Kalp taştan olunca...

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı'nda partililere hitap etti.

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun 60 yıl öncesinin anlatılmasını ''patolojik vaka'' olarak değerlendirdiğini belirterek, ''Patolojik vaka, çocukluğundan bahsetmek, anne babayı yadetmek değildir. Patolojik vaka, kendi geçmişinden bahsedememek, o konuya hiç ama hiç girmemektir'' dedi. CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu'nun ne kendi kişisel tarihi ne de CHP'nin tarihiyle ilgili konuşmadığını ifade eden Erdoğan, ''Zira her ikisinde de Dersim var. Her ikisinde de Dersim ile yüzleşmek zorunda. Zalim CHP ile mazlum Dersim arasında bir tercih yapmak zorunda ama bunu yapamıyor. İşte asıl patolojik vaka budur'' değerlendirmesinde bulundu.
AK Parti Genel Merkezi'nde düzenlenen Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı'na katılan Erdoğan, burada yaptığı konuşmada, 30 Eylül'de 4. Olağan Büyük Kongre'yi yaptıklarını, Kızılcahamam'da Kasım ayının başında İstişare ve Değerlendirme toplantısı için bir araya gelindiğini hatırlatarak, artık çok daha yoğun bir şekilde hizmetlere ve geleceğe odaklandıklarını kaydetti.

''Bugün artık yenilenmiş, tazelenmiş, hücrelerini yenilemiş, gençleşmiş daha da gençleşecek bir AK Parti var. 14 Ağustos 2001'de kurulurken var olan heyecanı, umudu bugün daha da çoğaltmış, geleceğe çok daha umutla bakan bir AK Parti var'' diyen Erdoğan, hem AK Parti'nin hem de AK Parti hükümetlerinin Türkiye siyasal tarihinde silinmez izler bıraktığını dile getirdi.

Erdoğan, ''Partimizin kuruluşunun üzerinden 11,5 yıl geçse de, iktidar sorumluluğu altında 10 yıl geçmiş olsa da bugün yeni bir gündür, yepyeni bir gündür. Bugün yeni bir başlangıçtır ve biz sanki herşey bugün başlıyormuş gibi bir heyecan, azim, kararlılık içindeyiz. Böyle olmak zorundayız. Yaptıklarımızı millet zaten takdir ediyor. Türkiye'ye kazandırdıklarımızı tarih zaten sayfalarına kaydediyor. Bugün biz geçmişe değil geleceğe yüzünü dönmüş, yarınlara bakan, ilhamını geçmişten alıp geleceği inşa eden bir anlayışın içindeyiz. Böylece geleceği farklı bir şekilde inşa etmenin gayretini gösteren bir partiyiz'' diye konuştu.

Ulu bir çınar gibi toprağın üzerinde boy verirken kökleriyle de toprağa sıkı sıkı sarılan bir parti olduklarını ifade eden Erdoğan, ''Biz bu milletin partisiyiz ve bu millet nevzuhur bir millet değildir. Bu millet tarih sahnesine dün çıkmış bir millet değildir'' dedi.


''PATOLOJİK VAKA, KENDİ GEÇMİŞİNDEN BAHSEDEMEMEK''

Selçuklunun, Osmanlının mirasını, kültürünü, birikimini, tecrübesini devralmış bir millet olunduğunu anlatan Erdoğan, 75 milyonun her ferdinin bu şuuru taşıması ve geleceğe özgüvenle yürümesi gerektiğini belirtti.

Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti:

''Biz hiçbir konuda komplekse, eziklik hissine kapılamayız. Yeri gelmişken şu hususu da ifade etmek durumundayım; önceki gün Rize'de üniversitede düzenlenen törende Rizeli çocukların, Rizeli gençlerin, tüm Türkiye çocuklarının, Türkiye gençlerinin geçmişte çektikleri eğitim çilelerini dile getirdim. Bizim bir çocuk olarak yaşadıklarımızı, anne babalarımızın yaşadıklarını, kendilerinden dinlediklerimizi dile getirdim.
CHP Genel Başkanı nedense bundan çok rahatsız olmuş. Belli ki Rizeli çocukların, Türkiye'nin çocuklarının o çilesinin o yoksulluğunun, yoksunluğunun sebebinin CHP olduğunu biliyor ve bundan alınganlık gösteriyor. 60 yıl öncesi anlatılınca bunu kendisi patolojik vaka olarak değerlendiriyor. Patolojik vaka, çocukluğundan bahsetmek, anne babayı yadetmek değildir. Patolojik vaka, kendi geçmişinden bahsedememek, o konuya hiç ama hiç girmemektir.

