Katliamın sanıkları aynı korucu timinden

Bilge Köyü'nün korucuları 3 time ayrılmıştı. Ve 13 sanıktan sekizi 3'üncü timdeydi. Kalan 5 sanık ise çocukları... İlk iki korucu birliğindekiler ise ya kurbandı ya da kurbanların yakınları

Sunuş

"Kızımız Sevgi ve oğlumuz Habip'in nişan törenlerinde sizleri de aramızda görmekten mutluluk duyarız. Tarih: 4 Mayıs 2009. Çelebi Ailesi... Arı Ailesi..." Büyük bir şehirde yaşasalardı herhalde böyle bir davetiye bastırırlardı ama Bilge Köyü küçük bir yerdi. Kimi köylüler düğünden haberdardı, kimi ailelere de sözle "çağrı" yapılmıştı. Ama bu çağrı aslında ölüme bir davetti. Nişan öyle şaşaalı programlanmamıştı. Yemek yenilecek, namaz kılınıp yüzükler takılacaktı. Yatsı kılınmış dualar ediliyordu. Bilge köyü sessizdi. Bu sessizliği silah sesleri bozdu. Sonrası: 44 ölü... Yaralılar... Feryatlar... Türkiye, gece bültenlerinden öğrendi katliamı. "Töre" dendi önce... Kan davası... Olmadı, "PKK" dendi. Ertesi gün sosyologlar, psikologlar konuşmaya başladı. Tahlillere girildi "bilge"ce. Heyetler gönderildi, "yerinde incelemeler" yapıldı. Soruşturmalara ve yakınları ölenlerin "yaraları sarılmaya" başlandı (!) "Doğu-Güneydoğu uzmanları" konuştu. Cinayet zanlıları korucu çıkınca "sistem" sorgulandı. Sonra sonra ajanslara kısa haberler düşmeye başladı: "Bilge köyünde 4 Mayıs'ta yaşanan ve 44 kişinin ölümüyle sonuçlanan olaylarla ilgili davanın iddianamesi hazırlandı. Dava güvenlik gerekçesiyle Çorum'da görülecek..." Bu yazı dizisindeki amacımız mahkeme kurup yargılama yapmak değil. Yüzlerce sayfalık belgeler içinde öne çıkan unsurları aktarmak... Katliamın şifrelerini çözmek...

Masamızda binlerce sayfa evrak var: İddianame, fezleke, ifadeler, tutanaklar, ekspertiz raporları... Soruşturma dosyasında yer alan fakat iddianamede yer verilmeyen üç sayfa ise, katliamın fotoğrafı gibi duruyor. Bu üç sayfada, petrol boru hattının geçtiği Bilge köyündeki korucuların resmi statüleri anlatılıyor. Buna göre korucular; 1. 2. ve 3. tim diye ayrılıyor. En son oluşturulan 3'üncü timin komutanlığını Ömer Çelebi yapıyor. Bu timde, sanıklar Süleyman, "Şıh Hamo" olarak bilinen Mehmet, Mehmet Sait, Abdülhakim, Ali, Ahmet ve Mustafa Çelebi yer alıyor. Timin 5 üyesi Şeyhmus ve Berfo oğulları. "Hamolar" ve "Mala Güleler" olarak da biliniyorlar köyde. İlk bakışta bu basit bir liste. Ama korucuların olaydaki rolleri incelendiğinde bambaşka bir tablo çıkıyor ortaya. Çünkü katliamı gerçekleştirdiği iddia edilen 13 sanıktan 8'i bu timde yer alıyor. Diğer 5 sanık ise bu listedekilerin çocukları. En dikkat çekici taraf ise; 3'üncü timden ve timdekilerin birinci derecedeki yakınlarından kimsenin saldırıda ölmemiş olması.

