23 Nisan Bayramı kutlanıyor

Türkiye, bugün 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı'nın 90. yılını kutluyor. Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu başkanlığındaki heyet, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı dolayısıyla Anıtkabir'i ziyaret etti.

23 NİSAN'DAN FOTOĞRAFLAR İÇİN TIKLAYINIZ

Anıtkabir'deki ilk törene, Bakan Çubukçu ile Ankara Valisi Kemal Önal, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek, Ankara Garnizon Komutanı Korgeneral Mehmet Emin Alpman, Ankara İl Milli Eğitim Müdürü Kamil Aydoğan, öğretmenler ve öğrenciler katıldı.

Çubukçu ile bir kız ve erkek öğrencinin Atatürk'ün mozolesine çelenk koymasının ardından saygı duruşunda bulunuldu.Bakan Çubukçu, daha sonra Misak-ı Milli Kulesi'nde Anıtkabir Özel Defteri'ne şunları yazdı:

''Büyük önder Atatürk,Ülkemizin dört bir yanından gelip rengarenk bir çiçek buketi oluşturan çocuklarımızla ve onları emanet ettiğiniz öğretmenlerimizle birlikte huzurunuzdayız. Eşsiz öngörünüzle yeryüzünün tüm çocukları bir araya gelsin, çocuklar arasında kardeşlik ve sevgi gelişsin, barış içinde yaşayacağımız bir dünya oluşsun diye hediye ettiğiniz 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı'nı bize kalan çok değerli bir armağan olarak aynı inanç, coşku ve heyecanla kutluyoruz.
Bizler üzerimize düşen görevin güçlüğü ve öneminin bilincinde olarak, çalışmalarımızı, ilkeleriniz ve yol göstericiliğiniz ışığında yorulmadan sürdüreceğiz. Sizi şükran, minnet, özlem duygularıyla ve rahmetle anıyor, huzurunuzda saygıyla eğiliyoruz.''

Çubukçu, daha sonra Anıtkabir'i ziyarete gelen öğrencilerin arasına girerek bayramlarını kutladı ve bir süre sohbet etti. Bir öğretmenin Nazlı Suada Çiller adlı kızını kucağına alarak seven Bakan Çubukçu, asker kıyafeti giydirilmiş Melis Ünal isimli bir başka çocukla ve bazı öğretmenlerle fotoğraflar çektirdi.
Bakan Çubukçu'ya çiçekler veren öğrencilerden bazıları SBS ve diğer sınavların kaldırılmasını istedi.
Bakan Çubukçu ve beraberindeki heyetin Anıtkabir'den ayrılmasının ardından öğrenciler kortej oluşturarak Atatürk'ün mozolesini ziyaret etti.

Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin kuruluşunun 90.Yıldönümü nedeniyle Başkanlık Divanı Anıtkabir'i ziyaret etti.

Çocuk bayramında TBMM'nin heyetindeki çocukları temsilen ise AKP Şanlıurfa Milletvekili Yahya Akman'ın kızı Sena Akman yer aldı. Anıtkabir'deki tören saat 09.15'de başladı.

Aslanlı Yol'un başında toplanan TBMM heyetine Anıtkabir'e ters taraftan giren Barış ve Demokrasi Partisi Eşbaşkanı Gültan Kışanak ile aynı partinin Batman Milletveli Bengi Yıldız basına yakalandı.

Sorulara gülerek yanıt veren iki vekil, "Burası kestirmeymiş. O yüzden burdan geldik" diye espri yaparak Aslanlı Yol'dan tersten giderek törene yetiştiler.

Anıtkabir'i ziyaret eden heyettin başında TBMM Başkanı Mehmet Ali Şahin bulunurken, başkanın hemen arkasında Başbakan Recep Tayip Erdoğan ve Ana Muhalefet Lideri Deniz Baykal yer aldı.

Heyetin en renkli ismi ise mavi kıyafetiyle dikkat çeken ve çocukları temsil eden AKP Şanlıurfa Milletvekili Yahya Akman'ın kızı Sena Akman'dı. Mozole'de saygı duruşunun ardından İstiklal Marşı söylendi. Ancak dışardaki tören alanında bulunan askerlerin gür sesi tüm vekillerin sesini bastırdı. Tören sırasında zaman zaman Başbakan Erdoğan ile TBMM Başkanı Şahin'in sohbet ettiği görüldü.

