Hayalden de öte Serap'mış meğer...

Olayın üzerinden 4 gün geçtikten sonra hastaneye uğrayıp Serap'ın ailesiyle görüştüm. Elim gitmedi onun o halini çekmeye...

Salı 08.12.2009
ABONE OL
ATEŞ sadece düştüğü yeri yakmadı bu defa. Kahpe bir molotof saldırısının masum hedefi olan Serap kızla birlikte hepimizin yüreğini yaktı alev alev. Bir ay kadar önceydi. O uğursuz olaya tanık olanlar hemen ambulans çağırmış, Serap Eser'i ağır yaralı olarak Bağcılar Araştırma Hastanesi'ne kaldırmışlardı. Gelen bilgilere göre Serap'ın ailesi hiçbir basın mensubuyla görüşmüyor, meslektaşlarımıza da hayli agresif davranıyordu. Olayın üzerinden 4- 5 gün geçtikten sonra bir akşam vakti ben de uğradım hastaneye. "Geçmiş olsun" dedim, onlar da kırmayıp bazı şeyler anlattı. Serap hastaneye ağır durumda geldiği halde annesi ve abisine tek bir şey söylüyormuş mesela; "Çok korkuyorum. Ya üniversite seçme sınavına katılamazsam" diye ağlıyormuş. İleride bilim insanı olmayı çok arzuluyormuş meğer talihsiz kız. Ailenin medyaya neden aşırı tepki gösterdiğini açıklarken de şöyle diyordu abisi Ümit: "Daha ilk günden rica ettik. 'Bu kız daha çok genç, gazetelere, televizyonlara böyle yanıp kavrulmuş halde görüntülerini kullanmayın' dedik, ama dinlemediler. 112 Acil Servis ekibinden birileri o görüntüleri gizlice çekip dağıtmış bazı basın mensuplarına. Kardeşimizin canı kurtulsun, durum normale dönsün, bütün sorumlularla mahkemede hesaplaşacağız." Sonra hastanenin dışındaki tepelik yerden bakıp yanık merkezindeki odasının camından görebilmiştim onu. Elim deklanşöre gitmemiş, çekememiştim o fotoğrafları. İyileşir, tekrar eski güzel, mutlu günlerine döner, o zaman fotoğraflarım diyordum. Hayalden de öte Serap'mış meğer.