Abdülhamit'in Titanik sırrı

Abdülhamit'in Titanik sırrı

Titanik Filminde adı geçen "Okyanus'un Kalbi: Mavi Elmas" II Abdülhamit hana aitti. Yıllarca saklanan bu sır Nadin Sultanın yazdığı kitapta ifşa oldu.

II. Abdülhamit hanın Beylerbeyi sarayında gözaltında tutulduğu günlerde yanına girebilen tek kişi en küçük oğlu Selim'di. Çünkü o zamanlar 7 yaşında olduğundan pek tehlike arz etmeyeceği düşünülüyordu.

Selim Han Babasından duyduğu her şeyi kızı Nadin Sultan'a anlatırdı.

II. Abdülhamit hanın torunu olan Nadin Sultan'ın Net Pano’dan Güzin Osmancık’a verdiği röportajda tarihin karanlıklarında gizli kalmış pek çok şey konuşuldu.

O bir Osmanlı sultanı, O Osmanlının asaletini hem iç dünyasında, hem de hal ve davranışlarında sergileyen zarif, mütevazı bir hanedan. Üstelik tasavvuf edebi ile yetişmiş ve bulunduğu çevreye İslâm'ı anlatan bir mutasavvuf.

Abdülhamit'in Titanik sırrı

G. Osmancık: Sizi tanıyabilir miyiz, Osmanlı Hanedanlığı ile olan yakınlığınız nedir?

Nadin Sultan: Ben Sultan Selim Hamid Han'ın kızıyım. Sultan Selim Hamit Han, II. Abdülhamit Han'ın 9 çocuğunun en küçüğüdür.

Abdülhamit'in Titanik sırrı

G. Osmancık: Babanız Selim Han onun Beylerbeyi sarayında göz hapsinde tutulduğu yıllarda yanına girebilen tek kişiydi. Dedeniz hakkında size neler anlattı?

Nadin Sultan: II Abdülhamit gerçekten müstesna bir siyasi diplomattı. Bugün bile pek çok kişi bu gerçeğin farkındadır. Bunun kanıtı 33 sene tahtta kalmasıdır. Kendisi tahttayken Avrupalılar hiçbir zaman Osmanlı İmparatorluğunun siyasetini yönlendirememişlerdir. Kendisi ayrıca babası Sultan 1. Abdülmecit'ten kalan batıya karşı olan dış borçları ödemeyi başarmıştır. Bunun yanı sıra Batı ve Doğu ile siyaseti gayet açık tutmuştur. Sultan II. Abdülhamit zamanında Irak Arapları onun yönetimi altında oluşmuştu. Ve meşhur Yıldız Porselenleri de onun zamanında meydana geldi. Sultan II. Abdülhamit Han fevkalade bir diplomattı ama bunun yanında ekonomik anlamda dünyaca tanınmış çok iyi yapıtlar sağladı.

Çünkü her şeyden önce Osmanlı İmparatorluğu çok güçlü ve çok zengin bir milletti. Bugün dahi Amerika Birleşik Devletleri'nin yaklaşık 3 trilyonluk bir borcu var. Bilirsiniz büyük imparatorluk ya da milletler dev borçlar almak için kendilerine izin verirler çünkü geri ödeme güçleri vardır.

Abdülhamit'in Titanik sırrı

G. Osmancık: Hakkında pek çok olumsuz şeylerde konuşuluyor. Hatta ona "Kızıl Sultan" deniyordu. Bunun sebebi neydi?

Nadin Sultan: Bildiğiniz gibi bütün büyük insanlar eleştiriyi hak ederler. Sadece küçük kişilere ilgi gösterilmez. Kendisi elbette "Kızıl Sultan" değildi. Çünkü II. Abdülhamit gerçek anlamda çok hoşgörülüydü.

Osmanlı İmparatorluğu'nun çok güçlü olması ve Sultan II. Abdülhamit'i siyaseti açısından eleştirememeleri nedeniyle Avrupalılar tarafından böyle negatif bir propaganda yapıldı. Maalesef propaganda başarılı oldu.

Özellikle bir Yahudi kabilesi Sultan II. Abdülhamit'ten Filistin'i satın almak istediler. Emanual Karaso isminde Yahudi bir bankacıyı sözcü olarak gönderdiler. Daha sonra bu şahıs II. Abdülhamit Hanın tahttan indirilmesini tebliğ etmek üzere gönderilmişti. Doğal olarak Sultan II. Abdülhamit bunu reddetti. Çünkü Allah Osmanlı'ya Filistin'i koruması için vermişti. Ve üzerinde Müslüman insanlar yaşarken bu toprağı satamazdı. Bu toprağa karşı çok büyük paralar teklif ettiler. Hatta Osmanlının bütün borçlarını ödemeyi teklif ettiler.

