Arınç'tan açlık grevi çağrısı

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, 60'ıncı günden sonra açlık grevine devam etmek isteyenlerin vücut bütünlüklerinde hayati anlamda tehlikeler meydana gelebileceğini, bunu hiçbir zaman arzu etmediklerini belirterek, ''Umarım ki bugün, en geç yarın bu grevi bitirirler. İfade etmek istedikleri hususları biliyoruz. Bunların farkındayız. Bu konularda da Türkiye gerçeğini dikkate alarak, demokratikleşme ve özgürlükler konusunda adım atacağımızı bütün Türkiye'nin bildiğini ifade etmek istiyorum'' dedi.

Reform İzleme Grubu'nun (RİG) 27. Toplantısı, Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç'ın ev sahipliğinde, Bursa'da yapıldı. Crown Plaza Otel'de düzenlenen toplantının ardından Arınç, Avrupa Birliği Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış, Adalet Bakanı Sadullah Ergin ve Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, basın toplantısı düzenledi.

Başbakan Yardımcısı Arınç, açlık grevleriyle ilgili bir soru üzerine, şunları kaydetti:

''Konuya demokratikleşme açısından bakıyoruz. AB süreci açısından bakıyoruz. İnsan haklarıyla ilgili olarak görüyoruz. Dolayısıyla bir talep siyasi olabilir veya olmayabilir. Ama her demokratik talebin hükümetimiz tarafından dikkate alınacağını, konuşulacağını, tartışılacağını, parlamentonun bazı konularda karar verme yetkisini üzerinde taşıdığını ifade etmiştik. Bu haklar elde edilene kadar açlık grevine 'devam edeceğiz' demenin hiçbir ahlaki, hiçbir mantıki, hiçbir makul temeli yoktur. Dayanağı da yoktur. Bu talepler konuşulur, tartışılır, baştan reddedilmez. Bizim hükümetimizin tavrı budur. Biz hiçbir şeyi reddetmek, inkar etmek politikasını gütmedik.

60'ıncı günden sonra greve devam etmek isteyenlerin vücut bütünlüklerinde hayati anlamda tehlikeler meydana gelebilir. Bunu hiçbir zaman arzu etmiyoruz. Biz insancıl bir yaklaşım içindeyiz. 'İnsanı yaşat ki devlet yaşasın' düşüncesini kendisine ilke edinmiş bir hükümetin, bir siyasi partinin açlık grevinde bulunanların telef olması konusunda hiçbir düşüncesi ve öngörüsü olamaz. Umarım ki bugün, en geç yarın bu grevi bitirirler. İfade etmek istedikleri hususları biliyoruz. Bunların farkındayız. Bu konularda da Türkiye gerçeğini dikkate alarak, demokratikleşme ve özgürlükler konusunda adım atacağımızı bütün Türkiye'nin bildiğini ifade etmek istiyorum.''


''MİLLETVEKİLLERİNİN, PARLAMENTO ÇALIŞMALARINI BOYKOT ETMESİ ANLAŞILIR BİR ŞEY DEĞİL''

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, açlık grevleriyle ilgili, ''Bu konuda sayın Adalet Bakanımızın geçmişte yaptığı bazı temaslar, benim de dün kendilerinden gelen talep üzerine sayın Ahmet Türk ve Selahattin Demirtaş ile görüşmelerimiz oldu. Ben düşüncelerimi aynen kendilerine tekrar ettim. Onlar da bu konuda bize, anlayışla karşıladıklarını ifade ettiler. Onlar da bir çaba içerisinde. Açlık grevlerini, sona erdirmek istiyorlar'' dedi.

Bülent Arınç, 27. Reform İzleme Grubu (RİG) Toplantısı'nın ardından Avrupa Birliği Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış, Adalet Bakanı Sadullah Ergin ve Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu'nun da katılımıyla düzenlediği basın toplantısında, ana dilde savunma, açlık grevleriyle ilgili soru üzerine, ana dilde savunma konusunun, birilerinin anladığı gibi sadece ana dilde savunma olmadığını söyledi.

