Kıbrıs Barış Harekatı'nın 35. yıldönümü

Kıbrıs barış harekatının 35. yıldönümü nedeniyle Türk savaş gemileri KKTC'ye geldi.

Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK), 20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı kutlamalarına kara, deniz ve hava unsurlarıyla katılıyor.

Kutlama etkinlikleri çerçevesinde, Türk Deniz Kuvvetleri'ne bağlı TCG Giresun ve TCG Zafer firkateynleri, Tuğamiral Abdullah Gavremoğlu komutasında, Girne açıklarına demirledi. Firkateynler, bugün ve yarın halkın ziyaretine açık olacak.

TSK, yarın yapılacak törenlere Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri Komutanlığı birliklerinin yanı sıra Türk Yıldızları ve Deniz Harp Okulu öğrencileriyle katılacak.

Türk Deniz Kuvvetleri'nin göz bebeği Deniz Harp Okulu'nun 3. sınıf öğrencileri de bu yıl Lefkoşa'da icra edilecek törenlere katılacak.

İki yıl sonra Teğmen rütbesiyle Deniz Kuvvetleri saflarına katılacak olan genç bahriyeliler, yarın Dr. Fazıl Küçük Bulvarı'nda tören geçişi yaparak halkı selamlayacak.

Türk Yıldızları (Akrotim Filo Komutanlığı) yarın Lefkoşa'da icra edilecek törenlerdeki uçuşlarından sonra, nefes kesen gösterilerini 17.45-18.45 saatleri arasında Girne'de Dome Otel önünde gerçekleştirecek.

CUMHURBAŞKANI TALAT HALKA HİTAP ETTİ: ''20 TEMMUZ'U ÇÖZÜMSÜZLÜĞÜN SİMGESİ OLARAK DEĞİL, ÇÖZÜM YOLUNDA BİR AÇILIM OLARAK GÖRMELİYİZ''

KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Kıbrıs Türk halkının kabul edebileceği, çıkarlarını koruyan bir barış anlaşması yapma göreviyle karşı karşıya bulunduklarını, hedefin çözüm ve güvenlik olduğunu, bu yönde çok yoğun ve çok yönlü çalıştıklarını belirtti.

Cumhurbaşkanı Talat, 20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı nedeniyle Bayrak Radyo Televizyonundan (BRT) halka hitap etti. Cumhurbaşkanı Talat'ın konuşmasıyla resmi kutlamalar da başlamış oldu.
Talat, Kıbrıs Türk halkının uzun yıllar boyunca temel haklarına sahip çıkma mücadelesi verdiğini, bu kazanımlarıyla yetinmediklerini, çünkü nihai hedeflerinin ''adil, kalıcı ve güvenli bir çözüm ve AB içinde hak ettikleri yeri alarak, uluslararası hukuk tarafından kabul görmek'' olduğunu söyledi.

Çözüme çok uzak olmadıklarını, ancak halka hayal kırıklıkları yaşatmak istemedikleri için sessiz ve temkinli davrandıklarını belirten Talat, gelecek güvencesi için, olası bir barış antlaşmasında, Rum tarafına tehdit içermeyen Türkiye'nin garantörlüğünü tartışma konusu yaptırmayacaklarını kaydetti.

Bütün siyasi kesimleri toplumsal uzlaşma ve Türkiye Cumhuriyeti ile birlikte saptanan dış politika ve müzakere stratejisi etrafında birlik içinde olmaya çağıran Talat, çözüm ipini, hangi görüşten olursa olsun herkesin birlikte göğüslemesi gerektiğine işaret etti.

Talat, bunun nedenini, ''Çünkü Kıbrıs'ta şimdikinden daha huzurlu, daha güvenli ve istikrarlı bir hayat anlamına gelen çözümü, bize başkaları altın tepsi içinde sunmayacaktır. Bunu kendi öz gücümüzle, çabamızla, aklımızla, becerimizle elde edeceğiz'' sözleriyle açıkladı.

