Ergenekon'da ikinci perde açıldı

''Ergenekon'' soruşturması kapsamında hazırlanan ikinci iddianameyle haklarında dava açılan emekli orgeneraller Mehmet Şener Eruygur ve Hurşit Tolon'un da aralarında bulunduğu 56 sanığın yargılanmasına başlanan duruşmada kimlik tespiti tamamlandı.

İstanbul Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel, ikinci ''Ergenekon'' davasının birinci ile birleştirilmesini talep etti.

FOTOĞRAFLAR İÇİN TIKLAYINIZ...

DAVANIN ÖĞLEDEN SONRAKİ OTURUMU BAŞLADI

İkinci ''Ergenekon'' davasının öğleden sonraki oturumu başladı.

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesince, Silivri Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi'nde görülen davanın öğleden sonraki oturumunda, duruşmaya sonradan katılan tutuksuz sanık Levent Temiz'in kimlik tespiti yapıldı.

İstanbul Barosu Başkanı Muammer Aydın ile Türkiye Barolar Birliğinden gözlemcilerin de izlediği duruşmada Mahkeme Başkanı Köksal Şengün, iddianamenin okunmasına başlanmadan önce sanık ve avukatlara usulle ilgili söz verdi.

Öte yandan, duruşmaya katılmayan tutuksuz sanık emekli orgeneral Mehmet Şener Eruygur'un, sağlık durumuna ilişkin mahkeme heyetine rapor gönderdiği öğrenildi.

SANIK VE AVUKATLARA SÖZ VERİLDİ

İkinci ''Ergenekon'' davasında, iddianamenin okunmasına başlanmadan önce sanık ve avukatlara söz verildi.

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmada tutuklu sanık Emcet Olcayto, 249 klasörlük iddianamede 76 bin evrak bulunduğunu belirterek, iddianamenin 34 sayfalık dizi pusulası olduğunu söyledi.

Savcılığın 34 sayfaya 249 klasörün içeriğini sığdırdığını dile getiren Olcayto, ''savcılığın artniyetli olduğunu ve savunma haklarını kısıtladığını'' önü sürdü. Olcayto, dizi pusulalarıyla ilgili tutuklu sanıkların savunma haklarının genişletilmesi için mahkemenin bir çalışma yapmasını istedi.

Emcet Olcayto, cezaevinde DVD ortamındaki 76 bin sayfaya ulaşmanın zor olduğunu, bilgisayar kullanma imkanlarının kısıtlı bulunduğunu ederek ''Toplam 12 saat bilgisayarda delil klasörlerini inceleme fırsatı bulduk. Hepsini tamamlamamız için saatte 20 klasör incelememiz, bir saniyede 2 sayfa okumamız lazım. Bizden böyle bir şey bekleyen vicdan sahibi varsa bilmek istiyoruz. Bu sanıklar nasıl kendini savunacak, nasıl hazırlanacak? 76 bin sayfayı haftada 3 saat bilgisayar kullanarak nasıl okuyacağız? Koğuşta da 76 bin sayfayı koyacak yerimiz yok?'' diye konuştu.

Cezaevinin kendi daktilosunu içeri almadığını öne süren Olcayto, ''İdari dava açmak için yazılı cevap verin dedim. Bilgisayar alınmaz diye cevap verdiler. Ben size dilekçe yazacağım. 8 sayfayı yazmak 4-5 saat sürdü. Nazım Hikmet daktilo ile şiir yazmış. 2009 yılına geldik cezaevinde daktilo yasak. Daktilomu istiyorum'' dedi.

TUNCAY ÖZKAN'IN İSTEĞİ

Tutuklu sanık Tuncay Özkan da iddianamede kendisiyle ilgili suçlamalar olan TCK'nın 311, 312 ve 314. maddeleri ile 6136 sayılı Ateşli Silahlar Kanunu konusunda kendisiyle ilgili hukuki ve fiziki gerekçelerin iddianamede yer almadığını söyledi.