Dikkat edin CHP Genel Başkanı ne kendi kişisel tarihini ne de CHP'nin tarihini konuşamaz. Zira her ikisinde de Dersim var. Her ikisinde de Dersim ile yüzleşmek zorunda. Zalim CHP ile mazlum Dersim arasında bir tercih yapmak zorunda ama bunu yapamıyor. İşte asıl patolojik vaka budur. CHP Genel Başkanı Dersim ile CHP arasında bir reddi miras tercihi yapmak zorunda kalmış ve Dersim'i reddetmiş, üzerine örtmüş, onu unutmuştur. Ama onunla da devamlı geçinmektedir.''


''ASLA BÖYLE BİR KÖKSÜZLÜK İÇİNDE DEĞİLİZ''

Daha önceki bir genişletilmiş il başkanları toplantısında Dersimli Seyit Rıza'yı anlattığını anımsatan Erdoğan, şöyle konuştu:

''Büyük bir vakarla ipe götürülürken Seyit Rıza şunu söylemiştir; 'Evladı Kerbelayık. Bihatayık. Ayıptır, günahtır, cinayettir'. Seyit Rıza idamından 70 yıl sonra bile hatırlanırken o dönem zalimlerle işbirliği yapan Seyit Rıza'nın kardeşinin oğlunu hiç kimse hatırlamıyor. İsmini hiç kimse bilmiyor. CHP Genel Başkanı bir Seyit Rıza olmak yerine, Seyit Rıza'nın en azından izinden gitmek yerine işte o işbirlikçilerle hareket etmeyi, Dersim'in üzerine örtmeyi tercih etmiştir. Ortada bir patolojik vaka varsa o da işte budur.

Biz asla ve asla böyle bir köksüzlük içinde değiliz. Hatası, sevabıyla Selçukludan bugüne kadar tarihimize, ecdadımıza sahip çıkarız. Hatalarla yüzleşir, sevaplarımızla da iftihar ederiz. İşte bu hareketin CHP'den ayrıldığı en temel fark budur. Onlar 50-60 yıl öncesini konuşmayı patolojik vaka olarak görürken, biz 1071 ruhunu 2071'e taşımanın azmi ve gayreti içindeyiz. Farkımız budur.''


"BUNLARIN HEYKELLERİ BU TOPRAKLARDA KENDİLERİNE KAİDE BİLE BULAMAZ''

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ''Dün BDP'nin eşbaşkanı çıktı; bölücübaşının heykelini dikeceklerini söyledi. İşte bunlar sadece böyle beton dökerler. Kalp, taştan olunca ruh da işte böyle beton hayali görür. Dünyanın her yerinde diktatörlerin heykelleri yıkılırken bunların aklı sadece heykel dikmeye yetiyor. Bunu defalarca söyledim, BDP Doğu'nun, Güneydoğu'nun CHP'si olma yolunda emin adımlarla ilerliyor'' dedi.

AK Parti Genel Merkezi'nde Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı'na katılan Erdoğan, Türkiye'nin köklü medeniyeti, kadim tarihi ve zengin kültüründe şehrin ve şehirleşmenin ayrı bir yeri olduğunu vurguladı.

Sadece insanın şehri değil şehrin de insanı şekillendirdiğine inanmış bir medeniyetten gelindiğini ve medeni olmanın şehir kavramına ve Medine'ye dayandığını dile getiren Erdoğan, ''Konya bizim tarihimizde işte böyle bir Selçuklu şehridir. Sivas, Kayseri, Amasya, Erzurum, Ankara birer Selçuklu şehridir. Bursa, Edirne, İstanbul birer Osmanlı şehridir. Saraybosna, Üsküp, Selanik, Prizren, Kahire, Şam, Beyrut aynı şekilde ortak medeniyetimizin şehirleridir. Bütün bu şehirler, bizim şehirlerimiz belli bir ruh, felsefe ve anlayış üzerine inşa edilmiş şekilde imar edilmiştir'' diye konuştu.

Erdoğan, Türk milletinin kökünü teşkil eden idrak ve inşanın iç içe geçtiğini belirterek, her evde, her kamu binasında, her çeşmede, her kervansarayda, her köprüde o taşların bir medeniyetin aynası ve taşıyıcısı olarak özenle yerlerine yerleştirildiğini söyledi.