''DUR DEYİŞİN 35. YILI''

Bugünün, 1960'ta kurulan Kıbrıs Cumhuriyeti'ni, bir Elen devletine dönüştürmek hedefiyle gerçekleştirilen ve çok sayıda insanın hayatına mal olan Yunan askeri darbesine ''Dur'' deyişlerinin 35. yıl dönümü olduğunu kaydeden Talat, 20 Temmuz'la birlikte can ve mal güvenliklerinin sağlandığını, temel hak ve özgürlüklerinin güvence altına alındığını, Kıbrıs'taki ortaklık haklarının tescil edildiğini, böylece gerçekçi bir çözüme doğru adım atıldığını anlattı.

Cumhurbaşkanı Talat, 20 Temmuz'un çözümsüzlüğün simgesi olarak değil, çözüm yolunda bir açılım olarak görülmesini ve 1974 olaylarına, artık savaşa ve düşmanlığa ilişkin değil, barışa ve dostluğa ilişkin dersler çıkaran bir anlayışla yaklaşılmasını istedi.

Kıbrıs'ta çözüm, barış ve dostluğun, Kıbrıs Türk halkının yok sayılmasıyla, adanın ekonomik, sosyal, kültürel hayatından silinmesiyle, siyasi eşitlik ve kendi kendini yönetme hakkının inkar edilmesiyle sağlanamayacağını vurgulayan Talat, ''İşte, 20 Temmuz 1974'le birlikte değişen siyasi parametreler, bu gerçekliği hem Rum tarafına, hem de dünyaya somut bir şekilde göstermiş oldu'' dedi.

Cumhurbaşkanı Talat, şu anda, bu yeni ve sağlam zemin üzerinde, çok daha güvenli ve kararlı bir şekilde müzakereleri sürdürdüklerini, Kıbrıs Türk halkının haklarını elde etme ve çözüm yolunda emin adımlarla ilerlediklerini bildirdi.

TEMEL HAKLARA SAHİP ÇIKMA MÜCADELESİ


Talat, konuşmasını şöyle sürdürdü:

''Bizim mücadelemiz, Kıbrıslı Türklerin güvenlik içinde yaşayıp gelişmesi doğrultusundaki temel haklarına sahip çıkma mücadelesidir.

Bu mücadele, Osmanlı devleti Kıbrıs'ı İngiltere'ye kiraladığı günlerde başladı ve halen devam ediyor. İngiliz yönetimi altında, kendi kendini yönetme hakkının bir ifadesi olarak kendi kurumlarına ve hukukuna sahip çıkma mücadelesi veren Kıbrıs Türkü, İngiltere'nin adadan çekilme olasılığı gündeme gelince toplumsal ve siyasal hakları için ayağa kalktı. Nihayet, kendi mücadelemiz sonucunda, Kıbrıslı Rumlarla eşit statü elde ettik. 1960 Kıbrıs Cumhuriyeti'nde kurucu ortak olarak yerimizi aldık, egemenliğimizi koruyarak paylaştık ve Kıbrıs'taki Türk varlığının gelişebilmesi için gerekli güvenceleri sağladık.''
Bu gerçekleri hatırlatmasının nedeninin, ''hala bazı çevrelerin Kıbrıslı Türklerin toplumsal ve siyasal varlığını, KKTC'nin oluşumunu sırf askeri müdahaleye bağlaması'' olduğunu kaydeden Talat, bu tür görüşlerin Kıbrıs Türk halkının yüzlerce yıllık tarihini, kimliğini, siyasi ve idari birikimlerini bilmeyenlere ya da bile bile inkar edenlere ait olduğunu kaydetti.