Mahkemenin hangi sayfada bu suçlarla ilgili hukuki ve fiili gerekçelerin yer aldığını kendisine bildirmesini isteyen Özkan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

''Neyle suçlandığımı bilmiyorum. Savunma yapmak istiyorum. İddianamenin mahkemede okunmaması için de bir talebim var. 10 aydır tutukluyum. Bir yıldır tutuklu olanlar var. İddianameyi herkes okudu. İddianamede okunmadan duruşmalara aralıksız devam edilsin. Yine 2 Ergenekon davası arasında birleştirme gerekçesi bulunmadığını düşünüyorum. Birinci ve ikinci iddianamedeki sanıklar arasındaki sosyal bağlar olabilir. Birleştirme yapılmadan duruşmaya devam edilsin.''

Tutuklu sanık Adil Serdar Saçan da iddianamede Doğu Perinçek'in konuşmasının kendisinin yaptığının belirtildiğini ifade ederek, ''Mahkeme savunmaya matuf taleplerimizi soruyor. Taleplerimizi iletiyoruz. Duruşmada öğrenirsiniz diyorlar. Niye sordunuz o zaman?'' dedi.

Savunmaya yönelik gelen CD'lerin cezaevi idaresi tarafından kopyalandığını ve bunların başka yerlere verilebileceğini öne süren Saçan, ''Koğuşlarda televizyon var. Kuş, serçe bile avluya inmiyor. İnternete bağlanamayız. Radyo yayınını alamayız. Bilgisayar olsa ne zararı olabilir. Günde 3 saat bilgisayar olsa da bize yetmez. Şu anda savunmamızı yapacak durumda değilim. Düzeltilmesini istediğim konular düzeltilmedi'' şeklinde konuştu.

Tutuklu sanık Durmuş Ali Özoğlu ise bir yılı aşkın cezaevinde olduğunu belirterek, mahkeme üyelerinin telefonlarının dinlenip dinlenmediğini öğrenmek istediğini söyledi. Telefonları dinlediği için cezaevinde olduğunu iddia eden Özoğlu, ''Bizi tehdit etme durumları yoktu. Esir almaları lazımdı. Esir alındım ben. Telefon konuşmalarımdan dolayı hakkımda 3 müebbet hapis isteniyor. Sizlerin de telefon konuşmaları bu savcıların elindeyse benim savunmam havaya gidecektir'' dedi.

Mahkeme heyeti Başkanı Köksal Şengün de telefon dinlemeleriyle ilgili bilgi sahibi olmadıklarını, sadece dinlenebileceklerinin söylediğini kaydetti.

Tutuklu sanık Birol Başaran da aslında bilgisayar konusunda bir sorun yaşamadıklarını, sadece aynı davanın sanıklarının yan yana gelerek savunma hazırlamalarının engellenmek istendiğini öne sürdü. Başaran, mahkemenin sanıkların yan yana gelmelerinde bir sorun olmadığını cezaevine yönetimine bildirmesini belirtti.

Tutuklu sanık Kemal Aydın da adil yargılama hakkının sağlanmasını istediğini belirterek, kendisiyle ilgili aynı iddialarda bulunan bazı sanıkların tutuksuz olarak yargılandığını söyledi.

Aydın, mahkemenin tüm tutuklu sanıkları tutuksuz hale getirmesini istedi. Bunun üzerine salondaki izleyiciler bölümünde bulunan bazı kişiler, alkış
tuttu.

DELİLLERE İTİRAZ

Tutuklu sanık emekli Tuğgeneral Levent Ersöz'ün avukatı Ali Rıza Dizdar da ''Bilirkişi olarak 5 polis CD'leri çözmüş, fakat yeminleri yok. Bu gizli tanıkların bilirkişilerin geçerliliği yok. Bu deliller usule uygun olmadığı için adil yargılanma olmaz. Dosyadan çıkarılmasını istiyoruz. Ben bu mahkemenin kuruluşunu reddediyorum'' dedi.

