"Yolsuzluğa kapı açmak çok büyük cinayet"

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Türk Kızılayının ''paylaşmanın, yardımlaşmanın, dayanışmanın dünya çapında bir timsali haline geldiğini'' bildirdi.

Erdoğan, Bilkent Otel'de gerçekleştirilen Kızılay Genel Kurulunda yaptığı konuşmada, Kızılayın kurulduğu günden itibaren, bu ülkenin ve bu milletin gururu olduğunu söyledi.

Başbakan Erdoğan, Kızılayın 1911 yılında Trablusgarp savaşı ile birlikte, bölgedeki askerlere ve yerli halka yardım etmek için seferber olduğunu anımsatarak, şunları kaydetti:

''Osmanlı Devleti'nin büyük bir yokluk içinde olduğu o dönemde Kızılay da yokluk, yoksulluk içindeydi. Ancak şuraya dikkatlerinizi çekiyorum, Kızılay'a destek amacıyla bir anda dünya seferber oldu. İmparatorluğun çekildiği bölgelerin dışında, Bulgaristan'dan, Bosna'dan, Macaristan, Avusturya, Mısır, hatta ta ABD'den, Hindistan'dan, Güney Afrika Müslümanlarından, Kızılaya yardım ve bağışlar yağmaya başladı. Bu büyük bir güvenin ve sahiplenmenin göstergesiydi, şurası da son derece önemli, Kızılaya katkıda bulunmak insani ve vicdani bir görev olarak algılanıyor. Devlet ya da Kızılay yönetimi kendisine yardım edenlere bir teşekkür mektubu gönderdiğinde bazen tepkiyle karşılanıyordu, 'Görevimiz olan bir işi yaptık. Bunun için teşekkür mü olur?' diyorlardı.''

Erdoğan, Trablusgarp'ta görev yapan Yüzbaşı Mehmet Hamdi'nin aralarında topladıkları yardım parasını Kızılaya gönderirken yazdığı mektuptan alıntı yaptığı konuşmasını şöyle sürdürdü:

''Diyor ki Yüzbaşı Mehmet Hamdi, 'Milletimiz zengin, vatanımız maddeten servet sahibi olsaydı Kızılay'a daha fazla yardımda bulunabilirdik. Ama elimizden gelen budur, iğne iplik parasından, tütün akçesinden biriktirebildiğimiz 300 küsur kuruşun hediye olarak kabulüyle bizleri memnun eylemenizi rica ederiz'.
Osmanlı Devleti, savaşa girdiğinde kaygısı, sıkıntısı, hüznü Hindistan'a kadar, Hint Okyanusu'na kadar, Güney Afrika'ya, Amerika'ya ve orada yaşayan Müslümanlara kadar ulaşıyordu. Libya'da, Yemen'de, Tunus'ta, Afganistan'da, Pakistan'da, Hindistan'da yoksulluk içindeki halk, parmağındaki yüzüğü, hanımının kolunda eğer varsa bileziği çıkarıyor, devesini, koyununu satıyor gönül huzuruyla aşkla İstanbul'a Hilal-i Ahmer Cemiyetine gönderiyordu. Kızılay, bu anlayış üzerine, bu fedakarlık üzerine kurulmuş, 142 yıl boyunca da o damardan beslenerek bugünlere ulaşmıştır.''

Kızılayın nasıl kurulduğunun her an akılda tutulması gerektiğini ifade eden Başbakan Erdoğan, ''Kızılay paylaşmanın, yardımlaşmanın, dayanışmanın dünya çapında bir timsali haline geldi'' dedi.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, gerek kamu kaynaklarının kullanımında gerek yardım kaynaklarının kullanımında suistimale gitmenin, yolsuzluğa kapı açmanın, ''çok büyük bir cinayet'' olduğunu söyledi.
Erdoğan, insanların gönlünden kopararak, emanet olarak teslim ettiği yardımlara el uzatanlara asla ve asla müsamaha göstermediklerini belirterek, ''Şurası son derece önemli, en az yolsuzluk kadar, en az yolsuzluk yapanlar kadar, haksız yere ithamlarda bulunanlar, kişi ve kurumları haksız yere itham edenler, karalayanlar da büyük bir sorumsuzluk içinde olurlar, büyük bir yanlış yapmış olurlar'' dedi.

Başbakan Erdoğan, Bilkent Otel'de yapılan Türk Kızılayı Olağan Genel Kurulu'na katıldı. Erdoğan yaptığı konuşmada, yolsuzluk konusuna değindi.

