Gül ve Sarkisyan'ın barış yolculuğu

17 YIL önce, Azeri bayraklarının dalgalandığı Bakü'ye, indiğim gece tarihe tanıklık ettim. Aynen dün gece Bursa'daki tarihi buluşmaya tanıklık ettiğim gibi! Ama iki tarihi olay arasında uçurumlar vardı. 1992 yılının Şubat ayında Bakü'ye kan, acı ve gözyaşı bulutları çökmüştü... Bursa'daki Türk-Ermeni buluşmasında ise cesaret, barışa özlem ve umut rüzgarları esti. Abdullah Gül ve Serj Sarkisyan, dün gece çıktıkları barış yolculuğunda cesaretle dünyaya el salladılar. Tablo Zürih'teki imza töreninden de farklıydı. Zürih'te Davutoğlu gülüyordu. Nalbantyan ise ağlayacak gibiydi. Dün gece ise yine gülen Türk Cumhurbaşkanıydı. Ermeni Cumhurbaşkanı ise biraz kaygılıydı ama yine de gülümsüyordu. Dün gece barış yolculuğuna çıkan iki lideri izlerken, 17 yıl önceki karanlık geceyi hatırladım. Dışişleri Bakanı Hikmet Çetin'le birlikte Ermeni tanklarının palet seslerini duyar gibiydik sanki o gece Bakü'de. Çıktığımız Türk Cumhuriyetleri turunun ilk durağındaydı Bakü! Azeriler kan ağlıyordu. 10 gün sonra turu bitirip yine Bakü'ye döndüğümüzde, tank seslerine, bayraklarla sokaklara dökülen onbinlerce Azerinin çığlıkları karışıyordu artık. "Yeltsin'in adamı" Muttalibov'un koltuğu sallanıyordu. Bağımsızlık savaşında Rus tanklarına gögsünü siper eden Elçibey ise, Cumhurbaşkanlığına tırmanıyordu 17 yıl önce,Washington, Karabağ'daki Ermeni saldırılarını seyretti. Hem de tankları, Ermeni üniformalı Rus askerlerinin kullandığını bildiği halde! Ermeni diasporasının baskısı altındaydı Washington ve Azerbaycan'ı yalnız bıraktı. Böylece, Yeltsin bölgede istediği oyunu oynadı. Hocali katliamını, Kelbecer bozgunu, Laçin koridorunun düşüşü izledi. Ardından da Dağlık Karabağ'ı çevreleyen7 bölgeye Ermeni tankları girdi. 7 bölgenin statüsü, Yukarı Karabağ gibi değildi. Tartışmasız Azeri toprağıydı bu 7 bölge...

TARİHE TANIKLIK ETMEK
İşte o zaman Türkiye ne mi yaptı? 7 bölge de düşünce, Ermenistan'a hem sınır kapısını hem de hava sahasını kapattı. Ermenistan nefessiz kaldı. Türkiye daha sonra, Cumhurbaşkanlığına tırmanan Türk milliyetçisi Elçibey'i destekledi. Ama bir süre sonra, Azerbaycan içindeki ölümcül kavgada Elçibey yenildi. KGB'nin koridorlarında yetişen Haydar Aliyev kavgadan galip çıktı. Türkiye de ister ister istemez Aliyev'le işbirliği yaptı. Aliyev, Elçibey gibi duygusal değildi. Yeltsin'e meydan okumadı. Bir yandan da Türkiye'yle dostluk köprülerini kurdu. Azerbaycan'ın kalkınmasına ağırlık verdi ve Karabağ'ın işgal acısını dondurdu. Dün akşam Türk, Ermeni ve Azerbaycan bayraklarının dalgalandığı stadyumu seyrederken Gül ve Sarkisyan'ın yanında İlham Aliyev'i de hayal ettim. Keşke, Aliyev de Gül ve Sarkisyan'la birlikte dünyaya el sallasaydı dün gece! Hayal ettiğim bu tablo kolay değil ama neden olmasın? Sadece cesur birkaç adım daha atmak gerekiyor. Adeta altın terazisiyle tartılarak yapılan açıklamaları iyi okuyalım. Türkiye "Son Ermeni askeri Yukarı Karabağ'dan çıkana kadar sınırı açmam" demiyor. Eğer Sarkisyan tarihi bir adım daha atıp Minsk grubunun da istediği 7 bölgeden çekilme kararı alırsa, sınır kapısının önündeki son taşları temizleyecek. Artık ne Yetsin var. Ne de Ermeni diasporasına teslim olan bir Ermeni Cumhurbaşkanı ve Washington! Tablo oldukça farklı! Minsk grubunda, Putin'le Obama'nın olduğunu unutmayalım. Kafkaslarda yeni bir oyun kuruldu. Türkiye,devlerle birlikte, baş rolü oynamaya başladı. Oyunun temelinde ise petrol ve gaz boru hatlarının güvenliği var. Aynen Irak'ta olduğu gibi! Bursa'da tarihe tanıklık ettikten sonra bu sabah da Başbakan Erdoğan'la Bağdat'a uçuyorum. Yine tarihe tanıklık etmek için!..

BİZE ULAŞIN