Zirve Yayınevi davasında ilginç itiraf!

Zirve Yayınevi cinayetlerine ilişkin davanın 51. duruşmasında eski Malatya Jandarma Alay Komutanı emekli Albay Mehmet Ülger, cinayetlerin ardından üçüncü kattan atlayarak kaçmaya çalışırken, düşerek yaralanan Emre Günaydın için tedavi gördüğü İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Merkezi'ne gittiğini doğruladı.

Günaydın'ı ziyarete gitmediğini ileri süren Ülger, jandarma komutanı olarak, alınan tedbirleri yerinde görmek amacıyla vicdani sorumluluk duyarak gittiğini öne sürdü.

Zirve Yayınevi cinayetlerine ilişkin davanın 51. duruşmasında, tutuklu sanık Mehmet Ülger savunma yaptı. İddianamede yer verilen misyonerlik çalıştaylarının doğru olmadığını öne süren Ülger, haber elemanlarıyla misyonerlik faaliyetlerine ilişkin görüşme ya da çalıştay yapılmadığını öne sürdü. Ülger, iddianame ve eklerinde verilen HTS kayıtlarını inkar ederek, davanın tanığı ve sanığı durumundaki İlker Çınar'la da görüşmediğini savundu. Ülger, sanıklar Emre Günaydın ile Levent Ercan Gelegen'i tanımadığını söyledi.

İlker Çınar'ın, Zirve Yayınevi'ne yönelik 'sözde eylem planı'ndan bahsederken, cinayetleri bilmediğine yönelik iddialarının birbiriyle çeliştiğini öne süren Ülger, iddianamede gizli bir yapının çalışmasının gizli şekilde yürütüldüğü iddialarını hiçe sayarak, "Ortada bir eylem planı yoktur. Eğer olsa bunun bir emri olması gerekir." dedi.

İddianamede de konu olan özel ASAF kurslarının, personelin teknoloji ve örgütlerin geliştirdiği yeni taktikleri öğretmek için açıldığını savunan Ülger, ASAF kursunun 'Yaşam 1' isimli dosyayla ilişiği bulunduğu iddialarını reddederek, böyle bir dosyayı bilmediğini söyledi. Ülger'in reddettiği konu, iddianamede, "8-12 Ocak 2007 tarihleri arasında diğer sanıklar Murat Göktürk ve Adem Gedik'in de katıldığı Ankara ilinde düzenlenen Özel Asaf Kursunda misyonerlik faaliyetleri üzerinde önemle durulması gerektiğinin vurgulandığı, bu kursun ardından Malatya İl Jandarma Komutanlığı tarafından 16 Ocak 2007 tarihinde 'Yaşam-01' adıyla Zirve Yayıncılık Ltd. Şti. Malatya irtibat bürosunun misyonerlik faaliyetlerinin takip edilmesi kapsamında bir dosyanın açıldığı, bu dosya kapsamında başında kendisinin bulunduğu Malatya İstihbarat Şube Müdürlüğü'nce Zirve Yayınevi'nin faaliyetlerinin takibine yönelik planlı istibarat faaliyetlerini yürüttüğü, maktullerden Necati Aydın'ın telefonunu teknik takibe aldırdığı, misyonerlik konusunda takip için haber elemanlarına birçok kez ödemeler yaptığı, ödemelerin özellikle eylem tarihine yakın tarihlerde yoğunlaştığı tespit edildiği." şeklinde yer almıştı.

Türk Silahlı Kuvvetleri içinde TUSHAD isimli bir kuruluş olmadığını savunan Ülger, Zirve Yayınevi cinayetleri davasının, Ergenekon davasıyla birleştirilmesi çabası olduğunu iddia etti. İlker Çınar'ın ifadeleriyle hedef durumuna getirildiklerini öne süren Ülger, Çınar'ın sürekli yönlendirmeler doğrultusunda ifadelerini değiştirdiğini iddia etti. Ülger, "Çınar, itiraf adına bizlere iftirada bulunmaktadır." dedi.

Cinayetlerin ardından, kaçmaya çalışırken yaralanan asli faillerden tutuklu sanık Emre Günaydın'ın bulunduğu hastaneye gittiğini kabul eden Ülger, komutan olarak tedbirleri yerinde görmek amacıyla vicdani sorumluluk duyarak hastaneye gittiğini savundu. Ülger'in hastaneyi ziyaret saatlerindeki kamera kayıtlarının silindiği tespit edilmişti. Emekli albay, bunların da jandarmayla ilgisi olmadığını ileri sürdü. Cinayetin asli failleriyle doğrudan ya da dolaylı olarak irtibatının bulunduğu yönündeki iddiaları reddeden Ülger, cinayetler sonrası yürüttükleri dezenformasyon faaliyetlerini de inkar etti.

İddianamede, cinayetlerden sonra kamuoyu ile soruşturmayı yürüten makamları yönlendirmek amaçlı dezenformasyon çalışması yaptığı iddia edilen Ülger, bunları da reddetti. Tanık ve sanık İlker Çınar'ın ifadelerinde, kendilerine yöneltmeye çalıştığı propaganda faaliyetlerini Çınar'ın kendisine yaptığını öne süren Ülger, ''Asimetrik Harekat Planı'nı İlker Çınar, masa başında kendisi düzenlemiştir.'' iddiasında bulundu.

Davanın tutuksuz sanıklarından Aykut Saka'ya el yazısıyla mektup yazdırdığı ve tehditle mektubun altına imzasını attırdığı iddialarını reddeden Ülger, ''Saka'yı tanık olarak gösterdim. Keşke de göstermeseydim.'' dedi.

Zirve Yayınevi cinayetleri davasında sanık olarak dinlenmesi gerekenlerin tanık, tanık olarak dinlenmesi gerekenlerin de sanık durumuna düşürüldüğünü öne süren Ülger, kendisine yönelik suçlamalarla ilgili manipülasyın amaçlı imalarda bulundu. Suçlamaları reddeden Ülger, beraatını talep ederek, savunmasını tamamladı.


BİZE ULAŞIN