başkanlığındaki aramaya ilişkin soruşturmayı yürüten Cumhuriyet Savcısı ile aramayı yapan hakime, mermi ile tehdit içerikli mektup ve mesajların gönderilmesiyle ilgili soruşturma başlattı.

Soruşturma kapsamında, değişik güvenlik birimlerinde görevli kişilerden özel bir ekip kuruldu, çeşitli adreslere baskınlar düzenlendi.

Savcı Mustafa Bilgili ve Hakim Kadir Kayan'a tehdit içerikli mektuplar ve mesajlar ile içinde 8'er adet Kaleşnikof mermisi bulunan paketlerin gönderilmesinin ardından başlatılan soruşturma ''tehdit suçu'' kapsamında yürütülüyor.

Savcı Bilgili'nin cep telefonuna gönderilen mesajlarda, ''Seferberlikten uzak dur, adamlarımızı içeride tutamayacaksın, sonun Doğan Öz gibi olur'', ''Seferberlik dosyasını kapat, kapatmazsan tabutun içine kapatılırsın'', ''Askerlerin hesabı sorulacak'' ve ''8 askere bedel 8 kurşun sana yeter'' şeklinde ifadeler yer aldığı öğrenildi. Savcının cep telefonuna tehdit içerikli mesajlar gönderilmesinin sürdüğü de öğrenildi.
Soruşturma kapsamında, değişik güvenlik birimlerinde görevli kişilerden özel bir ekip oluşturuldu. Bu ekibin, çalışmalarını çok kapsamlı ve gizli bir şekilde yürüttüğü kaydedildi.

Soruşturma savcısının talimatı doğrultusunda, bu ekip tarafından, tehdit içerikli mesajların gönderildiği yerlere baskınlar düzenlendiği, Ankara dışındaki bazı adreslere ilişkin olarak da özel ekibin araştırmalar yaptığı öğrenildi.

Öte yandan, savcı ve hakime gönderilen Kaleşnikof mermilerinin balistik incelemelerinin devam ettiği; incelemenin ardından bu mermilerin kaynağı ile gönderen kişi veya kişilerin tespitine yönelik araştırmaların yapılacağı ifade edildi.

Soruşturma çerçevesinde, tehditleri gerçekleştiren kişi veya kişilerin birbirleriyle irtibatlı olup olmadığının da geniş kapsamlı bir şekilde araştırıldığı belirtildi.

(AA)

Gündemden  Başlıklar-14/01/2009

KARUN'UN HAZİNESİ'NİN PARÇASI K.ÇEKMECE'DE ELE GEÇİRİLDİ

Küçükçekmece'de, M.Ö. 3. yüzyılda yaşayan Lidyalı prenseslerin taktığı belirtilen 22 ayar 42 gram ağırlığındaki altın kolyeyi 1 milyon dolara satmak isteyen T.Ü., müşteri kılığındaki polis tarafından yakalandı. Kolyenin, Uşak Müzesi'nden çalınan Karun'un hazinesinin en değerli parçası olan Kanatlı Denizatı'yla aynı set içinde olduğu bildirildi.

Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, bir tekstil şirketinde danışmanlık yapan T.Ü.'nün tarihi eser özelliği olan kolye satmaya çalıştığı bilgisine ulaştı. Bunun üzerine kendini işadamı diye tanıtan polis, T.Ü'yle iletişime geçti. Önce telefonda daha sonra da yüz yüze görüşen satıcı T.Ü., alıcı kılığındaki polisle eser için 1 milyon dolar fiyatta anlaştı.

Eserleri teslim edip parayı almak için Küçükçekmece'deki buluşma yerine gelen T.Ü., kimliğini açıklayan polis tarafından gözaltına alındı. T.Ü'nün yanında getirdiği çantada yapılan aramada 42 gram ağırlığında 22 ayar altın kolye ele geçirildi.

T.Ü., İstanbul Emniyet Müdürlüğü'ndeki sorgusunda kolyenin kendisine ailesinden kaldığını söylediği öğrenildi. El konulan eserlerin laboratuvarda yapılan incelemede gerçek olduğu tespit edildi. İstanbul Arkeoloji müzesi yetkilerinin, kolyenin M.Ö. 3. yüzyılda yaşayan Lidyalılara ait olduğunu belirttiği öğrenildi. Lidya prenseslerinin taktığı bu kolyenin Uşak Müzesi'nden çalınan Karun'un hazinesinin en değerli parçası olan Kanatlı Denizatı'yla aynı set içinde olduğu bildirildi.Emniyetteki işlemleri tamamlanan T.Ü., adyiyeye sevk edildi.

(AA)

 

BİZE ULAŞIN