'Kenan Evren, Şilili diktatör Pinochet gibi yargılanmalı...'

İrfan Çelik ile eşi Mukaddes Erdoğdu Çelik, 12 Eylül 1980'i ayrı cezaevlerinde karşıladıklarında, bir daha birbirlerini hiç göremeyeceklerinden habersizdi. İrfan Çelik, sorguya alındıktan 2 gün sonra koğuşunda kendini astı. mukaddes Erdoğdu Çelik de hem hayat, hem de dava arkadaşını kaybetmenin üzüntüsünü yaşamı boyunca içinde taşıdı. Bugün 56 yaşında olan Çelik, Nazım Hikmet Marksist Bilimler Akademisi'nde bir yandan koordinatörlük yapıyor, bir yandan da tarih ve kadın kürsüsünde dersler veriyor. Ona göre Kenan Evren de tıpkı Şili diktatörü Pinochet gibi yargılanmalı.

MAHKEMEDE TANIŞTILAR

Erzurumlu mukaddes Erdoğdu Çelik asker kızıydı. İrfan Çelik ise Yozgatlı yörük bir ailenin oğlu. Üniversite eğitimi için geldikleri İstanbul'da sol bir örgüte katıldılar. İkisi de İstanbul Eğitim Enstitüsü Matematik Bölümü'nde öğrenciydi ama tutuklandılar. Yasadışı örgüt üyesi olmaktan açılan davada yargılanırken, mahkeme salonunda tanıştılar, aşık olup evlendiler. Mukaddes Erdoğdu Çelik, o günleri şöyle anlatıyor: "12 Eylül'ü cezaevinde karşıladık. Selimiye Askeri Tutukevi'ndeydik. Rivayete göre 3. Selim atlarını bile koymaya değer görmemiş, öylesine kötü bir yerdi... Burada 1 yıl kaldıktan sonra Metris'e gönderildik. Eşim İrfan Çelik de Davutpaşa Cezaevi'ndeydi; en fazla baskı ve işkencenin olduğu yerde. Davutpaşa Cezaevi Müdürü (Adnan Binbaşı) işkenceci olarak tanınırdı. Nitekim bir mektubunda 'Başıma her an her şey gelebilir' demişti." Çelik, 12 Eylül gününü de şöyle aktarıyor: "Sabah 04.00'ten sonra Hasan Mutlucan'ın türkülerini duymuş nöbetçilerimiz ama darbe olduğunu anlamamışlar. O sabah yoklamaya, iki cezaevi müdürü, subaylar ve çok sayıda asker geldi. Şaşırdık... Cezaevi müdürü, dağ gibi bir yüzbaşıydı. 'Silahlı Kuvvetler yönetime el koydu. Artık siz de askersiniz. Askerlere de bize de komutanım diyeceksiniz' dedi.'"

RAPOR 2.5 YIL BEKLEDİ
İrfan Çelik'in intiharından sonra dosyası Adli Tıp'a gönderilmiş. Ancak rapor 2.5 yıl sonra çıkmış. Mukaddes Erdoğdu Çelik, "işkence izlerinin eski olduğu, boynu kırılarak öldüğü ve 3. şahıslara ait kusur olmadığı" ve "kovuşturmaya gerek olmadığı" tespiti üzerine büyük şaşkınlık yaşamış. "Onun ölümünün ardından hakkımdaki iddiaların tümü düştü, 1983'te tahliye oldum" diyen Mukaddes Çelik, 2009'da "12 Eylülcüler yargılansın kampanyası" kapsamında savcılığa başvurmuş. İsteğinin reddedilmiş, Yargıtay'dan da aynı yanıtı alınca 20 Temmuz 2010'da AİHM'ye gitmiş. Asker babasının, "Devrim yapmak istiyorsanız, önce orduyu ele geçirmeniz gerek" dediğini belirten Mukaddes Çelik, Kenan Evren'in geçen yıl söylediği "Yargılanırsam intihar ederim" sözlerini de hatırlatarak, "Onda o yürek yok. Şili diktatörü Pinochet gibi yargılanması gerekir" diyor son olarak.

BİZE ULAŞIN