GENEL KURUL ÖZEL GÜNDEMLE TOPLANTI

Öte yandan Başbakan Erdoğan, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı dolayısıyla özel gündemle toplanan TBMM Genel kurulunda yaptığı konuşmada, 90 yıllık mazisiyle dünya üzerindeki en tecrübeli ve birikimli parlamentolardan birine sahip olmanın milletçe gururunu taşıdıklarını ifade etti.
Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin ''Gazi bir Meclis'' olduğunu hatırlatan Başbakan Erdoğan şunları söyledi:
''Türkiye Büyük Millet Meclisi, milli mücadeleyi başarıyla idare ederek kahramanlık destanı yazan bir Meclis'tir. Türkiye Büyük Millet Meclisi, millet iradesinin en parlak şekilde tecelli ettiği, bağımsızlığın ve özgürlüğün timsali olan bir Meclistir. Türkiye Büyük Millet Meclisi, Kurtuluş Savaşımızı sevk ve idare ederek ülkemizi istiklaline ve bağımsızlığına kavuştururken, çağdaş Türkiye Cumhuriyeti'nin de temellerini atmış, 90 yıl boyunca da kalkınma ve demokratikleşme mücadelemizin lokomotifi olmuştur.
TBMM'nin ortaya koyduğu irade, tükendi denilen bir milletin küllerinden doğarak tarih sahnesinde güneş gibi parlamasını ifade etmiştir.

90 yıl öncesinde, savaşlardan yorgun düşmüş, kaynaklarını ve enerjisini cephelerde yitirmiş, büyük devletlerin baskılarıyla istikbaline kastedilmiş bir ülke varken, işte bu yüce Meclisin gayretleri neticesinde bugün 287 milyar TL bütçesi olan, 618 milyar dolarlık milli gelire ulaşmış, 102 milyar dolar ihracat yapabilen, dünyanın en büyük 17'inci ekonomisi konumuna yükselmiş büyük ve güçlü bir Türkiye var.
Bugün, artık, demiryollarıyla, hızlı tren hatlarıyla, modern havalimanlarıyla, bölünmüş karayolları, yaygın eğitim kurumları, çağdaş üniversiteleri, ülke sathına yayılmış yatırımlarıyla hızla gelişmekte olan bir Türkiye var. Her şeyden önemlisi, bugün uluslararası itibarı artmış, bölgesel bir güç konumuna yükselmiş, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nde, İslam Konferansı Örgütü'nde, Avrupa Konseyi'nde, G-20 Zirvesi'nde, Medeniyetler İttifakı Girişiminde önemli roller üstlenmiş, Avrupa Birliği ile katılım müzakerelerine başlamış, barışın, istikrarın, huzur ve refahın savunucusu bir Türkiye var.
Bugün, cesur bir şekilde, korkmadan, çekinmeden, tereddüt etmeden, dünyanın her ülkesi, her bölgesi için, dünyanın tüm çocukları için, insanlık için, barışı, hakkı, hukuku, adaleti savunan, mazlumların, mağdurların gür ve güçlü sesi olan bir Türkiye var.''

''BİZDEN SONRAKİ NESİLLERE''

Erdoğan, 90 yıl önce açılan Türkiye Büyük Millet Meclisi'ni, 87 yıl önce kurulan Cumhuriyeti, şehitlerimizin ve gazilerimizin kutsal bir emaneti olarak kendilerinden önceki nesillerden devraldıklarını belirterek, ''Aziz milletimizin bu kutsal emanetini daha da yücelterek, daha da büyüterek, standartlarını daha da yükselterek bizden sonraki nesillere devretmenin gayreti, sorumluluğu içindeyiz'' diye konuştu.
''Demokratik, laik, sosyal bir hukuk devleti olan Cumhuriyetin kuruluşunun 100;üncü yıldönümünde 1 trilyon doları aşmış milli gelir'' dediklerini hatırlatan Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti:
''İşte onun için 2023'de toplamda 1 trilyon dolar dış ticaret diyoruz. İşte onun için gözümüzü çok daha yükseklere dikiyor, çıtayı çok daha yükseğe koyuyor, dünyanın en büyük ilk 10 ekonomisi arasında yerini almış bir Türkiye diyoruz.

