İhbar mektubu: Cinayeti 7 kişilik infaz timi işledi

Polise mektup yazan İzzettin C. anlatıyor: "Cem, Münevver'e 'niye aldattın' diyordu. Kız korkmuştu. Kızı öldürdükten sonra ayrıldık." Polis, birçok ayrıntı bulunan iddiaları araştırdı ancak somut bir bilgiye ulaşamadı

SABAH, Münevver Karabulut'un vahşice öldürülmesiyle ilgili cezaevinden polise yazılan bir ihbar mektubuna ulaştı. Hırsızlık zanlısı İzzettin C. tarafından yazılan mektupta, aldatıldığını düşünen Cem Garipoğlu'nun, cinayeti, ailesinin kirli işlerde kullandığı 7 kişilik infaz timiyle birlikte işlediği iddia ediliyor. Hırsızlık suçundan üç aya yakın süredir Hatay'ın Kırıkhan İlçesi'ndeki cezaevinde yatan 27 yaşındaki İzzettin C'nin mektubundaki iddialar şöyle: Ekibin lideri Garipoğlu ailesinin pis işlerini yapan Rasim U'ydu. Rasim arayıp, İstanbul'da birlikte bir iş yapacağımızı söyledi. Ali Yaşar M. İle birlikte 25 Şubat'ta THY uçağı ile İstanbul'a gittik. Pendik'teki Deniz Otel'e yerleştik.

"MÜNEVVER'İ KAÇIRDIK"
Ahmet K, Güven K, Emrah T, Rasim U. ise Antakya Gümüş Oto Galeri'den kiraladıkları biri beyaz Opel marka olmak üzere iki araçla İstanbul'a geldi. Onlar da Kervan Otel'e yerleşti. Otellerdeki yerleri Cem Garipoğlu ayırtmıştı. 1 Mart günü Cem Garipoğlu, taksiyle Rasim'in yanına geldi. onraki gün, saat 16.30'da telefonla talimat geldi. Münevver'in okuduğu Taksim Akademi'nin önüne gittik. Üzerinde kısa etek, siyah bir elbise bulunan Münnevver ile armalı, uzun kollu tişört ve kurşuni renk kumaş pantolon giyen 17-18 yaşlarındaki genç araçtan indi. Çocukla Münevver taksiyle ayrıldı. Durumu Rasim'e bildirdik, "Takip etmeyin" talimatı aldık. 22.00'de Pendik'e döndük. Rasim bize, "Kızı alacağız, saçının teline zarar gelmeyecek. Biz sadece teslim edeceğiz. Kız başkasıyla çıkmış. Gelme sebebimiz bu" dedi. Ertesi gün saat 19.00'da okulun önüne geldik. Güven sessizce Münevver'in yanına yaklaştı ve ağzını kapattı. Kısa bir hamleyle Münevver'i otomobile bindirdik. Emrah, Rasim'i arayarak, "Emaneti aldık" dedi. O da Bahçeşehir'e gelmemizi söyledi. Gece saat 12.00'de Bahçeşehir'e geldik. Cem kapıyı açtı ve kızı içeri almamızı işaret etti. Ben, olanları ayakta durarak izlemeye başladım. Cem, Münevver'e, "Bak, dünya çok küçükmüş değil mi. Beni aldatmayacaktın" dedi. Münevver titriyor ve çok korkuyor, sürekli ağlıyordu. Bir ara "Ben seni aslında seviyorum. Ben kız arkadaşıma uydum" diyerek merhamet diledi. Cem, Rasim'e "İşi bitir" diye talimat verdi. Rasim de Ali'ye, "Bıçakla dürt" dedi. Ali, titreyen Münevver'in sağ karın boşluğuna yanaşarak bıçağı sapladı. Oluk gibi kan aktı. Midem bulandı, dışarı çıktım, sigara içtim. Bu arada müziğin sesini açtılar. Her yer kan içindeydi. Koltukta oturan Cem'in üstü başı kan olmuştu. Donmuş vaziyette, yine viskisini yudumluyordu. Cem, yukarı kata çıktı ve şekilli büyük kutuyla (gitar çantası) geri döndü. Beden kutuya kondu.

"HER ŞEYİ KAYDETTİM"
Kahverengi bir kutu getirildi, kızın başı kutuya kondu. Her taraf temizlendikten sonra tüm malzemeleri siyah bir poşete koyduk ve Hatay plakalı Opel'in bagajına yerleştirdik. Ezan okunurken evden ayrıldık. Cem, aracın önüne bindi. Ceset ve malzemeler arkadaki araçla geldi. Cem Garipoğlu, Rasim'e malzemeleri gördükleri ilk çöp kutusuna atmalarını söyledi. Ahmet K. Güven ve Ali Y, ceset bulunan kutuları konteynere attı. Cem Mecidiyeköy HSBC'ye girdi ve para çekip iri gri bir zarfla Rasim'e verdi. Münevver'i kaçırma anını ve sonrasında yaşanan her şeyi cep telefonumun kamerasıyla kaydettim. Daha sonra bunları bir ağacın altına sakladım.
BİZE ULAŞIN