'Hep manşetlerle mücadele ettik'

Pazar 26.09.2010
ABONE OL
Manşetler: 1994'de İstanbul Belediye Başkanlığı adaylığımdan itibaren, adeta manşetlerle çarpışarak, manşetlerle mücadele ederek bugünlere geldik. Medyanın içinden geçtiği sınavı hepimiz hatırlıyoruz. Şahsımla alakalı "Muhtar Bile Olmaz" manşeti atıldı. Mahkûm oldum, cezaevine girdim. Ne yaptım da cezaevine girdim. Bir şairin şiirini okumaktan dolayı. Bunun dışında benim bir suçum yoktu. Ama atılan başlık buydu. Bir sevinç çığlığı. Parlamento çoğunluğu ile geçen bir yasa için, "411 El Kaosa Kalktı" manşeti atıldı. "Topyekûn Savaş", "Rektörler Endişeli", "Gerekirse Silah Bile Kullanırız", "Muhtıra Gibi Tavsiye", "Genç Subaylar Rahatsız", "Tehlikenin Farkında mısınız" gibi başlıklarla yayınlar yapıldı. Biz, medyanın bizim tarafımızı tutmasını istemiyoruz, ama siyasi taraf haline gelerek birilerinin psikolojik harekatının parçası olmasını da doğru bulmuyoruz. Medya elbette demokrasinin tarafı olacaktır, hukukun tarafı olacaktır, insani değerlerin, hak ve özgürlüklerin tarafı olacaktır. Hükümetin çetelerle mücadelesi zaman zaman medya tarafından görmezden geliniyor, hatta eleştiriliyor. Türkiye'nin demokratikleşmesi, hukukun üstün kılınması, çetelerin deşifre edilmesi, medya tarafından çok güçlü şekilde desteklenmesi gerekirken, sessiz kalındı. Bu noktada sesini yükselten, haberleri cesaretle yayınlayan medya kuruluşları ise Yandaş Medya olmakla suçlandı.
Medya ile İlişkiler: İktidar ile medyanın, her konuda yüzde yüz mutabakat içinde, görüş birliği içinde, uyum içinde olması beklenemez. Hiçbir demokratik ülkede bu yoktur. (...) Biz, medyanın, bize acı gerçekleri, çıplak gerçekleri gösteren, yapıcı eleştiride bulunan, yol gösteren bir ayna olmasını her zaman arzuladık ve arzuluyoruz.