Her bir cumbanın, küpeştenin, selamlığın, kimgeldi penceresinin, sundurmanın, çardağın medeniyetimizde derin bir karşılığı olduğunu ifade eden Erdoğan, evin içinde, dışında, sokakta, caddede, her bir süslemenin medeniyete mana katan bir muhteviyatı olduğunu vurguladı.
''Biz bu medeniyet ve şehircilik anlayışından maalesef adım adım uzaklaştırıldık. Öyle uzaklaştırıldık ki maalesef büyükşehir yasa tasarısı gündeme geldiğinde işte bundan uzaklaşmış zihniyetler, karşısına dikildiler, 'biz istemezük' dediler'' diye konuşan Erdoğan, şöyle devam etti:
''Sadece nüfus artışı, ekonomik, sosyal şartlar değil bizzat iktidarlar tarafından bizim şehir medeniyetimiz adeta katledildi, adeta soykırıma tabi tutuldu. CHP'nin tek parti döneminde yüzlerce cami yıkıldı. Sadece İstanbulumuzda yüzlerce tarihi eser tahrip edildi, yüzlerce ata yadigarı kendi kaderine terk edilip harabeye çevrildi. Balyozlarla, buldozerlerle şehirlerin en köklü yapıları, adeta şehirlerin can damarları, şehirlerin ruhları yok edildi. Biz doğruya 'doğru', eğriye de 'eğri' demekle mükellefiz. Bu eleştiriyi de yapmak durumundayız.

1994'te İstanbul'a belediye başkanı olduğum dönemde önümde önceki iki dönemin ağır faturası vardı. 15 emsale varan uygulamalar yapılarak İstanbul betonlaştırılıyordu. Daha sonra CHP zihniyeti döneminde bu biraz daha düşürüldü. Fakat biz İstanbul'a belediye başkanı olduğumuzda, azami 3 emsal olacak, 3 emsalin üzerine asla çıkılmayacak talimatı verdim ve 3 emsalin üzerine çıkılmadı. Peki şimdi ne oldu? Şimdi bakıyorsunuz yeni yeni bazı şeyler uydurulmaya başlandı. Bu da nedir? Plan notları adı altında maalesef gene bu dış emsali daha farklı yerlere çıkarabilmek için burada bir tilki kurnazlığı içinde yine şehirler sömürülmeye devam ediyor. Niçin? Çok daha fazla kazanabilmek için. Sürekli Çevre ve Şehircilik Bakanıma da söylüyorum, adeta ajan gezdirir gibi Türkiye'yi ekibinle dolaştıracaksın. Bir yerde farklı bir şey mi görüyorsun, hemen incelemeye alacaksın ve orada emsalden başlayıp plan notlarına varana kadar bunları gözden geçirip yıkılması gereken ne varsa yıkmayı kendimiz için tarihi bir görev telakki edecek ve bunları yıkacağız. Hiç acımadan... Eğer biz bugün acırsak, gelecek bizi affetmeyecektir ve biz acınacak hale geliriz. Maalesef 1950'den itibaren biz sağcı muhafazakar partiler tarafından da böyle tarihi yıkımları yaşadık.''


''NE YAZARSANIZ YAZIN''

''Yol açmak'' bahanesiyle başta İstanbul olmak üzere birçok şehirde tarihin yok edildiğinin altını çizen Erdoğan, ''Şehirlerin ruhuna dokunmanın vebalı çok ağırdır. Biz şu anda milletçe maalesef bu vebali taşıyoruz. Bu vebaldan kurtulmak için Taksim'de olduğu gibi yıkılan tarihi yeniden ayağa kaldırmanın mücadelesini veriyoruz'' şeklinde konuştu.

Tarihi Taksim Kışlası'nı aslına uygun olarak yeniden inşa etmenin CHP ve CHP zihniyetindekileri rahatsız ettiğini ve bu zihniyetin kalemşörlerinin de bunu yazmaya başladıklarını anlatan Erdoğan, ''Ne yazarsanız yazın. Biz Taksim'i tekrar tarihiyle, tekrar ruhuyla buluşturuyoruz, buluşturacağız'' ifadelerini kullandı.

