"Ortadoğu barışı ABD'ye bırakılmaz"

Gül, ABD'li gazetecileri kabul etti: Ortadoğu barışı sadece Obama ve ABD'nin omuzlarına bırakılamaz. İsrail dahil herkes katkı sağlamalı

İslam Konferansı Teşkilatı'nın New York'taki BM temsilciliğince düzenlenen geziyle ilk durak Türkiye'ye gelen ABD'li gazeteciler, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül tarafından kabul edildi. Gül, gazetecilerin soruları üzerine şu mesajları verdi:
(Türkiye'nin İsrail ile yaşadığı problemlerin ardından Amerikan medyasında Türkiye aleyhinde yayınlar arttı) Bunun farkındayız. Ancak Türkiye'nin çok güçlü dostları da var. Türkiye ile ilgili olumlu kanaatleri olan yazarlar bulunuyor.
(Türkiye'nin Afrika ülkelerindeki yatırımları) Bir süredir, Türkiye'nin kendi içinde gerçekleştirdiği değişimin de bir neticesi olarak Afrika ile daha yakından ilgilenme sorumluluğu hissettik. Türkiye şu anda hiçbir karşılık beklemeden, çeşitli ülkelere bir buçuk milyar dolar bağış yapar hale geldi. Afrika'da ne zaman bir kıtlık ya da afet olsa, biz hiçbir din ayrımı gözetmeksizin tüm imkanlarımızı seferber ediyoruz.
(Türkiye'nin Avrupa'da yaşayan Türkleri politik olarak yönlendirme arzusu var mı?) Avrupa'da yaşayan Türkleri ancak köprü olarak görebiliriz, ancak başarılı olmasını isteriz.
(ABD Başkanı Obama'nın Ortadoğu'daki rolü) Ortadoğu'da Obama ile ilgili beklenti çok büyük. Obama'nın Ankara ve Kahire'de yaptığı konuşmalar bu beklentileri arttırdı. Ancak Ortadoğu'daki barış süreci sadece Obama'nın ve ABD'nin omuzlarına bırakılamaz. Bu sürece Ortadoğu ülkelerinin, özellikle de İsrail'in yapıcı katkı sağlaması gerekir.
(Türkiye'nin geleceğini nasıl görüyorsunuz?) Türkiye'nin önünde AB üyelik süreci var. Bu süreci başarıyla tamamlayabilmesi en büyük arzumuzdur. Diğer taraftan yeni bir anayasa değişikliği süreci var. Bunu 2 yıl önce ilk biz teklif ettik. Bu değişiklik acaba Türk insanının vicdanına hitap ediyor mu? Bu açıdan baktığımızda yapılan tekliflerin bu yönde olduğuna yönelik bir algı var. Türkiye yaklaşık 200 yıldır Batıyla bütünleşme çabası içerisinde. 2005'te AB ile müzakerelere başlandığı gün Müslüman ülkelerden 274 gazeteci bu haberi takip etti. Bu ilgiyi dikkate almak gerekir.
(Türkiye'nin batıdan koparılarak bir İslam devleti haline getirilmek istendiğine ilişkin algı.) Türkiye hiçbir zaman bir din devleti olmadı. Türkiye'nin siyasi elitinde asla böyle bir eğilim yer almadı. Demokratik değerler, insan hakları gibi konular Müslümanların inançlarıyla çelişmez.
(Diyanet İşleri Başkanlığı) Türkiye'de zaman zaman Diyanet İşleri'nin devletten bağımsız olması gerektiğine yönelik değerlendirmelere olur. Ancak şu an itibariyle, en iyi sistemin bu olduğu düşünülüyor. Aksine görüşler çok güçlü olarak seslendirilmiyor.

BİZE ULAŞIN