1960 Kıbrıs Cumhuriyeti EOKA saldırıları altında kaldığı zaman, Kıbrıs Türk halkının güvenliğini sağlayabildiğini, topraklarını savunmak için gerekli tedbirleri alabildiğini, kendi yönetim birimlerini kurabildiğini ve varlığını koruyabildiğini hatırlatan Talat, ''1963-1974 arasındaki toplumsal direnişimizin dayanaklarından biri Türkiye Cumhuriyeti'nin yardımları ise, bunun diğer temel dayanağı Kıbrıslı Türklerin öz güveni ve gücüdür. Halkımızın, gelecek kuşakları güvence altında yetiştirmek konusundaki iradesi, azmi, kararlılığı, gücü ve becerisidir'' diye konuştu.

NİHAİ HEDEF

KKTC Cumhurbaşkanı, bu kazanımlarla yetinemeyeceklerini, çünkü nihai hedeflerinin adil, kalıcı ve güvenli bir çözüm, Avrupa Birliği içinde hak ettikleri yeri alarak, uluslararası hukuk tarafından kabul görmek olduğunu vurguladı.

''O nedenle, bir an önce Kıbrıslı Türkleri yeni bir ortaklık devleti içinde, Kıbrıslı Rumlarla eşit haklara sahip, kurucu ortak olarak dünya ile bütünleştirmeliyiz'' diyen Talat, ''gençlerin ve gelecek kuşakların bu adada, dünyayla sağlam bir iletişim, bir alışveriş içerisinde, Avrupa uygarlığının ve bütün insanlığın parçası olarak, hiçbir gelecek kaygısı hissetmeden, güven içinde yaşayabilmesi, malına mülküne sahip çıkabilmesi için kesin bir çözüme ihtiyaç duyulduğunu'' söyledi.

Bugün karşı karşıya bulundukları görevin, ''Kıbrıs Türkü'nün çıkarlarını koruyan ve halk tarafından kabul edilebilir bir çözüm bulmak, Rum tarafıyla süren müzakereleri en kısa zamanda bir barış antlaşmasıyla sonuçlandırmak'' olduğunu kaydeden Talat, ''Hedef budur: Çözüm ve güvenliktir. Bu hedef için çok yoğun ve çok yönlü bir şekilde çalışıyoruz. Sizin beklentilerinizi karşılamak ve güveninize layık olmak için elimizden geleni yapıyoruz'' dedi.

KKTC Cumhurbaşkanı, çözüme çok uzak olmadıklarını ifade ederek, yine de sessiz ve temkinli davrandıklarını, çünkü Rum tarafının ya da Avrupa Birliği'nin geçmişteki tutarsız, ikiyüzlü davranışlarından dersler çıkarıp, bir defa daha Kıbrıs Türk halkına hayal kırıklıkları yaşatmak istemediklerini söyledi.

GARANTÖRLÜK

Gelecek güvencesi için, olası bir barış antlaşmasında Türkiye Cumhuriyeti'nin garantörlüğünü tartışma konusu yaptırmayacaklarını, bunu sulandırmayacaklarını vurgulayan Talat, şöyle devam etti:

''Türkiye'nin güvencesi bizim için kaçınılmazdır. Görüşme sürecinde bu konudaki tutumumuzu kararlılıkla dile getiriyoruz, kararlılıkla dile getirmeye de devam edeceğiz. Hepimiz biliyoruz ki, 20 Temmuz Barış Harekatı, ancak Kıbrıs'ta güvenceli bir çözüme ulaştığımızda ve Kıbrıslı Türkler de uluslararası ilişkilerin sağlayacağı güvenli koşullara kavuştuğunda tam olarak hedefine ulaşmış olacaktır.

''MÜZAKERE SÜRECİMİZE GÜVENİNİZ''

Bu görevi yerine getirebilmek için Kıbrıs Rum tarafı ile görüşmeleri, büyük bir kararlılık ve inançla, aynı zamanda kapsamlı ve ayrıntılı bir şekilde sürdürüyoruz. Müzakere süreci içinde Türkiye Cumhuriyeti ile her konuda temas halindeyiz ve gerçek anlamda bir görüş birliği içerisindeyiz. Müsterih olunuz ve samimi bir şekilde Türkiye ile büyük bir ahenk içinde süren müzakere sürecimize güveniniz.