Türkiye'nin her yerinde tarihle moderni birbirine zarar vermeyecek ve paralel şekilde imar etmenin mücadelesinde olduklarını vurgulayan Erdoğan, Taksim Meydanı'nda trafiğin alta alınmasının bile aynı zihniyeti rahatsız ettiğini söyledi. Meydanı, meydan gibi yaşatmanın derdinde olduklarını belirten Erdoğan, 15 milyonluk bir şehrin meydanının, tarihten alınan hazla ve güçle trafiği yer altına alarak ''Taksim Meydanı'' olarak ortaya çıkacağını söyledi.

Gençlik döneminde Beyazıt ve Sultan Ahmet meydanlarında 200-300 bin kişiyi toplayarak miting yaptıklarını belirten Erdoğan, şimdi böyle bir miting yapmanın mümkün olmadığını dile getirdi.

Artık oraların meydan değil, turistik güzergahlar haline geldiğini belirten Erdoğan, ''Onun için de şimdi AK Parti iktidarı yerel yönetimiyle İstanbulumuza Anadolu ve Avrupa yakasında iki büyük meydan kazandırmanın adımlarını attı, bunun çalışmalarını başlattı'' şeklinde konuştu.
Erdoğan, ''Artan nüfusa rağmen, değişen ekonomik ve sosyal şartlara rağmen özümüzle, kökümüzle, ecdadımızın tasavvuruyla örtüşen bir şehircilik anlayışını yeniden hakim kılabiliriz. AK Parti olarak biz işte bunun mücadelesini veriyoruz. Büyükşehirler Yasası'nı da Meclis'ten onun için çıkardık'' dedi.


''İŞTE ŞİMDİ TAM CHP OLDUNUZ''

''Dün BDP'nin eş başkanı çıktı, bölücü başının heykelini dikeceklerini söyledi. İşte bunlar sadece böyle beton dökerler. Kalp taştan olunca ruh da işte böyle beton hayalini görür'' değerlendirmesinde bulunan Erdoğan, dünyanın her yerinde diktatörlerin heykeli yıkıldığını söyledi. Erdoğan, sözlerini şöyle südürdü:

''Bunların aklı sadece heykel dikmeye yetiyor. BDP Güneydoğu'nun CHP'si olma yolunda emin adımlarla ilerliyor. Baskı yapmada CHP'den hiç farkları yok, susturmada CHP'den hiç farkları yok, öldürmede, sindirmede CHP'den farkları yok. Tarihi bir tespitle bunu söylüyorum; farklılıklarda, farklılıklara tahammülsüzlükte, tek tip insan özleminde CHP'den hiçbir farkları yok.

İşte şimdi heykel olayına da girdiler, fark tamamen ortadan kalktı. Diyarbakır, Hakkari, Batman, Van pislik içinde yüzüyor, sokaklarda kanalizasyon akıyor, bunlar bölücü başının heykelini dikmekten bahsediyor. İşte şimdi tam CHP oldunuz. Şimdi hiçbir farkınız kalmadı. Kusura bakmayın, bu millet yeni bir CHP zulmüne, yeni bir faşizm dalgasına asla ve asla geçit vermez.''

Saddam'ın, Stalin'in, Lenin'in, Tito'nun, Esed'in heykellerinin tek tek yıkıldığına işaret eden Erdoğan, ''Hiç merak etmeyin. Bunların heykelleri bu topraklarda kendilerine kaide bile bulamaz. Her biri birer medeniyet ve tarih şehri olan Doğu ve Güneydoğu'nun şehirlerindeki o manevi atmosfer, bunların hayallerindeki o heykeli daha yapılmadan paramparça edecek güce, kudrete sahiptir'' ifadelerini kullandı.

Erdoğan, muhalefet partileri faşizmde birbirleriyle yarışırken, kendilerinin hizmet üretmeye, 2023 hedeflerini gerçekleştirmeye ve 2071 hedeflerinin temellerini atmaya devam ettiklerini söyledi.


''BUNLARIN KENDİLERİNE GÜVENİ YOK, ÖZGÜVENİ HİÇ YOK''

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ''MHP'liler hiç endişe etmesinler. Türkiye'yi bölmeye yönelik bir girişim olursa biz onun karşısında sizden çok daha önce dururuz ve sapasağlam dururuz'' dedi.

Erdoğan, AK Parti Genel Merkezi'nde düzenlenen Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı'nda, tarihten aldıkları güç ve ilhamla Türkiye'yi, şehirleri yeniden imar ederek yaşanabilecek şehirleri hep beraber inşa edeceklerini belirtti.

