Liderler Kruger Parkı'na gitsin

Sorunlu bölgelere yönelik çalışmalarıyla tanınan Volkan, liderlere G.Afrika'daki parkta gözlem yapmalarını önerdi: Baskı altındayken tabiatta gördüğümüz şeyler insanlarda da ortaya çıkabiliyor

Dünyada politik psikolojinin önde gelen isimlerinden olan ve 2005- 2008'de arka arkaya dört kez Nobel Barış Ödülü'ne aday gösterilen Prof. Dr. Vamık Volkan, Kürt açılımı kapsamında devletin zirvesinin son günlerde attığı adımları değerlendirdi. Volkan, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün "Norşin" çıkışını çok önemli bulduğunu söylerken Başbakan Tayyip Erdoğan'ın "Hakkari ve Yozgat'taki anneler çocukları için aynı duayı okuyor" sözlerini de "iyi konuşuyor" diye yorumladı. Siyasi parti liderlerinin bu süreçte son derece dikkatli olmaları ve çocuklarını kaybeden tüm annelerin acılarını anlamaları gerektiğini belirten Volkan, evladını yitiren annenin çocuğunun "sevilecek biri" olması durumunda yasın bir şekilde biteceğini yoksa hep süreceğini söyledi. Volkan, Kürt sorununun "dini kimlik" ile çözülmesi önerilerini de "Etnik kimlik dini kimlikten üstündür. Sorun böyle çözülmez" diye değerlendirdi. Volkan, siyasi parti liderlerine tüm hayvanların serbestçe dolaştığı, insanların ise zarar görmemek için kapalı yerlerde kaldığı Kruger Parka gidip gözlem yapmalarını önerdi. Girne'deki evinde SABAH'ın sorularını yanıtlayan Volkan'ın Kürt açılımına yönelik çarpıcı tespit ve görüşlerinin devamı şöyle:

Çözüm üretmek için çok mu geç kalındı ? Bazı girişimler vardı. Birileri 'Biz Türküz bilmem ne, bilmem ne' dedi olmadı. Muazzam önemi olan şudur; Ermeniler başlarına geleni bilinçli ya da bilinçsiz Yahudilerin holokostu (soykırım) gibi telaffuz ediyor. Şimdi Kürtler bunu geliştirmeye çalışıyor. Ermenilerde olduğu gibi yıllar geçtikçe psikolojik gerçek gelişiyor. Psikolojik gerçekte, hem gerçek hem mitoloji hem fantezi birbirine girip gerçek gibi kabul ediliyor. Ondan sonra bunu değiştirme imkânı neredeyse hiç yok. O zaman diğer ülkeler 'ayırın bunları' filan diyecek. Ne zaman bir girişim çıkarsa ben onu olumlu görüyorum. ABD'de Türk olduğumu söylediğimde hemen bana 'Ermenilere ne yaptın sen' deniyordu. Türk dediğimde şimdi 'Kürtlere ne yaptın' diye soruyorlar.

NORŞİN ÇOK NORMAL

Köy isimlerinin değiştirilmesi bir adım olabilir mi? Bazen basit şeyler bile ortamın gelişmesiyle kabul edilir. Mesela Cumhurbaşkanı Gül, "Norşin" dedi... Bence onun gibi şeylerin çok normal sayıldığı bir ortam gelişirse, kimse bir daha bu tür tartışmalara metelik vermeyecek. Ben takdir ettim, Cumhurbaşkanı Gül'ün sembolik bir ifade kullanmasını.
Peki bu süreçte liderlerin tavrı nasıl olmalı? Liderlerin tavrı çok önemli. Bütün liderlerin gerçekten bunu düşünmesi gerekir. Bazı liderler 'konuşmam' diyor. Ne demek konuşmamak ya? O politika için bir şey, ulusal bir şey değil. Ondan sonra hürmetli olmak lazım. İki gruba da aşağılanacak hiçbir şey yapmamak lazım. Çünkü ikisi de üzülmüş, evlatları ölmüş. Yas tutmanın psikolojisini liderlere ve herkese öğretmek gerekiyor. Kitap çıkartacağım herkes okusun diye.
Ne anlatacaksınız? Yas tutma. Bir kayıp olduğu zaman insanın hangi süreçten geçtiğini detaylı biliyoruz. Fakat mikrop giriyor. Mikrop girdiğinde onu temizlemek lazım. Kürt-Türk işlerinde mikroplar var. Geçen gün duydum bir kadın üç oğlunu kaybetmiş, aşağılanıyor. Yas tutmak demek bu kaybın olduğunu kabul etmek demek. Eğer yas tutma normal olursa kaybettiğin nesne ile özdeşim yapıyorsun. Sen ölene kadar ölmüyor ama içinde kalıyor iyi bir şekilde. Aksi halde sana diken gibi batar. Teröristler bize göre 'fena adam' ama anneye göre değil! Bir yolunu bulmak gerekir. Milli, etnik gururu incitmeden aynı zamanda bu annelerin kaybolan çocuklarını kendi 'insan çocuk' olarak gördüklerini görmesi gerekir liderlerin. Annenin bu kaybı kabul etmesi için 'çocuğu sevilecek biri olursa' içine alıyor, yas bir şekilde bitiyor. Aksi halde devamlı saklaması gerekir. Başbakanın son açıklaması bu açıdan iyi. Bir yolunu bulmamız gerekiyor. Liderleri önce bir araya getirelim gizli olarak.

BİZE ULAŞIN