İşte duruşmadan ilginç diyaloglar

''Balyoz Planı'' davası kapsamında savunmasını yapan eski 1. Ordu Komutanı emekli Orgeneral Çetin Doğan, esas hakkındaki görüşü eleştirerek, ''Bu belge (esas hakkındaki görüş) yapılmamış darbeler ve yaşanmamış soyut iddiaları geçerli kılmaya yönelik, sırf usulün gereğinin yerine getirilmesi için 920 sayfalık kopyala-yapıştır metodu ile 3 saat 33 dakikada hazırlanmış, baştan savma, hukuki niteliği bu nedenlerle sakat doğmuş bir belgedir. Bu nedenlerle de mahkemece reddini arz ve talep ederim'' dedi.

İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki duruşmada esas hakkındaki savunmasını yapan Çetin Doğan, davada tanık olarak dinlenilen bazı kişilerin beyanlarıyla, dijital delilere ilişkin açıklamalarda bulundu.

Sanıklar tarafından ortaya konulan kanıtların, görülen davanın belli bir amaç için sahte delillerle kurgulandığını ortaya koyduğunu öne süren Doğan, ''Son dönemde bu ve benzeri davaların eş zamanlı olarak kurgulanma amacının Türk Silahlı Kuvvetleri'ni (TSK) itibarsızlaştırmak, geniş çapta tasfiyelerle onu etkisizleştirmek olduğu açıktır. Bu suretle, Türkiye Cumhuriyeti;nin laik demokratik sosyal hukuk devleti niteliği yerine, kendi çıkar ve dünya görüşleri paralelinde yeni bir düzen kurma ideali taşıyanların, karşılarında yer alan çok önemli bir engelin bertaraf edilebileceği düşünmüş olmalıdır'' diye konuştu.

''Vatana ihanet'' iddiası

Dava ile TSK'nın mümtaz elemanlarının mesleklerinden kopartıldığı ve ''Devlet Sırrı'' niteliğindeki belgelerin ortaya saçıldığı söyleyen Doğan, bu şekilde ''vatan ihanet'' suçunun işlendiğini öne sürdü.

Savunmasını sürdürdüğü sırada kendisine ulaşan bir notta televizyonların ''Çetin Doğan darbe planını itiraf etti'' diye alt yazı geçtiğinin ifade edildiğini belirten Doğan, bunu eleştirerek, ''Demek ki başka dilden konuşuyoruz'' dedi.

Daha sonra savunmasına devam eden Doğan, ''Planların değiştirildiğini ileri sürmek suretiyle, kendilerini tatmin etmek, teselli bulmak isteyenler yanılgı içindedir. Bunun nedeni, Ordu Plan Semineri'nde dışa yönelik muhtemel bir askeri harekatın bütün boyut ve alternatifleri ile tartışılmış, parametresinin çizilmiş olmasıdır. Bizim tesellimiz, Türk Ulusu'nun kendi bağrından çıkmış, güvenliğinin teminatı olan TSK'ya darbe indirenleri, vatana ihanet suçu işleyenleri elbet bir gün daha yakından tanıyarak gereğini yerine getireceğine olan sarsılmaz inancımızdır'' diye konuştu.

Cumhuriyet Savcısı Savaş Kırbaş tarafından duruşmada 18 sayfalık özeti okunan, aslı 920 sayfa olan esas hakkındaki görüşün bir CD'ye kayıtlı olarak kendisine de verildiğini belirten Doğan, davada delil olarak gösterilen belgeleri incelerken edindiği alışkanlık nedeniyle, esas hakkındaki görüşü alır almaz ilk yaptığı şeyin, dijital belgenin hazırlanma zaman ve süresini veren ''özelliklerini'' okuduğunu söyledi.

