'Serap'ın annesi ağlıyor seninki de ağlıyor mu?'

Molotof kokteyli atılan otobüste yandıktan sonra ölen 17 yaşındaki Serap'ın polis müdürü akrabası Sıtkı Akgül, saldırgan çocukla konuştu

Perşembe 31.12.2009
Son Güncelleme: Perşembe 31.12.2009
ABONE OL
İstanbul Küçükçekmece'de otobüs durağından yolcu alan bir İETT otobüsüne PKK yandaşlarınca, 8 Kasım'da molotof kokteyli atıldı. Otobüsteki lise öğrencisi 17 yaşındaki Serap Eser, saldırıda ağır yaralandı. Vücudunun büyük bölümü yanan, hastaneye sedye üzerinde getirilirkenki görüntüsüyle tüm Türkiye'yi acıya boğan genç kız, günler süren yaşam savaşını kaybetti. Molotof kokteyli atıldığı haberini alanlardan ve hastaneye koşanlardan biri Serap Eser'in anne tarafından akrabası İstanbul Emniyet Müdürlüğü Çocuk Şube ve Toplum Suçlarından Sorumlu Müdür Yardımcısı Sıtkı Akgül'dü. Yeğeninin çakmak çakmak gözlerinden alevlenen yanık yarasının acısını yüreğinde hisseden Sıtkı Müdür, bir yandan Serap Eser'in ailesini "Suçluları en yakın zamanda yakalayacağız. Merak etmeyin" diyerek teselli etmeye çalıştı. Ardından acısını hastane odasında bırakıp, görev yaptığı Üsküdar'daki Çocuk Şube Müdürlüğü'ne gitti. "Duymak, bilmek başka bir şey Serap'ı hastane odasında öyle mumya gibi sarılı bir şekilde, acılar içinde görmek başka" diyen Sıtkı Akgül, onu gördüğü anı "17 yaşında bir kız çocuğuydu bu. Acılar içinde kıvranıyordu. Buna yürek dayanmazdı" diye anlattı. Kısa bir süre sonra Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerinin 2'si büyük, 4'ü 18 ve 18'in altındaki yaş gruplarından olan 6 şüpheliyi İETT otobüsüne atılan molotof olayıyla ilgili yakaladıkları bilgisi geldi. En acısı şüphelilerin Serap Eser'in oturduğu mahallede oturuyor olmalarıydı. Sıtkı Akgül için belki de 'hayatının en zor görevi' başlıyordu.

YÜREĞİNDE ACIYLA SORGULADI
Çünkü yeğenini yaktığı gerekçesiyle yakalanan şüphelilerin 4'ü kendisinin sorumlu olduğu Çocuk Şube Müdürlüğü'ne getiriliyordu. Şüphelilerle yapacağı mülakat bitimine kadar yanan kız çocuğunun akrabası olduğunu kendi çalışma arkadaşlarına dahi söylemeyen Sıtkı Akgül, nezarethaneye indi ve şüphelisi çocuğun yüreğini ve dilini çözen konuşma gerçekleştirdi.

İŞTE MOLOTOFU ATAN ÇOCUK
Nezarethaneye indiğinde yan yana bulunan odalardan birini 3 şüpheli çocuğun diğer odaya da yalnız bir çocuğun konduğunu gördüğünü söyleyen Sıtkı Akgül, nezarethane görevlisi polis memuruna 'neden birini diğerlerinden ayırdınız?' diye sorduğunu belirterek, şöyle konuştu: "Görevli polis, 'müdürüm, tek kalan çocuk, Serap Eser'i attığı molotofla yakan çocuk. Onun için onu ayrı nezarethaneye koyduk' dedi. O anda acıyı bir kenara koyup, mesleğinizi yapıyorsunuz. Nihayetinde o da suça karışmış bir çocuk."

"ANNEN AĞLIYOR MUDUR?"
Adının Ö. olduğunu öğrendiği şüpheliyle yaptığı sohbet sırasında, Ö.K.'nin çok korkmuş ve tedirgin olduğunu fark ettiğini söyleyen Sıtkı Akgül, "O itmekakma bekliyordu. Bense onu tanımaya çalışıyordum. Serap'ın ailesiyle empati kurmasını sağladım. 'Senin annen ağlıyordur değil mi' dedim. O da 'Evet. Ağlıyordur' dedi. Ben de 'Serap'ın annesi de şimdi ağlıyordur. PKK size yanlış bilgiler aşılıyor. Oysa devletimiz analar ağlamasın diye mücadele ediyor' dedim. Ö.K. o anda başını öne eğmişti" dedi. ,

PİŞMAN OLUP AĞLADI

Nezarethaneden çıkarken "Ben Çocuk Şubeden Sorumlu İstanbul İl Emniyet Müdür Yardımcısıyım. Molotof atıp yaktığın kız benim yeğenim" dediğini söyleyen Sıtkı Akgül, bundan sonrasını şöyle anlattı: "Ö.K.'nın gözünden yaşlar boşaldı. Teröre itilen çocuk, onu örgütleyenlerin iç yüzünü öğrendi. Yaptıklarından pişman oldu. En önemlisi devlete güvendi. Bunu yüreği yanan bir polis yapınca aldığı ders daha büyük oldu. Ö. K.'nın terörle mücadele şubesinde verdiği bilgilerle, molotoflu saldırıları planlayan İstanbul Üniversitesi öğrencisi Kandil'de bomba eğitimi alan Hülya D.'ye kadar ulaşıldı. Ve örgüt çözüldü. Suç işleyen çocuk yoktur. Suça itilen çocuk vardır. Ben bu çocuğu suça iten örgütlerin anlattıklarını boşa çıkartmak için savaş verdim." Olayın şüphelileri Ö.K.'yla beraber Ö. B., R. S. , M. D., S. A., M. D. çıkarıldıkları mahkeme tarafından tutuklanarak, ıslahevine kondu. Şimdi yargılanmayı bekliyorlar.