Büyükşehir Belediyesi Yasası'nı, TBMM'den çıkardıklarını anımsatan Erdoğan, maalesef çok zorlu bir TBMM Genel Kurul süreci yaşadıklarını söyledi.

Erdoğan, muhalefet partilerinin sözlü ve fiili saldırılarına rağmen, dirayet, sabır ve cesaretle bu yasayı çıkardıklarını dile getirdi.

MHP'nin, yasaya ''Türkiye'nin uniter yapısını zedeliyor'', BDP'nin Türkiye'de merkeziyetçiliği güçlendiriyor'' diyerek yasaya karşı çıktığına işaret eden Erdoğan, CHP'nin de her zamanki gibi ne olduğunu anlamadan yasaya karşı çıktığını anlattı.

Erdoğan, kürsü işgallerine, hakaretlere ve tahriklere rağmen Türkiye ve millet için daha kaliteli ve yaygın hizmetin yolunu açacak yasayı sabırla Genel Kurul'dan geçirdiklerini belirti.

Başbakan Erdoğan, şöyle konuştu:

''2004 yılında yerel yönetimler reformunu Meclis'te müzakere ederken aynı şekilde içerde CHP, dışarda MHP o yasanın Türkiye'yi böleceğini iddia ediyordu. Dönemin Cumhurbaşkanı'nın vetosuna, Anayasa Mahkemesi engeline rağmen kanunun büyük bölümü yürürlüğe girdi. Peki ne oldu? Aradan 8 yıl geçti, hangi öngörüleri, hangi iddiaları doğru çıktı. Bölündü mü Türkiye? 2006 yılında Kalkınma Ajansları Kanunu çıkarken aynı şekilde 'Türkiye bölünüyor' dediler, ne oldu? Türkiye bölündü mü? Şimdi ne oldu biliyor musunuz? Şimdi MHP ile CHP'liler sıraya girdi. Kendi illeri için de kalkınma ajansı istemeye başladılar. O kadar büyük bir korku, o kadar büyük bir paranoya içindekiler ki atılan her adımın, yapılan her reformun Türkiye'yi böleceğine inanıyorlar. Niye? Çünkü o adımı AK Parti iktidarı atıyor, onun için. Bunların kendilerine güveni yok, özgüveni hiç yok. Biz Türkiye'ye güveniyoruz. Biz millete güveniyoruz. Biz kendimize güveniyoruz ve cesaretle atılması gereken adımları atıyoruz.''


''MHP'LİLER HİÇ ENDİŞE ETMESİNLER''

Popülist bir yaklaşım içinde olmayacaklarını ve hiçbir zaman da olmadıklarını vurgulayan Erdoğan, ''MHP'liler hiç endişe etmesinler. Türkiye'yi bölmeye yönelik bir girişim olursa biz onun karşısında sizden çok daha önce dururuz ve sapasağlam dururuz'' dedi.

Erdoğan, yerel seçimler yaklaşırken çıkarılan kanunun, millete tüm detaylarıyla anlatılması, vatandaşın gerçekleri bütün boyutlarıyla öğrenmesini sağlamaları gerektiğini söyledi.

CHP, MHP ve BDP'nin yalan üzerine kurulu propagandalarını tek tek boşa çıkarmaları gerektiğine işaret eden Erdoğan, şimdi onların bu süreçte milletin zihnini bulandırmak için uğraşacaklarını, kendilerinin de millete doğruları aktaracaklarını dile getirdi.


