TURKCELL İMSAKİYE
TURKCELL İLE RAMAZAN

'Türkiye, ilk kez özgüveni yüksek bölgesel güç oldu'

Yeni Başbakanlık Başdanışmanı ve SABAH'ın yeni yazarı Dr. İbrahim Kalın, "Krizi çözecek özgüvene sahip aktörler ortaya çıkarsa çözüm var demektir. Türkiye bölgesinde bir müddettir bunu söylüyor" dedi

Başbakan Tayyip Erdoğan'ın, "Proaktif-ritmik diplomasi, komşularla sıfır problem" politikalarının mimarı, Ortadoğu Özel Temsilcisi Ahmet Davutoğlu'nu Dışişleri Bakanlığı'na getirmesinin ardından, dış politika açılımlarını yürütecek yeni Başdanışmanı olarak Dr. İbrahim Kalın görevine başladı. Ekonomik krizi aşmak için başlatılan "Kriz varsa çözüm var" kampanyasına atıfta bulunan Kalın, Türkiye'nin dış politikadaki yeni hamlelerini, "Krizi çözecek özgüvene sahip aktörler ortaya çıkarsa çözüm var demektir. Türkiye bölgesinde bir müddettir bunu söylüyor" sözleriyle özetledi. Kalın, önümüzdeki dönemde de Türkiye'nin kriz çözücü aktif bir politika izleyeceğinin sinyalini verdi.

TEMEL AYAKLAR
İstanbul Üniversitesi Tarih Bölümü'nü bitirdikten sonra Malezya'da yüksek lisans, ABD'nin ünlü George Washington Üniversitesi'nde mukayeseli beşeri bilimler ve felsefe alanında doktorasını tamamlayan Kalın, 2002-2004 arasında Holy Cross Üniversitesi'nde iki yıl öğretim üyeliği yaptı. SETA Vakfı'nın Kurucu Başkanı olarak önemli çalışmalara imza atan Kalın, Georgetown'da ders veriyor. Klasik felsefe, mukayeseli felsefe, İslam düşüncesi, İslam-Batı ilişkileri, uluslararası ilişkiler ve Türk dış politikasıyla ilgili çalışmalar yapan Dr. Kalın, SABAH'a, Türkiye'nin bölgesindeki dış politikasının temel ayaklarını şöyle çizdi:

TÜM AKTÖRLER MASADA: Bölgedeki bütün aktörleri, kim olursa olsun sürece dahil etmek. Suriye, İran da olsa; Hamas, Hizbullah da olsa irili ufaklı bütün aktörler mutlaka siyasi sürece dahil edilmeli. Aksi halde bölgesel istikrar sağlanamaz.

HALKIN İRADESİNE SAYGI: Bölgedeki demokratikleşme ve demokratik seçimlerle ortaya çıkan sonuçlara saygı duyma. Yani bu Filistin'de Hamas'ın kazanması şeklinde de, İran'da Ahmedinecad'ın kazanması şeklinde de tezahür edebilir. Halkın iradesi olarak ortaya çıkan sonucu da kabul etmek ve ona göre politika geliştirmek zorundasınız. Bölgedeki tüm gruplarla temaslarımız sürüyor, sürecek. Bu, dinamik bir şekilde devam ediyor. 4 yıl önce Hamas'ın ziyaretini, Suriye ile ilişkilerin normalleşmesini eleştirenler, şimdi bu girişimlerin hepsini çok haklı, yerinde, cesur adımlar olarak değerlendiriyorlar.

HER ALANDA İŞBİRLİĞİ: Bölgedeki ülkeler arasındaki siyasi, kültürel, ekonomik işbirliğinin kurulması. Türkiye bu noktada ciddi mesafeler aldı. Suriye ile serbest ticaret anlaşmasından, İran'la, Rusya ile olan ticaret hacmimizin artırılmasına kadar.

ULUSLARARASI KURUMLAR: Bölgedeki sorunları çözerken, bölgesel ve küresel kurum ve kuruluşları devreye sokarak, meşruiyet zeminini güçlendirecek açılımları yapmak. BM, AB, AGİT... Bu 4 prensip etrafından bir politika izlediğimiz zaman, bunu komşularla sıfır problem, ritmik-proaktif diplomasi ile entegre hale getirmeniz mümkün.