Başkan Şengün'ün bunu açıklamasını isteyince, Dizdar, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne göre delillerin tam olarak teslim edilmesi gerektiğini ifade ederek, ''Bu dosyada deliller karmakarışık. Mahkeme bu iddianameyi kabul etmekle adil yargılama yapmıyor. Ben de bu yüzden sizi reddediyorum'' diye konuştu.

Müvekkilinin duruşmaya gelmek istediğini, ancak celp gitmediği için getirilmediğini belirten Dizdar, müvekkili Ersöz'ün 100 sayfa savunma hazırladığını söyledi.

Mahkemenin bir süre önce tahliye olan Arif Doğan'ın durumunu sorduğunu, ancak müvekkilini sormadığını görüşünü aktaran Dizdar, ''Sayın savcılıktan yalan yanlış haberler gidiyor basına. Biz bazı gazeteleri mi takip edeceğiz?'' dedi. Bu sözleri bazı izleyiciler alkışladı.

İZLEYİCİLERE UYARI

Mahkeme Heyeti Başkanı Köksal Şengün, izleyicilere son ihtarda bulunduğunu belirterek salonun tamamını boşalttıracağını söyledi.

Bu arada Başkan Şengün ile tutuklu sanıklar arasında bazı sözlü diyalogların yaşandığını gözlendi. Başkan Şengün, Tuncay Özkan'a yönelik ''Samanyolunu yargılamıyoruz burada'' dedi.

Şengün, tutuklu sanıklara yönelik de ''Abuk subuk konuşmayın, kurallara uymak zorundasınız'' derken, Gürbüz Çapan ile yaptığı diyalog sırasında da ''Burada sizi mahkeme korur'' diye konuştu.

Duruşma, avukatların beyanlarının alınmasıyla devam ediyor.

Bu arada, tutuksuz sanıklardan Ferda Paksüt'ün, eşi Anayasa Mahkemesi Başkanvekili Osman Paksüt ile birlikte duruşmadan çıktıktan araçlarına binerek cezaevinden ayrıldıkları gözlendi.


FERDA PAKSÜT: "GERÇEKLERİN ADİL YARGILAMA SONUCUNDA ORTAYA ÇIKACAĞINA İNANIYORUM"

"Ergenekon" soruşturması kapsamında hazırlanan ikinci iddianamenin tutuksuz sanıklarından Ferda Paksüt, "Bu işin gerçeğinin adil yargılama sonucunda ortaya çıkacağına inanıyorum" dedi.

Silivri Cezaevi içerisinde görülen duruşmaya verilen öğlen arasında dışarı çıkan Anayasa Mahkemesi Başkan Vekili Osman Paksüt'ün eşi Ferda Paksüt basın mensuplarına kısa bir açıklama yaptı. Paksüt, "Bu işin gerçeğinin adil yargılama sonucunda ortaya çıkacağına inanıyorum. Bağımsız Türk adaletine güvenimizi kaybetmemeliyiz. Türkiye bir hukuk devletidir ve öyle kalacaktır" diye konuştu.

FERDA PAKSÜT, EŞİ İLE BİRLİKTE SİLİVRİ'DEN AYRILDI

Ergenekon davası kapsamında tutuksuz yargılanan Anayasa Mahkemesi Başkanvekili Osman Paksüt'ün eşi Ferda Paksüt, Silivri'den ayrıldı. İkinci iddianamenin ilk duruşması için Silivri Cezaevi'ne gelen Ferda Paksüt, kimlik tespitinin ardından duruşmadan çıkış yaptı. Eşi Osman Paksüt ve kızı ile birlikte araca binen Ferda Paksüt, basın mensuplarına el sallayarak Silivri'den ayrıldı. "Silahlı terör örgütüne bilerek isteyerek yardım etmek"le suçlanan Ferda Paksüt'ün 7.5 ile 50 yıl arasında değişen oranda hapisle cezalandırılması talep ediliyor.

48 SANIĞIN KİMLİK TESPİTİ YAPILDI

İkinci ''Ergenekon'' davasının öğleden önceki bölümünde, tutuklu ve tutuksuz toplam 48 sanığın kimlik tespiti yapıldı.