TEK MECLİS VURGUSU

''29 vilayet demek Türkiye genelinde şu anda nüfusun kahir ekseriyetini temsil etmek demektir'' ifadesini kullanan Erdoğan, şöyle devam etti:
''Buralarda bizim gerçekten modern şehirler kurmamız demek, ülkemizin çehresini bambaşka bir dönüşüme, değişime tabi tutmamız demektir. Büyükşehir o demektir. 13 yeni büyükşehiri bu yeni yasayla ihdas ediyor ve toplam büyükşehir sayısını 29'a çıkarıyoruz. Ama biz buraya adımı atarken bir deneyimden geçtik. İstanbul ve Kocaeli gibi mülki sınırların ihtiva ettiği bir şehircilik anlayışını İstanbul gibi Türkiye'nin en büyük, dünyanın sayılı en büyük illeri arasına giren bir şehirde uyguladık. Aynı şekilde Kocaeli gibi en büyük sanayi şehrimizde bunu uyguladık ve bu yasayı çıkardıktan sonra bu şehirlerdeki gelişmenin nasıl olduğunu gördük ve adımı da bu inançla attık. Buralardaki ilçe belediyelerinin yetki alanını, ilçelerin mülki sınırlarına genişlettik, genişletiyoruz. Bununla birlikte il özel idarelerini ve il genel meclislerini kaldırıyor, bütün yetkiyi büyükşehir belediye meclisine veriyoruz. Tek meclis. Dolayısıyla artık büyükşehir belediye meclisinde atılacak adımlarla en ücra köşedeki köye kadar, artık tabii bunların hepsi bir mahalle statüsü içerisine giriyor, eski ifadesiyle köye kadar oralara ulaşıp, oraları da altyapısıyla üstyapısıyla modern hale getiriyoruz.''


HİZMET, SEÇİLEN BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE BAŞKANINDAN

Erdoğan, il içindeki her ilçe, her mahallenin, eski adıyla her köyün, hizmeti kendi seçtiği büyükşehir belediye başkanından alacağını ifade ederek, hiçbir hizmetin ihmal edilmeyeceğini vurguladı.

İki yüz, üç yüz kilometre uzaklıktaki ilçenin, hizmeti nasıl alacağını ilişkin eleştiriler aldıklarına işaret eden Erdoğan, düşünce noktasında bu kadar erozyona uğramış bir anlayışın görülemeyeceğini söyledi.

Erdoğan, o ilçenin de bütçesi olduğunu, o ilçede de büyükşehir belediyesinin yapması gerekenler bulunduğunu belirterek, İSKİ ve ASKİ gibi, oralarda da o şehirlerin su kanalizasyon idareleri olacağını anlattı.


''HAYIRDA YARIŞIN ORALARA YANSIDIĞINI GÖRECEĞİZ''

Bu su kanalizasyon idarelerinin, oralarda örgütleneceğini kaydeden Erdoğan, ''Şu anda oralarda böyle bir şey var mı, yok. Ama bundan sonra o olacak. Aynı şekilde ilçenin bütçesi daha da güçlenecek. Aynı şekilde bütün bu hizmetler oraya ulaşırken, bir defa iller arasındaki rekabetin, yani hayırda yarışın oralara yansıdığını göreceğiz'' dedi.

Bu soruları soranlara ''İl özel idaresi hangi imkanlarla o köylere ulaşıyor'' diye sormalarını isteyen Erdoğan, şunları kaydetti:

''İl özel idarelerinin oralara ulaşabilmesi için oralarda kurabildiği bir itfaiye müfrezesi mi söz konusuydu. Böyle bir şey var mıydı? Eğer bulabilirse bir arazöz, bununla iş yapıyordu. Birçok yerde çöp, çöp aracıyla değil, traktörle eğer bulabilirse toplanıyordu. Ama şimdi bu büyükşehir belediyeleri temizlik vesaire bunlarla ilçeleriyle koordineli olarak modern çöp toplama araçlarıyla tüm bunları da toplayacak. Ondan sonra da bunları yok etmesini aynı şekilde başaracak. Bütün bunlarla insanca yaşamanın erdemine bu şehirlerimizde ulaşacağız. Ama bunu konuşmak ne CHP'nin ne MHP'nin, BDP'nin zaten işine gelmez, hiç bunların aklının ucundan bile geçmiyor. Bir kere milletim şunu bilsin. Biz, bu yeni düzenlemeyi pilot bölge olarak seçtiğimiz İstanbul ve Kocaeli'nde başarıyla uyguladık, uyguluyoruz. Yani yeni bir durum yok. Bu işin acemisi değiliz. Bir deneme yanılma durumu asla söz konusu değildir. İstanbul ve Kocaeli'nde en uzak köy bile hizmeti büyükşehirden aldı. Çok da kaliteli ve çok da fazla hizmete kavuştu. İstanbul ve Kocaeli'nde başarıyla sonuçlanan bu uygulamayı şimdi tüm büyükşehirlerde hayata geçiriyoruz.''