90 yıl önceki yokluk, yoksulluk ve imkansızlıktan nasıl bugünlere ulaştıysak, bugünden çok daha ileri seviyeleri de yakalayabileceğimize inanıyor, bunun azmini ve kararlılığını taşıyoruz.
İnanıyorum ki, Türkiye'nin ve Türk milletinin birlik ve beraberlik içinde olduğu takdirde aşamayacağı hiçbir engel, ulaşamayacağı hiçbir hedef yoktur. 23 Nisan 1920'de, Ankara'da Büyük Millet Meclisi, altını çizerek ifade ediyorum, özgürlük ve bağımsızlığımızı, hakimiyeti milliye esası üzerine, bina etmişti.''

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, her türlü karar mercinin TBMM oluğunu belirterek, ''Milli iradenin tecellisinde, hiçbir sınıfa, zümreye, kuruma ya da kişiye imtiyaz verilemez; millet egemenliği üzerinde hiç bir vesayet ve gölge kabul edilemez'' dedi.

23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı dolayısıyla özel gündemle toplanan TBMM Genel Kurulunda konuşan Erdoğan, Gazi Mustafa Kemal'in, TBMM'yi açılışı öncesinde yayınladığı tebliğde, ''23 Nisan 1920'den itibaren, askeri ve sivil bütün makamlarla, bütün milletin, tek mercinin, Büyük Millet Meclisi olacağını'' ifade ettiğini kaydetti.

Erdoğan, ''Aziz Türk milletinin karakteri özgürlüktür, bağımsızlıktır, kimseye boyun eğmemektir, iradesini namusu olarak görerek her türlü müdahaleye karşı korumaktır. Bu iradenin tecelli yeri ise içinde bulunduğumuz bu Yüce Meclistir'' dedi.

90 yıl boyunca, Milli Egemenlik kavramının ve milli iradenin zaman zaman tartışma konusu yapıldığına, hatta kimi zamanlar müdahaleler yoluyla kesintiye uğratıldığına, vesayet altına alınmak istendiğine şahit olduklarını belirten Erdoğan, ''Millet iradesi ne zaman zayıflatıldıysa, Milletin Meclisi ne zaman vesayet altında bırakıldıysa, demokrasi ne zaman zayıflatıldıysa, Türkiye Cumhuriyeti de geriye gitti, zayıfladı, güç kaybetti'' diye konuştu.

Milli Egemenlik, millet iradesi ve demokrasinin, her türlü tartışmanın üzerinde oluğuna işaret eden Erdoğan, bu kavramlar üzerinde soru işaretleri oluşturmanın, Meclisin fonksiyonlarını etkisiz kılmaya çalışmanın, 23 Nisan 1920 ruhuna uygun düşmediği gibi, çağdaş dünyanın temel kabulleriyle de çeliştiğini vurguladı.

''Demokrasi ne kadar gelişirse, hukuk sistemi ne kadar ileri standartlara ulaşırsa, milletin iradesi ne derece kurum ve organlara sirayet edebilirse, ülkenin gelişmesi, kalkınması, ilerlemesi, özgür, adil ve müreffeh imkanlara kavuşması o kadar mümkündür'' diyen Erdoğan, şöyle konuştu:

''Evet, söz milletindir, karar milletindir. Her türlü karar merci, tartışmasız TBMM'dir. Milli iradenin tecellisinde, hiçbir sınıfa, hiçbir zümreye, hiçbir kuruma ya da kişiye imtiyaz verilemez; millet egemenliği üzerinde hiçbir vesayet, hiçbir gölge kabul edilemez. Modern Türkiye Cumhuriyeti'ne, zümreler, imtiyazlı sınıflar, ikbal ve makam hırsı içindeki şahıslar, en önemlisi de çeteler, hukuk dışı örgütlenmeler, mafyalar rota çizemez, istikamet veremez. Kimi kurumların ya da zümrelerin, kendilerini milletin üzerinde görmesi, millet adına karar vermesi, kendilerine özel misyonlar biçmesi, demokrasi ruhuyla, Cumhuriyet ruhuyla, en önemlisi de 23 Nisan 1920'nin ruhuyla bağdaşmaz. Evet, millet iradesinin gerçekleşmesinde, yoksul ile zenginin, işçi ile işverenin, memur ile amirin, köylü ile şehirlinin, dağdaki çoban ile profesörün oyu ve seçimi arasında asla ve asla fark yoktur, olamaz.''
Erdoğan, milli iradeye, hakimiyeti milliyeye en fazla sahip çıkması gereken kurumun, TBMM olduğunu ifade etti.

