Belinde silah taşıyan dışişleri bakanı

Cumartesi 11.09.2010
ABONE OL
Genç Türkiye Cumhuriyeti'nde, devrim sancılarının yaşandığı günlerdi. İsyanlar birbirini izliyordu. İdamlar da... Berlin Hukuk Fakültesi'nden sonra Ankara Hukuk'tan mezun olmuştu Selim Sarper. Mezun olunca İstiklal Mahkemeleri'nde zabit katipliğine atandı. O gün nereden bilecekti, 34 yıl sonra da tarihe geçecek idamlara adeta zabıt katipliği yapacağını! Selim Sarper, Türkiye'nin kaderini değiştiren olaylar zincirinde rol alacağı diplomasi hayatına 1927'de başladı. Parlak bir diplomattı, süratle zirveye tırmandı. Yeşil gözlü, orta boylu, yakışıklı, etkileyici, açık sözlü, babayiğit bir adamdı. Gençliğinde güreş yapmıştı. Eskrim de yapardı. Biraz da kabadayıydı. Hatta arka cebinde küçük bir silah bile taşırdı. 45 yaşında Moskova Büyükelçisi olduğu zaman, büyük kriz de patlamak üzereydi. O günlerde Sarper'in Özel Kalem Müdürlüğü'nü yapan emekli büyükelçi Güner Öztek'ten dinledim. Öztek, Sarper'den dinlediği tarihi olayı şöyle anlatıyor: "Stalin'in emriyle, Dışişleri Bakanı Molotov, Sarper'i çağırıyor. Eline Sovyetler'in, Boğazlar'dan üs talep eden, Kars ve Ardahan'ın iade edilmesini isteyen notasını veriyor. Sarper okuyor ve "Ben bunu kabul edemem" deyip notayı masaya koyuyor. Rus bakan çok kızıyor. "Siz notamızı ittiniz ama hükümetinizin kabul edeceğinden eminim" diyor. Bunun üzerine Sarper ayağa kalkıyor, "Madem öyle düşünüyorsunuz, o zaman ben o hükümetin büyükelçisi değilim" diyor. Büyükelçiliğe gelir gelmez de Ankara'yı arayıp, "Beni persona non grata (istenmeyen adam) ilan edecekler. Derhal beni başka yere gönderin" diyor. İsmet Paşa, Sarper'in tavrını takdirle karşılıyor. Hemen Moskova'dan çekip Roma'ya gönderiyorlar." [5]

BATI'YA DÖNDÜK

Sovyetler, aynı notayı Ankara'da verdikten sonra İsmet Paşa kabineyi topladı. Paşa, "Ne yapacağız?" diye sordu. Hasan Saka "Bunun sonu her halukârda ölümdür" diyerek ekledi: "Reddedersek savaş çıkacak. Öleceğiz. Reddetmezsek de halk bizi bacaklarımızdan asacak. Öyle ya da böyle sonuç aynı olduğuna göre reddetmeliyiz." [6] Böylece Türkiye notayı reddetti; yüzünü Batı'ya ve ABD'ye döndü.