Özal’dan ilk çıkış: Anneannem Kürt

Demokratik çözümün gerekliliğine inanan Turgut Özal, ilk açılımını “Benim anneannem de Kürt’tü” cümlesiyle yaptı. Kürtçe eğitim ve yayın da ilk kez Özal döneminde gündeme geldi

Başlarken...
Terör, PKK, Güneydoğu, Kürt sorunu... Adını bile koyamadığımız 'bu sorunla' 25 yıldır yaşıyoruz... Türkiye'nin sırtında taşıdığı büyük yük her iktidarın öncelikli gündem maddesi oldu. 1983'te ANAP'la iktidara gelen, 1989'da Türkiye Cumhuriyeti'nin 8'inci Cumhurbaşkanı seçilen Turgut Özal, çözüme en çok yaklaşan isimdi. Ancak 17 Nisan 1993'te beklenmeyen ölümüyle, kafasındaki projelerin önemli bir kısmı da hayata geçemeden yarım kaldı. Bugün 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, "Türkiye halkını" rahatlatacak çözüm arayışında... Gül, Kürt sorununun çözümündeki kararlılığın sinyalini Mart ayında İran'a giderken verdi. "Bekleyin, iyi şeyler olabilir" sözü geçen hafta Prag dönüşündeki, "Çözüme hiç bu kadar yakın olunmadı, fırsat kaçırılmamalı" sözleri ile daha bir anlam kazandı. Gül'ün açıklamaları ile hafızalarda bir anda Özal dönemi canlandı.

12 Eylül askeri müdahalesinden sonra iktidarı devralan Özal, bir yıl sonra PKK sorununu kucağında buldu. "Bir avuç Şaki" söylemiyle önce, bir dizi güvenlik reçetesi denendi. Olağanüstü Hal Bölgesi (OHAL) uygulamasına, koruculuk sistemine rağmen terör eylemleri bitmek bir yana daha da arttı, kangrene dönüştü. Özal, gidişatı fark etti ve dümeni demokratik açılımlara çevirdi. Yeni rotadaki ilk çıkış, "Benim anneannem de Kürt'tü" oldu. Özal artık, "Terörle mücadelede 'en şahin' benim. 21. asırda çözüm sopayla olmaz, özgürlük, diyalog ve iknayla olur" diyordu. Kürtçe'nin serbest bırakılması, Kürt varlığının tanınması Özal'ın gündemindeydi. Bu kapsamda Kuzey Irak'taki Kürt liderler Talabani ve Barzani ile gayri resmi temaslar başladı. SHP kontenjanından parlamentoya giren Kürt kökenli DEP milletvekilleriyle çözüm arayışı hızlandı. Özal'ın bilgisi dahilinde terör örgütü PKK'nın baş aktörü Abdullah Öcalan'la Bekaa'da yapılan ve ateşkesle sonuçlanan görüşme tarih sayfalarındaki yerini aldı. Kürtçe ile ilgili ilk açılım da yine Özal döneminde geldi. Kürtçe kasetler serbest bırakıldı. Hatta Kürtçe TV ile Kürtçe eğitimin fikir babası da Özal'dı.

LOBİLERLE MÜCADELE

Özal'ın Kürt sorununa yönelik projesi efsaneye dönüştü. Özal'a yakın isimlerden ANAP'lı Mehmet Keçeciler, o dönemi anlatırken "Özal, PKK ve terör konusundaki icraatlarını yaptı ve bitirdi. Kürtçe kasetleri serbest bıraktı. Eve dönüş yasaları çıkardı. Bunlar bizim metotlarımızdı" diyor. "Ermeni ve Rum lobisi ASALA'nın yerine PKK'yı ikame etti. PKK meselesi yurtdışından kaynaklandı" iddiasını dile getiren Keçeciler, Özal'ın bu sorunla mücadele yöntemini şöyle anlattı: "PKK terörü Ermeni- Rum lobisinin dirilttiği beladır. Özal da bunun için sorunu dışarıda çözüyordu. Bizim dönemimizde Rum ve Ermeni lobisini dize getirdik. Bunu Yahudi lobisi ile anlaşarak yaptık. Böylece, PKK'nın ABD ve Avrupa'daki sesi kesiliyor, hiç konuşturulmuyorlardı." Özal'ın, PKK'nın dayattığı "federasyon" talebine yönelik tavrını ise en yakınındaki isim Kaya Toperi anlattı. Dönemin Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü emekli büyükelçi Toperi, Özal'ın federasyon istediği yönündeki yorumların doğru olmadığını belirtti. "Özal, Türkiye için federasyon modelinin neden doğru olmadığının tartışılmasını istiyordu. Özal'ın çözümü, yerel yönetimlerin yetkisini artırmaktı" dedi. Toperi, şöyle konuştu: "Özal, Talabani ve Barzani'nin Türkiye'nin kontrolünde olmasından yanaydı. Kürtçe kaset onun sayesinde serbest bırakıldı. 'GAP televizyonu birkaç saat Kürtçe yayın yapsa iyi olurdu' dedi ihanetle suçlandı. Özal, bölgeye ziyaretinde vatandaşın birine 'Kürtçe ders veren üniversite kursam oğlunu buraya gönderir misin?' diye sordu. Vatandaşın, 'Hayır' yanıtı karşısında Özal, tekrar sordu; 'Neden?' Vatandaştan, "Nereden iş bulacak?' yanıtını alınca da 'Görüyorsunuz, bölge halkı Türkiye'den ayrılmayı düşünmüyor' yorumu yapmıştı."