''BİZ ŞARK KURNAZLIĞI YAPARAK SEÇİM KAZANANLARDAN OLMADIK''

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Büyükşehir Belediyesi Yasası'yla ilgili, ''Muhalefet bu düzenlemenin bir seçim yatırımı olduğu iddiasını her fırsatta dile getirdi. Anlamadıkları şu, biz şark kurnazlığı yaparak seçim kazananlardan olmadık. Bu şekilde seçim kazananlardan da değiliz'' dedi.

Erdoğan, AK Parti Genel Merkezi'nde düzenlenen Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı'nda Büyükşehirlerde belde ve köyleri kaldırdıklarını, bunları mahalle statüsüne kavuşturduklarını söyledi.

Şimdi bunların üzerinde de spekülasyonlar yaptıklarını ifade eden Erdoğan, ''Efendim beldeydi, şimdi bu belde mahalle olacak, ne olacak. Kardeşim, burada asıl olan hizmet mi? Belde belediyesinin verdiği hizmetten daha fazlasını o mahalle alacak. Olay bu kadar basittir. Daha fazlasını alacak. Niye? Çok daha fazla bir güç elde etmiş olan bir yapı var'' diye konuştu.

Erdoğan, belde ve köylerin yapısında bir değişiklik olmadığını, bunların özüne müdahale edilmediğini, sadece idari birim olarak köy değil mahalle olarak isimlendirileceğini ve bunların daha çok hizmet alacağını kaydetti.

Burada birkaç çarpıcı örnek vereceğini dile getiren Erdoğan, şöyle devam etti:

''Burası çok çok önemli. Ne yanlışlar yapılmış, ne yanlışlar yapılmış, bunu bilmeniz açısından söylüyorum. 405 nüfusa sahip bir belde belediyemizde 8 memur çalışıyor. Aynı şekilde 527 nüfusa sahip bir başka belde belediyemizde 26 kadrolu memur var. Yani nüfusun yüzde 5'i belediyede memur olarak çalışıyor. Buna rağmen yeterince hizmet üretilemiyor. Bu belediyelere maalesef yeterince yatırım yapılamıyor.
Bizi böyle aldattılar, böyle kandırdılar, 527 kişi yaşayan bir beldeye sen kalkıp da yüzde 5'ini teşkil edecek şekilde bu kadar memur tahsis edersen burada siyasetten başka hiçbir şey düşünülemez. Bu kadrolar oraya sadece siyasi nedenlerle verildi ve şimdi onlar onların maaşını bile ödeyemiyor. Araya kimleri sokuyor kimleri. Aman battık, bittik, şu kadar borcum var. Öyle mi? 10 trilyon, 20 trilyon, 30 trilyon borcu olan bu şekilde belde belediyeleri var. Be kardeşim hem borçlanacaksın hem burası yürüsün diyeceksin. Sen iflas etmişsin zaten, bitmişsin, tükenmişsin. Sonra eğer buralar ayakta dursun diye çalışırsak bu ülke batar. Yani eğer geçmişte bu yanlışlar yapılmışsa bu yanlışlar üzerine biz ülkemizi bina mı edeceğiz? Yanlışın en doğrusu, en kısa yoldan yanlıştan dönmektir.''


''HİZMET KALİTESİ VE YOĞUNLUĞUNU ARTIRIYORUZ''

Büyükşehirlerde çarpıklığı ortadan kaldıracaklarını vurgulayan Erdoğan, ''Bunu yaparak bir yandan harcamalarda büyük miktarda tasarruf sağlıyoruz, aynı zamanda hizmet kalitesini ve yoğunluğunu artırıyoruz'' diye konuştu.

Köylerin orman ve mera hatlarının aynen korunacağını, hiçbir değişikliğin söz konusu olmadığını belirten Erdoğan, belde belediyelerinde çalışan personelin hiçbir hak kaybına uğramayacağını ifade etti.

Köylerde 5 yıl süreyle belediye vergi ve harçlarının alınmayacağını dile getiren Erdoğan, büyükşehirlerde özel idarelerin kaldırılması nedeniyle bir boşluk söz konusu olmadığını bildirdi.

Büyükşehir belediyelerinin bütçe payının artırılacağına işaret eden Erdoğan, ''İlçe belediyelerine ve büyükşehir belediyelerine verilen genel bütçe payı da yüzde 2.5'tan yüzde 4.5'e kadar çıkarılacak. Büyükşehir sınırları içinde toplanan vergiden, belediyelere ayrılan payı da yüzde 5'ten yüzde 6'ya çıkarıyoruz. Böylece büyükşehir belediyelerinin gelirlerinde ortalama yüzde 20'ye yakın artış sağlanıyor'' dedi.


