"TSK zan altında kalamaz"

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ''İrticayla Mücadele Eylem Planı''na ilişkin yeni gelişmelerle ilgili olarak ''Temennim odur ki şu andaki yazılanlar, çizilenler veya söylenenler doğru çıkmasın, yanlış çıksın. Böyle bir bedeli Türkiye Cumhuriyeti Devleti kaldıramaz. Özellikle de Silahlı Kuvvetlerimizin böyle bir zan altında kalmasını da tabii hazmetmek kabul edilebilir gibi değil'' dedi.

Başbakan Erdoğan, Pakistan'dan İran'a giderken uçakta gazetecilerin sorularını yanıtladı.
Erdoğan, ''Cumhuriyet Savcılığı bazı askeri personelin ifadesinin alınması için başvuru yaptı. Bu konuyla ilgili bir değerlendirmezin olacak mı?'' sorusuna şu yanıtı verdi.

''Malum biz bu sürecin başında parti olarak suç duyurusunda bulunmuştuk. Suç duyurusunda bulunduktan sonra da bu süreci takip ediyoruz. Tabii şimdi bu süreçle ilgili olarak o zaman erken tespitler yapılmıştı. Tabii bu erken tespitlerin de şu anda tartışılır hale geldiğini görüyoruz. Çünkü bazı köşe yazarları da (yanılmışız) filan demeye başladılar. Bu şekilde bazı tespitler yapılıyor. Tabii yargı sürecinde olması sebebiyle de doğrusu burada daha bir detay değerlendirme içerisine girmeyi de ben doğru bulmuyorum.

Temennim odur ki şu andaki yazılanlar, çizilenler veya söylenenler doğru çıkmasın, yanlış çıksın. Böyle bir bedeli Türkiye Cumhuriyeti Devleti kaldıramaz. Özellikle de Silahlı Kuvvetlerimizin böyle bir zan altında kalmasını da tabii hazmetmek kabul edilebilir gibi değil.

Burada tabii son olarak özellikle adını vermeyen, bu iddianın sahibi kişi tanık olarak dinlenebileceğinden, ifade verebileceğinden falan bahsetti. Yani gerçekten bu kişi ortaya çıkacak mı? Gelip ifade verecek mi? Öyle zannediyorum ki böyle bir şey olur da ifade verirse o zaman bir çok gerçek çok daha net ortaya çıkar. Tabii burada hiç kimsenin aslında üzülmemesi, hiç kimsenin bana göre (niçin böyle bir şey oluyor?) diye de bir sıkıntının içerisine girmemesi gerekir. Hepimiz doğru olanın, gerçeğin ortaya çıkmasının ülkemiz için hayırlı olacağı noktasında birleşmemiz lazım. Doğrusu ben şu anda işin başından bu yana izlediğim gibi yine izlemeye devam ediyorum. Konunun takibine aynı şekilde arkadaşlarımızla devam ediyoruz.''

''GENELKURMAY BAŞKANI İLE KONUYU GÖRÜŞECEĞİM''