3'ÜNCÜ TİMDE 'FİRE' YOK

Korucubaşı Mehmet Halim Çelebi'nin komutanlığında ilk kurulan 1'inci timde ise 7 kişi bulunuyor. Çelebi ile birlikte bu timden 3 kişi öldürülüyor. Diğer 4 korucunun ise annebaba, eş veya çocukları katliamda yaşamını yitiriyor. Nitekim bu timde, katliamın yapıldığı evin sahibi olan korucu Cemil Çelebi'nin iki oğlu Burhan ve Vedat da var. Bilge'deki 2'nci timin listesine bakıldığında da 4 korucunun kendisinin, 3'ünün de birinci derece yakınlarının öldürüldüğü görülüyor. Bir başka deyişle ilk iki tim kurbanlara, son tim ise sanıklara ait. Bu tablo; 3'üncü timin, köyden geçen ve vanalarından, deliklerinden petrol "sızdırılarak" kaçakçılık yapıldığı iddialarıyla gündeme gelen boru hattını "tek başına korumak istediğini" akla getiriyor.

DAMDAN TRAFOYA ATEŞ...

Rant paylaşımı katliama gerekçe gösterilen alabalık tesisleri de dosyada ilginç bir şekilde ortaya çıkıyor. Tanıkların, bazı sanıklarca da kabul edilen anlatımlarına göre, işletmesini 3'üncü timin komutanı Ömer Çelebi'nin yaptığı tesislerde katliamdan 5 saat önce bir grup yemek yiyor. Tanıkların anlatımları, katliamın "karşı timlerdeki" herkesin öldürülmesi amacıyla işlendiğini gözler önüne seriyor. Olayın en kritik tanıklarından olan Cengiz Çelebi'nin ifadesine göre, olay anında ilk ateşi Mehmet Çelebi ve 14 yaşındaki oğlu M.Ş.Ç. açıyor. Plana göre Abdülhakim hem kadınların namaz kıldığı odayı tarayacak, hem de evden kaçmaya çalışanları bahçede öldürecekti. Nitekim öyle de oluyor. Planın bir parçası da, "hedef"lerin kaçışını engellemek için köyü karanlığa boğmak... Süleyman Çelebi, bir evin damından trafoya ateş ediyor. Bu durum da dosyadaki belgelere "elektriği kesip karanlıktan faydalanmaya çalışma girişimi" olarak geçiyor.

TİMDEN BİRİ KARAKOLDAYDI

Saldırıyı gerçekleştiren 3'üncü timin üyeleri, olaya müdahale edecek "karakol"da da bir adamlarını bırakmayı ihmal etmiyor. Timin en genç üyesi Mustafa Çelebi, karakolda durmak ve müdahaleyi "geciktirmekle" görevli. 2'nci timin komutanı Abdurrahman Çelebi'nin ifadesine göre, olayı duyup köye doğru harekete geçtikleri zaman, sürekli, "Atlıca Köyü yolundan gidelim" diyerek yolu uzatmaya çalışıyor. Mesut Çelebi'nin ifadesine göre de, olay yerine gelince hemen çevredeki arabaların lastiklerine ve camlarına ateş ediyor. Bu sırada ise kanlı saldırı devam ediyor. Böylelikle, canını kurtaran kurbanların uzaklaşmasını engellenmiş oluyor, kimsenin "sağ kalmaması" sağlanıyor.

VE PSİKOLOJİK HAREKAT...

Tüm Türkiye'yi şoka sokan olayın TV ekranlarına yansıdığı ilk dakikalarda telaffuz edilen "terörist saldırı" ihtimali ve algısı da yine 3'üncü timin yürüttüğü psikolojik harekatın bir sonucu. Saldırıyı gerçekleştiren korucular karakol ile temaslarında "Köyü teröristler bastı, biz de mevzilendik köyü koruyoruz" diyor. Hatta bununla da kalmayıp olaydan önce köyde de böyle bir söylenti yayıyorlar. Saldırıya uğrayanların yakınlarından olan Tuba Çelebi'nin ifadesine göre, saldıranganların yakınlarından Dilan Çelebi, o akşam "Köy çevresinde teröristler var" diyerek imamın evine ders çalışmaya gelmiyor. Böylece olayın bir terörist saldırı olduğu izlenimi pekişiyor.

BİZE ULAŞIN