Meclis'te bütçe maratonu

  1. Haberler
  2. Gündem
Pazartesi 13.12.2010 15:15 ABONE OL
Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, 1994 ve 2001 krizlerinin ülkenin iç dinamiklerinden kaynaklandığını ama başkalarının yönettiğini belirterek, ''Son krizi ise başkaları çıkardı biz yönettik'' dedi.

Şimşek, 2011 yılı bütçesini TBMM Genel Kuruluna sunuşunda, ekonomik kriz nedeniyle dünya ekonomisinin 2. Dünya Savaşı'ndan bu yana görülmemiş bir duraklama dönemine girdiğini, ancak alınan önlemler sayesinde 2009 yılının ortalarından itibaren toparlanma eğilimine girdiğini ifade etti.
Toparlanmanın ülke grupları bazında farklılaşarak devam ettiğini belirten Şimşek, büyümenin gelişmiş ülkelerde zayıf, Türkiye'nin de aralarında bulunduğu ve Asya'nın başı çektiği birçok gelişmekte olan ülkede güçlü olduğunu kaydetti.

2009'da binde 6 daralan dünya ekonomisinin, 2010 yılında yüzde 4,8, 2011'de ise yüzde 4,2 civarında büyüyeceğinin tahmin edildiğini ifade eden Şimşek, 2010 yılı tahmin edilen yüzde 4,8'lik küresel büyüme oranının, Çin hariç tutulduğunda yaklaşık yüzde 3,5 civarına düştüğünü vurguladı.

Şimşek, 2010 yılında gelişmekte olan Asya ülkelerinde yüzde 9.4, Latin Amerika ülkelerinde yüzde 5.7, Orta ve Doğu Avrupa ülkelerinde yüzde 3.7'lik bir büyüme öngörüldüğünü, Türkiye için IMF'nin 2010 yılı büyüme tahmininin yüzde 7.8, OECD'nin tahmini ise yüzde 8,2 olduğunu belirtti. Türkiye ekonomisinin bu performansının asıl olarak gelişmekte olan Avrupa ülkeleri ile kıyaslanmasının daha doğru olacağını bildiren Şimşek, ''Bu açıdan ülkemiz için tahmin edilen yüzde 8 civarındaki büyüme büyük bir başarıdır'' dedi.

Şimşek, küresel ekonomideki güçlü toparlanmaya rağmen, özellikle gelişmiş ekonomilerin kamu, banka ve hanehalkı bilançolarında ortaya çıkan tahribatlar ile yüksek işsizlik oranlarının ciddi bir kırılganlık kaynağı olmaya devam ettiğini dile getirdi.

Bakan Şimşek, Türkiye'nin kamu borç dinamikleri yönünden de bir ayrışma içerisinde olduğunu, krize rağmen kamu bilançolarında kalıcı bir tahribat yaşanmadığını, hiçbir bankanın batmadığını, 2010;da borç stokunun milli gelire oranını bir önceki yıla göre en fazla azaltan Avrupa ülkesi olacağını anlattı.
Küresel toparlanmanın önündeki bir başka risk unsurunun da bankacılık ve finans sektörü olduğunu vurgulayan Şimşek, bazı ülkelerde bankacılık sektörü halen merkez bankalarının ve hükümetlerin sağladığı olağanüstü kaynaklarla ayakta durduğunu, kredi verme konusunda çekingen davrandığını söyledi. Şimşek, bazı ülkelerde bankacılık sektöründeki tahribatın hala devam ettiğini ifade etti.
Bankacılık sektörünün tekrar güçlü bir yapıya ulaşmasının uzun zaman alacağına işaret eden Şimşek, Türk bankacılık sisteminde ise mevcut uygulama çerçevesinde sermaye yeterlilik oranının ekim ayı itibarıyla yüzde 19,6 olduğunu bildirdi. Şimşek, ''Bu, Türk bankacılık sisteminin ne kadar güçlü olduğunu göstermektedir'' diye konuştu.

ILO'ya göre kriz döneminde yaklaşık 34 milyon kişinin işsiz kaldığını, pek çok ülkede büyümenin, istihdam yaratmaktan hala uzak olduğunu belirten Şimşek, bunun, dünya ekonomisi için risk teşkil ettiğini ifade etti.