Bu vesileyle, kısa bir süre önce Ankara'ya gerçekleştirdiğimiz ziyaret sırasında müzakerelerin yıl sonuna kadar sonuçlanması için bize tam destek ve güven beyan eden Sayın Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'e, Sayın Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan'a ve Sayın Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu'na bu anlamlı günde, buradan, sizin huzurunuzdan bir kez daha teşekkürlerimi iletmek istiyorum.''

Kıbrıs Rum tarafının, haksızca elde ettikleri AB üyeliğini, Kıbrıs Türk halkının ve Türkiye'nin aleyhine kullanıp, Kıbrıs sorununa kendi istedikleri gibi bir çözümü dayatmak gayretinde olduğunu gördüklerini anlatan Talat, bu gayretleri ''beyhude'' diye niteledi.

Talat, Kıbrıs Türk halkının, güvenlik içinde bir yaşam uğruna verdiği mücadeleyi terk etmeyeceğini, kendi kararlılığı ve gücüyle elde ettiği kazanımları asla tehlikeye atmayacağını söyledi.

''TALEPLERİMİZ RUM TARAFINA KARŞI TEHDİT İÇERMİYOR''


Talat, ''Kıbrıslı Türklerin talep ettiği temel insanlık ve kendi kendini yönetme hakları, özellikle Türkiye'nin garantörlüğü, Rum tarafına karşı tehdit içermiyor. O nedenle Kıbrıs Rum tarafı, Kıbrıs Türk tarafının temel haklarına, yüzlerce yıllık kendi kendini yönetme geleneğine ve siyasi kazanımlarına saygılı olmalıdır'' dedi.

''TÜRKİYE İLE BİRLİKTE BELİRLENEN DIŞ POLİTİKA ETRAFINDA OLMALIYIZ''

Kıbrıs sorununun, adil ve kalıcı çözümünü, bugüne kadarki kazanımları nasıl başarmışlarsa, o şekilde, yine kendi mücadeleleriyle başaracaklarını kaydeden Talat, şunları söyledi:

''O nedenle bizim boş vermişliğe, kötümserliğe, tereddüte, çatışmaya vaktimiz yoktur. Dayanışma içinde olmamız gereken bu dönemde, toplumsal uzlaşma ve Türkiye Cumhuriyeti ile birlikte saptanan dış politika ve müzakere stratejimiz etrafında birlik olmalıyız. Böylece, bundan 35 yıl önce, 20 Temmuz 1974'te, önümüze açılan yolu bir barış antlaşmasıyla döşemeliyiz.''

KKTC Cumhurbaşkanı, var oluş mücadelesine destekleri için Türkiye Cumhuriyeti yetkililerine, Türk Silahlı Kuvvetlerine ve Türkiye'deki kardeşlerine teşekkür ederek, bu mücadelede şehit düşenlere rahmet diledi.

Talat, konuşmasını ''Şimdi hep birlikte, el ele, çözüm ve güvenlik için, çocuklarımızın mutluluğu ve huzuru için geleceğe yürüyoruz'' sözleriyle tamamladı.

KIBRIS TÜRK KÜLTÜR DERNEĞİNDE ''KIBRIS BARIŞ HAREKATI'' KONULU PUL SERGİSİ AÇILACAK

Kıbrıs Barış Harekatı'nın 35. yıl dönümü nedeniyle ''Kıbrıs Barış Harekatı'' konulu pul sergisi açılacak.

PTT Genel Müdürlüğünden yapılan yazılı açıklamada, harekatın 35. yıl dönümü nedeniyle yarın Kıbrıs Türk Kültür Derneği Genel Merkezinde pul sergisi açılacağı bildirildi.

Serginin bir hafta gezilebileceği kaydedilen açıklamada, yarın sergi alanında ''Kıbrıs Barış Harekatı'nın 35. yılı 20.07.2009 Ankara'' ibareli özel tarih damgasının da kullandırılacağı belirtildi.