İnsanların adeta yüreklerinden kopup verdikleri yardımların, amacı dışında, hedefi dışında, gayesi dışında kullanılmasının hukuken, ahlaken, vicdanen kabul edilemez ve izah edilemez olduğunu ifade eden Erdoğan, ''Gerek kamu kaynaklarının kullanımında gerek yardım kaynaklarının kullanımında suistimale gitmek, yolsuzluğa kapı açmak çok büyük bir cinayettir'' dedi.

Erdoğan, şöyle konuştu: ''En önemlisi de insanların güvenini sarsmak, iyi niyetlerini suistimal etmektir ki bunun telafisi uzun zamanlar alabilir. Kimi zaman görülen olumsuz örneklerin nasıl sarsıcı bir etki yaptığını, gönüllülüğün, fedakarlığın zedelenmesine sebep olduğunu görüyoruz.

İstanbul Fatih'teki Erba adlı kızımız, onun gibi binlercesi, milyonlarcası gönlünden ne kopuyorsa ihtiyaç sahiplerine ulaştırmak için aracılara veriyor. Kendisi, bir parça ekmeğini, bir lokmasını, insanlar kimi zaman muhtaçlarla paylaşmak için veriyor. O bir emanettir, namus kadar, şeref kadar kutsal ve mübarek bir emanettir. O emanete el uzatanın, onu gayesi dışında kullananın, Anadolu deyimiyle yatacak yeri yoktur. Göreve geldiklerinden bu yana yolsuzlukla ciddi mücadelemiz var. Tüyü bitmemiş yetimin hakkına uzanan ellerin karşısında her zaman durduk, duruyoruz. Çözmüş değiliz, bu mücadele öyle kolay mücadele değil. Yılların tahribatı var. Şunun altını çizerek ifade etmek istiyorum, kim olursa olsun, hangi kuruluş, hangi sivil toplum örgütü olursa olsun, yolsuzluk yapana hele hele insanların gönlünden kopararak, emanet olarak teslim ettiği yardımlara el uzatanlara asla ve asla müsamaha göstermedik, bundan sonra da göstermeyiz.

Hukukun işletilmesi konusunda, bu hususta en küçük bir tereddütümüz olamaz. Şurası son derece önemli, en az yolsuzluk kadar, en az yolsuzluk yapanlar kadar, haksız yere ithamlarda bulunanlar, kişi ve kurumları haksız yere itham edenler, karalayanlar da büyük bir sorumsuzluk içinde olurlar, büyük bir yanlış yapmış olurlar. Yolsuzluk noktasındaki iddialar, hukuk çizgisinden çıkarak, amacını aşarak bir karalama ve töhmet kampanyasına dönüştürülürse vatandaşımız da haklı olarak yardımlarını keser, sonuçta mağdur ve muhtaç olan insanların mağduriyeti artarak devam eder. Güven sarsıcı olaylara sebep olanlar da güveni zedeleyecek propagandalara alet olanlar da büyük bir vebal altına girerler.
Kızılayın da bu tür olay ve propagandalardan etkilendiğini biliyoruz. Samimiyetle ve hassasiyetle çalışan bir çok sivil toplum örgütünün de bundan etkilendiğini biliyoruz. Onun için Kızılay Genel Başkanımdan rica ediyorum, biliyorum ki Kızılay her zaman bu noktada en yüksek hassasiyeti göstererek hareket etmiştir. Ve bugün bu güce böyle ulaşmıştır. Bu hassasiyeti kurumsallaştırarak, somut mekanizmalara dönüştürerek, aynen devam edecektir.''

Özellikle yardımların izlenmesi için başlatılan yazılım projesinin bir önce bitirilmesini de isteyen Başbakan Erdoğan, bu sayede yardım yapan kişilerin, bilgisayarları başında verdiği paranın nereye gittiğini, nerelerde kullanıldığını, online olarak görebileceklerini anlattı.

Erdoğan, ''Kızılayın bu noktadaki şeffaflık girişiminde öncü olmasını istediğimi belirtmek istiyorum'' dedi.

KAN BAĞIŞI

Başbakan Erdoğan, İstanbul'da bir vatandaşın ''babasının kana ihtiyaç duyduğunu, yetkililerin ellerinde kan olmasına rağmen kendisine 'yok' dediğini'' anlatarak şikayette bulunduğunu anlattı.
Vatandaşın ''bağırıp çağırmakta haklı olduğunu'' dile getiren Erdoğan, ''yani her kanı olmayan için oraya Başbakan mı bulacağız?'' diye konuştu.

