Derviş: İki temel sorun, laikliğin yeniden tanımı ve Kürt meselesi

Eski Devlet Bakanı, Türkiye'nin sivilleşme anlamında ABD'den farklı olmadığını belirterek, "Kürt kimliğini geliştirmek isteyenler şiddete başvurmamalı" dedi

Eski Devlet Bakanı ve ABD'deki düşünce kuruluşu Brookings Enstitüsü'nün başkan yardımcısı Kemal Derviş, Türkiye'nin Amerikalı Dostları (American Friends of Turkey) adlı derneğin 10 Kasım Atatürk'ü anma etkinlikleri kapsamında panelde konuştu. Türkiye'nin Washington Büyükelçiliği'nde düzenlenen paneldeki konuşmasının başında Türkiye'nin geçirdiği sürece değinen Derviş, ülkede "kendini Kemalizm'e referans vererek meşrulaştırmaya çalışmış askeri darbeler" yaşandığını ama "Türk ordusunun hiçbir zaman tam askeri diktatörlük kurmaya çalışmadığını" ifade etti. Derviş, şunları söyledi:
"Artık ordunun siyasetteki etkisinin önüne geçildi ve Cumhuriyet'in kurulmasından beri ilk defa, ülkede sivil gücün egemenliği tesis edildi. Sivilleşme anlamında, Türkiye bugün ABD ve İngiltere'den farklı değil.
Dini referansları kuvvetli bir partinin 10 yıldır iktidarda olması ve 100. yıl için planlar yapması, Türk demokrasisinin ne kadar geliştiğini gösteriyor.
Gelişmiş demokrasi yolunda, Türkiye'nin önünde çözülmesi gereken iki temel konu var. Laikliğin yeniden tanımlanması ve Kürt sorunu.
Bireyler elbette istedikleri şekilde dindar olabilir veya olmayabilir. Ama devletin devlet olarak dindar olmaması gerekir.
Üniversitelerde başörtüsü sorununun üstesinden gelindi. 21. yüzyılın Türkiye'sinde üniversitelerde başörtüsün ü n yasaklanması kabul edilemezdi.
Kürt kimliğini savunan ve geliştirmek isteyenler, şiddet kullanmamalı ve hedeflerini Türkiye'nin demokrasisi içerisinde aramalı, Türkiye de Kürtlerin, Türkiye vatandaşları olarak, kendi kültür ve kimliklerini algıladıkları ve istedikleri gibi yaşayabildikleri bir ülke haline gelmeli.
AK Parti hükümeti, bu yönde çözüm için samimi çabalar gösterdi çok daha fazlasının da yapılabileceğini gösterdi. Ama Kürtler tarafından da bu konulara olumlu ve olgun karşılık gelmesi gerekiyor.
BM Kalkınma Programı'nda göreve başlarken genç bir Türk kızını işe aldığımda, kızın odasına ilk yerleştirdiği eşyanın Atatürk portresi olduğunu gördüm. Kendi kendime, 21. yüzyılın ilk yarısında, yurtdışında yeni işine başladığı anda, boş duvarlarına 20. yüzyılın ilk yarısında vefat etmiş olan bir liderin resmini asan herhangi başka bir ülkeden genç bir araştırmacı var mı diye sordum. Bu, Atatürk anısının ve Türkiye Cumhuriyeti'ni kurma mücadelesinin, nasıl birçok Türkiye vatandaşının kimliğinin bir parçası olmaya devam ettiğinin sembolüdür."

BİZE ULAŞIN