Başbakan'ın gözünden Mehmet Akif

  1. Haberler
  2. Gündem
Pazartesi 27.12.2010 23:07 ABONE OL
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Mehmet Akif Ersoy'un, ''kalemiyle yazmaktan ziyade, gönlüyle, kalbiyle yazan bir şair olduğunu'' belirterek, ''Mehmet Akif sadece İstiklal Marşımızın şairi, sadece milli şairimiz değildir, Mehmet Akif sadece Çanakkale'nin de şairi değildir; Akif, bir şair olmanın çok çok ötesinde bir mütefekkir, bir münevver, bir gönül insanıdır'' dedi.

Erdoğan, AK Parti Gençlik Kollarınca parti genel merkezinde düzenlenen ''Vefatının 74. Yılında Mehmet Akif Ersoy'u Anma Programı''na katıldı. Programda konuşan Erdoğan, Mehmet Akif'i hürmetle, minnetle andığını, millet olarak bir kez daha şükran sunduklarını belirtti.

''Ne mutlu bizlere ki ne mutlu sizlere ki Mehmet Akif gibi pak bir ruhu, temiz bir vicdanı yad etmek için onun yüksek ideallerini, davasını, aşkını, heyecanını paylaşmak için bugün buradasınız. Merhum Akif'i hakkıyla anmak, ona minnet borcunu ödemeyi gerektirir. Mehmet Akif'e minnet borcunu ise onu okuyarak, anlayarak, onu hissederek ancak ödeyebiliriz. Onu hakkıyla anmak ve ona layık olmak, Akif'i düşünceleriyle, dünya görüşüyle güç karşısındaki asil duruşuyla tanımayı gerektirir'' diyen Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Çanakkale şehitlerimizin ruhu da bizi millet kılan, büyük saldırılar, büyük depremler karşısında ayakta tutan mana da Akif'in Safahat'ındadır, Akif'in destanındadır. Onun idealindeki genç, Asım'dır; Asım, adaleti, hakkaniyeti, vicdanı, merhameti, kesinlikle bu özellikleri temsil eder. O, hayali bir kimlik, yaşanmamış bir roman ya da film kahramanı değildir. Keza, Asım ve Asım'ın temsil ettiği değerler sistemi hiçbir zaman tarihte kalmış, efsaneleşmiş, mitolojik bir kavram da değildir. Asım dün, yani düveli muazzamanın topuyla tankıyla geldiği dün Mehmet Akif'ti, bugün ise sizlersiniz. Asım bugün lisede sınıfındadır, üniversite amfisindedir, kütüphanededir, fabrikada işçi, mühendis olarak, hastanede doktor, hemşire olarak alın teri dökmektedir.
Asım askerde Mehmetçiktir, memleketin en ücra köşelerinin okullarında öğretmendir. Asım, gücün, zulmün, zorbalığın karşısında asla boyun eğmeyendir. O, hakikati eğip bükmeyendir. O, şartlar ne olursa olsun, hakkı tutup kaldırandır. Kavgadan değil barıştan, çatışmadan değil kardeşlikten, bencillikten yana değil adalet ile üretip adalet ile paylaşmaktan yana taraf olandır. Mehmet Akif'in idealindeki Asım'ın işi gönüler kırmak, öfkeyi beslemek, kin gütmek değil, kırık gönülleri kazanmaktır, yaraları sarmaktır.''
Başbakan Erdoğan, Akif'in hayatının ''gözyaşı'' olduğunu, onun sadece parçalanan Osmanlı için değil, bütün mazlumlar ve mağdurlar için gözyaşı döktüğünü, hepsinin sızısını yüreğinde hissettiğini belirtti. Erdoğan, Hicaz çöllerinde vatan görevi yaparken kalbinin her an Çanakkale ile birlikte attığını, zafer muştusunu alıncaya kadar çölün kızgın kumlarını gözyaşlarıyla suladığını, telgrafla zafer müjdesini aldığında da Rab'bine yalvardığını ve sevinç gözyaşları döktüğünü anlattı.

''BİR HİLAL UĞRUNA YA RAB...''