KKTC BAŞBAKANI EROĞLU: ''BARIŞ, TÜRKİYE'NİN GARANTÖRLÜK HAKKINI YERİNDE VE ZAMANINDA
KULLANMASIYLA OLUŞTU''


KKTC Başbakanı Derviş Eroğlu, ''bugün Kıbrıs'ın hem kuzeyinde, hem de güneyindeki barışın ve Yunanistan'daki demokrasinin, Türkiye'nin garantörlük hakkını yerinde ve zamanında kullanmasıyla oluştuğunu'' vurguladı.

Eroğlu, 20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı nedeniyle yayımladığı mesajda, ''Yabancı devletler yaşananları yalnızca seyretmekle yetinirken, Türkiye'nin kendi evlatlarının kanı pahasına Kıbrıs Türkü'ne sahip çıkması sayesinde bugün bu ülkede özgürce yaşayabiliyoruz'' ifadesini kullandı.

Başbakan Eroğlu, ''karşılaştığı tüm zorluklara, baskı ve dayatmalara karşı Anavatan Türkiye'nin eksilmeyen desteği sayesinde egemen varlığıyla dimdik ayakta duran Kıbrıs Türk halkının, atalarından miras kalan bu topraklarda 400 yıllık geçmişine sahip çıkarak var oluş mücadelesini yılmadan sürdürdüğünü'' kaydetti.

''Halkımız 1963'ten 1974'e kadar 11 yıl boyunca her türlü haksızlık, baskı ve zulme karşı direnerek, Anavatanın desteğiyle bu ata yadigarı topraklarda varlığını sürdürmüştür'' diyen Eroğlu, 20 Temmuz Mutlu Barış Harekatı ile Rum emellerine engel olan Anavatan Türkiye'nin Kıbrıs Türkü'nün özgürce yaşayacağı bir coğrafya yarattığını vurguladı.

Eroğlu, Kıbrıs Türkü'nün bu coğrafya üzerinde kendi siyasi iradesiyle kurduğu devleti ve egemenliğiyle bugün geleceğine yön verdiğine işaret etti.

FAŞİST YUNAN CUNTASI

Faşist Yunan Cuntası'nın bundan 35 yıl önce, 15 Temmuz 1974'te bir darbeyle Enosis'i gerçekleştirmek istediğini ve buna engel olabileceğini düşündüğü kendi insanlarını katlettiğini anımsatan Eroğlu, yüzlerce Kıbrıslı Rum'un darbecilerin kurbanı olduğuna işaret etti.

Eroğlu, ''Kendi insanlarını katletmekten çekinmeyen bu zihniyetin sahipleri, Enosis'e karşı kaçınılmaz olarak direnecek olan Kıbrıs Türküne kim bilir neler yapacaklardı. Nitekim yapabilecekleri şeylere daha sonra Atlılar, Muratağa, Sandallar ve Taşkent'te (toplu mezarlar) hep beraber şahit olduk'' ifadelerine yer verdi.

''MEHMETÇİKLE BİRLİKTE BARIŞ GELDİ''


KKTC Başbakanı, Anavatan Türkiye'nin anlaşmalardan kaynaklanan müdahale hakkını kullanmasıyla adaya Mehmetçik'le birlikte barış geldiğinin altını çizerek şunları kaydetti:

''Türkiye'nin bugün görüşme masasında tartışılarak sulandırılmaya ve etkisizleştirilmeye çalışılan garantörlük hakkının yerinde ve zamanında kullanılmasıyla ada büyük bir facianın eşiğinden dönmüştür.''

