Katliam köyünden şefkat yuvasına

Bilge köyündeki korkunç olayın mağduru çocuklar Darüşşafaka'nın emin ellerinde geleceğe yürüyecek. 9 yaşındaki 5 çocuk 10 yıl boyunca Darüşşafaka Lisesi'nde tüm ihtiyaçları karşılanarak yatılı okuyacak

Remzi, Hilal, Zeynep, İbrahim İnan ve Mehmet Ali... 9'ar yaşındaki bu beş çocuk, Perşembe günü Bilge köyünden umuda ve şefkat yuvasına doğru yolculuğa çıktı. Geride anne, baba ve kardeşlerinin de içinde bulunduğu 42 kişinin mezarını, doğdukları köylerini ve büyük bir trajediyi bıraktı. Çıktıkları yol ise uzun ve zorlu ancak parlak bir geleceğe doğru uzanıyordu. Katliamdan umuda yolculuğa çıkan çocukların yolculuğuna SABAH tanıklık etti. Her şey katliamın ardından Darüşşafaka Cemiyeti Başkan Vekili Davut Ökütçü'nün Mardin'e telefon açarak yetim kalan çocuklara sahip çıkmak istediklerini söylemesiyle başladı. Cemiyet, köydeki çocukları mercek altına aldı ve beşinin yaş itibariyle uygun olduğunu saptadı. Ancak acının tazeliği ve yörenin özel şartları nedeniyle geride kalan yakınları çocukları hiçbir yere göndermek istemiyordu. Araya hatırlı ve sözü dinlenir insanlar girdi ve Darüşşafaka'yı Bilge köylülerine anlattı. Mazıdağı İlçe Milli Eğitim Müdürü Abdülhalim Kaçar, bu yönde yoğun çaba harcadı. Sonunda köyün muhtarı Abdurrahman Çelebi de ikna oldu ve köylüleri 5 çocuğu İstanbul'a, Darüşşafaka'ya göndermeye razı etti.

HEPSİ GELMEK İSTEDİ...

Karar verilince Davut Ökütçü ve okulun psikologlarından Ayşe Türkçe ile çocukları almak üzere yola koyulduk. Diyarbakır'da bizi Abdülhalim Kaçar karşıladı ve Bilge köyüne hareket ettik. Köyde muhtar ve köylülerin karşıladığı Ökütçü ve Türkçe, okula gönderilecek 5 çocukla tanıştırıldı. Dokuz yaşındaki beş çocuğun gözlerinde, köyden ayrılacak olmalarının verdiği korku yerine, "umut" ve "merak" görmek, herkesin yüzünü güldürdü. Heyetin etrafını saran çocuklar, Davut Ökütçü'nün İstanbul'dan getirdiği Darüşşafaka şapka ve tişörtlerini almak için sıraya girdi. Hediyelerini hemen oracıkta üzerlerine geçiren çocukların tümü, "Biz de gelmek istiyoruz. Keşke gelebilsek sizinle" diyerek serzenişte bulundu. Köyün muhtarı dahi çocuğunu Darüşşafaka'ya göndermek istiyordu. Ne yazık ki Darüşşafaka, sadece babası ölmüş çocukları alıyordu.

İLK KEZ GÖRDÜLER
Çocukların hayatta kalan akrabalarından helallik alan Darüşşafaka heyeti, çocuklarla köyden ayrılarak yola koyuldu. Diyarbakır'da Class Otel'de misafir edilen çocuklar, akşam yemeğinin ardından yolculuğun en heyecan verici kısmı olan uçak yolculuğuna geçti. Köy dışına ilk kez çıkan çocukların gözlerinde şaşkınlık ve hayranlık belirtileri vardı. Ancak asıl şaşkınlığı uçan kuşa bindiklerinde yaşadılar. Televizyonda gördükleri uçağı hayranlıkla seyreden çocuklar, diğer birçok ilk gibi uçakta dağıtılan ve adı onlara garip gelse de tadını beğendikleri sandviçle tanıştılar. Yorgunluktan birkaçı uykuya dalarken, diğerleri etraflarındaki her hareketi dikkatle izledi. Gece 11.30'u gösterirken İstanbul'a inen çocuklar, Maslak'taki Darüşşafaka Lisesi kampusuna götürüldü. Okulun büyük kapısında öğretmenlerin karşıladığı 5 çocuğu, yatakhanede tertemiz yeni pijama ve giysiler bekliyordu. Okulun psikolog danışmanı Ayşe Türkçe, çocukların okula sınavsız alınmasının aslında "öğretmenler açısından ciddi bir sınav" niteliği taşıdığını söyledi. Gerçekten de Darüşşafaka bu sorumluluğu üstlenerek, zor ama kutsal bir görevi yerine getirmenin en önemli adımını attı.

HAKİM VE POLİS OLMAK İSTİYORLAR
Çocuklarla yol boyu sohbet etme fırsatımız oldu. Ne olmak istediklerini sorunca doktor, avukat, mühendis demelerini bekliyordu. Ancak cevapları yaşadıklarınran nasıl etkilendiklerini gösteriyordu. "Doktorluk" diyen biri dışında savcı, polis ve hakim yanıtı verdiler. Hepsi sözleşmis gibi gerekçesini, "O şeytanları hapiste tutmak için" diye açıkladılar.
BİZE ULAŞIN