-''TÜRKİYE, KRİZDEN GÜÇLÜ ÇIKTI''-

Türkiye ekonomisinin, 2009 yılında iç ve dış piyasalarda talebin zayıfladığı ve beklentilerin olumsuz seyrettiği bir süreçten geçtiğini, Türkiye'nin ise AK Parti Hükümetleri'nin hayata geçirdiği yapısal reformlar, sağlam makroekonomik temelleri ve güçlü bankacılık sistemi sayesinde 2010 yılında krizin etkilerini üzerinden en hızlı atan ülkelerden birisi olduğuna işaret ederek Şimşek, özetle şunları söyledi:

''Türkiye ekonomisi kriz sürecinde aldığı proaktif önlemlerin de katkısıyla, dünyadan pozitif yönde ayrışarak, hızlı bir toparlanma sürecine girmiştir. Bu ayrışma büyümede, istihdamda, kamu finansman dengelerinde, derecelendirme kuruluşlarının verdiği kredi notlarında ve ülke risk primi gibi temel göstergelerde kendini açık bir şekilde göstermektedir. Türkiye ekonomisi, bu yılın ilk üç çeyreğinde kaydettiği yüzde 8,9'luk büyüme performansıyla dünyada üst sıralarda yer almıştır. Türkiye, Avrupa ve OECD ülkeleri arasında en hızlı büyüyen ülkelerden biri olmayı sürdürmektedir.

AK Parti Hükümetleri olarak uzun yıllar çift haneli olan hatta bazen üç haneye çıkan enflasyonu tek haneye indirdik ve küresel krize rağmen tek hanede tuttuk. Önümüzdeki aylarda enflasyondaki düşüşün devam edeceği tahmin edilmektedir.

Sağladığımız siyasi ve ekonomik istikrar ve gerçekleştirdiğimiz yapısal reformlar sayesinde sağlam makroekonomik temellere sahip bir ülke olarak krize karşı önemli bir direnç gösterdik.

Kamu finansman dengeleri bakımından da birçok ülkeden pozitif yönde ayrışmış durumdayız. Bunu da 2002'den bu yana uyguladığımız sıkı maliye politikasına borçluyuz. Bu sayede son 8 yılda bütçe dengelerinde ve kamu borç yükünde önemli iyileşmeler sağladık.

Mali disiplini kararlılıkla sürdürüyoruz. Hükümetimizin güçlü iradesi ve Orta Vadeli Programımız mali disiplinin en büyük teminatıdır.

Kriz döneminde birçok ülke Merkez Bankası kaynaklarına başvururken, biz, tam aksine bu dönemde kamu bankalarına ve Merkez Bankasına 2001 krizi sonrası verilen kağıtlar nedeniyle oluşan borçları geri ödedik. 8 milyar lira geçen yıl 2001'den kalan borç ödedik. Yine kriz döneminde birçok ülke hazinesi IMF kaynaklarına başvururken biz IMF'den borç almadık tam aksine geçmişten gelen borçları azalttık. 2002 yılında 22 milyar dolar olan IMF;ye borcumuzu Ekim 2010 itibarıyla 6,5 milyar dolara düşürdük.''

-''BİZ YÖNETTİK''-

Bakan Şimşek, krize karşı proaktif önlemler aldıklarını dile getirerek konuşmasını şöyle sürdürdü:

''Türkiye, ilk defa bir krizi uluslararası kuruluşlardan destek almadan kendi kaynaklarıyla başarıyla atlatmıştır. Bu noktada uzun yıllar Türkiye ekonomisini takip eden birisi olarak şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki, 1994 ve 2001 krizleri ülkenin iç dinamiklerinden kaynaklandı ama başkaları yönetti, son krizi ise başkaları çıkardı biz yönettik.

Son altmış yılın en büyük krizini kendi tedbirlerimizle atlattık. Ama daha da önemlisi bu dönemde krizin faturasını halkımıza çıkarmadık. Dünyada birçok ülke krizin faturasını doğrudan doğruya vatandaşına çıkarmıştır. Bu süreçte, birçok ülkede maaşlar dondurulmuş, hatta bazılarında düşürülmüş, emeklilik yaşı ve vergi oranları artırılmış ve yeni vergiler uygulamaya konulmuştur.''

-CARİ AÇIK-

Maliye Bakanı Şimşek, orta ve uzun vadede cari açığı daha makul seviyelere düşürmek için Türkiye'nin yurt içi tasarruf oranlarını artırması, enerjide dışa bağımlılığı azaltması, katma değeri yüksek mal ve hizmet üretiminde yoğunlaşması ve beşeri sermayesini güçlendirmesi gerektiğini vurguladı. Şimşek, cari açığın azaltılmasında geleneksel sektörlerin değişim ve dönüşümü için de çalışmalar yaptıklarını kaydetti.