Esas hakkındaki görüşe yönelik eleştiriler

Doğan şöyle konuştu:
''CD'nin üst verisindeki (Meta Data) bilgilere göre kullanıcı adı ''Adalet'' olan duruşma savcısı, 04 Temmuz 2010 saat 13.56;da "Esas Hakkında Mütalaa" belgesinin yazımına başlamış. Bunun ilginç yanı, söz konusu belgenin daha iddianame kabul edilmeden iki yıl önce yazıma başlanmış olmasıdır. Peki, buna olanak var mı? Şayet iki yıl önce hazırlanarak mahkemeye sunulan iddianameyi, yazacağınız belge için esas alır, üzerine kes-kopyala-yapıştır araları doldur ve ekle yöntemi ile mütalaanızı hazırlarsanız bilgisayar sizi ele verir. Burada belge ile kullanıcı arasında bir illiyet bağı olduğu için bu tespit doğru bir tespittir. İstenirse gerekli araştırma yapılabilir. Belgenin son kaydedilme tarihi 23 Mart 2012 Saat 15.25. Açıkçası belgenin yazım süresi 20 ayı bulmuş. CD'nin üst verisinden saptadığımıza göre yazımı 20 ay süren 920 sayfalık belgenin fiilen üzerinde çalışma süresi ise sadece 03 saat 33 dakika olduğu görülüyor. Buna ne demeli? Doğrusu sanıkların tamamının daha ön savunmalarını yapmadan, sanıklar tarafından mahkemeye getirilmiş uzman bilirkişileri bile dinlemeden, İddianamede yer alan metinlerin yüzde 90'ı ile bire bir örtüştüğünü bile maskeleyemeden kopya-yapıştır usulü ile bir metin hazırlarsanız ki yapılan budur, elbette 920 sayfalık esas hakkında mütalaanızı 3,5 saatte yazmayı başarırsınız''

Savcıların bu tutumunun ve mahkemenin buna izin vermesinin Anayasa'nın 38. maddesinde düzenlenen ''suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar kimse suçlu sayılamaz'' ilkesine aykırı olduğunu söyleyen Doğan, bu durumun ceza soruşturma ve kovuşturmasında ispat yükünün sanıklara devredilmesi sonucunu doğurduğunu öne sürdü.

Esas hakkındaki görüşün savcıların nedenli ön yargılı olduklarını ve adeta mahkemede sunulan gerçek kanıtları görmemeye, duymamaya programlandıklarını gösterdiğini öne süren Doğan, ''İddianamede hiçbir kanıta dayanmadan 'dönemin Kara Kuvvetlerinin Komutanı Aytaç Yalmanın darbeyi önlediği' yolunda iddia mevcut. Ayrıca Cumhuriyet savcısı tarafından dönemin Genelkurmay Başkanının darbeyi önlemek için 1. Ordu Komutanı emrinden dört tugay alındığı yolunda nereden aldığı belirsiz bir duyumu soru olarak doğrudan muhatabına sormak varken, başkasına yöneltmiştir. Buna karşılık aynı cumhuriyet savcılarının, sanıkların adı geçen şahısların mahkemede dinlenmesi için yaptıklara taleplere karşı çıkmış, ifadelerinin bulundukları yerde alınmasına dahi lüzum görmemişlerdir'' diye konuştu.

Savcıların dikkate aldıkları bilirkişi raporları dahil, hiçbir bilirkişi raporunda suç unsuru taşıyan dijitallerin TSK bilgisayarlarında oluşturulduğuna ilişkin bir tespit olmadığını savunan Doğan, esas hakkındaki görüşte sanıkların savunmalarına yer verildiğini ancak savunmalardan suçlamaya dayanak yapılan dijitallerin sahteliğini kanıtlayan bölümlere yer verilmediğini öne sürdü.

Esas hakkındaki görüşün reddi istemi

Doğan şöyle konuştu:
''Savcıların ön yargılarla hazırladığı esas hakkında mütalaa belgesi hem hazırlanma şekli, zamanı ve mahkemede delillerin tartışılması aşaması atlanarak, 18 sayfalık bir özet halinde okunması açılarından Ceza Muhakemesi Usul yasasına aykırıdır. İçerik yönünden de birçok eksikliler, aykırılıklar bulunmaktadır. Bu kapsamda Sayın Cumhuriyet savcılarının, esas hakkında mütalaalarını, sanıkların savunmakla mükellef oldukları hakları göz ardı ederek, lehte olan kanıtlar dikkate alınmadan; duruşmalarda yapılmış tespitlere tamamen tezat ve savunma hakkının kısıtlanması pahasına aceleyle hazırlamış oldukları açıktır. Bu belgenin hazırlanmasında, maddi gerçeğin araştırılması, ortaya çıkartılması esas alınmamıştır. Bu belge yapılmamış darbeler ve yaşanmamış soyut iddiaları geçerli kılmaya yönelik, sırf usulün gereğinin yerine getirilmesi için 920 sayfalık kopyala-yapıştır metodu ile 3 saat 33 dakikada hazırlanmış, baştan savma, hukuki niteliği bu nedenlerle sakat doğmuş bir belgedir. Bu nedenlerle de Mahkemece reddini arz ve talep ederim.''

