Yüzlerce 'evladı' uğurladı

Cumhuriyet tarihinin ilk kadın jinekologlarından Müstesna Tonguç, yeri geldi günde 60 annenin doğumuna girdi Paranın değil ideallerin peşinden koştu hayatı boyu. Soma'ya kız yurdu açacaktı ama ona ömrü yetmedi

  1. Haberler
  2. Gündem
Cuma 10.12.2010 ABONE OL
İzmir'in Soma ilçesinde, un fabrikası olan Ahmet Cevdet İnay'ın, üç kızından biri olarak dünyaya geldi Müstesna Hanım. Bir ablası tıbbı bitirip fizyoloji profesörü olarak görev yaptı yıllarca. Bir ablası ise hukuk okudu, avukatlık yaptı. Müstesna da tıbbı tercih etti ve Cumhuriyet'in ilk kadın jinekologlarından biri oldu. Ardından Türkiye'deki köy enstitülerinin fikir babası İsmail Hakkı Tonguç'un oğlu Engin Tonguç ile hayatını birleştirdi. İki idealist insan tek yürek halinde çalıştı yıllarca. Günde 60 doğum yaptırırken kendi çocuğunu dünyaya getirecek fırsat bulamadı. Ancak herkesin "Müstesna Teyzesi" olmayı başardı. 3 Aralık günü 85 yaşında son nefesini verdiğinde, anne olan kadınlar doldurdu caminin avlusunu.

EVİN 3 ODASI BOŞ KALDI
"Onu ilk kez Hamburg'daki tıp fakültesinin yemekhanesinde görmüştüm. 1955 yılıydı... Şimdi ne kadar da uzak geliyor" diyor, 54 yıl aynı yastığa baş koyan hayat arkadaşı Engin Tonguç. Kendisi o zaman 27, Müstesna Hanım ise 30 yaşındaymış. Devam ediyor anlatmaya: "Ben iç hastalıkları uzmanlık asistanlığı yapıyordum. O ise kadın doğum kliniğinde bilimsel çalışmalarla ilgileniyordu. Tabii ondan küçük olmam biraz tersti o zamanlarda. Ama biz birbirimizi çok sevdik. Hemen babam İsmail Bey'e evlenmek istediğimi söyledim. Tanıştıktan bir yıl sonra konsoloslukta nikahımızı kıydık. Konsolosluktan iki kişi bize şahitlik etti. Ne kadar mutluyduk o gün..." Tonguç ailesi, 1958'de yurda dönmeye karar vermiş. Ancak hiçbir hastane dışarıdan gelenlere iş vermek istemiyormuş. Sonunda Amasya Şeker Fabrikası'nda çalışmaya başlamışlar. Tonguçlar'a 5 odalı bir lojman vermişler. Ama çift, paraları olmadığı için mobilya alamamış ve evin 3 odası hep boş kalmış...

YANLIŞ AŞI HASTA ETTİ
"Müstesna çok idealistti ve sadece bir fabrika doktoru olarak kalmak istemiyordu" diyen Engin Bey, başlıyor eşinin yaptıklarını anlatmaya: "Önce fabrikanın yanındaki bir binada yataklı revir kurdu. İşçiler civar hastanelere gitmek yerine orada tedavi oldular. Ardından fabrikanın eczanesini açtık. İlaçları toptan ucuza alarak fabrikanın kâr etmesini sağlarken civardaki eczanelerin nefretini kazandık." Amaçları asla para kazanmak olmadığı için açtıkları tek muayenehaneyi de 15 gün içinde "Bize uymuyor" diyerek kapatmışlar. O günden sonra da bir daha asla özel doktorluk yapmamışlar. Bir gün, Müstesna Hanım, Amasya'daki bir kuduz vakasıyla ilgilenmiş. Bu nedenle, kuduz aşısı olması gerekmiş. Fakat devlet hastanesinin iç hastalıkları uzmanı, yeni genelge yerine eskisine bakarak aşırı doz uygulamış. Ölümden dönen Müstesna Tonguç, hayatının sonuna kadar kronik kalp rahatsızlığına mahkûm olmuş. 1960'ta, Ankara'ya dönmüş çift. Ülke ekonomik zorluk içinde olduğundan 4 yıl iş aramışlar. Sonunda Engin Bey SSK'da, Müstesna Hanım da Ankara Doğumevi'nde işe başlamış.

HAYALİ KIZ YURDUYDU

Nisaiye Klinik şefi olarak çalışan Müstesna Tonguç, burada da bir ilke imza atarak doğumevinin ilk hormon laboratuvarını kurmuş. Başta tepki alsa da, direnmiş Müstesna Tonguç. Devlet de onu, kendini geliştirmesi için yurt dışına göndermek istemiş. Ancak "Benim amacım develetin parasını almak değil devlete hizmet etmek. Ben zaten Hamburg'da bunun eğitimini aldım" diyerek gitmemiş. Müstesna Tonguç, 1980'de emekli olana kadar Ankara'da kalmış. 55 yaşında köyüne, Turgutalp'e dönmeyi tercih etmiş. Önce kendi ilkokuluna bir bilgisayar laboratuvarı kurmuş. İzmir'deki Yeni Kuşak Köy Enstitüleri'nin kurulmasına ve ayakta kalmasına büyük katkı sağlamış.

ANNELİĞE FIRSAT OLMADI
"Ölmeden önce tek istediği bir kız öğrenci yurdu yapmaktı. Ne yazık ki bunu göremeden bu dünyaya veda etti" diyen Engin Tonguç, 54 yıl bir yastığa baş koyduğu eşinin vasiyetini gerçekleştirmeyi kafasına koymuş: "Soma'da yurt bulmak çok zordur. Kızlar rahat okusun isterdi. Ölümünün hemen ertesi günü bu işe giriştim. Yer ayırdık. Artık ek amacım onun istediği yurdu kurmaktır. Adını da Müstesna Tonguç Öğrenci Yurdu koyacağım." "Aynı yerlerde uzun süre çalışmamız aynı meslekten olmamız bizi aşırı derecede birbirimize bağladı. Aslında bu çok da iyi değil. Çünkü biri gidince öteki çok boşluğa düşüyor" diye konuşan Engin Tonguç, "Çocuğunuz yok mu size arkadaş olacak?" sorusunu da şöyle cevaplıyor: "Çocuk olmasın diye özel bir çabamız hiç olmadı. Ama doğrusu çalışmaktan, üzerinde durmaya da vaktimiz olmadı. Şimdi yalnızlık dank edince düşünmeye başladım. 'Niye programlamadık?' diye. Belki idealisttik, yaptığımız işe konsantre olmuştuk. Müstesna Hanım günde 60 çocuk doğurtuyordu. Kendi çocuğuna fırsat bulamadı."

BUGÜN NELER OLDU