''KÖYDEKİ VATANDAŞ DA HESAP SORABİLECEK''

Bu yeni düzenlemenin çok daha önemli bir sonucu olduğunu vurgulayan Erdoğan, artık şehir merkezindeki vatandaş kadar köydeki vatandaşın da yerel hizmetler konusunda, kendisine gelen ve gelmeyen hizmetler konusunda hesap sorabileceğini belirtti.

Eskiden köydeki vatandaşın sadece muhtarı ve il genel meclisi üyelerini seçtiğini anlatan Erdoğan, ''Şimdi muhtarı ve büyükşehir belediye başkanını, büyükşehir belediye meclis üyelerini, ilçe belediye başkanını ve ilçe belediye meclis üyelerini de seçecek. Hizmetini beğenmediği kişiyi de bir sonraki seçimde cezalandırabilecek. Yani demokrasi yerelde başlar hedefi, bu yeni yasayla artık daha da güç kazanıyor'' diye konuştu.


''TEK ENSTRÜMANIMIZ HİZMET''

Muhalefetin, bu düzenlemenin bir seçim yatırımı olduğu iddiasını her fırsatta dile getirdiğine işaret eden Erdoğan, şöyle devam etti:

''Anlamadıkları şu, biz şark kurnazlığı yaparak seçim kazananlardan olmadık. Bu şeklide seçim kazananlardan da değiliz. Biz, popülizmle, ayak oyunlarıyla, sinsi planlarla seçime giren bir parti hiç değiliz ve hiçbir zaman da olmayız. Bizim her seçimde tek enstrümanımız var. O da hizmettir. 3 Kasım'da hizmet dedik, zafer kazandık. 28 Mart 2004'te hizmet dedik, yerel seçimde zafer kazandık. 22 Temmuz 2007'de, 29 Mart 2009'da, 12 Haziran 2011'de biz sadece ve sadece hizmetle, planla, projelerimizle milletimizin teveccühünü kazandık. Bugün de aynı şekilde milletin huzuruna hizmetle çıkıyoruz ve inşallah milletimizden de bunun karşılığını alacağız.''

Bu yasayla aslında daha çok hizmet anlayışını gündeme getirdiklerini vurgulayan Erdoğan, şunları kaydetti:

''Bu yasayla daha çok hizmeti inşallah halkımızın ayağına getirebilme imkanını yakalayacağız. Şimdi 2014 Mart ayına kadar, yani seçimlere kadar önümüzde yaklaşık 15.5 ay var. Bu süreçte tek tek 75 milyona ulaşmak ve bu yeni düzenlemeyi milletimizle paylaşmak zorundayız. Belediyeleri kapanan, köyleri, mahalleleri dönüşen vatandaşlarımıza bu yeni yasanın neleri getirdiğini, ne tür hizmetler, ne tür kolaylıklar sağlayacağını tek tek anlatacağız. Bunun yanında devam eden projeleri, başlayacak projeleri milletimize anlatacağız.

En önemlisi de milletimize baştan beri ifade ettiğim, bizim geleneklerimize, bizim kültürümüze, bizim medeniyetimize, bizim yaşayışımıza uygun şehir anlayışını, şehircilik anlayışını da anlatacağız. Yavaş ya da hızlı. Biz yaşanabilir, estetik, huzur veren şehirler inşa edebiliriz. Buna gücümüz var, buna imkanımız var. Vatandaşımızı bu sürece ne kadar katabilirsek o kadar başarılı oluruz. Allah'ın izniyle, milletimizin desteğiyle, sizin de gayretlerinizle inşallah 2023'e çok daha yaşanabilir, çok daha sağlıklı, tarihle moderni, eskiyle yeniyi, yapıyla özellikle yeşili kaynaştırmış şehirlerle gireceğiz.''

Başbakan Erdoğan, konuşmasının ardından AK Parti Siyaset Akademisi'nin ''Lider Ülke: Türkiye 3'' programında dereceye girenlere plaketlerini ve ödüllerini verdi.

Erdoğan, bundan sonra AK Parti Siyaset Akademisi'nde ilk 5'e girenlere AK Parti AR-GE Başkanlığı tarafından yurt dışı seyahat imkanı tanınacağını belirterek, bu fırsatın akademideki başarı oranını daha da artıracağını söyledi.

BİZE ULAŞIN