Başbakan Erdoğan, ''Bu gelişmelerden sonra Sayın Başbuğ ile görüştünüz mü? Veya Türkiye'ye dönünce (neler oluyor?) diye sormayı düşünüyor musunuz? Çünkü az önce de söylediniz, erken tespitlerden kastettikleriniz arasında acaba Sayın Başbuğ'un (bir kağıt parçasıdır) demesi de var mı?'' sorusu üzerine şunları kaydetti:
''Sayın Başbuğ'un açıklamalarından önce yazılı ve görsel medyanın açıklamaları var, Ana Muhalefet Parti Lideri'nin yapmış olduğu açıklamalar var, diğer muhalefet partilerinin yapmış oldukları açıklamalar var. Biliyorsunuz o açıklamalarda herkes adeta bu işi savunur haldeydi. Biz ise sadece partimizle ilgili bir konu olması hasebiyle suç duyurusunda bulunmuştuk ve yargı bunun üzerine gitsin istedik. Çünkü partimiz burada zan altına konuluyor. Buna sessiz kaldığımız anda bütün bu iftiraları kabul etmiş oluruz. Böyle bir iftirayı bizim partimizin kabul etmesi mümkün değildi. Aynı zamanda iktidarımızın böyle bir şeyi kabul etmesi mümkün değildi. Temennimiz odur ki gerçek meydana çıksın
Ben tabii medya üzerinden Genelkurmay Başkanı ile konuşmak istemem, ama döndükten sonra zaten haftalık rutin görüşmemiz oluyor. Belki bu görüşme vesilesiyle bir araya geldiğimizde bu konuyu muhakkak görüşeceğiz. Önemli bir konu ve aramızda bu konuyu görüşerek süreci değerlendiririz.''
Başbakan Erdoğan, ''Yurt dışından gelişlerin durdurulması kararını Sayın Genelkurmay Başkanı ile aldığınız yönünde haberler var...'' denilmesi üzerine de ''Tam aksine bu, Koordinatör Bakanımla beraber görüşerek aldığımız bir karar'' dedi.

KİMSE AŞI OLMAYA MECBUR DEĞİLDİR

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, domuz gribi aşısıyla ilgili olarak, ''Kimse aşı olmaya mecbur değildir, ama bilimsel olarak, medyanın da gündeminde zaten, buradan takip ederek arzu eden bu aşıyı yaptırmalıdır, arzu etmeyen yaptırmamalıdır'' dedi.

Pakistan'dan İran'a giderken uçakta gazetecilerin soruların yanıtlayan Erdoğan, domuz gribiyle ilgili değerlendirmelerde bulundu.

Erdoğan, şunları kaydetti:
''Halkımızın bence bu konuda teenni ile süreci takip etmesinde fayda görüyorum. Burada özellikle isteğe bağlı istisnasının kaydının önemli olduğuna inanıyorum. Yani anneler ve babaların burada kendi kararlarını titizlikle almaları lazım. Yani ona göre bu kararı vermeleri lazım. Tabii sağlık Bakanlığı teknik olarak bilimsel araştırmaları, çalışmaları ve olması gerekenleri açıkladı, açıklıyor, ama ne diyorlar 'isteğe bağlı olarak' yani kimseyi buna mecbur etme hakları yok. Ben de aynı şeyi söylüyorum; kimse aşı olmaya mecbur değildir, ama bilimsel olarak, medyanın da gündeminde zaten, buradan takip ederek arzu eden bu aşıyı yaptırmalıdır, arzu etmeyen yaptırmamalıdır.''
Başbakan Erdoğan, Kudüs'te Haremüşşerif'te meydana gelen olaylarla ilgili bir soru üzerine ''Konuyu yakından takip ediyoruz. Sağ olsun Büyükelçimiz an be an takip etti. Bizi sürekli olarak bilgilendirdi. Şu anda tabii bir sükunet söz konusu, Haremüşşerif Vakfı yöneticileriyle ilgili sıkıntılar var. Onların bırakılması noktasında gerekli görüşmelerimiz devam etti'' dedi.
Erdoğan, ''Halid Meşal'den size bir mesaj geldiği doğru mu?'' sorusu üzerine de ''Meşal'in böyle bir açıklaması oldu, ama Ankara'ya böyle bir mesaj gelip gelmediğini bilmiyorum. Sadece açıklamasını arkadaşlarım bana iletti. Yardım konusunda bana gelmiş böyle yazılı bir şey yok. Böyle bir şey söz konusu değil'' diye konuştu.
''Olursa tavrınız ne olur?'' denilmesi üzerine Erdoğan, ''Halid Meşal'den bir mesaj gelmesine gerek yok. O bizim her zamanki görevimiz zaten. Onlar orada ne kadar sorumluysa ben de burada en az onlar kadar sorumluyum. Ve bunu sadece Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı olarak değil, bir Müslüman olarak böyle düşünüyorum'' dedi.