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesince Silivri Ceza ve İnfaz Kurumları Yerleşkesi'nde görülen davanın ilk duruşmasında kimlik tespiti yapılan tutuksuz sanık Tanju Güvendiren, emekli albay olduğunu belirterek, aylık gelirinin de 14 bin TL olduğunu söyledi.

Tutuklu sanıklardan Tuncay Özkan da kimlik tespiti sırasında Mahkeme Heyeti Başkanı Köksal Şengün'ün ikametgah adresini sorması üzerine, ikametgahının Silivri Cezaevi olduğunu ifade etti.
Üniversite mezunu olduğunu belirten Özkan, Yeni Parti Genel Başkanı olduğunu ve gazetecilik yaptığını bildirdi.

Bu sırada duruşma salonunun izleyici bölümünde oturan bazı kişiler, Özkan'ı alkışladı. Başkan Şengün de, ''Burası duruşma salonu, hepinizi dışarı attırırım'' diyerek uyarıda bulundu. Özkan da ''10 aydır göremedikleri bir insan için müsamaha gösterin efendim'' dedi. Başkan Şengün ise duruşma salonunda alkışa izin vermeyeceğini söyledi. Tuncay Özkan, soru üzerine kitaplarıyla birlikte aylık gelirinin 4 bin TL olduğunu belirtti.

Tutuklu sanıklardan Adil Serdar Saçan da Polis Akademisi mezunu olduğunu ve Hukuk Fakültesi'ni bitirdiğini ifade etti.

Başkan Şengün'ün aylık gelirini sorduğu Saçan, ''Buraya gelmeden önce avukattım. Fiilen avukatlık yapmıyorum. Polislikten atıldım. Mesleğe geri döndüm, ama başlamadan tutuklandım. Gelirim yok, emekli değilim'' dedi.

ERGENEKON EMEKLİSİYİM

Tutuklu sanıklardan Gürbüz Çapan da Başkan Şengün'ün mesleğini sorması üzerine şöyle konuştu:
''Doktorum. Ben suç işlerim. Türkiye'de ne kadar suç varsa ben işlerim. Daha önce Dev-Yol sanığı olarak yargılandım. Ergenekon çıkar, oraya sanık yaparlar. Mafya diye yargılandım. Profesyonel suçluyum. 10 yıldır mahkemelerdeyim. Bütün gelirimi avukatlarımla beraber paylaşıyoruz. Benzin istasyonum ve kiradaki mülklerimle beraber aylık 20 bin TL gelirim var.''

Mahkeme Heyeti Başkanı Köksal Şengün'ün sosyal güvencesini sorması üzerine Çapan, önce ''Ergenekon emeklisiyim'', daha sonra da ''Pardon'' diyerek ''devlet emeklisi'' olduğunu söyledi. Yaşlı ve hasta olduğunu belirten Çapan, devlet ne zaman çağırırsa geldiğini ama tutuklandığını ifade etti.
Tutuksuz sanıklardan Mesut Özcan da kalp cerrahı olduğunu belirterek, aylık gelirinin 20 bin TL olduğunu bildirdi.

Yine 21 yıllık gazeteci olduğunu belirten tutuksuz sanık Adnan Bulut ise dava nedeniyle işsiz kaldığını belirtti.

Tutuksuz sanıklardan Mahir Akkar da Başkan Şengün'ün mesleğini sorması üzerine ''Savcılar bana iddianamede bazı meslekler tayin etmişler. Onları mı söyleyeyim?'' dedi. Mağdur olduğunu ifade eden Akkar, alt komşusuyla yaptığı konuşmaların iddianamede yer aldığını, basın kökenli olduğunu, ancak dava nedeniyle çalışamadığını, babasını kaybetmesinin ardından ''Ergenekon''da sanık olarak yer aldığını dile getirdi.

Tutuksuz sanıklardan Fatma Sibel Yüksek de nüfusa kayıtlı olduğu yeri elindeki not kağıdından okuyarak, evlendiğini söyledi.

Tutuklu sanıklardan Osman Gürbüz de çay bahçesi işlettiğini, kira geliriyle birlikte aylık kazancının 3 bin TL olduğunu belirtti.