''MECLİSİ ANAYASA VE YASA YAPMADA ACİZ, YETERSİZ GÖRENLER...''

''Milletin oylarıyla yetkilendirdiği, yasa ve Anayasa yapmak için vazifelendirdiği vekiller, TBMM'nin bu asli, asil ve kutsal yetkisini görmezden gelmemeli, yetkilerini devretmek, hür vicdanları üzerine konulan ipoteklere boyun eğmek yanılgısı içine girmemelidir'' diyen Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Milletin Meclisini Anayasa ve yasa yapmak konusunda aciz, yetersiz ve yetkisiz görenler, TBMM ile birlikte milleti ve millet iradesini inkar ettiklerini görmek ve anlamak zorundadırlar. Demokrasi bir tahammül rejimidir, birbirine ve farklılıklara saygı duyma, her türlü sorunu diyalog ve uzlaşıyla çözme rejimidir. Kendi sesinden başkasına sağır kesilenler, kendi sözünden başkasını doğru görmeyenler, başkasının iradesini ve varlığını mahzurlu görenler demokratik bir siyaset ortaya koyamazlar.

90 yıllık bir sürecin sonunda artık şu hususun anlaşılması gerektiğine yürekten inanıyorum: Devlet, meşruiyetini kendisinden değil, milletten alır. 700 yıl önce Şeyh Edebali'nin ifade ettiği gibi, millet olarak bizim idare anlayışımız, 'İnsanı yaşat ki devlet yaşasın' ilkesi üzerine kuruludur.
Devlet millet için vardır, devletin tüm kurumları sadece ve sadece millet için vardır. Yasama, yürütme ve yargı yine sadece ve sadece millet için vardır. Hiç kuşkusuz Türkiye, bu temel ilkeleri, millet egemenliğini, demokrasiyi, insan haklarını ve hürriyetlerini geliştirdiği ve yücelttiği dönemlerde, istikrar, güven, huzur ve refah yolunda tarihi adımlar atmıştır. Geleceğin güçlü ve büyük Türkiye'si de yine bu ilkelerin eksiksiz şekilde hayat bulması ve uygulanması sayesinde inşa olunacaktır.''

''SORUNLARI HEP BİRLİKTE AŞACAĞIZ''

Erdoğan, sözlerini şöyle tamamladı:''TBMM'yi hep birlikte kurduk. TBMM'nin sevk ve idaresiyle Kurtuluş Savaşı'nda hep birlikte zafer kazandık. 90 yıl boyunca Türkiye'yi yokluktan alıp bugünlere hep birlikte ulaştırdık. Milletimizi oluşturan her türlü farklılık, her türlü zenginlik, aziz milletimizin her bir ferdi, bir ve bütün olarak Kurtuluş Savaşı verdi, bir ve beraber olarak TBMM'yi açtı, yine birlik ve kardeşlik içinde Türkiye Cumhuriyeti'ni kurdu.

Geleceği de yine hep birlikte inşa edecek, Türkiye'yi birlik ve beraberlik içinde, kardeşlik içinde, dayanışma ve paylaşma içinde yücelteceğiz. Cumhuriyetimizin temel niteliklerini asla polemik konusu yapmayacak, milli mücadele ruhunu ve Cumhuriyetimizin kuruluş felsefesini asla aklımızdan çıkarmayacağız.