Erdoğan, Pakistan'daki temasları sırasında yetkililerin İran ile ilgili bir talebi olup olmadığına ilişkin soruya, ''Hayır. Onların isteği bölgesel anlamda. Bölgedeki terörle ilgili müşterek adım atabilecekleri noktasında talepleri var. Bu konuda İran'a da bu mesajı iletme konusu gündeme geldi. Teröre karşı ortak mücadele...'' karşılığını verdi.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ''Pakistan yönetiminin Türkiye'ye olan bağlılığı, sadakati bu noktada gönül huzuru içindeyim, ama şu an içinde bulundukları sıkıntılar içinden baktığımızda tabii üzüntülüyüm'' dedi.

Pakistan'dan İran'a giderken uçakta gazetecilerin soruların yanıtlayan Erdoğan, ''Pakistan'dan gönül rahatlığı içerisinde mi dönüyorsunuz bölgesel istikrar açısından?'' sorusuna şu yanıtı verdi:
''Şimdi tabii Pakistan yönetiminin Türkiye'ye olan bağlılığı, sadakati bu noktada gönül huzuru içindeyim, ama şu an içinde bulundukları sıkıntılar içinden baktığımızda tabii üzüntülüyüm. Özellikle son bir hafta içerisindeki gelişmeler, tabii çok aşırı derecede bir güvenlik tedbiri içerisindeler. Mesela Muzafferabad'a gittik orası İslamabad'a göre daha rahat. İslamabad'da şu anda bizimle ilgili güvenlik sebebiyle çok kararlı bir güvenlik tedbiri almışlar.''

Erdoğan, ''Pakistan demokrasisi konusunda endişelerin olduğu'' yönündeki yorumların aktarılması üzerine, ''Ben Parlamentoyu öyle görmüyorum. Parlamento demokrat bir parlamento gibi geldi bana'' dedi.

Basın mensuplarının ''oy birliğiyle karar veriyorlar'' hatırlatması üzerine ''Oy birliğiyle karar verilmez diye bir şey yok ki Parlamento Başkanı şu iddiayı söyledi; (benim bayan olmama bağlı bu iş) dedi'' karşılığını verdi.

Gazetecilerin ''Mesaj veriyor yani'' demeleri üzerine Erdoğan, ''Mesaj veriyor'' diye konuştu.
Başbakan Erdoğan, Pakistan'da meydana gelen saldırılarla ilgili bir soru üzerine de şunları söyledi:
''Pakistan'ın durumu aynen bizim Kuzey Irak'taki PKK'nın oradaki konuşlanmasına benziyor. Nasıl biz oradan rahatsızsak, oradan huzursuzsak Afganistan diyor ki (Pakistan'dan ben rahatsızım). Üçlü zirve yaptık ya bunu dinledik kendilerinden. Pakistan da diyor ki (Ben de Afganistan'dakilerden rahatsızım) çünkü geçişler çok rahat, aynen bize de benziyor. Dağlık bölgeler falan var. O bölgede de bu tür coğrafi yerler var. Bir de onların kritik yanı onlar böyle mağaralarda filan değil. Daha çok halkın içine girmişler yani evin içinden çıkıyorlar. Şimdi Pakistan'daki mevcut yönetimlerde bugüne kadar bu demokratik süreci çok sağlıklı da getiremediler. Görüldüğü gibi siyasi liderlerin burada öldürülmesi olayı sıradan bir olay değil. Daha yeni yaşadık Benazir Butto olayını, ama tabii bu, inanıyorum ki Pakistan'da demokrasinin yerleşmesinin bir vesilesi olacaktır. Yani bu bedelleri ödeyen bir ülke er veya geç bunu yakalayacaktır böyle düşünüyorum. Ve ben şu anda bugünkü tabloya baktığım zaman yüzde 22-23 civarında bayan milletvekili var Parlamento'da üstelik de kotadan geliyorlar, seçimle falan değil. Bu noktada ben Parlamentoyu demokrat buldum.''

BİZE ULAŞIN