''DURUŞUMUZ SONSUZA KADAR DEVAM EDECEK DEĞİL''

Başbakan Eroğlu, şöyle devam etti:

''Kıbrıs'ta barışın 20 Temmuz 1974'ten bu yana var olduğunun bilinciyle bugün barışın temellerini sağlamlaştırma yönünde bir anlaşmadan yanayız. Ancak bu tutum ve duruşumuz sonsuza kadar devam edecek demek değildir. Bugüne kadar adada bir anlaşma imzalanmamasının nedenini Rum-Yunan ikilisinin adaya hakim olma düşüncesinden zerre kadar geri adım atmamasında aramak gerekmektedir.
Geçmişte yaşadığı acı ve korku dolu günlerin izlerini hala taşıyan Kıbrıs Türk halkı, atacağı her adımı iyi değerlendirmeli ve bugünü kurtarmak için değil yarınlarını güvence altına alan ve adadaki gerçeklere dayanan sağlam zeminde bir çözümün peşinde olacaktır.''

KKTC'DE 20 TEMMUZ BARIŞ VE ÖZGÜRLÜK BAYRAMI KUTLAMALARI

KKTC Cumhuriyet Meclisi Başkanı Hasan Bozer, 20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı kutlamaları nedeniyle KKTC'ye gelen Kosova Çevre ve Alan Planlama Bakanı Mahir Yağcılar'ı kabul etti.

Cumhuriyet Meclisi Başkanı Bozer, kabulde yaptığı konuşmada, Kıbrıs Türk halkı için çok önemli bir zamanda Yağcılar'ı aralarında görmekten mutluluk duyduğunu ifade etti ve "Kosova'daki Türkleri saygıyla selamladıklarını" söyledi.

Kosova'nın dünyada en son resmi bağımsızlık kazanan devlet olduğuna dikkati çeken Bozer, Kıbrıs sorununa da değinerek, dünyanın Kıbrıs Türk halkıyla Rumları birleştirmeye çalıştığını, Kıbrıslı Türkler ve Rumların geçmişte birlikte yaşamayı denediklerini, fakat başaramayarak ayrıldıklarını anlattı. Bozer, şartlar uygun olursa bir anlaşmaya varılabileceğini kaydetti.

Bozer, Kosova'dan destek istediklerini ifade ederek, Kosova ve Kıbrıs Türk halkının gönül bağının güçlenmesi temennisinde bulundu.

Kosova Çevre ve Alan Planlama Bakanı Mahir Yağcılar da hem 20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramını, hem de Bozer'in yeni görevini kutladı. Kıbrıs'ta olanların takipçisi olmaya çalıştıklarını, bundan sonra da takipçisi olmaya devam etmeye çalışacaklarını ifade eden Yağcılar, geçen yılki kutlamalarda da KKTC'de bulunduklarını anımsattı.

Yağcılar, Kosova'nın Türk dünyası için ayrı bir önemi olduğunu, Avrupa'nın bir parçası olduklarını belirtti. Amaçlarının bir devlet olarak AB içinde yer almak olduğunu kaydeden Yağcılar, birleşik bir Avrupa'nın oluşturulması halinde dünyanın daha iyi günlerde huzur içinde yaşayabileceğine olan inancını dile getirdi.

TBMM BAŞKANI TOPTAN, KKTC'YE KUTLAMA MESAJI GÖNDERDİ

TBMM başkanı Köksal Toptan, Kıbrıs'ta iki ayrı halk, iki ayrı demokratik düzen ve iki ayrı devlet olduğunu, çözümün ancak, Ada'daki bu gerçeklerin görülmesiyle mümkün hale gelebileceğini bildirdi.

Toptan, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti 20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı'nın 35. yıldönümü dolayısıyla KKTC Cumhuriyet Meclisi Başkanı Dr. Hasan Bozer'e kutlama mesajı gönderdi.

Köksal Toptan, mesajında, Türkiye'nin tarihi, ahdi ve insani hak ve yükümlülüklerine dayanarak gerçekleştirdiği Barış Harekatı'yla, Kıbrıs Türk halkının yıllardır çektiği acılara ve güçlüklere son verildiğini, Ada'da huzur ve güven ortamının tesis edildiğini ifade etti.