Çözümsüz gibi görünen, değişmez kaderimiz gibi görünen sorunları, aşılmaz gibi görünen sorunları hep birlikte aşacağız. Ülkemizin tüm sorunlarının konuşulma, tartışılma, çözülme yeri siyasettir, Meclistir, demokrasidir. Korkmadan, çekinmeden, samimiyetle, özgüvenle her meselemizi aklı selimle, demokratik bir duyarlılıkla müzakere edip, çözüm yoluna koyabiliriz. Bu Yüce Meclis, her türlü sorunu ele alma, çözme olgunluğuna, potansiyeline ulaşmıştır. Milletimiz de bizden bunu beklemektedir.
İhmale uğrayan, mağdur edilen, hakları çiğnenen, kendisini ötelenmiş, dışlanmış hisseden kesimleri gözetecek, 73 milyon Türkiye Cumhuriyeti vatandaşının kardeşlik hukuku içinde kucaklaşması için ne gerekiyorsa onu yapmalıyız, yapacağız. Meclis televizyonundan bizleri izleyen vatandaşlarımız, çocuklarımız, gençlerimiz artık demokrasinin erdemini, siyasetin anlamını görmek, seviyeli bir Meclis çalışmasına tanıklık etmek durumundadır. Bu konuda her birimize sorumluluk düşüyor, duyarlılık düşüyor. Dünyanın ilk ve tek çocuk bayramı olan 23 Nisan'da, çocuklarımıza çok daha parlak bir gelecek, özellikle bu hassasiyet içinde davranarak emanet etmenin kararlılığı içinde olduğumuzu vurgulayarak sözlerimi bitirmek istiyorum. Gazi Mustafa Kemal Atatürk başta olmak üzere, bütün istiklal kahramanlarımızı, şehit ve gazilerimizi, bu Mecliste görev yapmış bütün siyasetçilerimizi rahmet ve şükranla anıyorum.''

GENEL KURULDAN NOTLAR

Meclis Genel Kurulu'nda 23 Nisan Milli Egemenlik ve Çocuk Bayramı nedeniyle yapılan özel gündemli toplantı sakin geçti. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün katıldığı toplantıda, sabahki törenlere katılan Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ ile kuvvet komutanları özel oturuma katılmadı. İşte özel gündemli Meclis Genel Kurulu toplantısından notlar:
-Genel Kurul'a Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, CHP Genel Başkanı Deniz Baykal ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli katıldı. Genel Başkanlar arasında katılmayan tek isim ise BDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş oldu. Demirtaş'ın yerine Meclis kürsüsünden Eşbaşkan Gültan Kışanak konuştu.
-Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün kendisine ayrılan locada yerini almasının ardından İstiklal Marşı okundu ve Meclis Başkanı Mehmet Ali Şahin açış konuşmasını yaptı. AKP ve BDP'lilerce ayakta alkışlanan Cumhurbaşkanı Gül'ün locadaki yerini alması sırasında CHP'liler ayağa kalkmadı. Alkışlamayan MHP'liler ise sadece ayağa kalkmakla yetindi.
-Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, TBMM Genel Kurulunun 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı özel gündemli birleşiminin sona ermesinin ardından Meclis'ten ayrıldı. Cumhurbaşkanı Gül'ü, karşılamada olduğu gibi TBMM Başkanvekili Nevzat Pakdil törenle uğurladı. Gül, tören kıtasını selamladıktan sonra TBMM'den ayrıldı.
-Genel Kurul'da konuşmacılara tanınan süreyi en uzun kullanan isim CHP Genel Başkanı Deniz Baykal oldu. Baykal 10 dakikalık süreyi aşarak 20 dakika konuştu.
-Özel gündemli toplantıya, sabahki kutlamalara katılan Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ ve kuvvet komutanları katılmadı.
-Genel Kurul'da özel gündemli toplantıyı izleyenler arasında Yargıtay Başkanı Hasan Gerçeker ile Sayıştay Başkanı Recai Akyel, DSP Genel Başkanı Masum Türker, HSYK Üyesi Ali Suat Ertosun da yer aldı.
-Genel Kurul'un ardından CHP Genel Başkanı Deniz Baykal bir süre salonda kalarak milletvekilleriyle sohbet ederken, Başbakan Erdoğan ise Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehdi Eker ve AKP Grup Başkanvekili Nurettin Canikli ile bir süre ayakta sohbet etti

BİZE ULAŞIN