Mehmet Akif Ersoy'un, işgale karşı çıktığı kadar yoksulluğa karşı da durduğunu vurgulayan Erdoğan, ''Asım, bu toprakların, bu geniş coğrafyanın adeta vicdanıdır. Kahramanlığı övdüğü kadar geri kalmışlığı yermiştir. Bilimi yücelttiği kadar hikmeti de yüceltmiş, insan merkezli bir medeniyeti övmüştür. Akif, Çanakkale dediği kadar İstanbul, Ankara, İzmir; Kurtuluş Savaşı dediği kadar Filistin, Medine, Kahire demiştir. Pakistan'ı, Bangladeş'i, Kosova'yı, Arnavutluk'u, Makedonya'yı ve Bosna'yı dilinden düşürmemiştir'' diye konuştu.

Bir şiir sohbetinde Mısır'ın ünlü şairi İbrahim Sabri'ye, Türkiye'nin en büyük şairinin kim olduğunun sorulduğunu, İbrahim Sabri'nin de Çanakkale şiirini okumaya başladığını anlatan Erdoğan, Sabri'nin ''Şüheda gövdesi bir baksana, dağlar, taşlar.. O rüku olmasa, dünyada eğilmez başlar. Vurulup tertemiz alnından uzanmış yatıyor; Bir hilal uğruna ya Rab, ne güneşler batıyor'' dizelerini okuduktan sonra, ''Bir hilal uğruna ya Rab ne güneşler batıyor'' mısrasını dünya şairlerinin biraraya gelseler söyleyemeyeceklerini dile getirdiğini anlattı.

Erdoğan, şunları kaydetti:
''Akif, kalemiyle yazmaktan ziyade gönlüyle, kalbiyle yazan bir şairdir. Mehmet Akif, sadece İstiklal Marşımızın şairi, sadece milli şairimiz değildir. Mehmet Akif sadece Çanakkale'nin de şairi değildir. Akif, bir şair olmanın çok çok ötesinde bir mütefekkir, bir münevver, bir gönül insanıdır. Her an dudaklarımızdan dökülen İstiklal Marşı esasen bir milletin serencamı, bir ülkenin topyekün felsefesidir. Akif'in tüm şiirleri ve fikirleri bizi biz eden, bize ışık tutan, bizim yolumuzu aydınlatan birer meşaledir.''

''SAFAHAT'I YASTIK ALTI KİTABI YAPIN''

Gençlere, Akif'in ''Safahat'' adlı eserini ''yastık altı kitabı'' yapmalarını tavsiye eden Başbakan Erdoğan, ''Eğer biz bugün Pakistan diyorsak, Banladeş, Somali, Haiti, Şili diyorsak Mehmet Akif'ten aldığımız ilhamla diyoruz. Biz eğer bugün Kabil diyorsak, Bağdat diyorsak, Beyrut diyorsak Akif'ten aldığımız ruhla diyoruz. Biz ülkemizde de bölgemizde de tüm dünyada da kardeşlik, dayanışma, paylaşma diyorsak Akif'le gönlümüzü zenginleştirdiğimiz için diyoruz. Biz bugün Filistin diye, Gazze diye, Kudüs diye sesimizi yükseltiyorsak Akif'e kulak verdiğimiz için, onun cesaretini miras devraldığımız için sesimizi yükseltiyoruz'' diye konuştu.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Mehmet Akif Ersoy'un Arnavut olduğunu ama onun yazdığı İstiklal Marşı ile milletin ayağa kalkarak kurtuluş destanını yazdığını belirterek, ''Biz, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşılığı üst kimliğinde biriz, beraberiz ama altta kimlikler var; zaten zenginlik o'' dedi.
Erdoğan, AK Parti Gençlik Kollarının düzenlediği ''Vefatının 74. Yılında Mehmet Akif Ersoy'u Anma Programı''na katıldı.

AK Parti Genel Merkezindeki programda konuşan Erdoğan, Akif'in değerleri sonuna kadar savunulduğunda geçmişin yaralarının sarılabileceğini, herkesin üzerine düşeni yapması halinde geleceğe emniyet içinde yürünebileceğini dile getirdi. AK Parti üyesi gençlere, ''Biliyorum ki her biriniz en az Türkiye büyüklüğünde düşünüyorsunuz; biliyorum ki bu millete, bu ülkeye, bu memlekete, bu vatana, bu topraklara, 73 milyon insanımıza karşı büyük bir sorumluluk duygusu içindesiniz'' diyen Erdoğan, gençlerin duygularının ve düşüncelerinin bütünlük içinde olmasını istedi. Erdoğan, şöyle devam etti:
''Birileri tahriklerle, kışkırtmalarla, yara açmak için konuşabilir ama siz daima birlik ve beraberliğimizi, kardeşliğimizi derinleştirmelisiniz. Birileri marjinal düşünebilir, önyargılarının mahkumu olabilir ama siz daima meşruiyet çizgisinden ayrılmamak ve istikamet üzre olmak durumundasınız çünkü siz, emrolunduğunuz gibi dosdoğru olmalısınız. AK gençliğin eli taş, molotof kokteyli, kasatura, döner bıçağı veyahut da yumurta sallayan el değil; sizin elleriniz kalem tutar, sizin elleriniz bilgisayarın tuşlarında dolaşır, AK gençlik budur. Siz, 'müsademe-i efkardan barika-i hakikat doğar' anlayışıyla hareket eden bir gençliksiniz. Yani siz fikirlerle, düşünceleri tokuşturtarak, onları yarıştırarak bir yere ulaşılabileceğini bilen bir gençliksiniz. Biz bu ülkenin, bu vatanın bütün renklerine, bütün desenlerine birlik ve kardeşlik esasıyla bakıyoruz.''

