Erdoğan'dan BDP'ye: Kandil tabelası as

Halka "BDP'den hesap sorun, hizmete prim verin" diye seslenen Erdoğan, BDP'ye de "Parti tabelalarınızı sökün, yerlerine İmralı ya da Kandil'i gösteren trafik tabelaları koyun" dedi

Başbakan Tayyip Erdoğan, Van depreminin birinci yıl dönümünde 15 bin 341 konutun anahtar teslim töreninde BDP'ye sert çıktı. Erciş ve Van'da yaptığı konuşmalarda, halka "BDP'den hesap sorun, hizmete prim verin" diye seslenen Erdoğan, BDP'ye de "Hizmet vermekle işiniz yok madem parti tabelalarınız sökün yerlerine İmralı'ya ya da Kandil'e mecburi istikameti gösteren trafik tabelaları koyun" dedi. Erdoğan, şunları söyledi:

İNİLTİLER DİNMEDEN

Benim Vanlı kardeşim deprem enkazı altında kendisine uzanacak eli beklerken bölücü terör örgütü ve uzantıları Van'da Erciş'te daha deprem enkazının altındaki iniltiler dinmeden öbür tarafta Başkale'de güvenlik güçlerimize saldırmakla meşguldü. Biz çadır kentler kurarken onlar görevi başındaki polislere saldırdılar.
Siyasi uzantıları ise belediye başkanları başta olmak üzere terörist cenazesi peşinde koşuyordu. Biz depremzedelerin yaralarını sarmak için uğraşırken onlar bu yarayı kanatarak ayrımcılık propagandası peşinde koşuyordu. Onların yolu buralara sadece okullarımızı yakmak, bombalamak için yaklaşıyordu. Biz öksüz yetim kalmış Vanlı çocuklarımızı sıcak bir yuvaya kavuşturma uğraşındayken onlar gelen yardımları bölücü terör örgütüne aktarıyordu. Avrupa'da, dünyanın değişik yerlerinde Van depremi için gelen parayı bölücü terör örgütüne aktarıyorlardı. Bunların hepsi belgeli. Onlar benim hizmet veren doktor kardeşime saldırıyorlardı.
Biz sizi niye seviyoruz? Vanlı olduğumuz için mi? Kürt olduğunuz için mi? Bizi yaradan Allah'tan ötürü seviyoruz. Biz inşa için, birlik beraberlik için uğraşıyoruz onlar yakmak, yıkmak, bozmak ayrıştırmak için uğraşıyorlar.

İSTİSMAR PEŞİNDELER
Biz bölge insanına hizmet etsin diye öğretmen doktor polis gönderiyoruz onlar kamu görevlilerini kaçırmanın, öldürmenin hain planını yapıyor. Bunların asla ve asla benim Kürt kardeşimin sorunuyla derdi yoktur. Bunlar sadece istismar peşinde. Sadece benim Kürt kardeşimi kullanma peşinde.
Niye Güneydoğu'da Doğu'da yatırım yapmıyor yatırımcı. Korkuyor. "Terör" diyor "gelir de benim fabrikamı yakarsa, bombalarsa. Onun için gelemiyorum". Buralarda işsizlik varsa bundan dolayı var. Bunun önünü açmak için önce bölücü terör örgütü ve uzantısıyla benim Kürt kardeşim arasına duvar örmeli ki buraya yatırımcı rahat gelsin.
Bu bölgede BDP'nin belediyeleri var. Halka hizmet noktasında ne yaptılar. Suyunu bile biz getiriyoruz. Bunun hesabını da onlara sormanız lazım. Bunlara ideolojik yaklaşmamak lazım. Hizmete prim vermemiz lazım.
Biz sorunların çözümü için siyasi muhatap aradıkça başkalarını işaret ettiler. Kendilerine oy verenlerin iradesini değil başkalarının iradesini yansıtmaktan başka bir şey yapmadılar. Kendi iradesine ipotek koyduran milletin iradesine sahip çıkamaz. Kendisine oy veren vatandaşla değil eli kanlı teröristle kucaklaşan demokratik bir siyasete inanmış bir siyasetçi olamaz. Hizmet vermekle işiniz yok madem parti tabelalarınız sökün yerlerine İmralı'ya ya da Kandil'e mecburi istikameti gösteren trafik tabelaları koyun. Hiç değilse milletimiz ne olduğunuz ne iş yaptığınızı bilir.

DEDİKODULARA YANIT

Van'ı bir cazibe merkezi yapacak adımları atıyoruz. Bazı dedikodular dolaşıyor. 'Bu kadar para toplandı, yurtdışından paralar geldi, bu paralar ne oldu?' Çok basit bir şey söyleyeyim. Bunu söyleyenlere şunu söyleyin: Siz bu topladığınız paraların ne kadarını Başbakanlık hesabına yatırdınız? Bunu sorun. Başbakanlık hesabına yatırılan para bellidir.
PKK yanlısı birilerinin yaptığı kampanyalara inanmayın. Siz onlara şunu sorun; Siz Avrupa'da topladığınız paralarla burada ne yaptınız? Onu söyleyin. İdeolojinin deli gömleğini çıkaralım artık bu ülkeyi bölmek isteyenlere fırsat vermeyelim.
Cehaletten beslenenler eğitimden korkarlar. Okul düşmanlığının hiçbir gerekçesi olamaz. Bu benim Kürt kardeşime sen cahil kal demektir. Terör örgütü diyor ki evladının tapusunu bana ver, ben onu istediğim gibi kullanayım, pazarlayayım demektir. Bizim kimseye peşkeş çekilecek, kimsenin saplantısı için feda edilecek tek bir evladımız yoktur. Çocuklarımızın saçının tek bir teline dahi zarar gelmesine tahammülümüz olamaz. Annelere sesleniyorum: Çocuklarınızın eğitimlerini asla ihmal etmeyin. Eğitimine destek olun, onları teşvik edin.
Okul yakanların, öğretmen kaçıranların, okul düşmanlığı yapanların tek amacı burada cehalet düzeni kurmaktır. Buna fırsat vermeyelim. Suriye'deki zalim Esad rejimi için avukatlığa soyunanların, dağdaki terörist için canlı kalkanlığa teşebbüs edenlerin, çocuklarınızın okulunu yakanların önüne geçtiğini hiç gördünüz mü?
Bunlar terör örgütünü ve uzantısı siyasi partiyi ticarethaneye çevirmişler. Türkiye'ye düşmanlık besleyen ne kadar mihrak varsa onlardan ihale alıyorlar karşılığında da zulüm, kan, yalan satıyorlar. Saltanatlarını sürdürecek bir kar elde etmeyi de unutmuyorlar tabii ki. Buna biz dur diyeceğiz.

BİZE ULAŞIN