Türkiye'nin dünyaya bakan penceresi

Dünyanın neresinde bir isyan çıksa, bir uçak düşse ya da deprem olsa ilk onların ekranına yansıyor. Dünyada olup biteni onların haberlerinden okuyoruz

Babil kulesinin tepesinden dünyaya bakıyoruz. Her an her yerde bir şeyler oluyor. Bir uçak düşüyor Avrupa'da, bir deprem oluyor Asya'da, Amerika'da kasırga kopuyor, Afrika'da açlıktan ve hastalıktan çocuklar ölüyor, bir gemi batıyor Avustralya açıklarında. Nejat "Kurtulan yok, aralarında Türk var mı belli değil" demeye kalmadan Orta Asya'da bir isyan çıkıyor. Bercan hükümetin devrildiğini söylüyor. Filistin'de sörf yapan çocukların oluşturduğu tezat Şule'nin dikkatini çekmiş. Okan, Afganistan'daki yeni operasyonu anlatıyor; yine siviller ölmüş. "Irak seçimlerinde ortalık toz duman" diyor Bilge. Artanç, Merkel'in Türkiye gezisini takip edecekti ama Abhazya'da. "Carla Bruni'yi gördünüz mü? İnanılmaz" diye atılıyor Zeynep. Dilay, kansere çare olacak büyük bir buluşu anlatıyor. Stelyo arıyor Atina'dan, "Kıbrıs'ta çözüme ulaşmak için..." diyemeden Yasemin, Roma'dan Berlusconi'yi anlatıyor, bir de Orhan Pamuk'la yaptığı röportajı. Duygu, "Avrupa Birliği için tam üyelik müzakereleri beş fasılda..." derken Perihan, Londra'nın erken seçimlere kilitlendiğini anlatıyor. Sadi, Kopenhag'daki çevre zirvesi fiyaskosundan bahsediyor. "Hepsini sayfaya nasıl sığdıracağız?" diyor Türkan, ama sihirli parmaklarıyla her zaman bir formül buluyor. Türk basınında dönüm noktası niteliğinde bir işbirliğine de 25. yılımızda imza atıyoruz ve The New York Times Gazetesi'ni her hafta pazar günü SABAH okurlarıyla buluşturuyoruz. Türkiye'nin dünyaya açılan penceresi olma iddiamızı perçinleyen bir anlayışla her hafta dünyanın gündemini ve Pulitzer ödüllü köşe yazarlarını Türk okurunun dikkatine sunuyoruz. Hem de Türkçe...

BİZE ULAŞIN