Toplumun tüm taleplerine, ihtiyaçlarına karşı duyarlı olduklarını, daima da böyle olacaklarını ifade eden Erdoğan, 8 yıllık iktidarlarında derdi, yarası, sorunu olan hiçkimsenin meselesine duyarsız kalmamaya gayret ettiklerini dile getirdi. Erdoğan, ''Eksiklerimiz yok mu, vardır ama başta gençlik olmak üzere, eğitim olmak üzere elimizden geleni bu noktada yaptık, yapıyoruz ve daha iyisini de yapacağız'' dedi.

''AKİF, ASIM'IN NESLİNE İNANDI, SİZE İNANDI''

Başbakan Erdoğan, sabırlarının en çok zorlandığı zamanlarda bile sorumluluklarının hiçbirini zamana yaymadıklarını, sorunları sümenaltı etmediklerini belirterek, ''İstiklal Marşımızın temsil ettiği manadan Akif'in bizi teşvik ettiği çalışma azminden, Cumhuriyetimizin ideallerinden hiç şaşmadık ve şaşmayacağız'' diye konuştu.

Mehmet Akif'in, gezip gördüğü bir coğrafyaya ilişkin ''Örümcek bağlamış, tütmez ocaklar / Yanmış ormanlar, ekinsiz tarlalar / Ot basmış evler, küflü harmanlar / Ipıssız aşiyanlar; kimsesiz köyler; çökük damlar / Mesaisiz sabahlar, fikri ferda bilmez sabahlar'' dizelerini okuyan Erdoğan, daha sonra yine Mehmet Akif'ten, ''Ya Rab, bu uğursuz gecenin yok mu sabahı? Mahşerde mi biçarelerin yoksa felahı'' diye başlayan şiirini okudu.

Erdoğan, ''Bu manzaraya, bu serzenişe rağmen hiç umudunu kaybetmedi Akif; Asım'a inandı, Asım'ın nesline inandı, size inandı. Geleceğe ilişkin hep güzel umutlar besledi'' dedi.

Büyük mesafeler aldıklarını, yenilmesi imkansız görünen sorunları aştıklarını, hukuk içinde, meşruiyet kanallarını genişlettiklerini, Türkiye demokrasisini, önündeki engelleri aşarak, ileri demokrasi haline getirdiklerini anlatan Erdoğan, 73 milyon vatandaşın, ileri demokrasiyle, özgürlüklerle, adaletle, kalkınmayla, emekle, üretimle, alın teriyle alınan bu mesafeden yararlandığını ifade etti.
Başbakan Erdoğan, yeni açılan 80 üniversiteyle Türkiye'deki üniversite sayısının 156'ya yükseldiğini, üniversitenin bulunmadığı ilin kalmadığını ifade ederek, geçmişte lise mezunlarının yaklaşık yüzde 30'unun üniversiteye gidebilirken, şimdi bu oranın yüzde 44'e ulaştığını bildirdi. Erdoğan, hedeflerinin ise her isteyenin üniversiteye gidebilmesi olduğunu vurguladı.

Yeni açılan 160 bin derslikle Türkiye'nin eğitimine en büyük yatırımı yaptıklarını belirten Erdoğan, Cumhuriyet tarihindeki 79 senede 6 bin 100 kilometre yol yapılırken, kendilerinin 8 yıllık iktidarında 12 bin 330 kilometre yol yapıldığını anlattı.