Kıbrıs Türk halkının, yıllardır eşitlik mücadelesi verdiğini, nice zor dönemlerden geçtiğini ve birçok güçlüğe göğüs gerdiğini ve her şeye rağmen başını dik tuttuğunu ifade eden Toptan, varlığını korumayı, hakkına ve hukukuna sahip çıkmayı bildiğini belirtti.Toptan, şunları kaydetti:

''Bugün Kıbrıs Türk halkının bağımsız yaşama yönündeki iradesinin Kıbrıs'ta ve bölgede barış ve istikrara yapmış olduğu katkı ve bu yöndeki yapıcı gayretleri daha iyi anlaşılmaktadır.

Kıbrıs'ta iki ayrı halk, iki ayrı demokratik düzen ve iki ayrı devlet vardır. Çözüm ancak, Ada'daki bu gerçeklerin görülmesiyle mümkün hale gelebilir. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin siyasi eşitliğini ve Kıbrıs Türkü'nün refah ve mutluluğunu güvence altına alacak kapsamlı, adil ve kalıcı bir çözüme ulaşılması yönündeki çabalara şahsım ve Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri adına etkin şekilde katkıda bulunmayı sürdüreceğimizi ifade etmek isterim.

Kıbrıs Türk halkının özgürlüğe kavuşmasını sağlayan şehitlerimize Allah'tan rahmet diler, gazilerimizi minnetle anar ve zat-ı alinize ve şahsınızda Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhuriyet Meclisi'nin tüm değerli üyelerine başarı ve esenlik dileklerimle en derin saygılar sunarım.''

DSP BAKANLIK KURULU BARIŞ HAREKATININ UNUTULMAMASI GEREKTİĞİNİ BELİRTTİ

DSP Başkanlık Kurulu, ''bugün Kıbrıs üzerinden pazarlık yapmaya çalışanların 35. yıl önce gerçekleştirilen Barış Harekatı'nı unutmaması gerektiğini'' bildirdi.

DSP Başkanlık Kurulu, Kıbrıs Barış Harekatı'nın 35. yıldönümü dolayısıyla bir bildiri yayımladı.

''Başbakanımız Bülent Ecevit'in dünyaya meydan okuyarak gerçekleştirdiği Kıbrıs Barış Harekatı, Ada'da barış ve huzurun güvencesi olmuştur'' denilen bildiride, şunlar kaydedildi:

''20 Temmuz 1974'ten bu yana Kıbrıslı vatandaşlarımız, hatta Rum Kesimi bile barış ve huzur içinde yaşamaya başlamıştır.

Bugün Kıbrıs üzerinden pazarlık yapmaya çalışanlar, Barış Harekatı'nı unutmasınlar.

Ada'da 1963-1974 yılları arasında kayıplara karışan bin 842 kişinin cesedi kuyulara atılmış, sonradan bulunan toplu mezarlarla bu ortaya çıkmıştır. Barış Harekatı yapılmamış olsaydı bugün Kıbrıs Filistin'den beter olurdu.

Her zaman barıştan yana olan DSP'nin kurucu Bülent Ecevit bu Harekatı gerçekleştirmemiş olsaydı, o günden bu güne yaşanacaklar tahmin bile edilemezdi.

Genel Merkezi önünde KKTC bayrağını dalgalandıran DSP, Kıbrıs'tan da Kıbrıs Davası'ndan da hiçbir zaman vazgeçmeyecektir.

Kıbrıs Davası'nı önemsemeyenler, geçmişte olduğu gibi bugün de karşısında bizi bulacaktır.''

BAŞBAKAN ERDOĞAN: ''NE KIBRIS TÜRKLERİ, NE DE TÜRKİYE CUMHURİYETİ, 1974 ÖNCESİNDEKİ SIKINTILI GÜNLERİN BİR DAHA YAŞANMASINA MÜSAADE ETMEYECEKTİR"

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, içinde bulunulan dönemin milli dava olan Kıbrıs meselesinde birlik ve beraberliğin yine en iyi şekilde sergilenmesi gereken bir dönem olduğunu belirterek, ''Yolumuza aynı inançla devam edeceğiz'' dedi.