Arınç, bir insanın kendi ana dilini, meramını ifade edecek ölçüde daha iyi biliyor ve konuşuyorsa, mahkemelerdeki yargılamalar sırasında savunmasını o dilde yapmak isteyebileceğini belirterek, şöyle konuştu:

''Bu Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 202. maddesidir. Aslında geçtiğimiz pazartesi günü Bakanlar Kurulu'nda son durum görüşüldükten sonra, bu konuda bir açıklama da yapılmıştı tarafımdan. Yani 202. maddenin bir son fıkra ilavesiyle karşımıza gelecek olan şekli şudur; mahkemelerde iddianame ve diğer konular görüşüldükten ve esas hakkında mütalaa verildikten sonra bir şüpheli veya sanık, 'ben savunmamı çok iyi bildiğim dilde yapmak istiyorum' derse bugüne kadar kendisine tanınmayan bu imkan hakim tarafından tanınacaktır. Artık yazılı hukuk, bu hale gelmektedir. Biz bunu, savunma hakkının kutsallığı bakımından çok önemli görüyoruz. Birileri kendi ana dilini bu konuda konuşabilir, birileri de çok iyi bildiği dil hangisiyse o konuda kendisini savunmak isteyebilir. Bununla ilgili süreç, bir Bakanlar Kurulu Kararnamesi, yani tasarı haline gelmesi düşünülmüş ve arzu edilmiştir. İmzalar tamamlanmak üzeredir ve süreç önümüzdeki günlerde, meclis genel kurulunda sizin de takip ettiğiniz şekilde görüşülecektir.''

Bunun cezaevindeki açlık grevleriyle ilişkisine de değinen Arınç, şöyle devam etti:

''Bunun cezaevlerinde grev yapan kişilerle ilgisi ne olabilir? O da şudur; bildiğiniz gibi 12 Eylül'den bu yana, yani 60 günü geçtiğini bildiğimiz bir süreç içinde bazı hükümlüler ve tutuklular, bazı siyasi taleplerde bulunmak suretiyle, birkaç konuyu gündeme getirdiler. 'Onlar bugün için istiyor' düşüncesiyle biz bu düzenlemeyi yapmıyoruz. Bizim geçmişte de savunma hakkına bir katkı sağlamak amacıyla böyle bir değişikliği yapacağımızı ifade etmiştik. En sonunda sayın Başbakanımız 30 Eylül'de yapılan partimizin genel kongresinde 'Siyasi Vizyon' adıyla bir kitapçık olarak yayımlanan ve herkese dağıtılan belgede bu savunma hakkına katkı yapılacağını ifade etmişti. Yani grev yapılsın yapılmasın, talep edilsin edilmesin, bunu insanlık hakkı olarak, bir savunma hakkı olarak gördük ve bu konuda sayın Adalet Bakanımız çok ciddi bir çalışma yaptı ve değişiklik üzerindeki düşüncelerini Bakanlar Kurulu'nda ifade etti.''

-''Konuya demokratikleşme açısından bakıyoruz''-

Arınç, açlık grevlerinin bitirilmesi noktasında gösterdikleri çabalara da dikkati çekerek, pazartesi günkü konuşmasında da bu grevlerin bitmesi gerektiğini söylediğini, çünkü kendileri ve cezaevleri koşullarıyla ilgili bir talepte bulunmadıklarını, savunma hakkı ve diğer konularda bugüne kadar bilinen hususların dile getirildiğini söylediğini hatırlattı.

Konuya demokratikleşme açısından baktıklarını vurgulayan Arınç, şunları kaydetti:

''Konuya demokratikleşme açısından bakıyoruz. AB süreci açısından bakıyoruz. İnsan haklarıyla ilgili olarak görüyoruz. Dolayısıyla bir talep siyasi olabilir veya olmayabilir. Ama her demokratik talebin hükümetimiz tarafından dikkate alınacağını, konuşulacağını, tartışılacağını, parlamentonun bazı konularda karar verme yetkisini üzerinde taşıdığını ifade etmiştik. Bu haklar elde edilene kadar açlık grevine 'devam edeceğiz' demenin hiçbir ahlaki, hiçbir mantıki, hiçbir makul temeli yoktur. Dayanağı da yoktur. Bu talepler konuşulur, tartışılır, baştan reddedilmez. Bizim hükümetimizin tavrı budur. Biz hiçbir şeyi reddetmek, inkar etmek politikasını gütmedik. Olabilirliği konusunda, makuliyeti konusunda hükümet üzerine düşeni yapar ve bu konuda açıklamasını geciktirmeksizin ortaya koyar. Dolayısıyla biz, 'lütfen bu açlık grevlerine son verin, vücut bütünlüğünüz ve hayati tehlikeniz bizim için çok önemlidir. Biz 75 milyon insanımızın sağlıklı hayatını ve hayatına devam ediyor olmasını arzu ediyoruz' demiştim.''