Hedeflerinin Cumhuriyetin 100. yılında 15 bin kilometre daha yol yapmak olduğunu söyleyen Erdoğan, ''Vatandaşım artık ülkenin neresine giderse gitsin, bu gayet güzel yollarda seyahat etme imkanı bulacak. Trafik kazalarının minimize olduğu bir ülke'' dedi. Toplu konut çalışmalarına değinen Erdoğan, 470 bin toplu konutun 340 bininin sahiplerine teslim edildiğini kaydetti. Hedefin 500 bin konut olduğunu bildiren Erdoğan, buna ulaşılmasının ardından yeni bir hedef belirleyeceklerini dile getirdi.

''TÜRK DEĞİL, ARNAVUT AMA AKİF'İN İSTİKLAL MARŞIYLA..''

Sağlık, adalet, emniyet alanındaki bazı çalışmalar hakkında bilgi veren Erdoğan, emniyet ve huzur ortamıyla Türkiye'nin umudunu çoğalttıklarını, dünyanın itibarlı, güçlü bir ülkesi konumuna yükselttiklerini söyledi. Erdoğan, şöyle konuştu:
''Çünkü Asım'a, Asımlara bu yakışır. Buradan sadece daha çok demokrasiye, daha çok adalete, daha çok özgürlüklere, daha çok paylaşıma, daha derinleşmiş bir kardeşlik ve huzur iklimine gidilecektir. Türküz, Kürdüz, Lazız, Çerkeziz, Abazayız, Gürcüyüz ne fark eder? Bizi Allah yarattı, yaratılanı Yaradan'dan ötürü seviyoruz biz. Kimseye 'sen niye Türksün' diyemeyiz, 'sen niye Kürtsün, sen niye Gürcüsün, Abazasın, Arnavutsun' diyemeyiz. İşte Akif... Türk değil, Arnavut ama Akif'in İstiklal Marşıyla, onun o milli marşıyla bu millet ayağa kalktı, bu millet Kurtuluş destanını yazdı. Kimse bizim aramıza nifak tohumları ekmesin. Her zaman söylüyorum; biz Türkiye Cumhuriyeti vatandaşılığı üst kimliğinde biriz beraberiz ama altta kimlikler var; zaten zenginlik o. Bizim medeniyetimizde kesrette vahdet vardır. Farklılık, çokluk ve onların birleştiği tek nokta. Asıl zenginlik budur zaten. Biz bunu başaran bir milletiz. Bizim medeniyetimiz böyle. Öyleyse niçin bizim aramıza nifak sokmaya çalışıyorlar? Bu kirli bir tezgah, kirli bir oyun.
Bizim gençliğimiz, bu harekete gönül verenler asla bu oyuna gelmedi, yine gelmeyecek. Fitne, hiç bir zaman muradına eremeyecektir. Nifak bizde netice alamayacaktır. Provokatörler, bundan böyle huzur iklimini sabote edemeyeceklerdir. Dün söyledim, yine söylüyorum: Bizim resmi dilimiz tektir, Türkçe'dir ama benim ülkemde Kürt kardeşim Kürtçeyi kendi arasında rahatlıkla konuşabilir, Laz kardeşim konuşabilir, Boşnak konuşabilir, Abaza, Gürcü hepsi konuşabilir, Arnavut konuşabilir. Bunlar zenginlik, bırakın konuşsunlar. Kurs kuracaklar, kursunlar. Üniversitelerimizde bakın bölümler açılıyor. Bunlar bizim dönemimizde açılıyor. Buyurun, işte TRT Şeş. Devlet bir kanalını tamamen bu işe tahsis etti. 24 saat Kürtçe yayın yapılıyor. Bir başka kanal sürekli Arapça yayın yapılıyor.''
Kültür ve Turizm Bakanlığının bugünün diline tercüme ederek bazı eserler yayınlamaya başladığını kaydeden Erdoğan, ''Bu eserleri, bugünün diline tercüme etmek suçtu bu ülkede. Bu iktidar bunları başardı. Bunu nasıl görmezden gelirsin. Cezaevinde annesiyle kendi anadilini konuşamıyorlardı. Biz onun da önünü açtık, yasağı kaldırdık. 'Nasıl konuşamaz ya konuşacak' dedik. Bunları görüyorlar, biliyorlar ama buna rağmen hala farklı yere, farklı tuzaklar, tezgahlar kurmak suretiyle bu işi çekmek istiyorlar. Bu oyuna gelmeyeceğiz. Bütün vatandaşlarımız için, sonuna kadar 780 bin kilometrekarelik bu vatan topraklarını biz kimseye ameliyat etmesine fırsat vermeyiz. Herkes insanca yaşayacak bu topraklarda, kardeşçe. Hiçbir ayrım asla düşünülemez. Onun için de batı bizim için neyse doğu da o, kuzey neyse güney de o'' diye konuştu.