Şimşek, ''Hükümetimiz cari açığı orta ve uzun vadede daha iyi yönetilebilir seviyelere çekmek için ne gerekiyorsa yapmıştır ve yapmaya devam edecektir'' diye konuştu.

Türkiye'nin diğer önemli bir sonunun da işsizlik olduğuna dikkati çeken Şimşek, Türkiye'nin, uzun yıllardan bu yana yüksek işsizlik sorunuyla karşı karşıya olduğunu söyledi. Şimşek, ''Küresel kriz ile birlikte tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de işsizlik oranları yükselmiştir. Ancak, hızla toparlanan Türkiye ekonomisi, dünyadan ayrışarak krizde ve kriz sonrasında istihdam yaratmıştır. 2007 yılından 2010 yılının ikinci çeyreğine kadar Türkiye ekonomisi yaklaşık 2,8 milyon ilave istihdam sağlamıştır'' ifadesini kullandı.

İşsizlik konusunda alınan tedbirleri anlatan Şimşek, ''Özetle işsizliği azaltmak için yüksek ve istikrarlı büyüme şarttır. Bu da ancak siyasi istikrar ve doğru politikalarla mümkündür'' dedi.

Bakan Şimşek, şöyle devam etti:

''Gerçekleştirdiğimiz yapısal reformlar ve uyguladığımız proaktif maliye politikaları sayesinde, ekonomide başlayan toparlanmanın kalıcı olmasını sağlayacağız. Biz, ülkemizin sorunlarına uzun vadeli çözümler üretiyoruz. Popülist politikalar ve seçim ekonomisi uygulamıyoruz. Makroekonomik istikrar ve mali disiplin önümüzdeki dönemde temel önceliğimiz olmaya devam edecektir.

Bu anlayışla, 2011 yılı bütçesini de, dünyada oluşan yeni ekonomik konjonktürü dikkate alan, reel ekonomiyi destekleyen ve aynı zamanda sosyal yönü güçlü bir bütçe olarak hazırladık.''

"SEÇİM BÜTÇESİ HAZIRLAMIYORUZ''

Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, 2011 bütçesini, ''seçim değil, istikrar bütçesi'' olarak nitelendirerek, ''Seçim ekonomisi uygulamıyoruz. Seçim bütçesi hazırlamıyoruz. Bundan önceki 8 yıllık bütçe karnesinde olduğu gibi 2011 bütçesi de mali disiplin anlayışı çerçevesinde hazırlandı'' dedi.

2011 yılı bütçesinin reel kesimi destekleyen bir bütçe olduğunu belirten Şimşek, 2010 yıl sonu itibarıyla, esnaf ve sanatkara kullandırılan düşük faizli kredi için bütçeden sağladıkları 150 milyon lira faiz sübvansiyonunu, 2011'de yüzde 118 oranında artırarak 327 milyon liraya çıkardıklarını söyledi.
Bakan Şimşek, esnaf ve sanatkarlara 2002'de Halk Bankası aracılığıyla 153 milyon lira kredi kullandırılırken, bu tutarın eylül sonu itibarıyla 3,3 milyar liraya yükseldiğini ifade etti.

Bu bütçenin kamu görevlilerini ve emeklileri gözeten bir bütçe olduğunu dile getiren Şimşek, kamu görevlilerinin maaşlarında ocak ve temmuz aylarında yüzde 4'er oranında artış sağlanacağını bildirdi. Şimşek, yapılacak artışlar sonucunda; 2010 yılı Aralık ayında aile yardımı ödeneği dahil en düşük memurun bin 300 lira olan net maaşının 2011 yılı Ocak ayında bin 454 liraya, Temmuz ayında ise bin 532 liraya yükseleceğini bildirdi.

Ortalama memur maaşının da 2011 yılı Ocak ayında bin 717 liraya, Temmuz ayında ise bin 793 liraya yükseleceğini belirten Şimşek, böylece 2011 yılında ortalama devlet memuru aylığında yüzde 13,7 oranında artış yapılmış olacağını söyledi.

