Özerklik tartışmasına sert tepki

  1. Haberler
  2. Gündem
Salı 28.12.2010 16:53 ABONE OL
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, 2011 yılını Mehmet Akif Ersoy Yılı olarak ilan ettiklerini bildirdi.

Partisinin TBMM Grup Toplantısında konuşan Erdoğan, dün Mehmet Akif Ersoy'un, ölümünün 74. yıl dönümünde anıldığını hatırlatarak, Ersoy'un ölümünün 75. ve İstiklal Marşı'nın kabulünün 90. yıl dönümü olan 2011 yılını, Kütür ve Turizm Bakanlığı ile birlikte ''Mehmet Akif Yılı'' olarak ilan ettiklerini ifade etti.
Erdoğan, ''İnşallah 2011 yılı boyunca Akif ve eserlerini daha yoğun şekilde, Kültür ve Turizm Bakanlığı merkezli olarak, sivil toplum kuruluşlarıyla el ele vererek gündemde tutacağız'' dedi.

BAŞBAKAN'DAN 3 BÜYÜK MÜJDE!

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ülkenin sosyal barışını ve bütünlüğünü bozmaya kimsenin hakkı olmadığını belirterek, '''80 yıl önce nasıl ki bu milleti bölmek, parçalamak için araya nifak, tefrika sokmak isteyenler varsa; bugün de bunu gerçekleştireceği zannına kapılanlar var. O gün olduğu gibi bugün de bu milletin arasına tefrika sokmak isteyenler bizatihi bu milletin, 73 milyonun düşmanlarıdır'' dedi.


Mehmet Akif'in Babasının doğum yeri olan Kosova'nın İpek şehrinde, Şuşisa KÖyü'nde onun hatırasına ''Mehmet Akif Ersoy İlköğretim Okulu''nu TİKA eliyle restorasyonunun tamamlandığını bildiren Erdoğan, okulun resmini gösterdi.

Erdoğan, Mehmet Akif'in, İstiklal Marşı'nın şairi, milli şair olduğunu belirterek, ''Ancak, şunu özellikle ve altını çizerek ifade etmek istiyorum: tarihe saygı, ecdadını sahiplenmek budur. Bu görevimiz, sorumluluğumuz, mesuliyetimizin idraki içinde bunu yapıyoruz,. Mehmet Akif, İstiklal Marşı şairi olduğu kadar, Emir-ül şuara olduğu kadar, aynı zamanda büyük bir mütefekkir, büyük bir münevverdi. Mehmet Akif, bir cihan imparatorluğunun parçalanmasına, çöküşüne; Kurtuluş Savaşına ve Cumhuriyet'in kuruluşuna tanıklık etti. Osmanlı halklarının tek tek savrulmasını, kopmasını bizzat o coğrafyaları gezerek müşahede etti. Yaşanan acıyı yüreğinde hissetti ve o acıyı, sızıyı eserleriyle kağıda döktü. O konuşmadı, yaşadı, yaşadıktan sonra ifade etti. Akif'in hemen her dizesi, her satırı, çok geniş bir coğrafyayı uyanışa, silkinmeye, kardeşliğe, birlik ve beraberliğe, ilerlemeye, kalkınmaya çağırdı. Bu noktada Akif adeta çırpındı, adeta yüreğini parçaladı. Necid Çöllerinde, Mısır;da, Türkiye'nin bir çok vilayetinde ruhları dizeleriyle sularken, toprağı da gözyaşıyla suladı. 'elemim, bir yüreğin kârı değil, paylaşalım diyordu Mehmet Akif...

Gezip gördüğü, şahit olduğu coğrafyayı dizeleriyle ifade ettiğini anlatan Erdoğan, ''Örümcek bağlamış, tütmez ocaklar, yanmış ormanlar/ekinsiz tarlalar, ot basmış evler, küflü harmanlar/ıp ıssız aşiyanlar, kimsesiz köyler, çökük damlar/mesaisiz sabahlar, fikr-i ferda bilmez akşamlar/geçerken ağladım geçtim; dururken ağladım durdum/bütün bunlardı, zira, gezdiğim alemde meşhudum...'' dizesini okudu.
Mehmet Akif'in, gezdiği coğrafyalarda sadece yoksulluk, sefalet değil, yoksulluğun ve sefaletin sebebi olarak da dağılmışlığı, parçalanmışlığı, nifakı, fitneyi gördüğünü kaydeden Erdoğan, ''Akif;e, 'İstiklal Marşı Şairi', 'Çanakkale Destanının Şairi' deyip geçemeyiz. Akif, bu muhteşem dizelerin ötesinde, bizim medeniyet derinliğimizi her zerresiyle teneffüs etmiş, istikbale ilişkin de silinmeyecek ufuk çizmiş bir şairdi'' dedi.