TÜRKİYE BÖLGESEL GÜÇ: Türkiye tarihinde ilk kez özgüveni yüksek, bölgesinde söz sahibi olan bir bölgesel güç haline geldi. Türkiye'deki güven ve istikrar ortamının ve Türk ekonomisinin büyümesinin bunda çok büyük bir payı var. İçerdeki değişim, büyüme, dış politikadaki aktivizm, demokratikleşme birbirini besleyen bir süreç olarak ortaya çıktı."

YÖNÜMÜZ BATI DOĞU DA İLGİ ALANIMIZDA
Avrupa Birliği üyeliği sürecinde güçlükler yaşayan Türkiye için yapılan "Batı ekseninden kayıyor mu?" tartışmasına da değinen Kalın, şu noktaların altını çiziyor: "Burada bir eksen kayması söz konusu değil. Türkiye çok boyutlu, çok katmanlı bir ülke. Hem bulunduğu coğrafya, hem de tarihi, kültürel birikimi itibariyle böyle bir potansiyeli taşımak durumunda. Bir de şu var; son yıllarda bir anlamda yakın tarihin eksenini belirleyen en büyük, en önemli gelişmeler hemen bizim kapı dibimizde gerçekleşti. Irak'ın işgali, İran'la devam eden nükleer kriz meselesi, Filistin barış süreci, Lübnan'daki istikrar. Afganistan- Pakistan. Geçen yıl Kafkaslar'da yaşanan Rusya-Gürcistan savaşı. Kafkaslar'daki gerginlik.

'GÜVENLİK ALANIMIZ'
Bunlara baktığınızda bu sadece Türkiye'nin değil, Avrupa'dan Amerika'ya, Çin'den Japonya'ya kadar dünyadaki küresel aktörlerin bizzat içinde olduğu, bizzat ilgilendiği konular. Türkiye bunlara, 'Aman biz Doğu eksenine kayıyoruz. Ortadoğu eksenli bir politikaya doğru kayıyoruz' kaygılarıyla bigâne kalamaz. Çünkü bunlar kendi güvenlik alanımızı oluşturuyor. Dolayısıyla burada, küresel-diplomatik ya da dış politika dengeleriyle Türkiye'nin öncelikleri, paralellik arz ediyor."

KÜRT SORUNUNU ÇÖZECEK OLAN AKTÖR TÜRKİYE'DİR
Dr. Kalın, PKK nedeniyle yaşanan sorunlardan, Bağdat ve Irak Bölgesel Yönetimi ile önümüzdeki dönemde ilişkilerin muhtemel seyrini değerlendirdi: "Irak, Kürt meselesinin bir ayağı. Kürt meselesi uluslararası boyutları olmasına rağmen Türkiye'nin çözmek zorunda olduğu bir mesele. Ortaya çıkışı itibariyle, geldiği nokta itibariyle bunun bir sürü uluslararası bağlantısı olmuştur. Türkiye'ye çok ciddi sıkıntılar da yaşatmıştır. Maliyeti ortada. Ama son tahlilde bu sorunu çözecek olan aktör Türkiye'dir, Türkiye toplumudur. Irak meselesinde Kuzey Irak bunun bir ayağını oluşturuyor. Biz orada baştan beri hep dengeli bir yol izlemeye çalıştık. Türkiye baştan beri Irak'ın toprak bütünlüğünün korunmasını bir öncelik olarak koydu. PKK meselesinde Türkiye'nin, Kuzey Irak'tan Türkiye'ye yapılan saldırılarla ilgili yıllardır haklı bir talebi var. Bu saldırılar devam ettiği müddetçe bizim Kürt meselesinde açılım yapmamız mümkün değil. Kan akarken bir açılım yapmanız çok zor."

ABD'DEKİ HAVA ÇOK OLUMLU
Dr. Kalın ABD ilişkiler için şunları söylüyor: "Geçen hafta Dışişleri Bakanımızla beraber ABD'deydik. Oradaki hava da çok olumlu. Çünkü Obama hakikaten Ortadoğu ve İslam dünyasıyla yeni bir sayfa açmak istiyor ve sadece bu bölgeyle değil, Latin Amerika, Asya, Rusya ile de yeni bir açılıma hazırlanıyor. Dolayısıyla o büyük açılımın çerçevesi içinde, Ortadoğu ve İslam dünyasıyla yeni bir sayfa açmak istiyor."
BİZE ULAŞIN