Yine tutuksuz sanıklardan Ertaç Giray da avukatlık yaptığını ve aylık gelirinin 5 bin 500 TL olduğunu kaydederken, tutuklu sanıklardan Durmuş Ali Özoğlu ise kirada oturduğunu ifade etti.

Özoğlu, ''Bir yıldır rehin olarak tutuluyorum. Kiraya zam gelmiştir. Yazarım, yayınevim var. Aylık gelirim 2 bin TL'' dedi.

Tutuklu sanıklardan Kemal Aydın da Kızılay Genel Merkezi'nden başmüfettiş olarak emekli olduğunu, tutuklu sanık Neriman Aydın ise bu dava nedeniyle bankacılık mesleğinden emekliye ayrıldığını dile getirdi.

Tutuklu sanık Mehmet Ali Çelebi, muvazzaf subay, tutuksuz sanık Önder Koç muvazzaf subay, tutuksuz sanık Noyan Çalıkuşu TSK'da görevli asker olduğunu belirtti.

Tutuksuz sanık Hasan Hüseyin Uçar da muvazzaf subay olduğunu ve Siirt'e tayininin çıktığını söyledi.
Tutuksuz sanık Yaşar Tozkoparan da Kara Harp Okulu öğrencisi olduğunu ifade ederken, öğrenci olduğunu belirten tutuksuz sanık Doğukan Yorulmaz ise aylık gelirinin de Kredi ve Yurtlar Kurumu'ndan aldığı 180 TL olduğunu bildirdi.

Tutuksuz sanık Ercüment Ovalı da Karadeniz Teknik Üniversitesi'nde öğretim üyesi olduğunu ve aylık gelirinin 18 bin TL olduğunu anlattı.

ÖZPOLAT VE MENGÜ İLE İSTANBUL BAROSU BAŞKANI AYDIN DA DURUŞMAYI İZLİYOR


CHP Milletvekilleri Mehmet Ali Özpolat ve Şahin Mengü ile İstanbul Barosu Başkanı Muammer Aydın, ikinci ''Ergenekon'' davasını izliyor.

Özpolat, Mengü ve Aydın'ın giriş yaptıkları Silivri Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi önünde toplanan gruplar, yargılanan sanıkları destekleyen sloganlar attı.

Grup, ''Korkma, susma, vazgeçme'', ''Hukuk ve adalet için, Tuncay Özkan için ve tüm yurtseverlerimiz için'' yazılı büyük boy pankart taşıyarak, marşlar söyledi.

Bazı kişilerin, üzerinde Atatürk'ün resminin yer aldığı tişört giydiği görüldü.

FT: ERGENEKON SORUŞTURMASI, ULUSCA İZLENEN PEMBE DİZİ GİBİ

ikinci "Ergenekon" davasının açılması yurt dışındaki dikkatleri yine soruşturmaya çevirmesine neden oldu. Financial Times gazetesi, "Cin şişeden çıktı" dediği, "Ergenekon" soruşturmasına ilişkin ikinci davayı değerlendirken "Sürekli genişleyen Ergenekon şebekesine ilişkin soruşturma, hem tüm ulusun izlediği bir pembe dizi, hem de Türkiye'nin değişen siyasi kültürün çok ciddi bir testi haline geldi" diye yazdı.

Financial Times gazetesi, Türkiye muhabiri Delphine Strauss imzası ile yayımladığı "Türkiye'deki Dava, Komplo Kültürünü Gözlerin Önüne Serdi" başlıklı geniş haber analizinde İstanbul'da bir mahkemenin, aşırı milliyetçi bir şebeke ile ilgili çok büyük bir soruşturmanın ikinci aşamasına ilişkin duruşmalarının başladığını duyurdu.

İstanbul'daki bir gecekonduda silahların ortaya çıkarılmasından iki yıl sonra "Sürekli genişleyen Ergenekon şebekesine ilişkin soruşturma, hem tüm ulusun izlediği bir pembe dizi, hem de Türkiye'nin değişen siyasi kültürün çok ciddi bir testi haline geldi" diye yazdı.

