TURKCELL İMSAKİYE
TURKCELL İLE RAMAZAN

Günün 25 saati müzikle doluydu!

FATMA Ceren Necipoğlu'nun hem ofisi hem de kaldığı lojman Anadolu Üniversitesi kampusunde. Sabah saatlerinde oraya vardığımızda her zaman cıvıl cıvıl olan yerleşkede, neredeyse matem havasını gözlüyorum. Sonra konservatuvar bölümüne geçip öğretim üyesi arkadaşlarıyla buluşuyorum. Ağızları bıçak açmıyor önce. Giderek açılıyor ve ne kadar başarılı olduğunu anlatıyorlar Ceren Hoca'nın. Soruyorum:

Bu yaşta bu başarının sırrı ne? - Ünlü şef Herbert Von Karajan'ın bir sözü var: "Askerlikte ve müzikte çelik disiplin hatta dikta şarttır. Başarı ancak öyle gelir" Ceren Hoca'nın da disiplini bu denli güçlüydü.
Günde kaç saati müzikti? - Günde 25 saati diyelim.
Özel hayatına hiç mi vakit ayırmazdı? - Çok nadiren.
Gönlünde yatan aslanı yok muydu? - Yoktu. Sevgilisi, flörtü, sözlüsü yoktu.
Bunca başarılı, güzel, mahir, genç bir kadın nasıl olur da olmaz? - Tanısaydınız bu soruyu sormazdınız. Onun sevdası, aşkı, yavuklusu 'arp'ıydı. Müzikti, öğrencileriydi.
Dostluğu, arkadaşlığı, insanlığını sorsam. - Bakın burası bir konservatuvar ve adı gibi konservatif (tutucu) bir yer. Kolay kolay içimize yabancı giremez. Kendisi aslında mütercim tercümanlık kökenli. Konservatuvarı yarı zamanlı okumuş. Ama onu daha tanır tanımaz aramıza coşkuyla kabul edip sindirdik. Bunca insan gözyaşı döküp ağlıyor, hakkında güzel konuşuyorsa, demek ki önemli bu hasletleri.
Odasını görmek isterim izniniz olursa. -Kimseye açmadık ama siz sanatçı bir aileden geliyorsunuz. 1-2 dakikalığına gösterelim size.

TELLERE DOKUNMAK
Sonra bir kat yukarı çıkıyor ve kapısına mor menekşeler bırakılmış odasına göz atıyoruz. İlk göze çarpan Fransız Camac marka 'Arp'ı oluyor. Çalmayı çok az becerebildiğim bir enstrüman olmasına karşın, yine izin isteyip oturuyorum arpın başına. Tellere dokunurken bile ürperiyor, "Keşke gerçek sahibi burada olsa, o çalsa" diyorum içimden. Çalışma masası, kütüphanesi son derece muntazam. Öğrencileri için ayrı ayrı, konserleri, çalışma programları, festivaller için ayrı ayrı dosyalar tutmuş. Dünyanın her bir yerinden sanatçı dostlarıyla, değişik memleketlerde çektirdiği fotoğrafları var.

HABERİ KİM VERDİ?

O sırada orkestra şefi ve yakın dostu olan Burak Tüzün yanaşıyor yanıma ve anlatıyor: Son derece samimi konuşurken söz arp meselesine gelince kaşları çatılır, itinayla konuşur, ciddiyetten kırılırdı. Hele konserler için taşıma yapılacağı sırada, yumurta nakleder gibi titizlenir, kamyoncuların, hamalların başında kâbus gibi biterdi. Eşim Brezilyalı. O dün haberi duyar duymaz kuşkulandı. "Yahu bu uçak Ceren'in bineceği uçak olmasın?" diyerek Rio'daki dostlarını aradı. Gelen haber ne yazık ki Ceren'in o uçağa bindiği şeklindeydi. Çaresiz biz verdik haberi herkese. Aileye bildirdiğimde televizyonlar "Uçakta Türk yok" haberi geçiyordu.

BİZE ULAŞIN