TURKCELL İMSAKİYE
TURKCELL İLE RAMAZAN

'Yunus yaptı' diyelim yoksa babam öldürür

Annesini öldüren 11 yaşındaki R.A.'nın Adana'daki evine giden Savaş Ay ailesiyle görüştü. Olay sonrası R.A.'nın titrediğini gören ablası: "Yunus yaptı diyelim. Babam beni öldürür" diyordu

Meslekte 36 yılı devirdim, bunun iri kıyım kısmı polis muhabirliği, savaş muhabirliği ile geçti ama böylesini ne gördüm ne duydum. Zaten dünyada bile ender görülen bir cinayet türü bu. 11 yaşında sabi kız çocuğu evinin içinde tabancayla, hem de uykudaki anasını tasarlayarak öldürecek. Akıl alır gibi değil. Şimdi Adana'da Ova mahallesinde, cinayet mahallindeyim. Sokağın 2 yanındaki evlere iplerle tutturulmuş bezler gerip, bir nevi çadır haline getirmişler. Taziye yeri yapmışlar orayı. Uzunca bir süre işin sadece insani taraflarını konuşup, haberciliği ikinci plana atıyorum. Sonrasında hem babanın hem ağabeylerin ve özellikle de ablanın bana anlattıkları hem çok sarsıcı, hem de cinayetin kimyasını değiştirecek şeyler. Baba Ali A. diyor ki: "Hiç kimseye anlatmadıklarımı size anlatırım Savaş Abi. Evi de açar gösteririm sana. Orada göreceklerin bu işin altında yatanları ispatlar. Ama tek bir şartım var. Bir mektup. Ben söyleyeceğim sen yazacaksın. Devlet büyükleri görecek bunu. Satırı değişmeyecek."

İŞTE O MEKTUP
Bunu hemen kabul ediyorum ve başlıyor babanın mektubu: "Sayın Devlet büyüklerim. Size bu mektubu perişan olmuş bir baba olarak yazıyorum. Bu olan olayı benim aklım almıyor. Bu kızımın tek başına yapacağı bir şey değil. Kızımın bizden saklı gizli görüştüğü ve kızımı yönlendirenler olduğunu düşünüyorum. Bunların kim olduğunu sebepleri öğrenmek istiyorum. Lütfen bu işin arkasındaki karanlığı aydınlatın, kızımı yönlendiren ve azmettirenleri yakalayın. Ben bir an önce kızıma sarılmak, onu bağrıma basıp gözlerinin içine bakarak 'Neden?' diye sormak istiyorum."

Detayları gerçekleri anlatacağım diyordun. Anlat hadi.
- Savaş Abi. Ben devletin kamu kuruluşunda tam 20 yıldır şerefiyle, emeğiyle çalışan bir işçiyim. Ben ve ailem bugüne kadar devlete millete zeval verecek hiçbir düşünce ve olayın içinde olmadık. 5 ��ocuğumun hepsi de çevremizde aile arasında pırıl pırıl tanınan insanlarız. Kızım 5.5 yaşında okula gidip okumayı ilk önce söken bir öğrenciydi. Öğretmenleri 'Bu çocuk üstün zekâlı' derlerdi.

Kızı niye teyzeye verdiniz?
- Teyzesinin eşi Ömer erken yaşta öldü. 2 kızları genç gelin olup gurbete gitti. Nazife teyzesine bir can yoldaşı olarak kızımı verdik ama her hafta sonu evine geldi. Nazife hanım da hafta aralarında onu eve getiriyordu. Ama vefat eden eşi Ömer var ya, işte burası çok önemli abi.

Nedir?
- O benim babamdı.

Anlamadım?
- Teyzesinin ölen eşi Ömer benim öz babamdı. Yani baldızım aynı zamanda analığımdı.

Teyzesinin kocası da dedesiydi yani.
- Evet. Bu kadar kandan, candan insanların evine verdik birkaç yıl. Ne kötülük var ki bunda? - Kızı tarikata mı sokmak istediniz? Okula göndermek, sınava sokmak istemediniz mi? - Yalan ve saçma bir şey. Bugüne kadar fiske vurmadım çocuklarıma. Onlar benim canımın parçası. Aksine ne istediyse yaptık, hatta şımarttık bile. Ben bizzat okuldan sınava giriş kâğıdını aldım. Okul yönetimi şahittir buna.

Okuldan niye aldınız peki?
- Çünkü psikolojisi bozulmuştu. Bazı tuhaflıklar belirdi kızda. Nerede şiddet, kan, çatışmalı diziler, filmler varsa onları seyretmeye başlamıştı. Vampirli, şeytanlı filmleri izliyordu. Polise gittiğinde üzerindeki giysi bile siyah renk. Koluna da satanist yıldızı yaptırmıştı.



BİZE ULAŞIN