İKİNCİ İDDİANAME DAHA DA AÇIKÇA SİYASİ

Gazete, ikinci davanın içeriği ve sanıklara ilişkin bilgi de verdiği haberinde "kinci iddianame, daha da açıkça siyasidir" dedi ve emekli orgeneraller Hurşit Tolon ve Şener Eruygur'un bir terörist örgüt beyinleri olmakla ve hükümete karşı silahlı ayaklanmayı kışkırtmakla suçlanırken Abdüllah Gül'ün 2007 yılında cumhurbaşkanı olarak getirilmesine laik muhalefet patlamasını da soruşturduğuna dikkat çekti.

DERİN DEVLET İLE EŞ ANLAMLI

Savcıların, Hrant Dink'in öldürülmesi gibi saldırıları ve "görünürde hükümet karşıtı gösterileri düzenleme planlarını demokrasiyi altüst etme komplosunun parçaları gibi" değerlendirdiği kaydedilen haberde "Ergenekon" etiketinin, askeri darbe ve esrarengiz cinayetler kültürü olan "derin devlet" ile "eş anlamlı" hale geldiği yorumunu da yaptı.

DAVANIN YÜRÜTÜLME TARZI PROBLEM

Liberal aydınların ve birçok sırada Türkün, davanın bu tür faaliyetlere son vereceğini umduğunu da kaydeden gazete, "Ancak bir sorun var. Davanın yürütülme üslubu, meşruluğuna ilişkin soru işaretlerine yol açtı Bu da, eski tarz laikler ile dini muhafazakarlar arasında daha çok gerginlik yarattı."

Bu çerçevede, "Saygılı akademisyenler ve gazetecilere yönelik şafaktaki operasyonlar, 60 yaşlarındaki zanlıların yargılama öncesi uzunca hapiste tutulması ve kanıt olarak telefon dinlemelerine dayanması, laik siyasetçilerin, davayı AK Parti muhaliftlerine karşı bir cadı avı gibi kınamasına yardımcı oldu" görüşünü de dile getirdi.

"DAVANIN DESTEKÇİLERİNİN HAYAL KIRIKLIĞI"

İngiliz gazetesi, "Davanın destekçileri bile son dönemdeki siyasete odaklanmasından hayal kırıklığını duyuyor" dedikten sonra Diyarbakırdaki avukat Tahir Elçi'nin," Türkiye'de son 20-30 yılda meydana gelen ciddi cinayetler değil, sadece AKP'ye karşı suçlar veya darbe planlayanlarını soruşturdukları izlenimlerimiz var" yolundaki eleştirileri de yansıttı.

Ancak "potansiyel" olarak bu konuları ele alan bir üçüncü iddianamenin bu hafta beklendiğini de belirten Financial Times, böyle geniş bir soruşturmanın pratik zorluklar arttığını da vurguladı.


AK PARTİ'YE KARŞI MÜCADELEYE

Bu arada, haberde "askerler ve destekçilerinin AK Parti'ye karşı mücadele etmeye" başladığına ilişkin işaretlerin bulunduğu öne sürülürken yıllık hakim ve savcı atamalarında yaşanan soruna dikkat çekerek bu konudaki gecikmenin "Ergenekon ekibinin başka görevlerine atanabileceği" söylentilerine yol açtığını, yerlerine atanabilecek savcıların da, o kadar detaya hakim olmasının "adeta imkansız" olacağı da savunuldu.

FT, "AK Parti-ordu ilişkilerdinin yeniden tesis edilkmesine yardımcı olduğunu" belirttiği Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ'un geçen ay askerlere karşı "organize bir iftira kampanya"nın yürütüldüğünü söylediğine dikkat çektikten sonra TBMM tarafından gece yarısı onaylanan askeri yargı düzenlemesinin de Anayasa Mahkemesi'ne götürüldüğüne işaret etti. Gazete, haberi son verirken de şunları yazdı:

"Ancak, Sayın Elçi'nin dediği gibi "Cin şişeden çıktı'. Ergenekon soruşturması, sürüp gitse de ilgili olduğu darbe ve kompo kültürünün sona ermekte olduğu umuluyor."