Önceden, bu noktada bir açık bulunduğunu ancak şu anda Kızılayın bu açıkları kapadığını belirten Erdoğan, eskiden radyolardan durmadan kan anonsları yapıldığını hatırlatarak, bu dönemlerin geride kaldığını kaydetti.

Kızılayın, yönü sadece yurt dışına dönük bir kuruluş olmadığını, yurt içinde de pek çok merkezden hizmet sunduğunu belirten Erdoğan, Elazığ'da meydana gelen depremi örnek vererek, Kızılay ekiplerinin vaktinde hizmeti ulaştırdığını anlattı.

Kızılayın yerel merkez sayısının 12'den 23'e çıkarıldığını belirten Erdoğan, afetler konusunda çok kapsamlı eğitim faaliyetinin de sürdürüldüğünü dile getirdi.Bugüne kadar 471 eğitici yetiştirildiğini kaydeden Erdoğan, şu an itibarıyla 23 ilde 24 bin kişiye afet eğitimi verildiğini söyledi.

FAALİYETLER

Kızılayın 29 olan kan merkezi sayısını da 77'ye çıkardığını anlatan Başbakan Erdoğan, artık elinde reçete ile kan arayan vatandaşa pek rastlanmadığını belirtti.

Erdoğan, şöyle konuştu: ''Niye buralara böyle geldik. Çünkü, 'biz farklı bir kültürün, medeniyetin insanıyız' dedik ya. Ne diyor, 'Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi, olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi'... Mesel bu. Yani bir devleti, bir sağlıklı nefese feda edebilen bir kültürden geliyoruz. Bu alandaki 884 olan personel sayısı bin 563'e, 104 olan araç sayısı 295'e ulaşmıştır.

2012 Ocak ayında Türkiye'de bu problemin tamamen ortadan kalktığını göreceğiz. En ileri teknolojiyle kan ihtiyacını en hızlı şekilde temin edecek sistemi artık tamamlamış durumda olacağız.''
Hava ambulansları konusunda yapılan hizmetler konusunda da bilgiler veren Erdoğan, ''Türkiye çok büyük bir ülke. Türkiye'nin ne kadar büyük olduğunu ispat eden en büyük göstergelerden biri de işte Kızılayın faaliyetleri'' dedi.

İddiaları olan, hedefleri olan, küresel barış için, istikrar ve refah için çalışan bir Türkiye olduğunu dile getiren Erdoğan, Kızılayın da o Türkiye'nin ''adeta uç beyi olarak vazifesini en iyi şekilde yerine getirdiğini'' vurguladı.

EKONOMİK GELİŞMELER

Türkiye, büyüyüp geliştikçe, bu etkinin Kızılayda da görüldüğünü kaydeden Erdoğan, şöyle devam etti:
''Dün biliyorsunuz, 2009 yılı son çeyrek yılı rakamları açıklandı. Türkiye ekonomisi son çeyrekte yüzde 6 oranında, beklentilerin çok çok üzerinde bir büyüme kaydetti.Az önce yine bir rakam daha aldım, geçen yılın Mart ayına göre bu yıl ihracatta da yüzde 34'lük bir artış söz konusu. Buraya geldik. İşte pozitif büyüme 2010 yılının tamamında devam edecek. Biz, 'yıl sonu yüzde 3.5' dedik. Mütevazı olduk. Ama OECD, IMF ve Dünya Bankası diyor ki 'Türkiye 4.5'i yakalar'. Üstü olursa ne ala...
Türkiye, küresel krizden asgari düzeyde etkilendi, şu anda da küresel krizin etkilerini en hızlı şekilde üzerinden atan ülkeler arasında ilk sıralarda yer alıyor.

2010, 2011 yıllarında Türkiye'nin dünyanın en hızlı büyüyen ülkeleri arasında yer alacağı artık bu uluslararası kuruluşlar tarafından da teyit ediliyor.Önce biz kendimize inanacağız, ondan sonra hiç çekinmeyin. 2023 Cumhuriyetin kuruluş yıl dönümü... Dünyanın en büyük ilk 10 ekonomisi içinde yerimizi alacağız.'' Erdoğan, ''Nasıl ay yıldızlı bayrağımızla gurur duyuyorsak, Türkiye'nin yardım elini dünyanın her yerine ulaştıran kırmızı hilal ile de gurur duyuyoruz'' dedi.

BİZE ULAŞIN