-''AKİF, BU COĞRAFYAYI BİR AİLENİN FERDİ OLARAK GÖRDÜ''-

Mehmet Akif Ersoy'un ''Bir zamanlar biz de millet, hem nasıl milletmişiz: gelmişiz dünyaya millet, milliyet nedir öğretmişiz! Kapkaranlıkken bütün afakı insaniyetin, nur olup fışkırmışız, ta sinesinden zulmetin'' dizesini de okuyan Erdoğan, ''Çöküşü de, Kurtuluşu da, zulmeti de, zaferi de görmüş bir şair ve mütefekkir olarak Akif, bugün de bizim yolumuzu aydınlatıyor. Mehmet Akif, tecrübeye dayanan, vatan sevgisine, millet sevgisine, imana dayanan sağlam bir tefekkürle bugün de bize rehberlik yapıyor. Şurası son derece önemli... Diyor ki Akif: girmeden tefrika bir millete, düşman giremez/toplu vurdukça yürekler, onu top sindiremez'' diye konuştu.

Kurtuluş Savaşı'nın en ateşli döneminde, Kurtuluş Savaşı meşalesini güçlendirmek için, Mehmet Akif'in Kastamonu'daki Nasrullah Camisi'nde yaptığı konuşmanın bir kısmını hatırlatmak istediğini ifade eden Erdoğan, ''Ey cemaat, gözünüzü açınız, ibret alınız. bizim senelerden beri kanımızı, iliğimizi kurutan dahili meseleler yok mu? Havran meselesi, Şam meselesi, Yemen meselesi, Kürdistan meselesi, Arnavutluk meselesi... Bunların hepsi düşman parmağıyla çıkarılmış meselelerdir'' sözlerini hatırlattı.

Erdoğan, ''Bakın bugün konuşulmuyor bu, bunu Akif ta ne zaman konuşuyor dikkatinizi çekerim. Şimdi aynı şeyleri yaşıyor muyuz, yaşıyoruz. 'Artık kime hizmet ettiğinizi, kimin hesabına birbirinizin gırtlağına sarıldığınızı anlamak zamanı zannediyorum ki gelmiştir. Allah rızası için olsun, aklımızı başımıza toplayalım... Mehmet Akif, Nasrullah Camisi kürsüsünden bu hitabı yaparken, cemaatin gözyaşlarına boğulduğu ifade ediliyor. Doğu Cephesindeki El Cezire Kumandanı Nihat Bey, Mehmet Akif'e bir telgraf çekiyor ve özetle şunları söylüyor: 'Nasrullah Camisi şerifinde yaptığınız konuşma, aynen Diyarbakır Camisi kebirinde müminlere okunmuştur. Biz bunu yeterli görmedik. Konuşmayı basarak, cephe illeri olan, Elaziz, Diyarbekir, Bitlis ve Van halkına, buradaki tüm Mehmetçiğimize dağıttık.' Akif, bütün bu coğrafyanın insanını bir ailenin ferdi olarak gördü. İşte biz de AK Parti olarak aynen böyle görüyoruz.''

-''İSTİKLAL MARŞI'NI BİR TÜRK MÜ YAZDI?''-

İstiklal Marşı'nın yazarı Mehmet Akif Ersoy'un, ''Arab'ın Türk'e, Laz'ın Çerkez'e, ya da Kürt'e, Acemin Çinli'ye rüçhanı mı varmış, nerede?'' diyerek ırkçılığı ve kavmiyetçiliği reddettiğini söyledi.

Başbakan Erdoğan, şöyle konuştu:

''İstiklal Marşı'nı bir Türk mü yazdı? Arnavut yazdı, Peki, 'Sen Arnavutsun kabul etmiyoruz' diyebilir miyiz. İşte bak, neydi? O milletin ortak sesiydi, onun için gümbür gümbür bu Meclis'te sahiplenildi. Merhum Akif'in de dediği gibi, bizi, aramızdaki rabıtalar birbirimize kardeş kıldı. Bizim, bu topraklar üzerinde, etnik kökeni her ne olursa olsun, tüm vatandaşlarımızla aramızdaki rabıta tarihimizdir, kültürümüzdür, medeniyetimizdir. Bizim aramızdaki rabıta devletimizdir, milletimizdir, bayrağımızdır, vatanımızdır; ortak dilimiz, resmi dilimiz olan Türkçe'dir. Şüphesiz ki herkes kendi ana dilini rahatlıkla bu ülkede konuşacaktır, bunu kimse engelleyemez. Ama resmi dille bunu birbirine karıştırmayalım, haksızlık yapmayalım.

Bu ülkenin sosyal barışını, bütünlüğünü zedelemeyelim, buna kimsenin hakkı yok. Böyle bir şey yapılırsa bu insafsızlık olur. Bu rabıtaları satmak, zayıflatmak, zaafa uğratmak, sorgulamak, tartışmak Mehmet Akif'in 80 yıl önce söylediği gibi bu millete değil, bu milletin dirliğinden, kardeşliğinden hazetmeyenlere hizmet etmektir. 80 yıl önce nasıl ki bu milleti bölmek, parçalamak için araya nifak, tefrika sokmak isteyenler varsa; bugün de bunu gerçekleştireceği zannına kapılanlar var. O gün olduğu gibi bugün de, bu milletin arasına tefrika sokmak isteyenler bizatihi bu milletin, 73 milyonun düşmanlarıdır. Bunu da açıkça ifade ediyorum.''

BUGÜN NELER OLDU