Çözüm 2011'den sonra suya düşer

"Kıbrıs sorununda çözüm ihtimali arttıkça Rum tarafında milliyetçilik yükselir" diyen Talat, "Bizde de seçimi kim kazanırsa kazansın bana göre 2011'in ortasında çözüm olmazsa artık bu iş zorlaşır" yorumu yaptı

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, 18 Nisan'da yapılacak Cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde SABAH'a konuştu. Seçimlerdeki rakibi Ulusal Birlik Partisi (UBP) Başkanı ve Başbakan Derviş Eroğlu ve Ada'da çözüm tartışmaları ile ilgili açıklamalar yapan Talat, 2004'te Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) ve Demokrat Parti (DP) koalisyon hükümetinde Başbakan olduğundan bu yana uygulamaya çalıştığı çözüm odaklı politikadan taviz vermeyeceğini vurguladı.
Seçim kampanyasına mart ayında başladınız? Kampanya nasıl gidiyor? Bence iyi gidiyor. İlk başlarda vatandaş biraz ilgisiz görünüyordu, ama ilgi gittikçe artıyor. Bizim ortaya koyduğumuz görüşler dikkat çekici. Rakiplerimizin, özellikle de Sayın Derviş Eroğlu'nun hiçbir şey söylememesi, sadece hamaset yapması ve çelişkili konuşması da vatandaşı etkiliyor. Birlikte katılacağımız televizyon programlarını da reddetti. Bu da vatandaşın tepkisini çekiyor. Yabancı politikacılar da bizim çözüm stratejimizi olumlu karşılıyor. Mesela Sayın Hillary Clinton beni telefonla aradı. Ortaya koyduğumuz performansı kutladı ve seçimlerde başarı diledi. Buna dış destek diyorlar, dış destek varsa övünülecek bir şeydir.
Seçim Türkiye'yi de yakından ilgilendiriyor. Eğer siz tekrar seçilirseniz çözüm için belirli bir takvim koyabilir misiniz? Kıbrıs Rum Yönetimi Lideri Dimitri Hristofyas dedi ki, "Çözüm olmazsa ben 2013'te giderim." Rum tarafında çözüm ihtimali arttıkça geleneksel olarak milliyetçilik yükselir. Bizde de seçimi kim kazanırsa kazansın bana göre 2011'in ortasında çözüm olmazsa artık bu iş zorlaşır.

TÜRKİYE'Yİ ETKİLER

Seçim Türkiye için de bir "kader seçimi" mi olacak? Evet. Şöyle düşünenler olabilir: 200 bin nüfuslu Kıbrıs'taki seçim Türkiye'yi niye etkilesin. Türkiye 70 milyonluk büyük ve gururlu bir ülke, yeri geldiğinde dünya politikalarına yön veren bir ülke. Kuzey Kıbrıs'ın niye esiri olsun. Bu, doğru bir düşünce değil. Kıbrıs sorunu artık bir AB sorunu olmuştur. Türkiye eğer çözüm gerçekleşmezse "Limanları aç" baskısıyla karşı karşıya kalacak. Niye böyle bir şey olsun. Türkiye için en iyisi çözüm. Eğer çözüm karşıtları bu seçimi kazanırsa çözüm mümkün olmaz. Çünkü Eroğlu ve onun gibi düşünenler "Çözümsüzlük çözümdür" diyorlar. Çözüme yanaşmıyorlar, çözüm gökten zembille inmez ki.
Çözüm konusu, Kıbrıs Türkleri'ni ilgilendiren mülkiyet sorununda da düğümleniyor. Türkler, ellerindeki mülklerin Rumlara verileceğinden endişe ediyorlar. Bu endişeleri nasıl gidereceksiniz? Bence mülkiyet konusunda bir sıkıntı yok. Davalar açıldı, Türkiye tazminat ödedi. Ama kimse Kıbrıslı Türklerden malını istemiyor. Ya da Türkiye, tazminatı Kıbrıslı Türklere rücu etmeyi düşünmüyor. Dolayısıyla bir tehlike yok. Ayrıca Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin (AİHM) son kararı Kıbrıslı Türklerin de malların üzerinde hakları olduğunu tespit ve ilan etti. Bu da önemli bir avantaj getirdi.
Ada'daki güvenlik meselesi hakkında ne düşünüyorsunuz? Kıbrıs Türkleri'nin güvenliğiyle ilgili bir tehdit olduğunu düşünüyor musunuz? Biz garanti anlaşmalarının olduğu gibi yeni duruma uyarlanmasından yanayız. Anlaşma olsa da Türkiye'nin garantörlüğü şarttır. Bunu müzakere edebilecek bir siyasi hareket olamaz. Biz garanti anlaşmasının "ellenmemesi" gerektiğini düşünüyoruz. Eğer bu anlaşmaya dokunulursa bunun sonu yok. Nerede duracağı belli olmaz. Garantiyi Türkiye'den önce Kıbrıs Türk'ü istiyor bir kere. Anketler gösteriyor, garantörlüğün devamını isteyenlerin oranı yüzde 95'tir. Derviş Eroğlu ve Rauf Denktaş'la çizgimiz farklı, ama farklı olacağız diye her şeyden vazgeçecek değiliz.

BİZE ULAŞIN