-''Ahmet Türk ve Selahattin Demirtaş ile görüşmelerimiz oldu''-

Arınç, bu açıklamanın anlayışla ve taktirle karşılandığını bildiklerini vurgulayarak, şöyle konuştu:

''Ancak ne var ki açlık grevinden vazgeçmek yerine, yeni bazı kişilerin de açlık grevine başlamış olmaları bizleri üzmüştür. Bu konuda sayın Adalet Bakanımızın geçmişte yaptığı bazı temaslar, benim de dün kendilerinden gelen talep üzerine sayın Ahmet Türk ve Selahattin Demirtaş ile görüşmelerimiz oldu. Ben düşüncelerimi aynen kendilerine tekrar ettim. Onlar da bu konuda bize, anlayışla karşıladıklarını ifade ettiler. Onlar da bir çaba içerisinde. Açlık grevlerini, sona erdirmek istiyorlar. Hatta bu konudaki samimiyetlerini göstermek için cezaevindekilere 'ilk başlayanlar vazgeçsin, dönülemez bir noktaya gelmeyin, sizin yerinize biz açlık grevine başlayalım' şeklinde teklifte bulunduklarını ifade ettiler. Biz neler yapabileceğimizi, neler yapmayı arzu ettiğimizi yine Bakanlar Kurulu'ndan sonraki çerçeve içinde kendilerine ifade ettik. Ona da teşekkür ettiler. Ben inanıyorum ki o arkadaşlarımızın da gayretleriyle bir sonuca ulaşacağız.''

-''Umarım ki bugün, en geç yarın bu grevi bitirirler''-



Açlık grevlerinde 60'ıncı günün kritik olduğuna dikkati çeken Arınç, konuşmasını şöyle sürdürdü:

''60'ıncı günden sonra greve devam etmek isteyenlerin vücut bütünlüklerinde hayati anlamda tehlikeler meydana gelebilir. Bunu hiçbir zaman arzu etmiyoruz. Biz insancıl bir yaklaşım içindeyiz. 'İnsanı yaşat ki devlet yaşasın' düşüncesini kendisine ilke edinmiş bir hükümetin, bir siyasi partinin açlık grevinde bulunanların telef olması konusunda hiçbir düşüncesi ve öngörüsü olamaz. Umarım ki bugün, en geç yarın bu grevi bitirirler. İfade etmek istedikleri hususları biliyoruz. Bunların farkındayız. Bu konularda da Türkiye gerçeğini dikkate alarak, demokratikleşme ve özgürlükler konusunda adım atacağımızı bütün Türkiye'nin bildiğini ifade etmek istiyorum.''

Arınç, bir gazetecinin ''dün Selahattin Demirtaş'ın, meclisteki bütün komisyonlardan çekilme kararı aldıkları'' yönündeki açıklamasını hatırlatması üzerine, şunları söyledi:

''Kendi düşünceleridir, biz parlamento çalışmalarının esas olduğuna inanırız. Seçilerek gelmiş olan milletvekillerinin, parlamento çalışmalarını boykot etmesi anlaşılır bir şey değil. Onlar da geçici bir süreyle bunu düşündüklerini ifade ediyorlar. Sadece Genel Kurul'a katılacaklarını, komisyon çalışmalarında bulunmayacaklarını ifade ediyorlar. Bu parlamentonun çalışmalarını aksatmaz. Çünkü, BDP'nin milletvekili sayısına bakıldığı zaman her komisyonda, ancak 1 veya en fazla 2 üyesi bulunmaktadır. Ama bir partinin kendini inkarı anlamına gelebilecek, bir parlamento çalışmasından el çekmesi, yanlış anlaşılabilir, eleştirilebilir, ama kendi kararlarıdır. Benim başka bir takdirim yok.''

BDP'nin bu kararının yeni anayasa çalışmalarını nasıl etkileyeceği yönündeki bir soruyu ise Arınç, ''Sayın TBMM Başkanı'na bunu soracaksınız. Çünkü o çalışmaları yürüten Meclis Başkanımızdır ve 4 siyasi parti bu çalışmalara devam etmek ve masadan kalkmamak üzere söz vermişlerdir. Şimdi o sözlerin aksine bir davranış içine girerlerse, diğer 3 siyasi partinin çalışmalara nasıl devam edecektir konusunu herhalde meclis başkanımız güzel bir şekilde yanıtlar'' şeklinde cevapladı.

BİZE ULAŞIN