Şimşek, işçi, esnaf ve tarım sigortalısı emeklilerine ödenen aylık ve gelirlerin, Ocak 2011'de 60 liradan az olmamak üzere yüzde 4 oranında ve temmuz ayında ise yüzde 4 oranında artırılacağını anımsatarak, ''Geçmişteki popülist yaklaşımlar olmasaydı bugün emeklilerimize daha fazla imkan sağlayabilirdik'' dedi.

-''EĞİTİME VE SAĞLIĞA AYRILAN KAYNAĞI ARTIRAN''-

Bakan Şimşek, en düşük devlet memuru maaşı ile Aralık 2002'de 45 kilogram dana eti alınırken, Kasım 2010'da 51 kilogram alındığını belirten Şimşek, net asgari ücretle ise Aralık 2002'de 21 kilogram dana etine karşılık bugün 24 kilogram alındığını kaydetti.

Maliye Bakanı Şimşek, 2011 yılı bütçesini, öğrencilere daha fazla kaynak ayıran bir bütçe olarak değerlendirdi, 2011 yılında öğrencilere sağlanan burs ve harç desteği ödeneklerinin, öğrenci sayısındaki artışı da dikkate alarak yüzde 22 oranında artırdıklarını belirtti.

Bütçenin, özürlü vatandaşlara desteği de artırdığını ifade eden Şimşek, 2011'de özürlü eğitimi ve evde bakım desteğine ayırdıkları ödenekleri yüzde 33 oranında artırarak 3,2 milyar liraya çıkarttıklarını kaydetti.
Şimşek, 2011 yılı bütçesini, ''eğitime ve sağlığa ayrılan kaynağı, üniversitelere personel ve kaynağı, desteği artıran, üniversite eğitimini ülke geneline yayan, sosyal güvenlik sistemi ile bilim ve Ar-Ge'yi destekleyen, çiftçiye destek olan, mahalli idarelere desteği artıran'' bir bütçe olarak nitelendirdi.
Maliye Bakanı Şimşek, vergi barışıyla gelen imkanların, bütçede yer almadığını, bunu Türkiye'nin önceliklerine harcayacaklarını vurguladı.

-BÜTÇE BÜYÜKLÜKLERİ-

Bütçe büyüklüklerini de veren Şimşek, 2011 yılı Merkezi Yönetim Bütçesinde bütçe giderlerinin 312,6 milyar lira, faiz hariç giderlerin 265 milyar lira, bütçe gelirlerinin 279 milyar lira, vergi gelirlerinin 232,2 milyar lira, bütçe açığı 33,2 milyar lira, faiz dışı fazlanın 14 milyar lira olarak öngörüldüğünü bildirdi.
Şimşek, ''Buna göre 2010 yıl sonu gerçekleşme tahminleriyle kıyaslandığında bütçe giderleri yüzde 5,3, faiz hariç giderler yüzde 7,1, bütçe gelirleri yüzde 10,4, vergi gelirleri yüzde 10,5 oranında artış gösterirken faiz giderleri ise yüzde 4 oranında azalış göstermektedir. Böylece bütçe açığının milli gelire oranını yüzde 4'ten yüzde 2,8'e düşüreceğiz'' dedi.

-''SEÇİM DEĞİL, İSTİKRAR BÜTÇESİ''-

2011 yılı bütçesinin, seçim değil, istikrar bütçesi olduğunu belirten Bakan Şimşek, AK Parti iktidarlarının bundan önceki 8 yıllık bütçe karnesinde olduğu gibi 2011 bütçesinin de mali disiplin anlayışı çerçevesinde hazırlandığını belirtti.

Şimşek, harcamaları, sağlam gelir kaynaklarına dayandırdıklarına işaret ederek, ''Seçim ekonomisi uygulamıyoruz. Seçim bütçesi hazırlamıyoruz. Bugüne kadarki bütçe performansımız da mali disiplin anlayışına bağlılığımızın en önemli göstergesidir. Bütçe gelirleri ve vergi gelirlerimizde ise nominal büyüme oranında artış öngörüyoruz. Bu suretle 2011 yılı bütçe açığını, 2010 yılı gerçekleşme tahminine göre yaklaşık yüzde 24 oranında düşürmeyi hedefliyoruz'' diye konuştu.