WSJ: ERGENEKON DAVASI SİYASİ AYRIŞMAYI GÖZLER ÖNÜNE SERDİ

"Ergenekon" soruşturmasına ilişkin ikinci davanın başlamasına dikkat çeken yabancı gazetelere Wall Street Journal da katıldı. "Türkiye'deki dava, bir siyasi ayrışmayı gözler önüne serdi" diyen WSJ, soruşturmanın ülkeyi böldüğünü, derin çatlakları ortaya koyduğunu öne sürerken "Komutanlar da, ordu liderliğinin, Türkiye'nin değişen siyasi sistemdeki rolü konusunda bölündü. Bazı subaylar, daha çok otoriter ve Batı karşıtı hale gelirken bazıları da ılımlı bir yaklaşımdan yana" iddiasında da bulundu.

ABD'deki borsa ve finansal çevrelerin gazetesi Wall Street Journal, "Türkiye'deki dava, bir siyasi ayrışmayı gözler önüne serdi" başlıklı haber analizinde "Ergenekon" soruşturmasının "Türkiye'nin laik demokrasinin geleceğinin nasıl güvencenin altına alınacağı konusunda derin çatlakları ortaya koydu" yorumunu yaptı.

"Asrın Davası" olarak adlandırıldığı belirtilen soruşturmanın, ülkenin, "davayı siyasete askeri müdahalelerin sonu anlamına geldiğini düşünenler ile suçlamaların, Türkiye'nin laik bekçilerine zarar vermeye kararlı, kökleri İslam'da olan bir hükümet tarafından uydurulduğuna inananlar" arasında bölündüğü öne süren gazete, buna karşın ülkede "Müslüman muhafazakarlardan laik Türklere kadar birçok kişinin" soruşturmaya destek verdiği de belirtildi.

WSJ, savcıların bazı genellari, hükümeti devirmeyi amaçlayan bir komplonun başında bulunmakla suçladıklarını kaydederken, Türkiye'de askerlerin 1960 yılından bu yana dört hükümeti devirdiklerini de yazdı. Ancak son 10 yılda gerçekleştirilen siyasi reformların ordunun siyasi gücünü azalttığını belirten gazete, şöyle devam etti:

"Komutanlar da, ordu liderliğinin, Türkiye'nin değişen siyasi sistemindeki rolü konusunda bölündü. Bazı subaylar, daha otoriter ve Batı karşıtı hale gelirken bazıları da ılımlı bir yaklaşımdan yanadır."

ABD'li gazete, ordunun "Ergenekon" ile bağlantıyı reddettiğine dikkat çektiği haberinde HSYK'da yaşanan soruna değindikten sonra "Türk devlet kurumları arasındaki gerginlikler artarken Ergenekon davasını, Türkiye'de sivil bir demokrasiye doğru çok önemli bir adım olarak gören Türkler bile, esasen siyasi bir kararı mahkemelerin ellerine bırakarak yapılacak iyilik kadar zarar vermesinden korkuyor" diye yazdı.

FERDA PAKSÜT, EŞİ OSMAN PAKSÜT İLE BİRLİKTE MAHKEMEYE GELDİ

Ergenekon soruşturma kapsamında hazırlanan ikinci iddianamede yer alan tutuksuz sanık Ferda Paksüt, eşi Osman Paksüt ile birlikte davanın görüleceği duruşma salonuna geldi.

Silivri Cezaevi'ndeki yeni duruşma salonunda görülmesine bugün başlanacak davada iddianamede yer alan sanıklar, duruşma salonuna gelmeye devam ediyor. Anayasa Mahkemesi Başkanvekili Osman Paksüt'ün eşi Ferda Paksüt de eşi ile birlikte duruşma salonuna geldi. Kontrol noktasından geçen Paksüt çifti, gazetecilerle selamlaştıktan sonra duruşma salonuna girdi.
BİZE ULAŞIN