NATO'da Türk-Yunan kavgası bitsin

Sasmussen 53 yaşında ama sanki 40'lı yaşlarında gibi. Sırrı ne mi? Her sabah 05.30'da kalkıp birkaç kilometre koşmak. Rasmussen koşmayı o kadar seviyor ki, Paris maratonuna bile katılmış. Karısı Anne-Matten ise tango, rumba ve çaça tutkunu bir pedagog. Hem de TV'de "Benimle dans eder misin?" yarışmasına katılacak kadar dans aşığı! Yani Rasmussen'ler hayatın farklı renklerini hiç kaçırmıyorlar.

***
O siyasette de bir maraton koşucusu. Üniversiteyi bitirdiği günden beri zirveye koşuyor. 25 yaşında parlamento üyeliği, 34 yaşında Maliye Bakanlığı, 45 yaşında Liberal Parti liderliği, 48 yaşında Başbakanlık ve 53 yaşında da NATO Genel Sekreterliği... Hem de Danimarka'da ikinci kez Başbakanlık koltuğunda otururken! Rasmussen 28 yıllık siyaset hayatında kartlarını hep ABD, AB ve NATO'dan yana oynadı. AB'nin Ortak Para birimine geçişinde lider isimlerden biriydi. Irak'ın işgalinde eleştiri sesleri yükselirken o, Bush'u destekledi. Çok eleştirildi ama popülaritesinden bir şey kaybetmedi. Yeniden sandıktan çıktı.

***
Rasmussen, NATO'nun zirvesine sancılı oturdu ama dünyadaki değişim rüzgarına ilk günden ayak uydurmuş gibi. O da "NATO'da değişim" diyor. İlk değişimi de facebook'ta kişisel sayfa açarak yaptı. NATO tarihine, "özel hayatını ve duygularını paylaşan ilk Genel Sekteter" olarak geçti. Rasmussen'in sayfasına girdim. Dünyaya bakışını yansıtan kareler yakaladım. Sayfasında sadece dünya liderleriyle konuşurken çekilen ciddi fotoğraflar yok. Kucağında torunu, yanında karısı ile aile fotoğrafları da var, şortuyla koşarken çekilmiş fotoğrafları da! Siyaset anlayışından da izler yakaladım. Sayfasında iki ünlü liderin tarihe geçen sözlerini okudum. İlki, "Karamsar her fırsatta bir zorluk, iyimser ise her zorlukta bir fırsat görür" diyen ünlü İngiliz Başbakanı Winston Churcill'di. İkincisi ise, "Güvenlikleri için hürriyetlerinden vazgeçenler ne hürriyeti ne de güvenliği hak ederler "diyen ünlü Amerikan Devlet Adamı Benjamin Franklin. Belli ki, NATO'nun yeni patronu, dünyaya, soğuk savaşı kazanan felsefenin gözlüğüyle bakmaya hazırlanıyor.

Türk-Yunan sorunları, NATO'da zaman zaman krize yol açar. Son zamanlarda NATO'yu nasıl etkiliyor? Bu çatışmanın NATO-Avrupa Birliği ilişkilerinde zarar veren etkileri var. Bakın AB, Afganistan'da polis görevi üstlendi. Aynı zamanda bir askeri operasyon (ISAF) sürdürüyoruz. ISAF'tan askerlerin AB polis görevini yürütenleri koruması beklenir değil mi? Ama olmuyor.
Neden ? Çünkü NATO ve AB içinde Türk-Yunan sorunlarından kaynaklanan bir çatışma var.

İKİ TARAFLA GÖRÜŞECEĞİM
Sorunu aşmak için Ankara ve Atina'yla konuşacak mısınız? Evet, ilişkilerini geliştirmek için her şeyi yapmalarını isteyeceğim. Çünkü sorumluluk duyan hiçbir siyasetçinin ISAF Operasyonu'na katılan askerlerle AB polis görevini üstlenenler arasında yapılacak bir güvenlik anlaşmasını engellemek istediğini düşünmüyorum. Sonuçta bu durum orada görev yapanların hayatını riske sokuyor.
Ama sorunları çözmek hiç kolay değil... Çok karmaşık bir sorunla karşı karşıya olduğumuzu biliyoruz. Ama sorumluluğumuz var. Bu sorun da önceliklerim arasında yer alıyor. Öyle ya da böyle çözmek lazım. Bu sorunu hem Ankara'da hem de Atina'da görüşeceğim.
Kriz, Kıbrıs Rumları'nın AB'ye üyeliğinden sonra ortaya çıkmadı mı? NATO'daki krizden aslında AB sorumlu değil mi? Kıbrıs sorunu çözülmeden Rumlar'ı kabul etmek hata olmadı mı? Zannetmiyorum. Bakın bütün süreç 1999'da, AB zirvesinde başladı. O zirvede liderler bir pakette anlaştılar. O pakette önemli unsurlar vardı. Bir yandan Kıbrıs'la katılım müzakereleri başladı. Diğer yandan da Türkiye'ye aday ülke statüsü verildi. Size Afganistan'da yaşadığımız sorunu anlattım. Bu sorun orada görev yapan personelimizi riske sokuyor. Sorumlu siyasetçilerin böyle bir güvenlik anlaşmasını engellemek istediklerini zannetmiyorum. Ama olup bitenlerin açık sonucu, yarattığı güvenlik riski. Bunu çözmemiz gerekiyor.

KIBRIS İÇİN ÇÖZÜM ZAMANI
O zaman, Kıbrıs sorununu en kısa zamanda çözmek gerekiyor diyorsunuz ? Evet. (gülerek)
Herkes yıllardır Kıbrıs sorunu çözülmeli diyor ama nasıl? Kıbrıs sorununa kalıcı bir çözüm bulmadan da alandaki sorunları çözmek için Türkiye ve Yunanistan'dan akılcı bir yaklaşım göstermelerini isteyeceğim. Çünkü çözülmezse, sonuçta oradaki personelimiz tehlikeye giriyor.
Sizce Kıbrıs'ın bir bütün olarak NATO üyesi olması sorunu çözer mi? Sadece Kıbrıs Rum yönetiminin üyeliği değil. Kuzey ve Güney'in üyeliği? Hepimiz yakın bir gelecekte Kıbrıs'ın Kuzey ve Güney'in kabul edeceği koşullarda birleşmesini ümit ediyoruz. Kişisel olarak 2004'te Annan Planı'nın Kıbrıs'ın güneyindeki seçmenler tarafından reddedilmesinden üzüntü duydum. Ama bu demokrasi... Ümit ediyorum ki, Kuzey ve Güney'in siyasi liderleri uygun bir çözüm bulurlar..

KIBRIS'TA KADİFE AYRILIK
Annan planı Kıbrıs sorununun çözümü için bir şanstı ama olmadı. "Bu kez de çözüm bulunamazsa Kıbrıs'ta kadife ayrılık olur" diyenler var. Ne dersiniz? Nihai bir değerlendirme yapmak için erken. Ama diğer taraftan gelecek aylar bize bir imkan penceresi açıyor. Bu fırsatı adadaki bütün taraflar kullanmalı.

BİZE ULAŞIN