Terörün faturası
Terörle mücadeleyle geçen 25 yılın Türkiye'ye faturası ağır oldu. Aradan geçen süre içinde terörle mücadelenin parasal boyutu 300 milyar doları buldu. TSK'nın verilerine 4 bin 970, bin 335 köy korucusu şehit oldu, binlerce vatandaş yaşamını yitirdi. PKK'nın kaybı ise 40 bine ulaştı. Genelkurmay Başkanı Org. İlker Başbuğ, 14 Nisan 2009'daki yıllık değerlendirmesinde şunları ifade etmişti : "1993'te toplam iç güvenlik olayı 5717, şehit sayısı 538, hayatını kaybeden vatandaş sayısı 1479 iken; 2008'de toplam iç güvenlik olayı 1602'ye şehit sayısı 138'e hayatını kaybeden vatandaş sayısı ise 51'e inmiştir."

17 yılda neler değişti?
* Terör sorunu vurgusu, Kürt sorunu gerçeğine dönüştü.
* Kürtçe kaset tabuyken bugün devlet kurduğu Kürtçe TV kanalından çeşitli lehçelerde yayın yapıyor.
* 'Kart, kurt, Kürt" anlayışından 'Türkiye halkı' tanımına geçildi.
* Eve dönüş, etkin pişmanlık projeleri derken, bugün artık kapsamlı af tartışılır oldu.
* Bağımsız Sosyalist Kürt Devleti iddiasından, üniter yapı içinde çözüm talebine gelindi.

Mehmet Barlas: Öcalan'ın ele geçirilmesi ziyan edildi
Özal'ı çok yakından tanıyan SABAH Gazetesi Başyazarı Mehmet Barlas, o günden bugüne çok şeyin değiştiğini şöyle anlattı: "O gün Öcalan Suriye'deydi, bugün İmralı'da. Irak'ta Saddam vardı, özerk bir Kürt oluşumu yoktu. Özal'ın ilkesel yaklaşımı terörle sonuna kadar mücadeleydi. İkinci söylediği ise Kürt meselesini ele alırken 'özgürlük ve demokrasi içinde ele almak lazım, bu da diyalogla olur' diyordu. Ama Özal PKK ile değil Talabani ve Barzani ile diyalog yolunu seçti. Onları yanına alarak, PKK'yı izole etmeyi denedi. Federasyona karşıydı ama konuşalım, tartışalım diyordu." "Öcalan Türkiye'ye teslim edildiğinde farklı bir şeyler yapılabilirdi. Koalisyon hükümetleri döneminde etkin kararlar alınamadığı için Öcalan'ın ele geçirilmesi ziyan edildi" diyen Barlas, siyasal çözümün gerekliliğinin altını çizdi. Barlas, sorunun sadece güvenlik stratejileriyle çözülemeyeceğini, 'Kürt devleti fobisinden' kurtulmak gerektiğini söyledi.

Sakık: Genel af ilan edecekti
Özal, PKK'ya yönelik genel af hazırlığını Çankaya Köşkü'nde DEP'li milletvekilleriyle paylaştı. Tarihi görüşmenin perde arkasını olayın tanıklarından DTP Muş milletvekili Sırrı Sakık şöyle anlattı: "Özal, PKK'nın komuta kademesini de kapsayacak bir formül üzerinde çalışıyordu. Bizi Şam'a Öcalan'la görüşmeye bizzat kendisi gönderdi. 'Ateşkesi uzatın' mesajı iletti. Bize, 'Partiniz dışındaki bölge milletvekillerini de sürece katın' dedi ancak onlar uzak durdu. Özal, Kürt kimliği ve kültürünün güvenceye alınmasını ve riski de alarak çözmek istiyordu. Ne yazık ki ömrü kafi gelmedi. Acaba!"
BİZE ULAŞIN