Açılımı, askerlik anısıyla anlattı

Askerdeyken bir arkadaşının annesi ile telefonda Kürtçe konuştuğu için dayak yediğini anlatan Bakan Ergün, "O zaman 'Annemle Kürtçe konuşabileceğim bir devlet istiyorum' diyorlardı ama biz veremedik" dedi

Sanayi ve Ticaret Bakanı Nihat Ergün, demokratik açılım çalışmalarını, Türkçe bilmeyen annesi ile Kürtçe konuştuğu için dayak yiyen asker arkadaşını örnek göstererek anlattı. Ergün, basit bir insan hakları sorununun önce terör, ardından Kürt milliyetçiliği, en sonunda da uluslararası sorun haline geldiğini belirterek, "O zaman 'Annemle konuşabileceğim bir devlet istiyorum' diyorlardı, ama biz o devleti veremedik" dedi.

"ANNEM BİLMİYOR"
Bakan Ergün, bir grup gazeteciyle yaptığı sohbette, 1980'li yılların ortasına kadar "Kürt yoktur" politikası uygulandığını, 12 Eylü'ün düşüncesinin de bu olduğunu belirterek, bir askerlik anısını anlattı : "Ben askerdeyken komutan her sabah 'Kürt yoktur' diyordu. Oysa askerlerin yarısı Kürt'tü. Bir arkadaşımız annesi ile telefonda Kürtçe konuştuğu için dayak yedi. 'Sen de konuşmasaydın be kardeşim' dedik, 'Annem Türkçe bilmiyor' cevabı verdi." "1984'te 'annesiyle Kürtçe konuşabilecek, anlaşabilecek bir devlet' isteniyordu" diyen Ergün, "Biz anneyle anlaşabilecek devleti veremedik, dayak attık ve olay teröre dönüştü. Niye köylerin isimlerini değiştiriyor, kendi dışkısını yediriyorsunuz? Bu insanlarda açılan yaraları hissedebiliyor musunuz?" dedi. Ergün, Kürt açılımı ile ilgili şu mesajları verdi:
* Hukuk dışına çıkmanın, tek tip toplum hayallerinin de maliyeti var. Bölgenin potansiyelini değerlendiremedik. Türkiye'nin yılları ipotek altına alındı.
* Sorunun terör ve kültürel haklar boyutu var.
* Kürtlerle PKK'nın talepleri farklı. Toplum hak ve özgürlük arayışında. Yasak ve baskı istemiyor. Marjinal taleplerle işi yok.
* Federasyon gerçekçi değil. Türkiye istense de bölünemez. Özerk bölge talebi bize sunulamaz. Üniter devlet yapısını sarsan hiçbir istikamete doğru gidilmez.
* Resmi dil Türkçedir. Ama insanların dilini öğrenmesi insani bir taleptir.
* Köy isimleri eskiye dönebilir. Bırakın Tillo, Tillo olarak kalsın.
* Toplum jestleri kendini kucaklama olarak görecektir. Bu durumda çıplak bir örgüt haline gelir.
* 'Dağa çıkmış ama suça bulaşmamış insanlar için ne yapabiliriz', bunun cevabını aramamız lazım. TCK'nın 221'inci maddesindeki etkin pişmanlık konusu genişletilebilir.

BİZE ULAŞIN