Abdülhamit'in Titanik sırrı

Özellikle Kudüs İslam'ın üçüncü kutsal şehridir. Mekke var, Mısır var, fakat Filistin İslam için bir kutsal merkez. Bu yüzden göz göre bu kutsal toprakları satamazsınız.

Filistinlilerin Yahudilere bir kısım toprak sattıkları doğru. Ama hatırlamalısınız ki Osmanlı İmparatorluğunda çok büyük bir hoşgörü vardı. Yahudiler, Ermeniler, Hıristiyanlar, herkes toprak satın alabilirdi. Bir milleti satmakla bir parça toprağı satmak arasında önemli bir fark var. Bugün bulundukları kader yüzünden Filistinlileri eleştirmeyeceğim. Bununla ilgili yapılacak bir şey yok. Bu tüm dünya için büyük bir acı. Ve maalesef Filistinliler bunun kötü kurbanı oldular.

Abdülhamit'in Titanik sırrı

G. Osmancık: Hicaz Tren yolu II. Abdülhamit hanın projesiydi bu sayede ulaşım çok kolaylaştı.

Nadin Sultan: Evet, Ulaşım Müslümanların Hac görevini yapmasına olanak tanıdığı için doğal olarak çok önemliydi. Sultan II. Abdülhamit bir halife olarak Müslümanların Allah'a ibadet edebilmeleri için mümkün olan her şeyi yapma konusunda çok bilinçliydi. Çünkü onun için dünyadaki en önemli şey Allah'a bağlılık ve Allah'ın emirlerine göre yaşamaktı.

Abdülhamit'in Titanik sırrı

G. Osmancık: Siyasi hayatta bu kadar başarılı olmasının ardındaki gerçek neydi?

Nadin Sultan: Sultan II. Abdülhamit Han devlet ile ilgili bir kararı alırken her zaman Allah'a danışırdı. Çünkü bir millet tarafından güvenilmek büyük bir sorumluluktur. Sultanın aldığı her karar insanların hayatını etkiler. Ve sadece maddi hayatları değil, manevi hayatları da.

Bu yüzden Sultan II. Abdülhamit halkının mutluluğu için karar vermek konusunda azami derecede dikkatliydi ve Hz. Muhammed (s.a.v.)in öğretisiyle hareket ederdi.

Büyük Dedeleri tarafından Hz. Muhammed (s.a.v)in öğretisi üzerine dayanan hukuk kanunlarına sahipti. Osmanlılar her zaman doğru adaleti savunmuşlardır. Osmanlı imparatorluğunun başlangıcından beri adalet son derece önemliydi. Böylelikle Hz. Muhammed (s.a.v.)'in emaneti olan doğru kanunları vardı.

Abdülhamit'in Titanik sırrı

G. Osmancık: Sultana göre Hz Peygamberin emaneti olan kanunları nelerdi?

Nadin Sultan: Osmanlı imparatorluğu gerçek anlamda doğru bir demokrasiye sahipti. Hatta demokrasiden bile daha iyiydi çünkü bireysel farklılıklar ayrım gözetmeksizin hoşgörüye tabiydi. Tüm farklı inanç ve etnik kökene sahip olanlar, Ermeniler, Museviler, Rumlar kendi özel mahkemelerine, kendi dinlerine sahiptiler ve kendi dillerini konuşabiliyorlardı; gerçek bir özgürlüğe sahiptiler. İslam gerçek anlamda hoşgörünün dinidir. Ve Sultan 2. Abdülhamit, halife olarak, kendi yönetiminde, imparatorlukta hoşgörünün tam anlamıyla uygulanmasını garanti etmişti.

Diğer milletlerin zorunlu askerlik hizmeti olduğundan şüpheliyim. Fakat Osmanlı İmparatorluğuna özgü olan, savaş olduğunda Türkler asker olarak hizmet ederlerken, Ermeniler, Hıristiyanlar sadece küçük bir ücret ödeyerek askeri hizmetten muaf olabiliyorlardı. Ve bu onlar için çok iyi bir şeydi. Çünkü Türklerin başka bir seçim şansı yokken, onlar işlerine veya çiftçiliğe devam edebiliyorlardı.

BİZE ULAŞIN