Başbakanlık Basın Merkezi'nden yapılan açıklamaya göre Başbakan Erdoğan, ''Kıbrıs Barış Harekatı'nın 35. yıl dönümü ve Barış ve Özgürlük Bayramı'' dolayısıyla bir mesaj yayımladı.

Kıbrıs Türk Halkının barış ve özgürlüğüne yeniden kavuştuğu Barış Harekatı'nın yıl dönümünde haklı gururu ve coşkuyu gönülden paylaştığını bildiren Başbakan Erdoğan, Barış Harekatı'nın, Kıbrıs'ın tarihinde bir dönüm noktası olduğunu kaydetti.

Başbakan Erdoğan, şöyle devam etti:

''Antlaşmalardan kaynaklanan haklarımızı kullanarak gerçekleştirdiğimiz Barış Harekatı, Kıbrıs Türk Halkını zulümden kurtararak, özgürlük ve refaha kavuşturduğu gibi, bölgemizde barışı, istikrarı da güçlendirmiştir. Barış Harekatından sonra güven ve istikrar ortamında kurulup gelişen Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, çoğulcu demokratik değerler üzerinde şekillenen çağdaş bir devlet yapısına erişmeyi başarmıştır. Kat edilen mesafe ve sağlanan başarılar hepimiz için birer iftihar kaynağıdır. Hükümet olarak ilk günden beri Kıbrıs sorununda tam destek vermeye, ekonomik ve mali yardım sağlamaya devam ediyoruz.''

''TÜRK TARAFI İYİ NİYETİNİ ORTAYA KOYMUŞTUR''

KKTC ekonomisinin hızla geliştiğini, refah düzeyinin hızla arttığını anımsatan Erdoğan, bu kalkınma hamlesini sürdürülebilir kılmanın en büyük hedef olduğunu kaydetti.

Erdoğan, şunları kaydetti:

''Ekonomik kalkınmasını tamamlayan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Kıbrıs'ta barışın da çözümün de teminatı olacaktır. Türk tarafı iyi niyetini, çözüme yönelik iradesini açık şekilde ortaya koymuş, üzerine düşeni yapmıştır ve yapmaya da devam edecektir. İçinde bulunduğumuz bu dönem, milli davamız olan Kıbrıs meselesinde birlik ve beraberliği yine en iyi şekilde sergilememiz gereken bir dönemdir. Yolumuza aynı inançla devam edeceğiz.

Ne Kıbrıs Türkleri ne de Türkiye Cumhuriyeti, 1974 öncesindeki sıkıntılı günlerin bir daha yaşanmasına müsaade etmeyecektir. Güney Kıbrıs'ın, Kıbrıs Türk halkını tahakküm altına alma çabaları asla sonuç vermeyecektir. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti bugün diplomaside de ekonomide de geçmişten farklı bir konuma sahiptir. Her gün, el ele bu konumu daha da güçlendirmenin gayreti içindeyiz. Kuzey Kıbrıs Cumhuriyetinin geleceği, artık sayıları on binlerle ölçülen Kıbrıslı Türk gençlerine emanettir. Bu Cumhuriyet, gelecekte yeni nesillerle daha da güçlenerek, Doğu Akdeniz'de barışın sembolü olmaya devam edecektir.

Bu duygularla, Kıbrıs Türk Halkı'nın 20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramını kutluyor, bütün Kıbrıslı kardeşlerimi sevgiyle selamlıyorum. Barış Harekatı'nı gerçekleştiren Kahraman Türk Silahlı Kuvvetlerimize ve Mücahitlerimize yürekten teşekkür ediyor; şehit Mehmetçiklerimizi, Mücahitlerimizi rahmetle, gazilerimizi şükranla anıyorum.''
BİZE ULAŞIN