''BU MİRASA, GÖZÜMÜZ GİBİ SAHİP ÇIKACAĞIZ''

Doğu'nun, Güneydoğu'nun makus talihini tersine çevirdiklerini söyleyen Erdoğan, kimseyi kendileri gibi düşünmeye, kendileri gibi yaşamaya değil meşruiyet çizgisinde olmaya çağırdıklarını ve dayatmalardan yana olmadıklarını ifade etti.

Mehmet Akif Ersoy'un, İstiklal Marşı'na ilişkin tartışmaların yapıldığı bir dönemde, ''O şiir bir daha yazılmaz. Onu ben de yazamam. Onu yazmak için, o günleri görmek, yaşamak lazım. O şiir artık benim değil, milletin malıdır. Benim millete en kıymetli hediyem budur. Allah bu millete bir daha İstiklal Marşı yazdırmasın'' sözlerini söylediğini anımsatan Erdoğan, ''Bu mirasa gözümüz gibi sahip çıkacağız. O destana, o büyük zafere, o büyük zaferin ardından kurulan cumhuriyete daima sahip çıkacağız. Gazi Mustafa Kemal Atatürk, bu yarışmayı yaptırıp, neticesini ortaya koyduğu zaman, ilan ettiği zaman, Meclis defalarca, hepsi hüngür hüngür ağlayarak, bunu dinlemişlerdi. Neden? Çünkü bu sanal değildi. Bu gönülden gelerek, yaşanarak yazılmıştı. Onun için bir daha yazılmaz. İşin gerçeği bu. Ruhun şad olsun Mehmet Akif, Allah rahmet eylesin'' dedi.

Başbakan Erdoğan, konuşmasını, İstiklal Marşının son kıtasını okuyarak tamamladı.
AK Parti Gençlik Kolları Başkanı Fatih Şahin de hiçbir komplekse ve önyargıya izin vermediklerini belirterek, ''Tevfik Fikret de bizimdir, Mehmet Akif de Nazım Hikmet de bizimdir, Necip Fazıl da'' dedi. Mehmet Akif'e sahip çıkmak kadar, onun fikriyatına da sahip çıkmanın önemli olduğunu kaydeden Şahin, bu fikriyatı yaşamanın, yaşatmanın ve geleceğe taşımanın taşıdığı öneme
değindi.

Programda, Mehmet Akif Ersoy'un bazı şiirleri, partililer tarafından seslendirildi. AK Parti Kırşehir Milletvekili Abdullah Çalışkan da Mehmet Akif'in ''Bülbül'' isimli şiirini okudu.

Akif'in Asım, tanımladığı ''Zulmü alkışlayamam, zalimi asla sevemem / Gelenin keyfi için geçmişe kalkıp sövemem. Biri ecdadıma saldırdı mı, hatta boğarım / Boğamazsam da hiç olmazsa yanımdan kovarım. Üç buçuk soysuzun ardında zağarlık yapamam / Hele hak namına haksızlığa ölsem tapamam. Doğduğumdan beridir aşıkım istiklale / Bana hiç tasmalık etmiş değil altın lale... Yumuşak başlı isem, kim demiş uysal koyunum? / Kesilir belki, fakat çekmeye gelmez boynum. Kanayan bir yara gördüm mü yanar ta ciğerim / Onu dindirmek için kamçı yerim, çifte yerim. Adam aldırma da geç git, diyemem, aldırırım / Çiğnerim, çiğnenirim, hakkı tutar kaldırırım. Zalimin hasmıyım amma severim mazlumu / İrticaın şu sizin lehçede manası bu mu?'' şiirini okuyan Başbakan Erdoğan, gençlere şöyle seslendi:
''İşte onun için tüm gençlerin, özellikle de siz AK gençliğin, Akif'i okumasını, anlamasını, idrak etmesini özellikle istiyor ve arzuluyorum. Akif'teki insan sevgisini, millet sevgisini, vatan sevgisini, ondaki dürüstlüğü, ondaki ahde vefayı, ondaki söz verip sözünü yerine getirmeyi özellikle kalbinize indirmenizi, Akif'teki o mücadele ruhunu, kahramanlığı ve cesareti özümsemenizi sizlerden özellikle rica ediyorum.''

BUGÜN NELER OLDU