Nobel Barış Ödülü'nü alacaklar mı?

BURSA, bugün tarihi bir buluşmaya sahne olacak. 100 yıllık kan davasına son verebilecek bir adım daha atılacak bugün! Nasıl bir yıl önce, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Erivan'a giderek psikolojik duvarları sarstıysa, Ermenistan Cumhurbaşkanı Sarkisyan da "Geliyorum" deyip cesur bir adım attı. Hem de Ermeni davasını satmakla suçlanırken! Ve hâlâ onbinlerce Ermeninin protesto çığlıkları kulaklardayken ! Bugün sahnelenecek tablo ,uygulanan stratejinin bir ayağını oluşturacak. Barış köprülerini kurmak için önce siyasi diyalog kuruldu ve gizli müzakerelerle protokoller hazırlandı. Sonra kopan kıyamete rağmen protokoller imzalandı Böylece, barış için yol haritası çizilmiş oldu. Şimdi, halklar arasında köprülerin kurulması zamanı geldi. Stratejinin üçüncü ayağını ise ekonomik bağımlılık yaratmak oluşturacak. 17 yıldır kapalı olan sınır açılacak. İş dünyası buluşacak. Ekonomik bağlar kurulacak. Böylece, kan davasını bitirmek için atmosfer yaratılmaya çalışılacak. Ama daha da önemlisi, acıların bir daha yaşanmaması için barış ve güvenlik ortamını kurmak gerekiyor. Öyle bir tablo yaratılacak ki, bir daha kimse silaha sarılmayı aklına bile getirmeyecek. İşte hayal edilen bu! Zor ama imkânsız değil. Cumhurbaşkanı'nın Erivan yolculuğunda tarihe tanıklık edenler arasındaydım. O gün ATA uçağında herkes tedirgindi doğrusu.. Türk düşmanlığı tohumlarının ekildiği bir yerde her şey olabilirdi. Ya birisi,Türkiye Cumhurbaşkana suikast düzenleseydi? Ya protestolar olsaydı? Neyse ki korkulan olmadı. Hiçbir taşkınlık yaşanmadı. Sessiz protestoların dışında! Ama yine de Erivan yolculuğu bir riskti. Bence Sarkisyan, daha büyük bir risk aldı. Neden mi? Öncelikle, Türkleri soykırımla suçlayan ve Ermenistan'ı yardımlarıyla ayakta tutan Ermeni diasporasına adeta meydan okudu da ondan! "Soykırım" olup olmadığını araştıracak komisyonun kurulmasını kabul etmesi bile bir kırılma noktasıydı. Diaspora, Sarkisyan'ı devirmekle, Ermenistan'a yardımı kesmekle tehdit etti ama o, yine de çizgisinden sapmadı. Sarkisyan, Karabağ sorununu çözmek için de önemli bir hamle yaptı. Karabağ'da çarpışan bir milli kahraman olduğu halde, dünyanın işgali kabul etmediğini ve sorunu, Azerileri de tatmin edecek biçimde çözmeden Ermeni halkı için kalkınma yolunu açamayacağını gördü. Yani Sarkisyan da tabuları yıkmak için yola çıktı. Ama nasıl? Ermeni diasporası ayaktayken, Sarkisyan, kapalı kapılar ardında tartışılan Laçin koridorundan ya da Karabağ'ın etrafındaki bazı bölgelerden çekilme kararını alabilecek mi? Yoksa "Önce TBMM protokolü onaylasın" mı diye iç kamuoyuna mı oynayacak? Bunu önümüzdeki günler gösterecek. Zürih'e uçmadan önce Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu'yla konuşmuştuk. Anlaşmayı imzalamaya birkaç saat kala Türkiye'nin yeni adımlar atmaya hazır olduğunu gizlemedi Davutoğlu. Yani Türkiye sınırı açmaya hazır ama "Ermeniler de barış istediğini göstersin" diyor. İmza törenindeki tarihi fotoğrafa baktım. Davutoğlu gülüyordu. Nalbatyan ise ağlayacak gibiydi. Peki acaba, Nalbatyan neden o kadar mutsuz oldu ki? Türkler , Ermeniler ve Azeriler yeterince ağır fatura ödemediler mi? Hem de kanla! Artık barış zamanı gelmedi mi? Gül'ün bir yıl önce Erivan'a uçarken söylediklerini hatırlıyorum. "Cesur olmak lazım Faturayı başka nesiller ödüyor.." diyordu Gül. Sarkisyan da Gül de şimdiye kadar cesur adımlar atıp halklar arasında köprüler kurmaya başladılar. Ya bundan sonra? Bu akşam yine Gül ve Sarkisyan'la birlikte tarihi maçı izleyeceğim. Acaba yeni cesur adımlar ne zaman gelecek?

BİZE ULAŞIN