TURKCELL İMSAKİYE
TURKCELL İLE RAMAZAN

Bilge'deki katliamda '44+3 ölü' tartışması

Sivil toplum örgütleri Mardin'in Bilge köyündeki katliamda yaşamını yitiren 3 kadının hamile olduğunu belirterek "Ölü sayısı 44 değil 47" iddiasını ortaya attı. İddia, anne karnındaki bebeğin birey sayılıp sayılamayacağı tartışmasını yeniden gündeme getirdi

Mardin'in Bilge köyünde Türkiye'yi sarsan katliamının ardından sivil toplum örgütlerinin hazırladığı rapordaki, "Üç hamile kadın nedeniyle ölü sayısı 44+3 olmak üzere 47'dir" iddiası 'ceninin birey olup olmadığı' yönündeki tartışmayı yeniden alevlendirdi. Ceza hukukçuları ve Yargıtay kararları, anne karnında ölen üç çocuğun hesabının sorulamayacağını söylüyor. Daha önce benzer bir tartışma Yargıtay 9'uncu Ceza Dairesi'nde yaşandı. Yerel mahkeme, yaşamını yitiren annenin karnında ölen bebeğin de bir kişi olduğu ve bu sebeple ölüme sebebiyet veren zanlının iki kez ceza alması gerektiğini savundu. Yargıtay 25 Aralık 2008'de bu kararı bozdu ve anne karnındaki bebeğin ayrı bir birey olmadığını vurguladı.
AYRICA HESAP SORULMAYACAK

Savunmada "Bebeğin anne karnında öldüğü, sağ olarak doğmadığı, dolayısıyla 'kişi' sıfatını kazanamadığı anlaşıldığından; sanığın eylemi, 'taksirle ölüme neden olma' suçunu değil, şartları bulunduğu takdirde başka bir suçu oluşturabileceği" belirtildi. Geçen yıl 27 Temmuz'da İstanbul - Güngören'de 17 kişinin öldüğü patlamada ölen kadınlardan birinin hamile olması nedeniyle savcı iddianamede ölü sayısını 18 olarak kabul etti. Ancak iddianamenin sonunda, yasalarda doğmamış çocuk ayrı kişi olarak sayılmadığı için çocuk için ayrıca ceza talebinde bulunamamıştı. Sadece, TCK'nın 82'nci maddesindeki "gebe olduğu bilinen kadının öldürülmesi" hükmünün işletilmesini, sanıklara bu nedenle de ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istemişti. Bilge'deki katliamı gerçekleştirenler, zaten TCK'nın 81'inci maddesine göre, "tasarlayarak" ve "canavarca his duygularıyla öldürme" nedeniyle "ağırlaştırılmış müebbet" ile yargılanacak. Bebeklerin ölümünden hesap sorulamayacak.

UZMANLAR NE DİYOR?
ADLİ TIP UZMANI SERMET KOÇ: İleri fetüs dönemi olan 28'inci haftadan itibaren anne karnındaki bir bebekle, doğumu gerçekleşmiş bebek arasında tıbben bir fark bulunmuyor. Bu dönemdeki çocukta sinir sisteminin gelişmeye başladığı ve kalp atışları normaldir. İleri fetüs dönemindeki çocuk, artık yaşama yeteneğine sahiptir.
TÜRK TABİPLERİ BİRLİĞİ MERKEZ KONSEY ÜYESİ DR. HÜLYA BİRİKEN: Rızası olmadan bir kadının çocuğunu düşürten kişiye 10 yıla, rızayla da olsa çocuk düşürtülmesi halinde 4 yıla kadar hapis cezası verilebiliyorsa çocuğun anne karnında birey olduğunu yasal olarak da kabul etmeli.
CEZA HUKUKÇUSU PROF. DR. DURMUŞ TEZCAN: Çocuğun kişi olarak kabul edilebilmesi için doğması ve kısa bir süre de olsa akciğerine nefes gitmesi gerekiyor. Çocuk ancak bu durumda hak sahibi ve ayrı bir kişi olabilir.

TCK'DAKİ HÜKÜMLER
TCK'nın 82'nci maddesinde, "kasten öldürme"nin nitelikli halleri sıralanıyor. Bunlar arasında, öldürme eyleminin "gebe olduğu bilinen kadına karşı" işlenmesi halinde de "ağırlaştırılmış müebbet hapis" cezası öngörülüyor. Yine TCK'nın "çocuk düşürtme" hükmünü içeren 99'uncu maddesinde 10 hafta kriteri bulunuyor. Maddeye göre, rızası olmaksızın bir kadının çocuğunu düşürten kişi, hamilelik aşaması ne olursa olsun 10 yıla kadar hapisle cezalandırılıyor. Medeni Kanun'un 28'inci maddesine de "Çocuk hak ehliyetini, sağ doğmak koşuluyla, ana rahmine düştüğü andan başlayarak elde eder" hükmü yer alıyor.
BİZE ULAŞIN