-''FAİZ YÜKÜNÜ AZALTMAYA DEVAM EDİYORUZ''-

Faiz yükünü azaltmaya devam ettiklerini kaydeden Şimşek, 2002 yılında faiz giderlerinin GSYH'ye oranının yüzde 14,8 olduğunu, bu oranı 2009 yıl sonunda yüzde 5,6'ya indirdiklerini, 2010 yıl sonunda ise daha da düşürerek yüzde 4,5'e indirmeyi öngördüklerini belirtti. Şimşek, şunları kaydetti:

''2011 yılında yüzde 3,9 olarak öngördüğümüz bu oranın Mali Plan dönemi sonunda yüzde 3,4'e düşmesini hedefliyoruz. 2011 yılında yüzde 3,9 olarak öngördüğümüz faiz giderlerinin milli gelire oranı, 1992 yılından bu tarafa en düşük oranı ifade etmektedir. Aynı şekilde 2011 yılında yüzde 15,2 olarak öngördüğümüz faiz giderlerinin bütçe içindeki payı 1985 yılından bu tarafa ulaştığımız en düşük oran olacaktır. Başka bir açıdan baktığımızda da 2002 yılında topladığımız her yüz liralık verginin yaklaşık 86 lirası faize gidiyordu. 2010 yıl sonunda ise yüz liralık verginin 24 lirası faize gidecek. Mali Plan dönemi sonunda ise bu tutar 18 liraya kadar düşecektir. 2002 yılında yüzde 14,8 olan faiz giderlerinin milli gelire oranı aynı düzeyde kalsaydı 2011'de bütçedeki faiz giderleri 179,3 milyar lira olacaktı. Oysaki 2011 bütçesinde iç ve dış borç faiz giderlerine ayırdığımız ödenek sadece 47,5 milyar liradır. Bu AK Parti Hükümetlerinin başarısıdır. Biz faizden tasarruf etmiş olduğumuz bu kaynağı sağlığa, eğitime, Ar-Ge'ye ve yatırımlara harcıyoruz.''

-''EN DÜŞÜK VERGİ YÜKÜNE SAHİP ÜLKELERDEN BİRİ''-

Türkiye'nin, OECD ülkeleri arasında vergi yükünün en düşük ülkeler arasında 2. ülke olduğunu belirten Şimşek, ''O zaman vergilerin yüksek olduğu algısı nereden kaynaklanıyor? 2008 yılında OECD ülkeleri ortalamasının yüzde 10,9 olduğu dolaylı vergilerin milli gelire oranı ülkemizde yüzde 10,8'dir. Ülkemiz, bu oranla OECD ülkeleri arasında 15. sırada yer almaktadır. Türkiye'de sorun, dolaysız vergilerin düşüklüğüdür; onları da artırmak için bir çok tedbir aldık. Yeni dönemde bunun sonuçlarını göreceksiniz'' dedi.

Şimşek, siyasi kaygılarla alınan kararların ve popülist yaklaşımların sonuçlarını hep birlikte gördüklerini, geçmişi suçlayarak siyaset yapanlardan olmadıklarını söyledi. Şimşek, sözlerini şöyle tamamladı:
''Ancak bu ülke, AK Parti Hükümetlerinden önce, iç ve dış borç faiz ödemelerinin toplam vergi gelirlerini aştığı yılları da gördü. Çiftçisine, çalışanına, üreticisine borçlu olan bir devlet söz konusuydu. İçerideki makroekonomik istikrarsızlıklar ve alt üst olan mali dengeler, Türkiye'nin ilerlemesinin önünde engel teşkil etmekteydi. Biz, sağladığımız siyasi ve ekonomik istikrar ile bütün bunları ülkenin kaderi olmaktan çıkardık.

AK Parti olarak siyasi sorumluluk ve riskleri üstlenerek Türkiye'nin uluslararası platformlarda saygınlığını tekrar kazanmasını sağladık. Bugün Türkiye, sağlam makroekonomik temelleri sayesinde, bölgesinin ekonomik ve siyasi olarak en önemli ülkesi haline gelmiştir. Hedefimiz, bilgi toplumuna dönüşmüş, her alanda AB standartlarını yakalamış ve dünya ile rekabet edebilen güçlü bir Türkiye'dir.
2011 yılı bütçesi Hükümetimizin önceki bütçelerinde olduğu gibi ülkemizi 2023 vizyonuna yaklaştıran bir bütçedir. 21. yüzyıla damgasını vuracak olan ülkemizin beşeri sermayesine, altyapısına ve Ar-Ge'sine kaynak ayıran bir bütçedir.''

BUGÜN NELER OLDU