Kapanmaktansa açılmak daha iyi

Türkiye tarihinde olmadığı kadar bir alt üst oluş yaşandığını söyleyen gazeteci Matur, demokratikleşme konusunda geriye dönüşün mümkün olmayacağını düşündüğünü söyledi

Pazar 20.12.2009
Son Güncelleme: Pazar 20.12.2009
ABONE OL
Bejan Matur... Maraş'ın Pazarcık ilçesine bağlı Kürt ve Alevi köyü olan Maksutuşağı'nda doğan şair-yazar. Aslında hukuk okudu ama küçük yaşlarda edebiyata, özelde de şiire olan ilgisi onu bambaşka noktalara taşıdı. Bu aralar Zaman gazetesinde haftada iki gün yazarak okurlarına özellikle Kürt ve Alevi meseleleri ile ilgili görüşlerini, yorumlarını aktarıyor. Son dönemin ilgi çeken isimlerinden olan Bejan Matur'la biz de bu iki mesele üzerine derin ve keyifli bir sohbet gerçekleştirdik.
Hem Kürt hem de Alevisin. Yani hükümetin başlattığı iki açılım projesinin de birer parçasısın. Sence hangi açılım daha iyi gidiyor? Kökleri çok derinde olan Alevilik ve Kürt sorunu gibi iki ciddi sorunun herhalde 3 ayda çözülmesini beklemiyorduk! Ama süreci yönetmek konusunda hükümetin epeyce zorlandığı da ortada. Türkiye, gerçeklerini reddetmek, sorunlarından kaçmak konusunda derin mekanizmalar üretmiş bir ülke. Bu mekanizmaları zorlayacak, köklü değişimleri başlatacak bir irade ciddi bir kamuoyu desteği ister. Türkiye'de muhalefet, bırakın destek vermeyi, oluşan kamuoyunu baltalamak konusunda çok mahir. Halbuki kalıcı siyasetin konusu bir ülkenin büyük kaderi olmalı. Günübirlik hesaplar değil. Böyle bakınca, bana bu süreçte anlamlı görünen tek şey; adının 'açılım' olması. Açılmak, kapanmaktan her durumda daha iyidir çünkü!
Son günlerde yaşananlar can sıkıcı. Sence açılım açılamadan bitti mi? Açıkçası ben açılım konusunun tıpkı 'açılım bitti' tepkisinde olduğu gibi alaycı bir üslupla ele alınmasını işin etiğine uygun bulmuyorum. Türkiye tarihinde olmadığı kadar bir alt üst oluş yaşıyor. Ve bunu aslında epeyce de sakin geçiriyor. Ben demokratikleşme konusunda geriye dönüşün mümkün olmayacağını düşünüyorum. Önümüzde birbiriyle hiç uyumlu olmayan iki ihtimal var. Biri ciddi bir kaos -ki ihtimal vermiyorum-, diğeri demokratikleşme. Yaşananlar bizi seçim yapmaya zorluyor. Bir hakikat sınavı gibi. Kim gerçekten demokrat, kim ilerici, kim otoriter, kim milliyetçi turnusol kâğıdı gösteriyor bu süreçte. Gerçeklerin perdesini açan bir süreç bu. Kimse kendini gizlemenin şık formüllerine sığınamıyor daha fazla. Çünkü Türkiye gerçekle terbiye oluyor. Cumhuriyet tarihi boyunca kaçtığı gerçeklerle.
DTP'nin son anda istifadan vazgeçmesine ne diyorsun? Öcalan dar alanda ciddi manevralar yapıyor ve DTP'nin buna uymak dışında bir şansının olmadığını hepimize gösteriyor. DTP'nin süreci belirleyen değil, sürecin peşinden giden bir yapı olması sadece Kürt siyasetinin değil, Türkiye'nin de şanssızlığı. Ama DTP'nin apolitikadan, politikaya geçmesini sağlayacak şartların oluşması bu süreçte zor. Sadece seçim barajı değil, onu bir gölge parti olarak yaratan süreci doğru okuyamıyoruz. Ama her şeye rağmen mecliste olmaları büyük şans.
Kürtler PKK'nın etkisinden nasıl kurtulacak? Bu Kürtler diye homojen bir blok yok öncelikle. Böylesi genellemelerin içinden gerçeği kavrama şansımız çok zayıf. PKK'nın etkisindeki Kürtler arasında dahi ciddi bir muhalefet olduğunu bilmemiz gerekiyor. Ama tıpkı şu süreçte buradan göründüğü gibi kriz dönemlerinde tek bir ses veren görünür bir siyaset oluşuyor. Kürtlerin bazılarının PKK'ya koşulsuz destek vermesinin altındaki nedenlere bakmamız gerekiyor. Nedir onlar; PKK'nın onlara vaat ettiği bir kimlik, onur, teslim olmama vs. var. PKK Kürtlerin dünyasından gaspedilmiş bazı değerleri onlara iade etme vaadiyle şiddete başvuran bir örgüt. Bu değerlerin Kürtlerin dünyasında ne anlama geldiğini anlamadan yapılacak her genelleme bizi yanlış yargılara götürür. O bir kısım Kürt'ün dünyasında sözünü ettiğim değerleri Türkiye demokrasisi yarattığı zaman herhalde PKK'nın vaatlerine ihtiyaç duyulmayacaktır.
Siyasette şiddet araç olur mu? Elbette hayır.
Peki DTP neden hâlâ PKK'nın kuyruğundan ayrılamıyor? Şiddeti üreten mekanizmalar üzerinde söz sahibi olmak ciddi bir siyasal otorite gerektirir. Bırakın DTP'yi PKK dahi silahı bıraktığı an kendi kadroları üzerinde yeterince etkili olmayabilir.
Bu sorun nasıl çözülür sence? Sorun sadece Kürtlerin sorunuymuş gibi algılanmadığında çözülür! Çünkü sadece Kürtleri ilgilendirmiyor. Ben doğadaki adalete inanırım. Yanıbaşınızdakinin yaşadığıyla vicdanınız meşgul değilse biriken her kötülük sizi de içine alır. Kürtler yokmuş gibi davranılan bir tarih yaşandı. Ve bu çok uzun sürdü. Bu yok saymanın getirdiği sorunların yükü hepimizin dediğimiz zaman sorun çözülür.
Son mesajın. Aslında iki basit soru yeterli; hepimiz kendimize samimiyetle şunu sormalıyız; Biz Türkler ve Kürtler barışa sahiden inanıyor muyuz? Ve sahiden birlikte yaşamak istiyor muyuz? Ben bu sınavdan bu ülkenin geçeceğine inanıyorum. Benim cevabım tereddütsüz evet.