Doğan bu beyanlarını içeren dilekçesini ve eklerinin mahkemeye sunduğunu belirterek, bunun son savunması değil, delillerin değerlendirilmesine ilişkin olduğunu söyledi.

Mahkeme heyeti başkanı Ömer Diken, Çetin Doğan'dan mübaşir vasıtasıyla alınan dosyanın sanığın son savunması olduğunu söylemesi üzerine, Doğan, ''Ben öyle algılamıyorum'' dedi.

Başkan Diken de, ''Sizin nasıl algıladığınız değil, usulün nasıl algıladığı önemli'' diye konuştu.

Mahkeme Başkanı, savcıyla tartışan Çetin Doğan'ı uyardı
Balyoz davasında savunmaların alındığı duruşmada Çetin Doğan, Savcı Hüseyin Kaplan ile tartıştı. Mahkeme Başkanı araya girerek, "Savcıya sataşamazsınız." diye Doğan'ı uyardı. Savcı Kaplan, Çetin Doğan'ın bazı sözlerinden dolayı, "Çetin Doğan bu sözleri ile güncel siyasi olayları planlarına yansıttığını söylemiş oldu. İhtilal planı yaptığını ikrar etti." dedi.

Davaya konu olan seminerde hem cephede uygulanacak askeri harekat, hem de cephe gerisinde uygulanacak sıkıyönetim planının konuşulduğunu ileri süren Doğan, eski Başbakan Necmettin Erbakan'ın 'Adil düzen mutlaka gelecek, kanlı mı gelecek, kansız mı gelecek onu zaman gösterecek?' şeklindeki sözlerini hatırlattı. Doğan, "Bu mealdeki söylemlerin parti liderlerince gündeme pervasızca taşındığı bir ortamda, ordunun geri bölgesinde bölücü ve irticai kalkışmaları sıkıyönetim planlarının tartışılması için senaryoya dahil edilmesinden acaba neden rahatsızlık duyulmaktadır?" dedi.

Savunması sırasında savcının sanıklara yönelik tavrını eleştiren Doğan, Savcı Hüseyin Kaplan'ın başını sallamamasını istedi. Doğan'ın bu sözleri üzerine araya giren Mahkeme Başkanı Ömer Diken, "Siz savcıya sataşamazsınız. Cumhuriyet savcısının ne yaptığı sizi ilgilendirmez. O kamuyu temsil ediyor. Sizi iki kere uyardım. Tekrar uyarmayacağım. Bir daha olursa sözünüzü keseceğim." dedi. Başkan'ın bu uyarısından sonra Doğan savunmasına devam etti.

Kısa bir süre sonra Savcı Kaplan söz istedi. Çetin Doğan'ın mütalaaya karşı savunma yaptığını hatırlatan Kaplan, "Çetin Doğan bir kere şunu iyi bilmelidir. Muhatabı savcılık makamı değil mahkemedir. Ayrıca geçmiş duruşmalarda sarf edilen sözler yerine dosyadaki deliller hakkında konuşması gerekir. Delilleri çürütmeye çalışması gerekir. Ben muhatap değilim. Cumhuriyet savcılarıyla alay edilmez. Çetin Doğan savunmasında savcıları, askeri planları ve seminerleri bilmemekle suçladı. Doğrudur sizin kadar bilemeyiz. Ancak planda geçen 'Milli mutabakat hükümeti kurulmalıdır' şeklindeki ifadelerden ne Genelkurmay Başkanı ne de diğer komutanlar bir şey anlamış. Burada tanık olarak dinlenilen Yaşar Büyükanıt da anlayamamış. Hukukçulara sormuş. Çetin Doğan savunmasında 'Kanlı mı kansız mı olacak' sözleri ile güncel siyasi olaylara göre seminerin oynandığını belirtiyor. Bu sözlerle Çetin Doğan, ihtilal planı yaptığını ikrar etmiştir. Polemiğe girmeye gerek yoktur. Planlarda geçen milli mutabakat hükümetinin ne anlama geldiğini kimse bilmiyor. Kararı verecek mahkeme heyetidir. Savunma savcılığa değil mahkeme heyetine hitaben yapılsın." şeklinde konuştu.

BİZE ULAŞIN